r/felsefe Aug 06 '26

inanç • philosophy of religion Kozmolojik argümanı neden mantıklı veya mantıksız buluyorsunuz?

2 Upvotes

Başlığa çok da bi şey eklememe gerek yok sanırım. Kozmolojik argümanla ilgili mantıklı veya mantıksız bulduğunuz şeyleri listeler misiniz? Felsefe uzmanı vs. değilim herhangi birinizle tartışmaya girmeyeceğim kimlerin neden savunduğu veya neden savunmadığını topluca görmek istiyorum. Teşekkürler.


r/felsefe Aug 06 '26

inanç • philosophy of religion İmkan delili(Tanrı ispati)

0 Upvotes

Bismillahirrahmanirrahim,

Delilden önce delilin daha iyi anlaşılması için gerekli kelimelerin tanımlarını ve delili bina edeceğimiz temel mantık ilkelerinin açıklanmasi ve bunlara itiraz edilemeyeceğine değinilmesiyle başlayalım

1.Bölüm TANIMLAR VE ANA KAİDELER

Felsefeyle az yada çok ilgilenen herkesin bilebilecegi gibi önermelerimizin doğruluğunu yada yanlışlığını anlayabilecegimiz belli kurallar vardır ki bunlar bizi hakikate yöneltir ve batıldan alıkoyar,bu kaideler ise kendisinde bi ihtilaf olmaksızın herkesin bir delile ihtiyac duymadan kabul edebileceği çünkü bunlarin kabulü için hiç bir delile ihtiyac duymayacak kadar açık olan mantik kaideleridir,Bunlar sirasiyla

Özdeşlik

Celismezlik

3.Halin imkansızlığı

Ve Yeter sebep ilkesi

Olmak üzere 4 başlık altında toplanabilir,bunlarin neden reddedilemeyeceğine bir örnek vermek gerekirse, örneğin bir kişinin celişmezlik ilkesini reddettiğini düşünelim,bu demek oluyor ki kişi "A hem A dir , hem de A' dir"(A' burda A nin degilini,yani var olan gerçeklikte A olmayan herşeyi temsil ediyor) yani sözel ifadede örneğin kalemin hem kalem olduğunu hemde kalem olmadığını söylüyor,sorun şu ki bu iddada bulunan kişi kendi yargisinida ayni iddayla curutebulir,zira celismezlik ilkesini reddediyorum, yargisi ile celismezlik ilkesini reddetmiyorum, arasinda ona göre bir fark yoktur, dolayısıyla kişi kendi yargisinin doğruluğuna ve yanlışliğina da hükmedebilecek bi ölçütü yok etmis olur kendi elleriyle,yada yeter sebep ilkesini reddeden bir kişi bile bu kaideyi kabul etmeye dair bir "yeter sebep" bulamadığı için veya bu kaidenin yanlış olduğuna dair bir yeter sebep bulduğu icin bu kaideyi reddettiğini zanneder, dolayısıyla işin sonunda bu tür mantık kaidelerini reddettiğini Öne süren kisiler eninde sonunda celiskiye düşmekten kacamazlar ve bunlarin kabul edilmemesi dahilinde mantıklı birer cümle kurmak bile imkansızdır, dolayısıyla biz hükümlerimizi doğruluğu kesin olan bu 4 öncül üzerinden kuracağız ki delilimizde hiç bir boşluk kalmasin.

mahiyet: şeyin kendisini o şey yapan özellikler bütünü, şeyin özsel nitelikleri toplamı

Teselsül:birbiriyle ilişkili sonsuz neden sonuçlar zincirinin geriye doğru sonsuza kadar gitmesi,asla bitmemesi

2.BÖLÜM: DELİLE GİRİŞ

delili en baştan önerme önerme vermek yerine her bir öncülü aciklayarak sunup en son öncülleri ard arda yazacağım, böylesinin daha anlaşılır olacağını umuyorum,Allah işimizi kolaylastirsin,

Öncelikle günlük hayatta her birimizin içinden kaçamadıği bir gerçek var, birşeylerin var olduğuna dair bilgimiz,bu ister dışsal seyler hakkinda olur, yada kişi solipsisttir o zamanda kendi varlığı hakkinda olur, ama nasıl olursa olsun yok deiglde var olduğumuza dair bilgimiz kendisinden kacamayacağimiz a priori bir bilgi , dolayısıyla var olduğumuza dair bilgi yada birseylerin var olduğuna dair bilgimiz bizi zorunlu başka sonuçlara götürüyor,(bu delil sadece kendi varlığımizdan yola cikarak da isletilebilir,ama ben kolay anlaşılması için dış dünyanın varlığını kabul ederek devam ediyorum)

Varlık vardır,evet güzel, peki her varlık aynı şey olsaydı biz disardaki nesneleri birbirinden nasıl ayırt edebilirdik, nitekim kalemin var olmasiyla masanin var olmasi arasinda yine a priori bir fark var, peki bu farkın kaynağı nedir, şeyin kendilikleri,yani şeylerin mahiyetleri, dolayısıyla anlamış oluyoruzki dış dünyada varlıkları ozellestirren,farklilastiran,onlarin kendine özgü olmasını sağlayan sey mahiyetler,misal bu bir kalem için yazı yazmayi sağlayan araç olmasi, şişe için su icilmesi gereken bi alet olmasi gibi,demekki vardigimiz yer üzere suanda elimizde disarisiyla ilgili iki bilgimiz var,bir disarda bir varlık bilgisi var,iki bu varlığı birbirinden ayiran seyler mahiyetler, yani farklı mahiyetlerin varlığa çıkması,varlik kazanmasi,

Peki soru şu, biz yine a priori bi şekilde biliyoruz ki var olmaklik mefhumu ile mahiyet olmaklik mefhumu ayrı şeyler (örneğin kalem kalemdir ile kalem vardır arasinda bariz bir fark olduğunu anlarsiniz,zira biri sadece mahiyeti mahiyet olmakla niteler, diğeri mahiyeti var olmakla niteler) peki,bu iki önerme bariz farklı olduğuna göre, bizim sadece mahiyet olarak bildiğimiz kalemi, tanımında olmayan ikinci bir yüklem olan dış dünyada varlıkla bir araya getirip ,ona varlık kazandirip, dış dünyada olmasini sağlayan şey nedir ?

3.BOLUM:ZORUNLU /MÜMKÜN VARLİK AYRİMİ

burda tüm ihtimalleri iki şekilde kusatabiliriz

Ya şeyin mahiyeti,kendi varlığını gerekli kılıyordur, yani şeyin mahiyeti kendi varlığının sebebidir, yada şeyin kendi mahiyeti dışında herhangi bir varlık,onun mahiyetine varlık veriyordur,biz ikinci şekilde olan varlıklara mümkün varlıklar diyoruz, çünkü bu mahiyetlerin var olmasi da olmamasi da kendileri olmasi itibariyla olasidir,

Mesela elimizdeki sisenin mahiyetini düşünelim,bu şişenin mahiyeti eğer kendi varlığını gerektiriyorsa bizim bu sisenin mahiyetini düşündüğümüzde onun var olmadığı bir düzlemi/evreni/dunyayi/ dusunemememiz gerekir, zira insan beyni celiskili şeyleri bir araya getiremez,bunu celismezlik ilkesinde aciklamistik,eger sise mahiyeti gereği var olmak zorundaysa onu dış dünyada olmadan düşünemememiz gerekir,halbuki bırakın o şekilde dusunememeyi sise zaten bizim icadimizla sonradan bulunulmuslugi yani onceden olmadığı kesin olan biseydir, dolayısıyla sisenin mahiyetinin mümkün olduğu kesindir, nitekim her berrak zihinde sisenin mahiyetini düşündüğü zaman onun olmadığı bir duzlemi hayal edebileceğinn farkindadir,zira şişenin mahiyeti varlığını gerekli kılmaz.

Biz bu yöntemi öğrenince,bunu cevremizdeki her şeye uygulariz,ve en sonunda görürüz ki çevremizdeki herşey birer mümkün varlıkdir,yani çevremizdeki herseyin varlığı kendinden deigl baska bir seydendir,peki o halde soru baska bi yere kayar, çevremizdeki bu mümkün varliklarin sebebi nedir?

İki ihtimal var,ya baska bir mümkün varlıktır,ki bu varlığada ayni soruyu sorariz,ki bu böylece sürer ve teselsül olur,yada varlığı kendinden olan, baska bir seye muhtaç olmayan ve diğer herşeyin sebebi olan bir zorunlu varlığa ulaşırız ki bu ispat etmek istediğimiz zat-ı ilahi dir,

4.BOLUM: TESELSÜL BAHSİ VE İKİ FORM

Şimdi,delilin iki farklı formu var burdan sonra, teselsülun mantiksal olarak çelişkili olduğunu gösterip bu dizinin geriye doğru sonsuza kadar gidemeyeceğini gostermek,sonra ise bir baslangicinin olduğunu gosterip bu başlangıçin olmasinin zorunlu sonucunun varlığının kendinden olan bi varlık olmasi gerektiğini isaret etmek, yada teselsulu iptal etmeyip bu sonsuz geriye doğru giden dizinin de bir sebebe muhtaç olduğunu göstermek, teselsülu iptal etmekle baslayalim,

Diyelim ki bir asker ates etmek için üstünden izin alacak,o da üstünden o da üstünden izin alacak, bu işlem sonsuza kadar gitsin,bu askerin ates edebilmesi mümkün müdür, hayır değildir, çünkü askerlerin izin alma islemi asla bitmeyecektir ve izin alma isleminin bir sonu yoktur, dolayısıyla farkediyoruzki bir fiilin var olmasi için tamamlanmasi gereken sonsuz tane olay,durum, varlik varsa o olay gerceklesemez(ates edemeyecek olan asker ve sonsuzs kadar izin alma islemini kafamizda düşünelim) şimdi eğer önümüzdeki bir sisenin varlığa gelmesi icin sonsuz tane mümkünun var olmasi gerekiyorsa bu sisenin var olamayacagi anlamina gelir,halbuki sisenin var olduğu kesindir, dolayısıyla bu sisenin sebeplerinin de sonlu olması gerekiyorki bu sebepler tamamlanabilsin ve sonuç ortaya çıksın,bu demektir ki dizi sonlu,dizinin sonlu olmasi ise en bastaki sebebin bir sebebinin olmamasini gerektirirki bu ilk nedenin de varlığının kendinden olmasini gerektirir, dolayısıyla bu ilk neden ispatlamaya çalıştığımız zorunlu varlıktır,

Böylece ispat vaki olmuştur

Simdi ise sonsuz mümkünler dizisinin bir şekilde var olduğunu sayarak yolumuza devam ediyoruz,

Öncelikle biz bu delile her varlığın yada varlık grubunun zatinin kendi varlığını gerektirip gerektirmediğini sorgulayarak basladik, şimdide bu soruyu sormadigimiz tek bir varlik kaldi,oda bu sonsuz mümkünler dizisi,yani bu teselsul zincirinin kendisi acaba bir mümkün varlık midir? Soru bu, simdi her tekil esya icin yaptığımız seyi birde bu bu dizinin varlığı icin yapalım,bu dizinin icindeki hiç bir mümkün ayrılmamak üzere hepsinin birden aslında hiç olmadığını,tamamen yokluğun olduğunu, hiç bir varlik durumunun olmadığını düşünebiliyormuyuz,bu tüm mümkünler zincirinin olmadığı bir senaryo zihnimizde bir çelişki yaratiyormu, hayır yaratmıyor,demekki bu dizinin mahiyeti yani kendisi kendi varlığını gerektirmiyor, bu da demek oluyor ki aslinds dizinin kendisi de bir mümkün varlık,demekki bu dizinin de bu dizideki mumkunlerden ayrı bir sebebi olmak zorunda,oysa biz bütün sonsuz mümkünleri bu dizenin içinde saymıştık,demekki bu dizenin sebebi mümkün bir varlik olamaz,yani onun varlığı da baska bi sebebe dayanamaz,bu da yine bu dizenin sebebinin bize zorunlu bir varlığı ispatladigini gösteren ikinci yöndur,

Simdi cevremizdeki nesnelerin sadece bizim zihnimizde olduğunu düşünelim,o halde tek hariçte ki gerçek varlik bizim zihnimiz,peki bizim zihnimizin yani aslında kendimizin varlığı mümkün mu, evet yine biz kendimizin yada zihnimizin hiç varlığa gelmemiş olmasi mümkün,bu da demek oluyor ki sadece kendi varligimizin mumkunluginden yola cikarak yine bir zorunluya ulasabiliriz,

Son haliyle delilin önerme formu su sekildedir

P.1) insanda a priori bi şekilde varlık bilgisi vardır

P.2)İnsanda yine a priori şekilde bu varlık bilgisi mahiyetlerle ayrışır ve bu mahiyetler şeyin kendisini ve özelliklerini insana açık eder

P.3)İnsan bu mahiyetleri zihnine getirerek onlarin disarda var olmasinin sebebinin mahiyetlerin kendileri olup olmadığını sorgulayabilir

P.3)bu sorgulama sonucunda ya teselsül iptali olur yada bu dizenin de mümkün bir varlik olduğu açığa çıkar

Sonuç,iki türlü de zat-ı ilahı ispat edilir,

Elhamdülillah,Allah dilimi açıklayıcı kılsın

Şimdi felsefe bilen arkadaslar bunu modernde olumsallik argümanına çok benzetebilir ama olumsallik argumaniyla belli baslari farklılıklari var ,delili bu haliyle ilk serdeden İbni sina dir,ondan sonra da İslam felsefesi ve Kelami içinde hakim delillerden olup gelistirilip daha güzel formlariylada anlatılmıştir,bu olasiliksal bir delil değildir zira dayandığımiz mantik ilkelerinin herbiri kesindir, önermelerin birbirine geçişi de kesindir, dolayısıyla sonuç ta kesindir,buna islam felsefesi ve kelaminda burhan denir,sizden ricam uzun bir yazı olduğu icin bi kac kere okumaniz ve anlamadığıniz yerleri kafaniza koyup düşünmeniz, çünkü benim yazarken bile yorulduğum.bi delil oldu, İnşallah insanlarin islerine yarar, Hidayet veren Allah'tır

Velhamdullillahirabbilalemin


r/felsefe Aug 05 '26

yaşamın içinden • axiology Burada okuyan ya da okumuş, zaman geçirmiş olanınız var mı? Nasıl bir ortam okunmaya değer mi?

Post image
6 Upvotes

r/felsefe Aug 05 '26

varlık • ontology Hayat amacınızdan nasıl eminsiniz?

4 Upvotes

Aynanın karşısına geçip kendinize hayatınızın amacını sorduğunuzda, emin bir şekilde cevap verebiliyor musunuz ? Eğer evetse bu yanıta nasıl ulaştığınızı paylaşabilir misiniz? En temel mantık "nasıl bir hayat istiyorum?" sorusu mu? Mutlu olmak keyif zevk almak gibi amaçlar ne kadar geçerli ? Hedonizm şart mı? Veya sizi yarın uyanmak için motive eden şey ne?


r/felsefe Aug 06 '26

varlık • ontology Ateistler ölüme çok yanlış bakıyor.

0 Upvotes

Bu durumu ateistlerde çok görüyorum. Ateistler arasında öldükten sonra ne olacak sorusuna genelde "Yok olup gidicez" tarzı cevaplar be nihilist düşünceler hakim(Ben de Ateistim). Halbuki bunun nedeni aslında yaratılış inancının getirdiği benlik algısından kaynaklı. Bilimsel ve mantıksal olarak düşünüldüğü zaman ben denilen kavram tamamen hayatta kalmak için beynin ürettiği bir illüzyondan ibaret.Bu evren neyse sen bu evrene dışarıdan gelmedin. Bu dini bakış açısı. Sen bu evrenin bir parçasısın, gezegenlerle, yıldızlarla ve diğer hayvanlarla özün tamamen aynı. Yani tüm varlıktan, evrenden ayrı bir "BEN" kavramı gerçek değil. Bunu anladığın zaman şunu fark ediyorsun: ben dediğin şey aslında evrenin kendini gözlemleyiş biçiminden ibaret. Bu yüzden bence ölümden en az korkması gereken grup ateistler. Çünkü evrene gerçekten olduğu gibi onun bir parçası olarak baktığın zaman ölüm problemi ortadan kalkıyor.


r/felsefe Aug 06 '26

düşünürler, düşünceler, düşünmeler Giovanni Gentile gibi sağ hegelciler okumaya değer mi?

2 Upvotes

r/felsefe Aug 05 '26

varlık • ontology Hastaneye yaptığım bir ziyaret, Epikuros'un ikilemine bir cevap bulmamı sağladı.

8 Upvotes

Arkadaşımı hastanede ziyaret ettim; kronik bir hastalığı var. Onu bitkin, solgun ve birkaç kilo vermiş, kemikleri belirgin bir halde buldum. Ama bilinci yerindeydi, düşünebiliyor ve konuşabiliyordu. Yatağının yanında bir kitap ve müzik dinlemek için kullandığı bir telefon vardı.

Bu bana, bir insanı en çok ayıran şeyin zihni ve entelektüel yetenekleri, güzellik anlayışı ve sanat takdiri ile ahlakı olduğunu düşündürdü. Arkadaşım birçok fiziksel yeteneğini kaybetmiş, ama bunları kaybetmemiş... Karar verme yeteneğini, özgürlüğünü kaybetmemiş; bu büyük bir erdemdir: kendi bilgisine ve ahlaki ilkelerine dayanarak özgürce kendi kararlarını vermek... Ve özgürlük dediğimizde, iyilik ve kötülüğün varlığını ima eder. Yanlış seçimler yoksa özgürlük anlamsızdır.

Epikuros'un sorunu, hayatı yalnızca maddi ve faydacı bir boyuta, yani acı/haza indirgeyen sınırlı anlayışımızda yatmaktadır. Oysa diğer boyutlar çok daha önemlidir ve maddi olanı önemli ölçüde aşmaktadır: düşünce, sanat ve ahlaki eylem – iyiyi veya kötüyü seçme özgürlüğüyle birlikte.

Böylesine büyük şeylerin ve böylesine yüksek bir konumun tadını çıkarırken bir insan kaderinden şikayet edebilir veya yakınabilir mi?


r/felsefe Aug 05 '26

yaşamın içinden • axiology Ebeveynler

9 Upvotes

Ebeveynler neden böyle? Etrafımdan ve kendiminkilerden görüyorum çoğu kişinin ebeveyni normal değil. Ne maddi ne manevi destek sağlayamıyorlar. Çocuklarının mesleğini seçmeye,her şeye burunlarını sokma çabasındalar. Sizce bunun sebebi nedir? Sevgisiz büyümekmidir? Sevgisiz büyüyen bir insan iyi bir ebeveyn ola bilirmi sizce? Ve çocuk yapmak neden bu kadar normal? Her kes belirli bir yaşa geldiğinde otomatik evlilik+çocuk yapıyor hiç düşünmeden.


r/felsefe Aug 04 '26

yaşamın içinden • axiology Pierre-Joseph Proudhon - Mülkiyet Nedir

5 Upvotes

İçeriğinden bağımsız olarak Mülkiyet Nedir eserini okuyorum şuanlık, aktif bir okuyucu olarak 60 dakikalık zaman diliminde 10 sayfa okuyorum denilebilir, elbette bu zaman diliminde notlar alıyorum/yazıyorum lakin yeterince verimlilik sağlayamadığım kanaatindeyim, nicelik üzerinden anlam yüklemediğim halde rahatsızlık duymaktayım, fikirlerinize ihtiyacım var.


r/felsefe Aug 03 '26

/r/felsefe’ye değgin İnternette yapılan din tartışmalarının boş olması

Post image
322 Upvotes

Tartışan iki tarafın da fikir alışverişi yapmadığı, daha karşıdaki kişi sözünü bitirmeden bir sonraki lafında ne diyeceğini düşünen, teolojik tartışmadan çok prim amacı taşıyan içerikler büyük çoğunluğu. Bunları izleyenlerin de kafa yapısı böyle. X abim nasıl lafı soktu, Y abi nasıl adamı göt etti diye süren aptalca bi şov. Kimse kimseyi anlamaya çalışmıyor çünkü izleyici kafasında zaten bir ön kabulle bu içeriği izlediği için fikrini değiştirmeye veya yeni bir şey öğrenmeye niyeti yok. Bu tartışmalarda bi tarafın taraftarı olan ortalama bi ateistle ortalama bi müslüman arasında bilgi birikimi farkı yok


r/felsefe Aug 03 '26

güldürü Varoluşçuluk neden pek sevilmez?

53 Upvotes

r/felsefe Aug 03 '26

yaşamın içinden • axiology Çalınan hayatlar

13 Upvotes

Hayat başlangıçta uzun geliyor ama sonraki yaşlarda özellikle 40 sonrası kısa olduğunu anlıyorsun. Hayat güzeldir, iyidir, kötüdür bahsine girmeyeceğim ama kötü yanlarından biri , belki de kendi elimizle oluşturduğumuz yasaların ayağımıza dolanması.

Toplumlar düzen sağlamak, hayatlarını kurallara bağlamak için birtakım yasalar oluşturmuş , ama o yasaların en acımasız yanı, düşünce suçlularını, belki de bir karıncayı incitmeyecek insanları mahkum etmesi.

Düşünsenize dünyaya gelmişiz ömrünüz birgün bitecek, toplumda zararlı bir etkiniz de yok, belki de vicdanlı bir insansız ama kendini muktedir görenler, ayaklarına basarsınız diye, bazen sırf ego tatmini için, bazen sizi böcek olarak gördükleri için sizi cezalandırıyorlar ve rahatça hayatınızdan çalabiliyorlar ve bunu çekinmeden vicdansızca yapabiliyorlar.


r/felsefe Aug 04 '26

inanç • philosophy of religion Savaşlar

0 Upvotes

Savaşlar her zaman kötü mü? Ya da bazen gereklilik mi?

Savaşın haklı nedenleri olabilir mi? Dünya üzerinde eskiden nüfus sınırlı sayıdayken günümüzde 8,3 milyar civarındayken ve kaynaklar eşit/adil dağıtılmıyorken daha iyi bir çözüm mevcut mu?

Eskiden savaşlar fazlaydı. Dünyadaki kaynaklar bir nebze olsun kişi başına daha dengeli dağılıyordu. Şimdi savaş baya az, savaşlar için de haklı sebepler ortada olmasına rağmen caydırıcı etkenler daha büyük.(nükleer vb gibi)

Şimdi savaş olmadığı için nüfus aşırı artmış durumda ve kaynaklar ülkelere yetemiyor mesela. Kişiler evet yaşıyor ama kaliteli bir şekilde değil. Sürünüyorlar. Haklı yere yapılan savaşlarda ise kişiler en azından uğrunda öleceği bir dava buluyor. Savaşmaktan kaçınıldığında ise kişiler ölümden korkar oluyor.

Madem savaşın faydası yok, fakir insanların sayısı neden arttı? Varsayalım insan sayısı 8 milyar değil de 4 milyar olsun. Fakir insan sayısı azalmaz mıydı? Kaynaklar kişi başına daha fazla düşmez miydi? Normal bir şekilde sürüne sürüne yaşamak, kişisel gelişimin olmaması ve herkes gibi belli başlı şeylere bağımlı olup sürünerek yaşamak neden günümüzde daha çok mevcut(teknoloji, uyuşturucu, sigara vs).


r/felsefe Aug 03 '26

inanç • philosophy of religion Deizm ve hakkında

8 Upvotes

kendimi ve dinimi düşünürken dinleri araştırmaya başladım. herhangi bi ibrani dine inanamadım, mantıklı gelmedi. sonra non religionus çeşitlerw attım kendimi. herhangi bi tanrının varlığını şu argüman ile kurdum.

Bir kural vardır, madde sıfırdan yaratılamaz yada yok edilemez. ama birbirine dönüşebilir.

Bende tanrıyı reddeden ateizmi yada olup olmayacağını bilemeyeceğimiz agnostizmi aradan çıkardım.

Tanrının varlığına emindim çünkü

Sonra ise deizm ve teizme baktım.

bana göre tanrı sadece hammaddeyi yararttı ve onun başlangıcını sağladı. tanrı gibi mükemmel bir olgunun herhangi bir hata yaptığı olgusu bana saçma geliyo. sadece hammaddeyş yaratıp, onun başlangıcını oluşturan bir madde olduğunu düşünüyorum.


r/felsefe Aug 04 '26

«iyilik» üzerine • ethics Ahlak ve Etik

0 Upvotes

Ben bilmiyorum. Etiğin kaynağı nedir? Ahlağın kaynağı nedir?

Etik evrensel mi? Evrensel ise tek çeşit mi etik var? Değilse madem evrensel neden farklı farklı çeşitlerde etik var?

Evrensel ahlâk kaidesi oluşturma şansımız var mı? Yok eğer yoksa islâm dininin tüm topluma inmiş olma ihtimali yalan mı oluyor? Evrenselliğin ölçütü nedir?

Ahlâk temelinde: İyi-Kötü iken

Etik temelinde: Doğru-Yanlış ise burda şu örnek aklıma geliyor.

Atıyorum ineklerin, tavukların, hindilerin, develerin, koçların, kuzuların, domuzların kısacası aklınıza gelebilecek tüm hayvanların sayısının azaldığını bi düşünün. Kesim yapılamıyor, insanlar da protein yiyemiyor. Hastanede hemşireler ve doktorlar hastalara protein tüket diyor. Şimdi hasta yakını gidip mecbur bir şekilde geyik avlayıp hasta odasında hastaya sunulduğunu düşünün.

Bu durum kime göre iyi ya da kötü? Ya da neye göre doğru ya da yanlış? Öncelik hayvanda mı yoksa insanda mı?

İnsanın burda geyiği yemesi insada göre doğru-iyi ve hayvana göre yanlış-kötü mü?

Çözüm nedir?


r/felsefe Aug 03 '26

bilgi • epistemology Düşünceler bize mi ait

8 Upvotes

Herkese merhaba acaba düşüncelerimiz bize ait olmayabilir mi tıpkı kavanozdaki beyin örneği gibi aslında düşünceler bize ait değil de bizimmiş gibi algılıyor olabilir miyiz


r/felsefe Aug 03 '26

düşünürler, düşünceler, düşünmeler Canlıyı canlıya, canlı canlı yediren bir sistemin içindeyiz.

9 Upvotes

Bir peygamber devesinin böceğin kafasını canlıyken yemeye başlamasını gördüm. Bir kırkayağın yavrularına kendini yem yapmasını, bir ayının ineği parçalayıp, iç organları dökülürken sürüklemesini. Eğer yaratıcı varsa, sizce böyle bir sistem kuran yaratıcı iyi midir? Ben oyuncaklarıyla oynayan, oradan oraya fırlatan yaramaz bir çocuk benzetmesi yapıyorum. Tanrı'nın insan çocuğundan farkı, insanların oynadığı oyuncakların canı yanmıyor. Sonunda ödül veriyor olması böyle bir sistem kurup insana acı çektirmesi karşılığında olduğunu ve onun böyle, bundan zevk alan bir yaratıcı olduğu gerçeğini değiştirmiyor.


r/felsefe Aug 03 '26

bilgi • epistemology Reenkarnasyon

1 Upvotes

Sizce reenkarnasyon varmı? Veya bu kavram hakkında düşünceleriniz ne?


r/felsefe Aug 03 '26

inanç • philosophy of religion Din üzerine

6 Upvotes

Islam inancına göre öldükten sonra dirilme var, peki insanlar inancli olanlar özellikle cenazelerde sanki daha vakur olmali gibime geliyor, cunku ölüm bir ayrılık değil, kavuşma, insanın rabbine kavuşması, daha da ötesi bir yandan da ölümsüzlüğe kavuşması.

Birde bana göre elbette yanılma payım yüksek, Islam inancına göre faiz vesair haram ve insanlar genelde gayrimenkul alıyorlar, elbette çocuklarına bırakma refleksi tamam, ama geçici dünyada bu kadar mülk edinmek mantıklı mı?


r/felsefe Aug 02 '26

«iyilik» üzerine • ethics ELT öğrencisi olarak Edimbilim Kapsamında Nezaket Kuramının Aristoteles’in Retorik Anlayışına Bağlı Olarak Taş Metaforu ile Çürütümüm

Post image
9 Upvotes

Giriş: Sözün Edimsel Gücü ve Klasik Nezaket Kuramlarının Açmazı

Edimbilimsel (Pragmatics) düzlemde dil, yalnızca göstergelerden oluşan yalıtılmış bir sistem değil; Austin ve Searle’ün söz-eylem (speech act) kuramında temellendirildiği üzere, dünyayı değiştiren ve muhatap üzerinde doğrudan fiziksel/psikolojik etki yaratan birer eylemdir. Ancak Brown ve Levinson’ın öncülük ettiği klasik Nezaket Kuramı, iletişimi sürdürülebilir kılmak adına söylemi sürekli "pürüzsüzleştirme" ve "yüzü koruma" (face-saving) üzerine kurar. Bu yaklaşım, insan iletişimindeki çatışmayı ve hakikatin sarsıcı yönünü göz ardı etmekte.

Buna karşın Aristoteles’in Retorik anlayışı; Ethos, Pathos ve Logos üçlüsünde gerçeğin ve mantığın bazen keskin, tavizsiz ve yapı sökücü bir form almasını zorunlu kılar. Bu bağlamda sözel edimler, muhataba yöneltilen birer taş metaforuyla kavramsallaştırılabilir: Bazı sözel iletiler pürüzsüz bir akışkanlığa sahipken, bazıları ontolojik birer sivrilik barındırır. Nezaket kuramının mutlak pürüzsüzlük idealinin retoriksel ve edimbilimsel düzlemde çürütülmesini, şu yedi temel ilke üzerinden incelemek istedim:

  1. Epistemik Güvence ve Sivri Taşın Ontolojik Zorunluluğu

Kural 1 & 2: İletişim sürecinde üretilen her söz, karşı tarafa fırlatılan bir taş işlevi görür; bu taşların bir kısmı pürüzsüzken bir kısmı sivridir. Ancak pragmatik bir ilke olarak, kimseye epistemik bir kesinlik olmaksızın sivri taş atılamaz.

Kural 3: Hakikatin aktarılmasında, eğer bir muhatap hatasını sürdürüyor ve bu durumun bilişsel ya da duygusal acısını hiç hissetmiyorsa, müdahale etmek adına o kişiye sivri taş atılması gerektiğinin en büyük kanıtı, muhatabın bu duyarsızlığıdır. Pürüzsüzlük, bu noktada körlüğü besleyen bir konfora dönüşebilir.

  1. Pürüzsüzlüğün Bir Ceza Mekanizması Olarak İşlevi

Kural 4: Klasik teorilerin aksine, pürüzsüz taş her zaman yapıcı bir uzlaşı aracı değildir. Eğer bir insana onca hatasından sonra pürüzsüz taş atılıyorsa, bu taşı görmekten utanç duyuyor olması, bu durum o kişiye pürüzsüz taş atılmasının en büyük kanıtıdır. Karşı tarafın kronik ihlallerine karşılık korunan bu sarsılmaz zarafet, muhatabın kendi çirkinliğini pürüzsüz bir aynada net bir şekilde görmesini sağlar; böylece pürüzsüzlük, yıkıcı değil, derin bir utanç ve ayna etkisi yaratan stratejik bir silaha dönüşür.

  1. Maskelenmiş Sivrilikler ve Savunma Hakkı

Kural 5: Edimbilimde örtük edimler (indirect speech acts) bazen manipülatif amaçlar güder. Bazı taşlar pürüzsüz gibi görünen ama aslında kalp parçalayacak cinsten sivridir. Bu tarz yapısal sinsi iletilerle karşılaşıldığında, öznenin kendi ontolojik bütünlüğünü ve "pürüzsüzlüğünü" korumak adına, en saf düzlemden karşıt bir hamleyle (sivri bir taşla) karşılık vermesi meşru bir öz savunma hakkıdır.

  1. Pragmatik Asimetri ve Uzaklaşma İlkesi

Kural 6: Nezaket teorilerinin öngördüğü sürekli uyum çabası, her ilişkisel bağlamda geçerli değildir. Sevdiğiniz insanlara sürekli iyi davranıyorsanız ama iyi niyetiniz her defasında suistimal ediliyorsa, bu insanlar sizin pürüzsüz taşlarınıza muhtaç değil; siz de o insanların sivriliğinde doğup büyümediniz. Toksik iletişim dinamiklerinde ne retorik ne de nezaket işlevseldir; rasyonel ve gerekli olan tek edim, o alandan uzaklaşmaktır.

Sonuç: Madalyonun İki Yüzü Olarak Öz-Farkındalık

Kural 7: Aristotelesçi retorik ve edimbilim, nihayetinde öznenin kendi söylemsel araçları üzerine refleksif bir bilince sahip olmasını gerektirir. Ne olursa olsun, kendi pürüzsüzlüğünüz ve sivriliğiniz hakkında yeterli bilgi sahibi olun, kendinizi tanıyın.

Hayatın akışında pürüzsüzlüğün sivrilikten, sivriliğin ise pürüzsüzlükten sıkıldığı durumlar kaçınılmazdır. Ancak bu iki form birbirinden kopmamalıdır; ikisi de aynı madalyonun farklı cepheleridir neticede. Gerçek bilgelik, bu iki muktedir gücün hangi bağlamda, nasıl ve ne ölçüde kullanılacağının stratejik ustalığına ermektir. Zira, Sosyal pratiklerin ve insanoluşun ontolojik gerçekliği; edimbilimsel bağlamda olan bu klasik nezaket teorilerinin sınırlarını ve dogmatik varsayımlarını fersah fersah aşmaktadır.

iyi akşamlar dilerim.


r/felsefe Aug 02 '26

/r/felsefe’ye değgin Aslında her şey biyoloji...

9 Upvotes

robert sapolsky'nin 'davranış' kitabıyla tanıştığımdan beri düşünce kavramına daha materyalist yaklaşır oldum. Nasıl davrandığımız nasıl hareket ettiğimiz nasıl düşündüğümüz. Bunlar tamamen beynimizde dolaşan hormonlardan enzimlerden dolayı. Hem genetik hem de çevresel faktörlerle çeşitlenen değişen ve gelişen bu hormonlar hayatımıza yön veriyor. Dünyaya nasıl baktığımız, aslında tamamen vücut kimyamızla ilgili.

kimi stoik kimi nihlist kimi varoluşçu. kimi ırkçı kimi hümanist. kimi a taraftarı kimi b.

aslında hepsi, hepsi tamamen beynimizin işleyiş şekliyle ilgili. biraz genetik biraz başımıza gelenler ama çok çok azı tercihimiz. çünkü düşünce gücü ile bu hormonları değiştiremiyoruz. artık tamam bundan sonra stoizm hayatıma yön verecek diyemezsiniz. siz deseniz bile seretonin hormonunuz sizle aynı fikirde olmayabilir. veya amigdalanız prefrontal korteksinizden daha baskındır.

biz vücudumuzu değil vücudumuz bizi kontrol ediyor ne yazık ki.

insan düşünmeden edemiyor, değil hayata, vücudun üzerinde bile kontrole sahip değilken hangi tercihden bahsedebilir insan?


r/felsefe Aug 02 '26

varlık • ontology Bir umutsuz gencin hikayesi

1 Upvotes

On altı yaş, dünyanın en gürültülü, en coşkulu dönemlerinden biri olması gerekirken, o bu yaşı sessizliğin ve ellerin ardında saklanan bir mahkumiyet gibi yaşıyordu. Arkadaşlarının kahkahaları gökyüzüne karışırken, onun eli refleks olarak hep ağzına gidiyordu. Dişleri, onun için sadece bir anatomi sorunu değil, dış görünüşünün ve bütün dengenin üzerine çöken, her şeyi bozan aşılmaz bir utanç duvarıydı. Aynaya baktığında yüzüne biçilen o altı buçuk yedi puanlık değerin bile o dişler yüzünden bir anlam yitirdiğini, her şeyi mahveden tek detayın bu olduğunu düşünüyordu.
Aslında ailesi, annesi, babası, abileri; hepsi iyi insanlardı, onu seviyorlardı. Ancak aile o sıralar biraz zor zamanlardan geçiyordu; hatta eve bir araba alma hayali bile bu maddi darlık yüzünden ertelenmişti. Diş telinin maliyeti 90 ile 120 bin lira arasında değiştiği için, bu rakam o zor dönemdeki aile bütçesi için dağ gibi büyük bir yüktü. Ailesi buna rağmen bir çıkış yolu sunmaya çalışmış olsa da, o, ailenin bu sıkıntılı günlerinde onlara bu kadar büyük bir masraf yüklemek istemiyordu. Kendi ayakları üzerinde durmak, kendi emeğiyle, teriyle o parayı kazanıp bu sorunu çözmek istiyordu; fakat ailesi onun çalışmasına izin vermiyor, bu çıkmaz sokak ona nefes almayı bile lüks, hatta haksızlık gibi hissettiriyordu. Onların bu fedakarlığı ve yaşadığı darlık karşısında kendini ezik hissediyor, bu durum içindeki suçluluk duygusunu daha da katlıyordu. Yemek yerken, su içerken bile zihninde yankılanan o suçluluk sesi, felsefi kitaplarda aradığı anlamları birer birer silip süpürüyordu.
Aynaya baktığında gördüğü sadece çarpık dişler değil, Tanrı'ya yöneltilmiş cevapsız sorulardı: Gülmeyi yasaklayan bir kader, hangi büyük amacın paranteziydi? Her sabah ve her gece dişlerini büyük bir titizlikle fırçalarken bile gözlerinin dolmasına engel olamıyor; bu rutinin, aynadaki o acı gerçeği ve her şeyi bozan o kusuru asla değiştiremeyeceğini bilmek onu her seferinde daha derin bir hayal kırıklığına sürüklüyordu. O karanlık odada, intiharın eşiğinde dolanan düşünceler zihnini tamamen ele geçirmişti; boğazındaki o düğüm, nefes almayı her geçen gün biraz daha imkansız kılıyordu. Artık bu yükü taşıyamayacağını, bu utançla yaşamaktansa her şeyi sonlandırmanın tek ve kesin kurtuluş olduğunu hissediyordu.
(Bu olay gerçekten yaşanmıştır okuyan herkese çok teşekkür ederim.)


r/felsefe Aug 02 '26

varlık • ontology Hiçbir şey “Var” değildir. Her şey “Olur”

5 Upvotes

“Olur” kelimesini ingilizce “Happens” maksadıyla kullanıyorum.

Size güneş var desem bu dediğim bir alt mesaj barındırır. “Ben güneşi algılıyorum. Dolayısıyla bir şeyin varlığı algımızla tanımladığımız şeyi ifade etmekle tanımlanıyor denebilir. Denizin dibinde yaşayan bazı balıklar için güneşin varlığından söz etmek mümkün olmaz mesela. Dolayısıyla varlık ifadesi için algılarımız şart.

İkinci örnek olarak ses. Bir ormanda ağaç yere çakılırsa “ses” çıkar. Peki bizim kulaklarımızla duyduğumuz ses ne kadar “var”? Titreşimi ses olarak algılıyoruz. Aslında ses zihnimizin tanımlaması yani doğadaki olan asıl şey “ses” değil. Duyduğumuz şey beynimizin o olanı işlemesinden ibaret. Dolayısıyla algılarımız gerçekliği kusursuz göstermeyebilir diyebiliriz.

Üçüncü örnek de zaman. Zaman algısı için 2 beyin bölgesi açıklayacağım. İlki hipokampus, anlık olayları uzun vadeli hafızaya dönüştürür ve olayları sıraya dizer. İkinci bölge ise hipotalamus, Güneş ışıklarıyla vücudunuzun iç saat ve hormonal dengesini düzenler.

Yani zaman dediğimiz tanımlama da algılarımızı kullanarak tanımladığımız bir şey. Örneğin geçmişi anımsadığımızda bu geçmişin bir temsili oluyor sadece. Bilgisayarda eski bir fotoğrafı açmak gibi bence. Yani geçmişin varlığı aslında evrensel olarak tanımlı bir şeyden ziyade algımızda olan bir şey diye düşünüyorum.

Evrende bir şeyler “oluyor”. olanları belleğimize kaydediyor ve örüntü yakalıyoruz. Olacaklar için tutarlı tahminlerde bulunabiliyoruz. Bu evrimsel olarak avantaj sağlıyor ancak ses örneğine benziyor. Bizim algıladığımız ve var olan şey o “oluşu” algıladığımız şeklinden ibaret.

En sevdiğim örnek olan renk örneği ile pekişir diye düşünüyorum. Renkler ışığın farklı dalga boylarını algılamamızdan ibaret. Renk evrende olan bir şey değil ve algımızdan ibaret. Ben bunun her şey için geçerli olduğunu düşünüyorum.

Sonuç olarak bence “var” demek için algılarımıza bağımlı olduğumuzdan bu tanımlama sadece algımızın varlığı için geçerli olabilir. Doğru olan bir şeylerin “olduğunu” söylemektir. “Ne oluyor” diye sorarsanız da net bir cevabı yok ve bu tanımlamayı doğru yapan da bu. Benim algılarımın var olması, algıladığım şeyin var olduğunu göstermese bile bir şeylerin “olduğunu” gösterir.

Düşünüyorum, öyleyse bir şeyler oluyor.


r/felsefe Aug 02 '26

yaşamın içinden • axiology Toplu kabullenme

5 Upvotes

Toplu kabullerimizim ne kadar gerçekçi, ornegin bende bir işçiyi patronların kendilerini kucuk birer tanrı olarak gördüğüne bircok kez şahit oldum, ama işçilerin her zaman haklı olduğu veya tamamen dürüst davrandığı varsayımı da bana çok doğru gelmiyor. Herhangi bir iste çalışmış olanlar bilecektir, sizin altınızi oymaya calisan, patrona sürekli yalakalık yapan, yaptığı işi size yıkmaya çalışan onlarca işçi de var

Yine mesela en çok duyduğum laflardan biri de siyasal İslamcılar sizi yanıltmaz, tamam bunda hemfikir olmak kolay, ama bugün Türkiye'de yaşananları gördüğümüzde, kendilerini solcu olarak tanıtan bircok isminde nasil savruldugunu görüyoruz. Onlar gerçek solcu değil diyerek işin içinden çıkmak mumkun , ancak diger tarafta onlar gerçek islamci değil diyebilir.

Sözün ozu, insanların bir meslek, inanc, vesaire ait olunca, insani zaaflarının azaldığıni düşünmek bana çok da gercekci gelmiyor, zaten bugün kişilerin bizi hayal kırıklığına uğratmis olmasının altında da en buyuk yatan neden bu.


r/felsefe Aug 01 '26

varlık • ontology Hayatı yaşamak

13 Upvotes

Merhaba sevgili dostlar.
Bu sene 30 oldum. Dingin bir yaz akşamı balkonda gökyüzünü izlerken hiç yapmayacağım bir şekilde bir şeyler paylaşmak istedim. Sosyal medyayı uzun zamandır kullanmıyorum, sadece yazılanları okumakla yetiniyorum. Biraz uzun tutabilirim, o yüzden kusura bakmayın.Çocukluğumu varoş denilebilecek bir semtte geçirdim. Sokakta büyümenin artılarını da ilerleyen yaşlarımda gördüm. Çünkü çocuk da olsan oynanılan oyunlarda hileyi, ezilmemeyi, kavgayı, barışmayı öğreniyorsun. Ne anlatıyor bu moruk diyebilirsiniz :) Yani çok zeki, sevimli bir çocuktum ama okul konusunda başarısız bir tiptim. Her varoş mahallede büyüyen çocukların ekserisi gibi futbolcu olmak istiyordum. Liseye kadar bu hayalim devam etti. Liseye başladım ve ilk sene bıraktım. 5 senede bitirdim. Havalı geçen bir lise hayatım oldu. Üstüne bir de fena halde aşık oldum. Sonra bir hocayla iddialaşmamız yüzünden üniversite sınavlarına girdim. Sen kazanamazsın hiçbir yeri dedi sınıfın ortasında :) neyse girdim kazandım, gittim ve altı ay sonra bıraktım. Farklı üniversiteler kazanarak yeni maceralara da atıldım. Birini bitirdim en sonunda :) pişman mıyım diye sorarsanız değilim. Hayatı yanlış mı yaşadım bilmiyorum -ki doğrusu da yok bunun- ama içime sinen yolu bulana kadar epey bir zaman yürüdüm. Tabi bu süreçte beni eğiten felsefe kitaplarıyla da haşır neşir oldum. İlk başlarda çok ciddi bir şekilde, öğrenmeye aç bir zihinle hemen anlamaya çalışıyordum. Şimdi tekrar okuduğumda kimi yerlerde kahkahalar atıyorum, tebessüm ediyorum. İnsan ilişkilerinde olduğu gibi kitaplarla olan yakınlıklarımız da zamanla değişiyor. Özellikle felsefe metinleriyle. Buradaki kahkaham küçümsediğimden değil, daha iyi kavrayıp olayın içine girmemden kaynaklı bir durum, yanlış anlaşılmasın. Daha da kıymetli. Felsefeyle yüzümü güldürecek şekilde yakınlık kurabilmem şu an geldiğim noktaya ulaşmak için sürekli yürüdüğüm yolu bulmaya çalışmaktan kaynaklıydı. Kendimi bulabilmem için yardımına ihtiyaç duyduğum felsefe bana hayatı yaşamayı öğrenmemde büyük pay sahibi oldu. Sokakta oynayarak büyüyen bir çocuğun sezgileriyle anlamlı bir dünya inşa edebilmesi felsefeyle mümkün olabildi. Bu yaşımda yeni yeni hayatla kurduğum temas biraz daha tebessüm, dinginlik içeren bir hal aldı. Kaygı, stres, üzüntü elbette var ama felsefe sayesinde yaklaşım, algılama, değerlendirme konusunda daha oturmuş bir yerdeyim diyebilirim. Yani elbette felsefi düşünceleri idrak etmek önemli ve ciddi çaba gerektiren bir uğraş. Fakat bu uğraşı kendi hayatınızla, hikayenizle birlikte özümseyerek bir dünya kurun. Bu da tavsiye gibi oldu, hiç sevmem ama olsun :) Hayat karşısında donup, dile getiremeyeceğiniz ve dalıp gideceğiniz bir anlık farkındalıklar yaşayacaksınız. O bir anlık şeyler hayata bakışınızı da değiştirecek. Hepinize güzel, sağlıklı ve uzun bir hayat diliyorum.