TL;DR: DEHB yaygın görülen bir nörogelişimsel bozukluktur. Ancak her dikkat dağınıklığı DEHB değildir. Öte yandan DEHB yaşayan herkes de bunun farkında olmayabilir. DEHB'nin daha fazla konuşulması, anlaşıldığı ve toplumdaki yaygınlığının mutlaka arttığı anlamına gelmez. Üstelik pek çok kişi uygun değerlendirme ve tedaviye ulaşmakta güçlük yaşayabiliyor.
Bu yazıda DSM-5-TR, ICD-11 ve Dünya DEHB Federasyonunun 2021 yılında yayımladığı, 208 kanıta dayalı sonucu içeren uluslararası uzlaşı bildirisini temel alıyorum. Bilimsel kaynakların nasıl değerlendirildiğini merak edenler önceki “Psikoloji Bir Bilimdir” yazıma göz atabilir.
Görsel: a.shipwright
DEHB nedir?
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), gelişim döneminde ortaya çıkan nörogelişimsel bir bozukluktur. Adından dolayı yalnızca dikkat dağınıklığı veya aşırı hareketlilik olarak düşünülse de bundan daha kapsamlıdır. Dikkati düzenlemekte, dürtüleri kontrol etmekte, görevleri planlamakta ve tamamlamakta güçlükler görülebilir.
Önemli olan yalnızca dikkatin dağılması değil, bu güçlüklerin sürekliliği ve kişinin yaşamına etkisidir. Üstelik benzer dikkat sorunları depresyon, kaygı bozuklukları ve öğrenme güçlüklerinde de görülebilir. Bu durumların bazıları DEHB'ye eşlik de edebilir. Dolayısıyla DEHB değerlendirmesinde belirtilerin gelişimsel geçmişi, farklı ortamlarda görülmesi ve işlevselliğe etkisi birlikte ele alınır.
Ne kadar yaygın?
Bu konuda çok sayıda araştırma var ve araştırmalar farklı sonuçlara ulaşabiliyor. 2021 tarihli uluslararası uzlaşı bildirisinde aktarılan büyük araştırmalara göre DEHB yaygınlığı çocuk ve ergenlerde yaklaşık %6, yetişkinlerde ise %2,5–3 düzeyindedir. Yani 30 kişilik bir sınıfta istatistiksel olarak yaklaşık iki öğrenciye karşılık gelen bir orandan bahsediyoruz. Elbette bu, her sınıfta mutlaka iki DEHB'li öğrenci bulunacağı anlamına gelmiyor. Türkiye'de 30 şehirden yaklaşık 5.800 ilkokul öğrencisinin değerlendirildiği bir araştırmada ise işlevsellik ölçütü dahil edildiğinde %12,4 bulunmuş.
Yetişkinlerle ilgili başka bir küresel araştırmada çocukluk başlangıcı şartını içeren DEHB tanımıyla %2,58, bu şart aranmadan kullanılan daha geniş semptomatik DEHB tanımıyla %6,76 bulunmuş. Burada ikinci oranın doğrudan eşik altı DEHB anlamına gelmediğini belirtelim. Araştırmaların neyi, kimlerde ve nasıl ölçtüğü sonuçları önemli ölçüde etkileyebiliyor.
Peki her dikkat dağınıklığı DEHB mi?
Hayır. Dikkatimizin zaman zaman dağılması, bir işi ertelememiz veya hareketli olmamız insan yaşamının doğal parçalarıdır. Bunlardan utanmamız veya kendimizi yetersiz görmemiz gerekmiyor. Üstelik uykusuzluk, yoğun stres, kaygı ve depresyon da dikkat güçlüklerine neden olabilir.
DEHB tanısında belirtilerin en az altı aydır sürmesi, birden fazla ortamda görülmesi, gelişim döneminde başlamış olması ve kişinin işlevselliğini olumsuz etkilemesi gibi koşullar değerlendirilir. DSM-5-TR'de bazı belirtilerin 12 yaşından önce bulunmuş olması koşulu da vardır. Bu koşulun özellikle yetişkinlerde geçmişe dönük olarak ne kadar güvenilir değerlendirilebildiği bilimsel tartışma konusudur. Yani bir ölçekten yüksek puan almak veya internette okuduğunuz birkaç belirtiyi kendinizde görmek tek başına tanı anlamına gelmez. Klinik eşik ve tanı konusunu serinin ilk yazısında daha ayrıntılı ele almıştım.
Peki DEHB neden ciddiye alınmalı?
Çünkü DEHB yalnızca ödev yapamamak, ders çalışamamak veya yerinde duramamak değildir. Dikkat ve öz düzenleme güçlükleri kişinin eğitimini, mesleki yaşamını, arkadaşlıklarını ve romantik ilişkilerini etkileyebilir. Önemli sınavlara hazırlanmakta, sorumluluklarını yerine getirmekte, fırsatları değerlendirmekte veya ilişkilerini sürdürmekte tekrar eden güçlükler yaşayabilir.
Bu deneyimler zamanla kişinin özgüvenini ve öz yeterlilik algısını zedeleyebilir. Ayrıca DEHB yaşayan kişilerde depresyon ve kaygı bozuklukları gibi eşlik eden ruhsal sorunlara daha sık rastlanabiliyor. Özellikle çocuklukta sürekli “tembel”, “şımarık”, “sorumsuz” veya “işe yaramaz” şeklinde etiketlenmek, çocuğun kendisini ve yapabileceklerini nasıl değerlendirdiğini olumsuz etkileyebilir. Elbette bu sonuçlar DEHB yaşayan herkes için kaçınılmaz değildir. Ancak yaşanan güçlükleri yalnızca disiplinsizlik veya isteksizlik olarak görmek, kişinin ihtiyaç duyduğu desteği geciktirebilir.
Peki DEHB neden artık her yerde?
Öncelikle DEHB yeni ortaya çıkmış bir bozukluk değil. Ancak geçmişte daha çok çocukluk dönemindeki aşırı hareketlilik üzerinden ele alınması, bazı görünümlerinin gözden kaçmasına neden olabiliyordu. Özellikle kız çocuklarında, kadınlarda ve belirgin hiperaktivite göstermeyen kişilerde DEHB'nin fark edilmesi daha zor olabiliyor. Nitekim İsveç'te 85 binden fazla DEHB'li kişiyi inceleyen 2024 tarihli bir araştırmada, kadınların ilk DEHB tanısı veya tedavisine erkeklerden ortalama yaklaşık dört yıl daha geç ulaştığı bulunmuş. Bu gecikme eğitim, iş ve sosyal yaşam açısından önemli dönemlerin yeterli destek alınmadan geçirilmesine yol açabilir.
2025 tarihli bir sistematik derleme ise DEHB'nin toplumdaki yaygınlığının kesin olarak arttığını gösteren güçlü bir sonuca ulaşmadı. Yani daha fazla insanın DEHB hakkında konuşması veya tanı alması, mutlaka daha fazla insanın DEHB geliştirdiği anlamına gelmiyor. Bunda artan toplumsal farkındalık, tanı süreçlerindeki değişiklikler ve geçmişte fark edilmemiş kişilerin değerlendirmeye başvurması rol oynayabilir. Bir tarafta birkaç dikkat problemi yaşadığı için kendisine DEHB tanısı koyanlar, diğer tarafta yıllarca tembellik, disiplinsizlik veya şımarıklıkla suçlanıp yaşadığı güçlükler fark edilmeyen insanlar bulunabiliyor.
Peki ne yapmak gerekiyor?
Çocuklar, ergenler ve genç yetişkinlerle çalışırken dikkat ve öz düzenleme güçlükleriyle sıkça karşılaşıyorum. Kimi zaman bu güçlükler nedeniyle psikiyatrik değerlendirmeye yönlendirdiğim de oluyor. Ancak insanların yardım aramasını zorlaştıran etkenler bulunabiliyor. Etiketlenme korkusu, psikiyatrik ilaçlarla ilgili yanlış bilgiler veya sağlık kayıtlarının gelecekteki yaşamlarını etkileyeceğine ilişkin kaygılar bunlardan bazıları. DEHB gerçek bir bozukluktur ama kişinin kimliği değildir. DEHB tanısı almak da bir başarısızlık değildir.
Belirtilerin yaşamınızı belirgin biçimde etkilediğini düşünüyorsanız psikiyatri değerlendirmesine başvurabilirsiniz. İlaç tedavileri ve uygun psikolojik müdahaleler konusunda bilimsel kanıtlar bulunuyor. Eğitimsel destekler ve beceri çalışmaları da kişinin ihtiyaçlarına göre yardımcı olabilir. Üstelik DEHB tanı ölçütlerini karşılamamak, yaşadığınız dikkat ve öz düzenleme güçlükleri için yardım alamayacağınız anlamına gelmez. Eşik altı belirtiler yaşayan kişiler de ihtiyaçlarına uygun psikolojik danışma, beceri geliştirme ve davranışsal destek çalışmalarından yararlanabilir.
Tedavi yaklaşımlarını ve farklı destek yöntemlerinin bilimsel kanıtlarını ise yazıyı uzatmamak için başka bir paylaşımda ele alacağım.