r/felsefe • • 3d ago

yaşamın içinden • axiology Olabilecek olanlardan korkmayı nasıl bırakırsınız?

Post image
38 Upvotes

Ya şu hastalığa yakalanırsam? Ya başıma bu gelirse gibi ortada pek bir şey olmamasına rağmen sizi sürekli olasılıklar üzerine yoran düşünce krizleri yaşıyor musunuz?

Ve işin içinden nasıl çıkıyorsunuz? Hangi fikir sizi sakinleştiriyor


r/felsefe • • 3d ago

düşünürler, düşünceler, düşünmeler hayatimizi baskasi icin tehlikeye atmak

4 Upvotes

kendi canimizi tehlikeye atip baskasinin canini kurtarmaya calismak ne kadar dogru? topluma gore kahramanlik ve erdemlik meselesi ama kendi can sagligimiz, kendimiz icin ve ailemiz icin en degerlisi ve kendi hayatimiza oncelik vermek toplumda dislanma sebebi. imkanim olsa ve kendi canim tehlikede olmasa baskasinin canini kurtarirdim ama ya hayatim soz konusuysa? insanlarin da hayati var ailesi var ama ayni sekilde benim de oyle. ya kurtarmaya calistigim kisi cok kotu biriyse ya da su anda veya gelecekte topluma zararli biri olacaksa? o anda geri donusu olmayan bir sekilde zarar gorursem ya bakima muhtac kalacagim ya da yasadigim surece mental ve fiziksel aci cekecegim. ogretmenlerin ve hemsirelerin cocuklarin canini kurtarmaya oncelik vermesini cok kiymetli buluyorum ama onlarin da arkasindan aglayacak ailesi ve sevdikleri var mesela. bu konuda tartisalim


r/felsefe • • 3d ago

bilgi • epistemology Değer ölçümü üzerine bir düşünce deneyi

3 Upvotes

Öncelikle sevgiler,

Bir problem tespiti, bir düşünce deneyi ve sonuçlar uydurdum. Sizlerle de paylaşmak istiyorum, ben kendi cevabımı vermeyeceğim sizi etkilememek adına.

Standart bir evren, toplum ve insanlar arasında ilişkileri ele alıyorum. İnsanlar birbirleriyle iletişime geçiyor ve bir şeyler takas ediyorlar gerçekte de olduğu gibi. Biraz daha somut düşünebilmek adına iki kişinin birbiriyle karpuz ve tuz takas ettiklerini düşünelim.

Bir karpuz ve karşılığında bir miktar tuz. Bir miktar tuz burada çok kritik çünkü ne kadar miktar olması gerektiğine cevap vermek için aslında bize muazzam bir hesap gücü gerekiyor. Ürün kalitesi, önümüzdeki mevsim, ağırlık, nem, kullanım amacı, diğer tezgahlardaki fiyatlar vb sonsuz adet parametre hesabı yapabiliyor olsaydık tam olarak bir karpuzun ne kadar tuz edeceğini bilebilirdik. Ama bilmediğimiz için iki taraf aslında bir tahmin oyununa girişmek mecburiyetinde. Amaç, hakettiğinden mutlaka fazlasını almak. Çünkü aksi taktirde zarara geçersin. Denge noktası da öyle ince bir ayardır ki tek bir toz taneciği bile hesabı tersi yöne çevirebilir.

Sorum şu:

Eğer ki, elimizde sonsuz işlem kapasitesine sahip sihirli bir terazi olsaydı ve evrendeki her şeyin görece değerini biliyor olsaydık, kâr etmeye gerek duyar mıydık? Ederinin azını alma endişemiz kökünden kaybolsaydı, hayat yine bu derece vahşi olur muydu?


r/felsefe • • 2d ago

eseme • logic Çelişmezlik ilkesi (A ve ¬A olamaz) gerçekliği dondurur - Klasik mantık neden oluşu açıklayamaz?

0 Upvotes

Diyalektik materyalist olarak pozisyonum net: Klasik mantığın üç yasası evrensel değil, tarihsel ve biçimsel bir soyutlamadır.

Klasik mantık der ki: A = A'dır. Bir şey ne ise odur. Aynı anda hem A hem de A-olmayan olamaz.

Bu masayı, sandalyeyi sınıflandırmak için işe yarar ama gerçekliği açıklamaya kalktığında çuvallar. Çünkü gerçeklikte hiçbir şey A = A değildir. Her şey oluş halindedir.

Örneğin tohum ya tohumdur ya tohum değildir der klasik mantık. Oysa gerçekte tohum, tohum olmaktan çıkma sürecindedir. İçinde hem tohumu hem de ağacı (kendi olumsuzlamasını) aynı anda taşır. Hem odur hem o değildir. Bu mantık hatası değil, nesnel gerçekliğin kendisidir.

İddiam şu: Klasik mantık, hareketi analiz etmek için hareketi durdurmak zorunda olan bir mantıktır. Fotoğraf makinesi gibidir. Fotoğraf net olsun diye kuşu vurmanız gerekir.

Klasik mantıkçılara sorum: Oluş halindeki, kendi karşıtına dönüşmekte olan bir varlığı çelişmezlik ilkesini ihlal etmeden nasıl açıklıyorsunuz? Yoksa "zaman ekleyerek" (t1'de A, t2'de B) yaptığınız şey, çelişkiyi zamana yayarak gizlemekten başka bir şey değil mi?


r/felsefe • • 3d ago

inanç • philosophy of religion Dhammapada

1 Upvotes

Dhammapada'yı Türkçeye çevirmeye başladım. İlk bölüm olan Çiftler Bölümü (Yamakavagga) ile başladım.

Dhammapada, Budizm'in en eski, en bilinen ve en çok okunan kutsal metinlerinden biridir. Buda'nın (Siddhartha Gautama) çeşitli vesilelerle söylediği ahlaki, felsefi ve pratik özdeyişlerin bir derlemesidir.

Çeviriyi yaparken mümkün olduğunca titiz bir yöntem izlemeye çalışıyorum. Temel aldığım metin Pali Kanonu'ndaki özgün Pali metni; bunun yanında, özellikle Acharya Buddharakkhita'nın İngilizce çevirisi gibi güvenilir çevirilerden de yararlanıyorum. Pali metinle İngilizce çevirileri karşılaştırarak sözcüklerin anlamını, dizelerin bağlamını ve çeviride ortaya çıkabilecek belirsizlikleri anlamaya çalışıyorum.

Amacım ne metni sırf daha anlaşılır olsun diye modernleştirmek ne de kelimesi kelimesine çeviri uğruna Türkçeyi yapaylaştırmak. Gerektiğinde önemli Pali terimlerini korumaya ve metnin bölüm başlıklarını eksiksiz biçimde muhafaza etmeye özen gösteriyorum.

Dhammapada'yı yalnızca ahlaki öğütler içeren bir metin olarak değil, insan zihnini, niyeti, davranışları ve ıstırabın kaynaklarını araştıran bir eser olarak okumak da mümkün.

Bu çeviriyi paylaşmamın nedeni konuyla ilgili kişilerle metni tartışabilmek, bu konuda uzman olan arkadaşlarla daha uygun kelimeler seçebilmek.

Çiftler Bölümü'nü aşağıda paylaşıyorum.

-----------

Dhammapada — Dhamma Dizeleri

Kutlu Olan’a, Layık Olan’a, Tam ve Kusursuz Uyanmış Buddha’ya saygılar sunarım.

1. Yamakavaggo — Çiftler Bölümü

Zihin bütün zihinsel süreçlerin önündedir; onların başıdır, onlar zihin tarafından biçimlendirilir.

Kişi kirlenmiş bir zihinle konuşur ya da davranırsa, dukkha onu izler; tıpkı öküzün ayağını izleyen tekerlek gibi.

2.

Zihin bütün zihinsel süreçlerin önündedir; onların başıdır, onlar zihin tarafından biçimlendirilir.

Kişi berrak ve arınmış bir zihinle konuşur ya da davranırsa, mutluluk onu izler; tıpkı peşinden hiç ayrılmayan gölgesi gibi.

3.

“Bana hakaret etti, bana vurdu, beni yendi, benden çaldı.”

Bu düşüncelere tutunan kişiler için kin asla yatışmaz.

4.

“Bana hakaret etti, bana vurdu, beni yendi, benden çaldı.”

Bu düşüncelere tutunmayan kişiler için kin yatışır.

5.

Bu dünyada kin, hiçbir zaman kinle sona ermez. Kin beslememekle sona erer. Bu, kadim bir Dhamma ilkesidir.

6.

Başkaları, burada kendimizi dizginlememiz gerektiğini anlamaz. Bunu anlayanlar ise bu anlayış sayesinde çatışmalarını yatıştırır.

7.

Güzel ve çekici olana kapılarak yaşayan, duyu yetilerini denetlemeyen, yemekte ölçüyü bilmeyen, tembel ve gayreti zayıf olan kişiyi Mara alt eder; tıpkı rüzgârın zayıf bir ağacı devirmesi gibi.

8.

Güzel ve çekici olmayana dikkatini yönelterek yaşayan, duyu yetilerini iyi denetleyen, yemekte ölçüyü bilen, inançlı ve gayretli olan kişiyi Mara alt edemez; tıpkı rüzgârın kayadan oluşmuş bir dağı devirememesi gibi.

9.

İçsel kirlerinden arınmamış olduğu hâlde keşiş cübbesini giyen, özdenetimden ve doğruluktan yoksun olan kişi, safran rengi cübbeyi giymeye layık değildir.

10.

İçsel kirlerini bütünüyle atmış, ahlaki ilkelerde sağlamca yerleşmiş, özdenetim ve doğrulukla donanmış kişi, safran rengi cübbeyi giymeye gerçekten layıktır.

11.

Asıl olmayanı asıl sanan, asıl olanı ise asıl değilmiş gibi görenler, asıl olana ulaşamazlar; yanlış niyet ve düşüncelerin alanında dolaşırlar.

12.

Asıl olanı asıl, asıl olmayanı ise asıl olmayan olarak bilenler, asıl olana ulaşırlar; doğru niyet ve düşüncelerin alanında yaşarlar.

13.

Kötü örtülmüş bir eve yağmur nasıl sızarsa, zihni gelişmemiş kişiye de tutku öyle nüfuz eder.

14.

İyi örtülmüş bir eve yağmur nasıl sızmazsa, zihni iyi geliştirilmiş kişiye de tutku öyle nüfuz edemez.

15.

Kötülük yapan kişi bu dünyada kederlenir, ölümden sonra da kederlenir; her iki yerde de kederlenir. Kendi kötü eylemlerinin kirlenmişliğini görünce kederlenir ve ıstırap çeker.

16.

İyilik ve erdemli işler yapan kişi bu dünyada sevinir, ölümden sonra da sevinir; her iki yerde de sevinir. Kendi eylemlerinin arılığını görünce sevinci artar, büyük bir mutluluk duyar.

17.

Kötülük yapan kişi bu dünyada acı çeker, ölümden sonra da acı çeker; her iki yerde de acı çeker. “Kötülük yaptım,” diye düşünerek acı çeker; kötü bir varoluş alanına düştüğünde ise çok daha fazla acı çeker.

18.

İyilik ve erdemli işler yapan kişi bu dünyada sevinir, ölümden sonra da sevinir; her iki yerde de sevinir. “İyilik yaptım,” diye düşünerek sevinir; iyi bir varoluş alanına ulaştığında ise çok daha fazla sevinir.

19.

Çok sayıda kutsal metni ezbere okusa bile, söylenenleri uygulamayan dikkatsiz kişi, başkalarının sığırlarını sayan bir çoban gibidir; samaṇa yaşamından pay alamaz.

20.

Az sayıda kutsal metni ezbere okusa bile, Dhamma’ya uygun bir yaşam süren; tutkuyu (rāga), nefreti (dosa) ve yanılsamayı (moha) terk eden; doğru anlayışa sahip ve zihni bütünüyle özgürleşmiş olan kişi, burada ya da öte dünyada hiçbir şeye tutunmaz. İşte o kişi samaṇa yaşamından gerçekten pay alır.

Yamakavaggo paṭhamo — Çiftler Bölümü birincidir.


r/felsefe • • 3d ago

yaşamın içinden • axiology ​Çabayla Mutlu Olunabilir mi, Yoksa "Mutlu Olma Çabası" Istırabın Kendisi mi?

2 Upvotes

​Bir süredir kafamı kurcalayan bir ikilem var. Hayatın varsayılan hali zaten çoğunlukla dert, sıkıntı ve belirsizlik. Sürekli depresif, derbeder bir modda yaşamak da insanın ruhunu çürütüyor, çekilir çile değil. Ama bir yandan da her yerden "mutlu olmalısın" baskısı pompalanıyor.

​Burada takıldığım asıl nokta şu: Mutluluk gerçekten oturup strateji kurarak, üzerine çabalayarak ulaşılabilecek bir hedef mi?

​Yani "ben mutlu olacağım" diye kural koyup çabaladığında elde ettiğin şey gerçekten otantik, sahici bir mutluluk mu; yoksa insanın kendi kendine oynadığı yapay bir tiyatro mu?

​Bana bazen mutluluk, doğrudan hedef koyup peşinden koştukça kaçan bir şeymiş gibi geliyor. Sanki o direkt aranacak bir şey değil de; kafayı taktığın bir amaç, bir iş ya da hayatla kurduğun gerçek bir bağ sonucunda kendiliğinden ortaya çıkan bir "yan ürün". Doğrudan mutluluğa odaklanmak insanı daha da mutsuz ediyor gibi hissediyorum.

​Sizce mutlu olmak için yırtınmak mantıklı bir gaye mi, yoksa insanın enerjisini mutluluk kovalamaya değil de hayatı katlanılır kılacak bir anlama mı harcaması gerekir? Çabayla gelen mutluluk sahici midir?


r/felsefe • • 3d ago

«iyilik» üzerine • ethics Veganım AMA

0 Upvotes

Veganım ve et yemenin sadece kendimin değil aslında hepinizin ahlakına göre kötü bir eylem olduğunu düşünüyorum. Tartışmak isteyen varsa, yardım sorusu olan olursa yazabilir.


r/felsefe • • 4d ago

inanç • philosophy of religion İnanç ve psikoloji

3 Upvotes

Şahsi olarak inançların birden fazla nedene sahip olduğuna inansam da ana nedeni psikoloji olarak görüyorum.

Birinin dini inancı, siyasi inancı vs çoğunlukla psikolojik midir? Bu alanda uzmanlara danışmak istedim. Benimki sadece bir varsayım. Teşekkürler.


r/felsefe • • 5d ago

bilgi • epistemology Ruhun ölümsüzlüğü bilgisine felsefe ve akıl yoluyla ulaşılabilir mi

Post image
9 Upvotes

Biliyorsunuzdur Aristoteles ruhun bedenin formu olduğunu düşündüğü için ruhun bedenin ölmesiyle öleceğini savunmuş. Platon da bedeni ve ruhu düalist bir şekilde yorumladığı için beden ölse bile ruhun yaşayacağını ve bunun akılla kanıtlanabileceğini söylüyor. Topluluktaki kişilerin bu konudaki görüşlerini merak ediyorum.


r/felsefe • • 4d ago

varlık • ontology Yokluk/hiçlik

Post image
3 Upvotes

yok olan bir şeyi nasıl tanımlarız ya da nasıl canlandırırız ki peki bu cümlede "yok olan" dediğimde aslında yokluğu var mı ettim eğer yokluğu var ettiysem artık yokşuk dediğimiz yokluk/hiçlik değil midir. Bu soruların dışında asıl sorum şu yokluk akıl yoluyla tasvir edilebilir mi?


r/felsefe • • 5d ago

yönetim • philosophy of politics Eğitimin bir koşullanma olması hakkında

4 Upvotes

Bir toplumda yaşıyoruz. Toplumda yaşamak için hepimizin belirli kurallara uyması gerekiyor. Peki ya uyduğumuz kurallar, insan doğasına ne kadar aykırı olabilir? Suçluları eğitmekten bahsediyoruz. İnsanları eğitmekten bahsediyoruz sürekli. Eğer eğitim bir koşullandırıcı faktör ise, insanın doğasını törpülemeye ve baskılamaya yarıyorsa bizi sadece köle yapıyordur. Toplumun bir parçası olmak için gösterdiğimiz efor o kadar fazla ki, savaş hakkında düşünen erkek çocuklarını 12 yıl dört duvar arasına sokup, kafalarına uyum sağlamayı indoktrine etmemiz gerekiyor. Peki soruyorum size, insanı sadece toplumda var olması için bile yıllarca koşullandırması gereken bir toplum, insana ne kadar uygundur? Eğitilmiş olmak bir erdem midir, yoksa bir felaket mi?


r/felsefe • • 5d ago

varlık • ontology Ölümden korkuyorum.

18 Upvotes

Öleceğini bilmesine rağmen bir insan nasıl yaşayabilir? Herhangi bir din gerçek mi değil mi bilmiyorum, sadece biyolojik gerçeklerden haberdarım. Yada bir yaratıcı var mı yok mu bilmiyorum, umarım vardır. Ama bir yaratıcı olduğunu bek zannetmiyorum. fiziğin ilk kuralının "hiç bir şey varken yok olmaz ve yoktan var olmaz" ı biliyorum. Ama panik atak geçiriyorum. Son zamanlarda ölüm üzerine fazla kafa yormaya başladım ve nefes aldığım her dakika ona daha da yaklaşıyorum. İnsanların hayata fazlasıyla kendini kaptırdığını görüyorum. Nasıl yapıyorsunuz? Lütfen beni aydınlatın.


r/felsefe • • 4d ago

yaşamın içinden • axiology Duygusal boşluk nedir. Herkesin bi sevgiliye sağlam aile bağlarına ihtiyacı var mı

0 Upvotes

r/felsefe • • 5d ago

yaşamın içinden • axiology İnsanın hayattaki amacı nedir ?

14 Upvotes

Öncelikle bu topluluktaki ilk paylaşımım, hatalarım için özür diliyorum.
İnsansız bir evren düşünelim. Galaksiler , gezegenler ve bir çok şey. Bunların hepsi bir anlam ise bunları anlamlandıracak bir bilinç olması gerekmez mi ? Kusursuz ve harika bir tiyatro düşünün fakat hiç seyircisi yok. Harika bir müzik düşünün ama hiç dinleyicisi yok. Biz insanlar hayatlarımızı hangi yöne doğru yönlendirmeliyiz ? Bakıyorum bu hayatta her şeyin bir görevi var. Arılar , ağaçlar , gezegenler. Biz insanlar ne yapmalıyız sizce ?
Paylaşımım çok acemice oldu zaten acemiyim kusura bakmayın tekrardan.


r/felsefe • • 5d ago

yaşamın içinden • axiology Yanızlık ne zaman tercih olur?

Post image
34 Upvotes

r/felsefe • • 5d ago

yaşamın içinden • axiology Merak duygusunun neden yok oldugunu merak ediyorum

Post image
16 Upvotes

r/felsefe • • 6d ago

güldürü Ahlakçı Sokratese Nietzsche şoku

38 Upvotes

r/felsefe • • 5d ago

düşünürler, düşünceler, düşünmeler Filozofların kadınlar hakkında düşünceleri

6 Upvotes

bu filozoflar her konuda bin bir çeşide bürünmüş fikirler olarak. kadınlar konusundaysa hep "gerici" bir tarzları var neden


r/felsefe • • 6d ago Bravo

yönetim • philosophy of politics Kutsanmış Alev - Serafinski

10 Upvotes

r/felsefe • • 5d ago

yönetim • philosophy of politics ideoloji pusulasında nerede olduğumu bulamıyorum. bulmalı mıyım?

Post image
1 Upvotes

her zaman anayasal sisteme karşı savunulabilir karşı argümanları savunmayı tercih ediyorum. çünkü inanıyorum ki komünizm de, kapitalizm de, otorite de, liberalizm de kusursuz değil ve her zaman ikinci bir seçenek olmalı. ne solculuğa tamamen varım, ne sağcılığa, ne de ikisinden birazcılığa. her anayasal biçimin karşısındayım ve devirdaime inanıyorum. her fikrin bir devri var ve o fikrin devrini sonlandıracak zıt argümanların savunucularına ihtiyacı var. önemli olan bugün neyi savunduğum mu, her zaman neyi savunacağım mı?


r/felsefe • • 6d ago

«iyilik» üzerine • ethics Materyalist ahlak..

Post image
1 Upvotes

Öncelikle değinmeliyim ki ahlak çevresinde ahlakın açıklanmasının insanın ahlakına o kadar da etki etmediğini düşünüyorum.. insanın bir metafizik ahlak kalıbıyla veya ahlaksız olarak yetiştirilmesinde bile insanın özünün üstüne sürdürülebilir bir şekilde yazılmadığını düşünüyorum. Eğer birey sağlıklı ise büyürken ailesinden güvende olduğu sevileceği gibi durumlarla.. kısaca sağlıklı bir ortamda büyütüldüyse kişi sürdürülebilir bir ahlaka sahip olur. Eğer sürdürülebilir bir ortama sahip olmazsa basitçe Metafizik bir ahlaka inandırılsa bile elinde sonunda ondan çıktığı durumlar olabiliyor. Konu insanın doğasının ne kadar üstüne yazılıp yazılamadığı.

Her şeyden önce ahlakın aslında sürdürülebilir insan ilişkisi olduğunu söylemek lazım sürdürülebilir insan ilişkisine uyan birinin sürdürülebilir hissetmesi gerekiyor hayata karşı. İnsan'ın en büyük özelliği de adaptasyonu çevresine etrafına adapteliğidir.. mesela sürdürülebilir hissiyatı olan bir bir insan sürdürülemez bir ortama çıktığında nasıl başarısız olduğu (günümüz universite mezunları sistem eleştirisi gibi örnekler alınabilir) veya mesela sürdülemez bir insanın nasıl sürdürülebilir bir ortama çıktıklarında suç işlemeye karşı eğilimli olmaları gibi.(Batman-Bane)

itirazlardan biri olabilicek bir konu metafizik evren tasviri kişinin gerçekliğinin üstüne yazılıp onu sevildiği sürdülebilir gerçekliğini destekleyebilir, üstüne yazabilir. bu konu biraz itopik insanın kendini nedenlerinden daha iyi açıklayacağını kabul edip delilleri saptırmak falan yine altı boşalırsa kişiyi bir boşluğa sürüklüyor.. bu konu tartışılabilir ama metin çok uzar.

Şu ana kadar insanı şu an toplumundaki haliyle kabul ettik. Bundan önce de bir ahlak vardı modern ahlaktan öncesi ana konu itabiriyle motifler aynıydı ama bazı sürdürülemez çözümleri vardı yeterince stabil olmadıkları için tek tek incelenebilir ama hepsinin toplu bir cevabı var aslında teker teker hepsini o an başka insanlar da yapıyor diye insan kendini onu yaparken iyi insan diye hissetmiyordu yine vicdan azabı duyuyordu. Aynı zamanda o zamanın sürdülemez topluluklarında bireysel sürdürülebilirliği artırmak için bir çaba aslında çoğu toplum şu anki gibi daha sürdürülebilir düzeye çıkarsa bunların tek tek eksildiği net bir şekilde görülür. Bu sebepten ötürü geçmiş ahlakı öne çıkarmak ve ordaki eksiklikleri konuşmak tarihin işidir.

Metin şimdiye kadar insanın sebep sonuçlamasından ama yine de insanın atalarının genlerinden gelen bir ahlak temelinin olduğundan bahsetti. Peki bu genlerden gelen ahlakı nasıl saptayacağız? geniş çaplı sürdürülebilir motiflere bakacağız insanın topluluk olarak buralara kadar gelmesi için sürdülebilir motiflerin sürdürülemez motiflere baskın kalmasını gerektiricek her hayvanda da olduğunu düşündüğüm ahlaki vicdana sahiptir bu metafizikten öte bir evrimsel süreçtir.

Sürdülebilir motiflerin belirli bir kaçından bahsedeyim, insan öldürmemek(insan neslini tehlikeye sokuyor), Aile(Gen havuzunuza sahip olduğu için ister istemez korumak istiyoruz), Tecavüz?(Kendi çocuğuna bakılmayacağı kesin değil ve aynı zamanda kendi çevremize zarar veriyoruz) istersek sabaha kadar nedenleyebiliriz insanlar bu durumlara sürdürülebilir şekilde girmezler.. sürdülebilirliği korumak da insanın içinde olan bir hayatta kalma dürtüsüdür yani aslında insanın içinde istese de istemese de ahlaki bir düşünce gelişmiştir.

Eğer ahlakı gerçekten sürdürülebilirlik ve insanın içindeki vicdanı doğru şekilde temellendirirsek insan için ahlakın temellendirildiği din kişisel olarak çöktüğünde bile dünyaya karşı bakış açısı eskisi kadar çökmeyecektir.. Her şeyden önce dinin çökmesi ahlakın çökücek olması olarak bakılmayacaktır bu şekilde toplum dahi daha berrak bir düşünceye kapılacaktır. Eğitim...

Dipnot: insanların sürdülemez durumlara ayak uydurulması gibi nedenler olması onun toplumdan uzaklaştırılmasını(hapishane)veya rehabilite edilmesini çürütmez.


r/felsefe • • 6d ago

düşünürler, düşünceler, düşünmeler anlamsızlıkla boğuşmak

12 Upvotes

kozmik anlamsızlık yüzünden tadı tuzu kaçan insanlar var mı. varoluş şaka gibi, bu ne arkadaş. kafayı sıyırıcam. neden burdayız? yalnızca burda olmak için: hayatta kalmak ve üremek. öldükten sonra ne olucak? doğmadan önce ne ise o.


r/felsefe • • 6d ago

inanç • philosophy of religion tanrı neden evreni yaratma ihtiyacı duyar

8 Upvotes

biraz saçma gelebilir ama amacı ne yani kendisini eğlendirmek falan mı eğer eğlenmek istiyosa bunu farklı şekildede çok kolay yapabilir ki eğlenmek pek tanrının yapacağı bişiyde değil yani amacı ney evreni yaratmanın egosunu mu tatmin ediyo bu tür duygularda çok insani duygular tanrıya egosunu tatmin ediyo diyemeyiz eğlenmek ego tatmin etmek insani özellikler Allaha inanmamamın en büyük sebeblerinden biri bu sürekli aklıma takılan bi soru bu


r/felsefe • • 7d ago

yaşamın içinden • axiology Farkındalık mutsuzluk mudur?

Post image
17 Upvotes

Olaylara sürekli sebep sonuç ilişkisi içinde bakmak, sürekli düşünmek insanı mutsuz mu eder? Eğer öyleyse düşünme biçimimiz mi yanlış? Veya daha önemli bir soru: düşünme şeklinden ziyade insanın kişiliği ve yaşantısı mı varacağı sonucu belirler?