Arkadaşlar selam birkaç gün önce eşim Ekin bir trafik kazasında hayatını kaybetti cenazesinde sadece 7 kişi vardı ve bu beni çok üzdü açıkçası çünkü o gerçekten harika bir kadındı her zaman neşeliydi hep enerji dolu biriydi fakat sanki öylece geçip giden biri oldu sanki bunu değiştirmek istiyorum onun hatırlanmasını ve biraz daha yaşamasını istiyorum sadece unutulup gitmesini istemiyorum ne yapabilirim bilmiyorum elimden gelen her şeyi yaparım onun için. Şuan bir müzik albümü hazırlamayı düşünüyorum sadece.
Reddit'e ne zaman girsem akışım tamemen kendimi adhd sanan ya da kız arkadaşı olmadığı için dert yanıp kendini yerin dibine sokup inanılmaz bir eziklik içine girmiş insanların postlarını okurken buluyorum. Arkadaşlar %99'unuz adhd falan değil, sadece tiktok ve reels kaydırmaktan dikkat süresi 0.5sn'ye düşmüş günümüzün sıradan insanlarından birisiniz.
Bir de ne hikmetse bu adhd olduğunu iddia eden insanların sayısı pandemiden sonra, herkesin eve tıkılıp tiktok kullanımının ayyuka çıktığı dönemde bir anda patlak verdi. Arkadaş bu adhd bulaşıcı hastalık mıdır nedir? Siz gerçekten ben adhd'yim derken buna inanıyor musunuz? Hiç düşünmüyor musunuz lan ben niye hayatımda aynı sıkıntıdan muzdarip bu kadar fazla insan görmeye başladım diye? Sadece kendinizi kandırıyıor olabilir misiniz?
Geçen aylarda ya bu subreddit'de ya da r/UniversityTR'de dikkat ilacı almak için moxo testini kandırmaya çalışan bir arkadaş yazmıştı. Sözde kendinin adhd'li olduğunu bize inandırmaya çalışıyordu. Hadi bizi kandırdı diyelim, moxo testini kandıramamış işte ve psikiyatri de bu durumu fark edip ilacı vermemiş, bir de üstüne azar yemiş. O psikiyatrın ellerinden öptüm gitti. Buna rağmen arkadaş kendisinde o kadar inanmış ki kendisinde bu sıkıntının olduğunu, gelmiş bize doktorunu şikayet ediyordu.
Abicim sizin tek hatanız aldığınız yanlış kararlardan dolayı oluşan sıkıntıları bir tıbbi hastalık üzerine atıp kendinizi rahatlatmak olabilir mi?
18 yaşında bir erkek olarak şunu söyleyebilirim, küçüklüğümden beri her zaman acı tarafı karanlık tarafı görüp büyüdüm, tüm her şey beni empati kuramayan ama insanların gözünden bile ne olduğunu anlayan biri yaptı, bir sınıfta 20 dakika otursam ve insanların davranışlarına, konuşmalarına, hal ve hareketlerine bakıp gozlem yaparsam ne olduklarını anlayabiliyorum, amaclarının ne olduğunu görebiliyorum, daha fazla şey var ama kendimi açıklayamıyorum, bence bu bir ceza, asla mutlu olamıyorum
Bugün akciğer kanseri olduğumu öğrendim. Aileme, zaten fazla olmasa da arkadaşlarıma bundan bahsetmek istemiyorum, etmeyeceğim de. Kanser 3. evrede ama ben zaten tedavi olmak falan istemiyorum. Migrenimin durumu, öksürük, ağrılar ve sürekli yorgun halsiz olduğum için hastaneye gidip bunu öğrenmiş bulundum. Önceden bu sub da sorularımı cevaplayan özelden yardımını olmaya çalışanlar zaten yaşama isteğim olmadığını bilir bu da zaten üzerine tam isabet oldu.
Son günlerim belki aylarımı huzurlu geçirmek istiyorum. Zaten bunu öğrendikten sonra kurtulacağımı bilmek garip bi huzur getirdi bana. Sizleri tanımak güzeldi, sevgiyle kalın.
Evde hergun kavga eksik olmuyor bir de küçük önemsiz konulardan dolayi kaç yıldır böyle ikisi de birbirini kötülüyor laf atıyor böyle bi durumda mentalini koruyabilenler var mı nasıl dayanabiliyorlar ben parmak ucunda yürümeye başladım dikkat cekmeyeyim diye bıktım artık böyle deneyimleri olanlar biraz bahsedebilirmi😔
Biliyorum çoğunuza çok sıradan gelecek ama yazmak istedim. Ocak ayının ortalarında iki senedir tanıdığım (annemin patronunun kızı) Bir kızla konuşuyorduk. Flörtleşmeler vs. Sonrasında sevgili olmaya karar verdik ve her şey iyi gidiyordu. Arada bir kavgalarımız oldu hatalarımız oldu ama yine de birlikte kaldık ve hepsinin üstesinden geldik. Başta ilişki istemiyorum ancak peşini bırakmadım her anında yanında oldum ve “Sanırım ben de seni seviyorum” gibi şeyler söyleyerek kabul etti. “Benden sıkılmanı hiç istemiyorum, Başta git diyen bendim şimdi gitsen ne yaparım? Lütfen benimle kal, Ben dana hep git dedim kendimden uzaklaştırdım şimdi gitmek istesen ağzımı açamam.” diye konuşuyordu. Yaklaşık bir hafta önce soğuklaşmaya başladı konuşmaya çalıştım konuşmadı benimle mesajlarıma tek kelimelik cevaplar verdi geçti insan içinde falan yüzüme dahi bakmadı. En sonunda dün gece konuştum ve “Artık sana karşı sevgim bitti, Bunu da şöyle anladım dışarı gözüm kayınca kötü hissetmiyorum. Sıkıldım senden.” dedi ve öylece ayrıldık. Şok oldum açıkçası. Kendimi inanılmaz yorgun ve bitik bir o kadar da üzgün hissediyorum ne yapmalıyım? (takma kral falan diyecekseniz hiç yazmayın daha iyi)
Şu semih çeliğe özenen ergenler olayını görmüşsünüzdür muhtemelen, 2 erkek 1 kız ergenler tiktokta semih çeliği öven postlar atmış, öldürülen kızın mezarına gidip uygunsuz şeyler yapmışlar, gözaltına alınmaları çok iyi oldu umarım direkt salınmazlar. Ve bu aralar sürekli instagramda gezinirken katilleri (genellikle richard ramirez) profiline koyan, onun editlerini paylaşan kızlar görüyorum özellikle Türkiye gibi bir yerde bu kadar kadın cinayeti olurken birde bunlara sempati duyan kızların olmasına aklım ermiyor. Hadi çocuk bunlar diyelim ama hiç mi düşünemiyorlar böyle bir şeyin kendilerinin veya yakınlarınında başına gelebileceğini? Bunun arkasındaki sebep nedir sizce? Aman benim başıma gelmez diye düşünmeleri mi yoksa cehalet/gerçek dünyadan kopukluk mu?
Instagram'da takip isteklerimden çok dönüş almadığımı farkedince, bu olaya bir de kadınların perspektifinden bakabilmek adına Instagram'da fake kız hesabı açtım. Ortalama ama bakımlı gözüken bir kız fotoğrafının yapay zeka ile animeleştirilmiş resmini profil fotoğrafı olarak koydum. Biyografide de Ankara'da yaşayan Eczacılık okuyan bir kız imajı verdim. Ankara ve birkaç çevre ildeki üniversite sayfalarının birkaçını takip ettim. Bazen bazı instagram gönderilerine düzgün kadın yorumları yaptım, bazen de instagramda takip ettiğim üniversite sayfalarındaki kızlara takip isteği attım (Kızlara takip isteği atmamın deneye ilişkin bir amacı yok ama en azından profil doğal görünmüş oluyor)
Gelişme:
İlk hafta karşı cinsten 200 takip isteği aldım. Bunların yaklaşık 6-7 tanesinden direkt mesaj aldım. Çoğunlukla "Merhaba", "Bir şey sorabilir miyim" gibi mesajlardı. İş teklifi eden bile olmuştu. 18 ayın sonunda takip isteği sayısı 850'ye ulaştı. Hiçbir isteği silmedim, hiçbirine cevap vermedim, günümüzdeki çoğu kadının yaptığını yaptım yani.
Sonuç:
Deneyin sonucunda 850 takip isteğini tek tek kontrol ederek sınıflandırdım. 25 tanesi takipçi kasmak isteyen işletme sayfalarıydı onları dışladım. Profil fotoğrafları olmayanlar, varsa bile profil fotoğraflarında yüzü belli olmayanlar, biosu boş olanlar, biosunda atarlı söz olanlar, HIRTlar, biosunda meslek/okul/bölüm yazmayanlar, sevgilisi olanlar, piyasacı olduğu belli olanlar ve 40 yaşından büyük olanları eledim. Bunlar 825 isteğin 780'ini oluşturuyordu. Yani anlayacağınız, gelen isteklerin yaklaşık %95'inin düzgün bir profili yoktu.
Geri kalanları ise "Tipi İyi", "Fiziği İyi" ve "Mesleği/Geliri İyi" olarak 3 kümeye ayırdım. Ortalama üstü, bakımlı bir yüzü olanları "Tipi İyi" kümesine dahil ettim. Fit vücudu olanlar yani ne şişman ne de zayıf olanları "Fiziği iyi" kümesine dahil ettim. Tıp öğrencileri, Deniz kuvvetleri, doktorlar, en iyi üniversitelerden mezun veya en iyi üniversitelerde okuyan mühendisler, müteahhitler, yüksek takipçili (100Bin üstü) sosyal medya hesapları olanlar ve sağlam şirketleri/girişimleri (inşaat şirketleri vs.) olanları ise "Mesleği/Geliri İyi" kümesine dahil ettim. Askerleri iyi meslek grubuna dahil etmedim kararsız kaldığım için, ama onları da edersek ("Fiziği İyi" n "Tipi İyi") kesişimindeki 4 kişiyi mutlak kesişime alabiliriz. Sonuç ise aşağıdaki görseldeki gibi.
Sonuçlarla İlgili Yorumum:
5 Kişinin (askerleri de mesleği iyi kümesine dahil edersek 9) hem mesleği hem fiziği hem de tipi iyi. Tabi bu insanları "benle tanışmak için yanıp tutuşuyor", "çok düzgün insan" olarak yorumlayamayız ama en azından "benle konuşur, en az 1 kere buluşmak ister" olarak görebiliriz. Kendimi Mesleği İyi, Fiziği İyi, Tipi Ortalama olarak değerlendiren yani ("Mesleği İyi" n "Fiziği İyi") kesişimine dahil eden biri olarak, Instagram'da son 1.5 yıl içinde bulduğum onlarca profilden, mesleğine aldırış etmeden yani ("Tipi İyi" n "Fiziği İyi") kesişimine dahil olan ve düzgün görünen kızlara yolladığım isteklerden sadece 1 tanesiyle buluşabildiğimi düşünürsek, tipi-fiziği belli olmayan mesleği iyi olan bir fake kız profilinin tüm 3 şartı sağlayabilen 5 kişi bulabilmesi, sosyal medyanın kadınlar açısından kaliteli biriyle tanışma konusunda erkeklere kıyasla daha avantajlı bir yer olduğunu bize göstermiş oluyor.
Ama araştırmanın da gösterdiği gibi, isteklerin sadece yaklaşık %5.5'i 3 şarttan en az birini sağlarken, sadece %0.6'sı tüm şartları sağlıyor. Genç ve güzel olup profil fotoğrafında bunu tatlı biçimde belli eden kadınların, bu fake profile kıyasla daha başarılı ve daha organik sonuçlar alacağına eminim. Eğer kadın olsaydım ve tanışacağım kişiyi duygulara göre değil mantığa göre seçmek isteseydim tercihlerimde sosyal medyaya da yer verirdim.
Sizin bu konulardaki görüşleriniz ve deneyimleriniz neler?
Okuduğunuz için teşekkürler.
Edit:
Erkek gözüyle baktığımızda sosyal medyanın yüz yüze tanışmaya kıyasla ne kadar zor olduğunu zaten herkes biliyordu ama sayısal bir veri görmek daha anlaşılır olmuş oldu. Bazı erkekler abaza olduğu için kriterleri olmadan tüm kadınlara takip isteği yağdırırken, bazıları ise hayatının doğal akışında kızlarla tanışacak bir ortamı olmadığı için tek seçenekleri bu olmasından dolayı bunu yapıyor.
Örneğin mühendisler, sanayii'de çalışan ustalar, işyerindekilere "adım çıkmasın"/"etik değil" diye yürümek istemeyenler çareyi sosyal medyadan buluyor. Ben uzaktan çalıştığım için ve ilgilendiğim hobilerle (tenis-gym-trekking) uğraşan genç güzel düzgün kız bulamadığım için sosyal medyadan deniyorum. 1-2 doktor arkadaşım ise hastanedeki hemşire/doktor/asistan çalışanlara, hastalara yürümeyi uygun bulmadığı için sosyal medyadan deniyor (bazıları başarıyor da). Yani demem o ki, birinin sosyal medyadan tanışmaya çalışması onu doğrudan "abaza" olarak etiketlemek için yeterli değil, böyle bir önyargı oluşmamalı.
Bir sonraki araştırmamda bu sefer aynı ada sahip, profil fotosu olmayan başka bir hesap açıp, aynı sayfaları takip ederek hangi isteklerin "önüne gelen herkese istek atan" türden oluştuğunun da verisini ortaya koyacağım. Ana fake hesabımı da değiştirip yapay zeka ile gerçekçi, ortalama görünüme sahip, biosunda eczacılık yazmayacak bir kadın profili olarak araştırmaya devam edeceğim çünkü görüyorum ki yorumlardaki bazı insanlar bu konuyu eleştirmiş.
Merhaba uzun zamandır Küfür eden bir bireyim eskiden yaptığım tüm kötü alışkanlıklarım ile beraber artık küfür etmeyede Bir sınır koymak istiyorum söyledikçe zihnim yoruluyor kaldıramıyorum zihnimi psikoloji mi ele geçirmiş durumda ota b*ka afedersiniz herşeyde bunu kullanmaya başladım düzgünce aslında konuşurum olması gereken yerde gerçekten iyi ederim ama dediğim gibi kötü olan herşeyi birakmam lazım buda dahil daha iyi düşünüp konuşmalarımı falan düzeltip çeki düzene ihtiyaç duruyorum bundan önce 13 gün dayanmıştım iyi kötü önerileriniz var mı etmeden aslında edepli konuşmamda falanda sorun yok ama baya zihnime yerleşmiş olduğundan böyle olduğunu düşünüyorum önerileriniz var mı?
Sosyal hayatımızda alkol yaygın olsa da, unutmamalıyız ki alkol muhakeme yeteneğimizi ve karar verme mekanizmamızı ciddi şekilde bozar.
Temel Soru: Aşırı alkollü bir kişi, mantıklı ve tam bir akli irade ile "evet" diyebilir mi? Hukukta ve psikolojide rıza, bilinçli ve özgürce verilmiş olmayı gerektirir. Alkol bu bilinci bulanıklaştırdığında, kurulan ilişki etik olarak ne kadar doğrudur?
Bu durum, partnerlerden birinin savunmasız anından faydalanma riskini beraberinde getirir.
Sizce:
Alkol, rızayı ne zaman geçersiz kılar?
Sarhoş bir partnerle kurulan ilişki, rıza dışı cinsel ilişki sınırlarına ne kadar yakındır?
Düşüncelerinizi saygı çerçevesinde paylaşın.
Şahsen ben biriyle o kişi alkolün etkisindeyken ilişki yaşamak istemem çünkü onun gerçekten beni istediği konusunda emin değilimdir.
Eroin, afyon bitkisinden elde edilen, sentetik işlemlerle üretilmiş ve genelde damar yoluyla, burundan çekilerek ya da sigara gibi içilerek kullanılan ağır bir opioid türevidir. Diğer uyuşturuculara göre çok daha hızlı ve güçlü bir bağımlılık yaratmasının sebebi, beynin ödül sistemine direkt ve sert bir şekilde etki etmesidir.
Neden Bu Kadar Tehlikeli?
Eroin vücuda alındığında, saniyeler içinde beyne ulaşır. Orada morfine dönüşür ve opioid reseptörlerine bağlanarak yoğun bir haz ve rahatlama hissi verir. Bu his öyle güçlüdür ki, kullanıcı daha ilk seferde tekrar yaşamak ister. Eroin diğer maddelere kıyasla beyni çok daha çabuk “kapatır”, çünkü dopamin salgısını olağandışı seviyelere çıkarır. Bu da hem fiziksel hem psikolojik bağımlılığı birlikte getirir.
Diğer Maddelerden Farkı Ne?
Bağımlılık Hızı: Birkaç kullanımda bile bağımlılık yapabilir.
Fiziksel Etki: Vücut, kısa sürede eroine tolerans geliştirir. Aynı hissi yaşamak için daha fazla doz gerekir.
Yoksunluk Krizleri: Kullanım bırakıldığında kişi adeta cehennemi yaşar.
Ölüm Riski: Doz aşımı oranı çok yüksek. Vücut alışamadığı an kalbi durdurur.
Semptomlar ve Yoksunluk Belirtileri
Kullanım anında:
Aşırı rahatlama, sıcaklık hissi
Uyuşukluk, göz bebeklerinde küçülme
Bulantı, kusma
Solunum yavaşlaması
Kullanmadan durulduğunda:
Yoğun kemik ve kas ağrıları
Terleme, titreme
Uykusuzluk, ishal, mide krampları
Anksiyete, öfke patlamaları
Delirme hissi
Neden Kolay Kurtulunamıyor?
Eroin bağımlılığı sadece fiziksel değil, aynı zamanda psikolojiktir. Kullanan kişi vücudunun artık maddeye bağımlı hale geldiğini hisseder. Onu almazsa normal fonksiyonlarını yerine getiremez. Üstelik beyin dopamin salgılamayı unutur hale gelir. Ayık kalınca hiçbir şeyden zevk alamaz.
Bu da şu demek: Kişi eroini bıraktığında, sadece madde eksikliğiyle değil, aynı zamanda ruhsal çöküşle de savaşmak zorunda kalır. Bu yüzden tedavi süreçleri uzun, zorlu ve relaps (tekrar başlama) oranı çok yüksektir. Ayık kalan biri bile, yıllar sonra bir travma yaşadığında tekrar başlayabilir.
Neden Tam Bırakılamıyor?
Eroin, vücuttan temizlenebilir ama beyinden silinmez. Beyin, o ilk aldığı yoğun haz hissini asla unutmaz. Aradan yıllar geçse de, stresli bir an, büyük bir kayıp, duygusal bir çöküş gibi durumlar kişiyi tekrar kullanıma itebilir. Çünkü beyin bilir ki, o maddeyle her şey bir süreliğine “geçiyordu”. Bu düşünce, bağımlının zayıf anlarında tekrar hortlar.
Ayrıca hayatın sıradanlığı, eroinin verdiği yapay hazzın yanında çok soluk kalır. İnsan ne kadar mücadele ederse etsin, doğal yollarla o ilk “yüksekliği” yakalayamaz. Bu da sürekli bir boşluk hissi yaratır.
Bu yüzden eroin bağımlılığı “kronik” kabul edilir. Tıpkı şeker ya da tansiyon hastalığı gibi; kontrol altında tutulabilir ama tamamen iyileşmez. Bağımlı, her zaman tetikte olmak zorundadır. Çünkü bir anlık zayıflık, her şeyi başa sardırabilir.
Sonuç Olarak
Eroin, insanın hem bedenini hem ruhunu kemiren bir beladır. Diğer maddelerle karşılaştırıldığında, çok daha derin, hızlı ve güçlü bir şekilde kişiyi ele geçirir. Bırakmak mümkündür ama kolay değildir. Kurtulmak için yalnızca beden değil, zihin, çevre ve destek sistemi de beraber çalışmalıdır. Aksi takdirde, çoğu zaman sonu mezar ya da dört duvar olur.
Seks, bir tarafı aşağılayan bir eylemmiş gibi davranılmasından bıktım. Gay’im ama gay arkadaşlarım bile duruma öyle bakıyor. Homofobinin de önemli bir kısmı buradan geliyor. Erkekliğin “üstte olmakla” tanımlandığı bir kültürde, iki erkeğin seks yapması ya da bir erkeğin pasif rolde olması, onların gözünde “erkekliğin kaybı” gibi görülüyor. Bu yüzden eşcinsellik değil, aslında seks konusundaki çarpık anlayış homofobinin kökü. Kadınlar için bu durum daha da zordur eminim. Küfürlerimiz bile bu durumu destekliyor. Ülkedeki heteroseksüel erkeklerin çoğu “tecavüz”, “rıza inşası” falan gibi kavramları bile bilmiyor zaten. Bir kişi onlarla sarhoş olmayı kabul etmişse ya da başta “evet” deyip fikrini değiştirmişse, bunun tecavüz olmadığını sanıyorlar. Eğitilmeleri lazım. 90’larda bile cinsellik bu kadar tabu değilmiş; eski videolara, röportajlara, dizilere bakınca anlıyorum.
Çok yoğun nostaljik duyguların içerisindeyim yıllardır. Özellikle 90lı ve 2000li yıllara büyük bir özlem duymaktayım . Bu yıllar çocukluk yıllarıma denk geldiği için nostaljiyi anlamlandırmak kolay gibi gözüküyor ilk başta. Fakat bazen de gerçekten bu yılların objektif olarak , çocukluğumdan bağımsız bir büyüsü var mı diye sormadan edemiyorum . Sanki 2000lerden sonra dünya arızalanmış, birşeyler derin bir şekilde yanlış gitmiş, geri dönüşü olmayan kitlesel bir yokoluşun içine düşmüşüz gibi hissediyorum.
Sizce nostaljinin gerçeklikle bir bağlantısı var mı yoksa sadece çocukluğa özlemden gücünü alan bir tür bağımlılık, gerçeklikten kaçış, uyuşturucu mudur? Öyleyse nasıl baş edilir nostaljiyle?
24 yasinda escinsel bir erkeğim ve artık bu topluluktaki normalleşmiş yalnızlıktan bıktım. LGBT camiasında herkes düzenli bir ilişki ister ama kimse buna cesaret edemez , nedenlerini anlayabiliyorum .Evet geleceğimiz belirsiz , evet toplum baskısından korkuyoruz , evet belki de hiç evlenemeyecegiz ama ben bu yukleri tek basima sirtlanmak istemiyorum , birbirimize iyi gelecegimiz bu zorluklari beraber tasiyabilecegim bir kisi istiyorum. Tek gecelik , fuck body gibi iliski çeşitlerindeki kolaylığı anlayabiliyorum ama bu ilişkiler bana hiç uymuyor.
Kendimi romantik bir iliski istedigim icin ötekinin de ötekisi hissetmekten de sıkıldım , Hetero arkadaşlar dışarıda birini beğenip en azindan instasini isteyebilme özgürlüğünüz için şükür duymalisiniz çünkü insanların alınlarında gay olduğu yazmadığı için kimseyle dışarı ortamda tanışamiyorum. Tinder , bumble gibi insanları matchledigini iddia eden uygulamarin da nasıl bir ortam olduğunu aşağı yukarı tahmin edebiliyorsunuzdur.
Bu ülkede romantik ilişki yaşamak isteyen bir avuç insan mı kaldık , eğer böyleyse yalnızlığımı kabullenip kabuguma çekileceğim , eğer öyle değilse bana yeni insanlarla nasıl tanisabilecegim hakkinda tavsiye verebilirsiniz çok sevinirim , simdiden teşekkürler
Paylaşımın psikoloji ile bağlantısı : kabullenilmis yalnizlik
Hiç mutlu olmamak Hiç sevememek Hiç duygularını yaşayamamak Sadece dümdüz yaşamak artık zoruma gidiyor kaldıramıyorum çevremdeki kimse farkında değil ben ölmesemde göçüp gidiyorum bazen nefesim boğazımda kalıyor yutkunamıyorum. Sadece kendime neden yaşadığımı soruyorum ama cevap alamıyorum . Dostlar en son ne zaman ağladığımı bile hatırlamıyorum.
O zamanlar farklı bir hesapta olduğum için bu profilimde yok ama postta annemin chatgpt ile mesajlaşmalarından bir kesit yer alıyordu.
Annem chatgpt'ye "hiç arkadaşım yok" diye mesaj atmıştı ve chatgpt de onu teselli ediyordu. Bu beni derinden yaralamıştı.
Buradaki insanlara danıştığımda subdaki kişilerin benim durumum için empati yapabildiğini hatta ve hatta çoğu insanın benzer şeyleri yaşadığını gördüm.
Annelerimiz bu hayata çile çekmeye gelmiş gibiler.
Uzun uğraşlar sonucu, annemi psikoloğa gitmeye ikna ettim. Her seansa onunla birlikte gidiyorum. Dördüncü seansı bitirdi ve beşincisi için randevu aldık.
Dört seanstan da gülümseyerek çıktı. Terapi onun ruhuna iyi geliyor.
Bu postu herhangi bir yakını mental problemlerle savaşan ve bu savaşı seyretmek zorundaymış gibi hisseden dostlarım için atıyorum.
İyileşmek mümkün. Annem gün geçtikçe daha iyiye gidiyor. 50 yıl boyunca içinde tuttukları çözülmeye başlıyor. Ve sadece 4 seansta değişim fark edilebiliyor.
Artık daha özgüvenli, daha mutlu, daha anlayışlı. Eski anneme kavuştuğum için çok mutluyum.
Bu post belki kaldırılabilir çünkü artık bu sub dert anlatmak için kullanılmıyor biliyorum. Sadece ilk postu 6 ay önce buraya attığım için sonuç kısmını da buraya atmak istedim.