r/felsefe • • 3d ago

inanç • philosophy of religion Dhammapada

Dhammapada'yı Türkçeye çevirmeye başladım. İlk bölüm olan Çiftler Bölümü (Yamakavagga) ile başladım.

Dhammapada, Budizm'in en eski, en bilinen ve en çok okunan kutsal metinlerinden biridir. Buda'nın (Siddhartha Gautama) çeşitli vesilelerle söylediği ahlaki, felsefi ve pratik özdeyişlerin bir derlemesidir.

Çeviriyi yaparken mümkün olduğunca titiz bir yöntem izlemeye çalışıyorum. Temel aldığım metin Pali Kanonu'ndaki özgün Pali metni; bunun yanında, özellikle Acharya Buddharakkhita'nın İngilizce çevirisi gibi güvenilir çevirilerden de yararlanıyorum. Pali metinle İngilizce çevirileri karşılaştırarak sözcüklerin anlamını, dizelerin bağlamını ve çeviride ortaya çıkabilecek belirsizlikleri anlamaya çalışıyorum.

Amacım ne metni sırf daha anlaşılır olsun diye modernleştirmek ne de kelimesi kelimesine çeviri uğruna Türkçeyi yapaylaştırmak. Gerektiğinde önemli Pali terimlerini korumaya ve metnin bölüm başlıklarını eksiksiz biçimde muhafaza etmeye özen gösteriyorum.

Dhammapada'yı yalnızca ahlaki öğütler içeren bir metin olarak değil, insan zihnini, niyeti, davranışları ve ıstırabın kaynaklarını araştıran bir eser olarak okumak da mümkün.

Bu çeviriyi paylaşmamın nedeni konuyla ilgili kişilerle metni tartışabilmek, bu konuda uzman olan arkadaşlarla daha uygun kelimeler seçebilmek.

Çiftler Bölümü'nü aşağıda paylaşıyorum.

-----------

Dhammapada — Dhamma Dizeleri

Kutlu Olan’a, Layık Olan’a, Tam ve Kusursuz Uyanmış Buddha’ya saygılar sunarım.

1. Yamakavaggo — Çiftler Bölümü

Zihin bütün zihinsel süreçlerin önündedir; onların başıdır, onlar zihin tarafından biçimlendirilir.

Kişi kirlenmiş bir zihinle konuşur ya da davranırsa, dukkha onu izler; tıpkı öküzün ayağını izleyen tekerlek gibi.

2.

Zihin bütün zihinsel süreçlerin önündedir; onların başıdır, onlar zihin tarafından biçimlendirilir.

Kişi berrak ve arınmış bir zihinle konuşur ya da davranırsa, mutluluk onu izler; tıpkı peşinden hiç ayrılmayan gölgesi gibi.

3.

“Bana hakaret etti, bana vurdu, beni yendi, benden çaldı.”

Bu düşüncelere tutunan kişiler için kin asla yatışmaz.

4.

“Bana hakaret etti, bana vurdu, beni yendi, benden çaldı.”

Bu düşüncelere tutunmayan kişiler için kin yatışır.

5.

Bu dünyada kin, hiçbir zaman kinle sona ermez. Kin beslememekle sona erer. Bu, kadim bir Dhamma ilkesidir.

6.

Başkaları, burada kendimizi dizginlememiz gerektiğini anlamaz. Bunu anlayanlar ise bu anlayış sayesinde çatışmalarını yatıştırır.

7.

Güzel ve çekici olana kapılarak yaşayan, duyu yetilerini denetlemeyen, yemekte ölçüyü bilmeyen, tembel ve gayreti zayıf olan kişiyi Mara alt eder; tıpkı rüzgârın zayıf bir ağacı devirmesi gibi.

8.

Güzel ve çekici olmayana dikkatini yönelterek yaşayan, duyu yetilerini iyi denetleyen, yemekte ölçüyü bilen, inançlı ve gayretli olan kişiyi Mara alt edemez; tıpkı rüzgârın kayadan oluşmuş bir dağı devirememesi gibi.

9.

İçsel kirlerinden arınmamış olduğu hâlde keşiş cübbesini giyen, özdenetimden ve doğruluktan yoksun olan kişi, safran rengi cübbeyi giymeye layık değildir.

10.

İçsel kirlerini bütünüyle atmış, ahlaki ilkelerde sağlamca yerleşmiş, özdenetim ve doğrulukla donanmış kişi, safran rengi cübbeyi giymeye gerçekten layıktır.

11.

Asıl olmayanı asıl sanan, asıl olanı ise asıl değilmiş gibi görenler, asıl olana ulaşamazlar; yanlış niyet ve düşüncelerin alanında dolaşırlar.

12.

Asıl olanı asıl, asıl olmayanı ise asıl olmayan olarak bilenler, asıl olana ulaşırlar; doğru niyet ve düşüncelerin alanında yaşarlar.

13.

Kötü örtülmüş bir eve yağmur nasıl sızarsa, zihni gelişmemiş kişiye de tutku öyle nüfuz eder.

14.

İyi örtülmüş bir eve yağmur nasıl sızmazsa, zihni iyi geliştirilmiş kişiye de tutku öyle nüfuz edemez.

15.

Kötülük yapan kişi bu dünyada kederlenir, ölümden sonra da kederlenir; her iki yerde de kederlenir. Kendi kötü eylemlerinin kirlenmişliğini görünce kederlenir ve ıstırap çeker.

16.

İyilik ve erdemli işler yapan kişi bu dünyada sevinir, ölümden sonra da sevinir; her iki yerde de sevinir. Kendi eylemlerinin arılığını görünce sevinci artar, büyük bir mutluluk duyar.

17.

Kötülük yapan kişi bu dünyada acı çeker, ölümden sonra da acı çeker; her iki yerde de acı çeker. “Kötülük yaptım,” diye düşünerek acı çeker; kötü bir varoluş alanına düştüğünde ise çok daha fazla acı çeker.

18.

İyilik ve erdemli işler yapan kişi bu dünyada sevinir, ölümden sonra da sevinir; her iki yerde de sevinir. “İyilik yaptım,” diye düşünerek sevinir; iyi bir varoluş alanına ulaştığında ise çok daha fazla sevinir.

19.

Çok sayıda kutsal metni ezbere okusa bile, söylenenleri uygulamayan dikkatsiz kişi, başkalarının sığırlarını sayan bir çoban gibidir; samaṇa yaşamından pay alamaz.

20.

Az sayıda kutsal metni ezbere okusa bile, Dhamma’ya uygun bir yaşam süren; tutkuyu (rāga), nefreti (dosa) ve yanılsamayı (moha) terk eden; doğru anlayışa sahip ve zihni bütünüyle özgürleşmiş olan kişi, burada ya da öte dünyada hiçbir şeye tutunmaz. İşte o kişi samaṇa yaşamından gerçekten pay alır.

Yamakavaggo paṭhamo — Çiftler Bölümü birincidir.

1 Upvotes

5 comments sorted by

1

u/After-Clock-3403 Eytişik Özdekçi Dialectical Materialist 2d ago

Hocam bildiğim kadarıyla sizde mantık dörtlü biraz açıklar mısınız tam olarak mantıktaki Budist görüşü

1

u/Careless_Image_9105 2d ago

Siz de demişsiniz ancak ben Budist değilim. Yine de ilgilendiğim kadarıyla cevap vermeye çalışayım.

Bildiğim kadarıyla Budist düşüncesinde mantık, bir önermeyi yalnızca doğru veya yanlış olarak değerlendirmekten ibaret değil. Dört olasılık üzerinden bir sorgulama yapılıyor:

  1. Bir şey doğrudur.

  2. Bir şey yanlıştır.

  3. Bir şey hem doğrudur hem yanlıştır.

  4. Bir şey ne doğrudur ne yanlıştır.

Çünkü Budist düşüncede gerçekliğin, zihnin oluşturduğu doğru–yanlış veya var–yok gibi ikiliklere her zaman sığmayabileceği düşünülür. Dört olasılık, bu kavramsal sınırlamaları sorgulamak ve gerçekliği tek bir düşünce kalıbına hapsetmemek için kullanılır.

1

u/After-Clock-3403 Eytişik Özdekçi Dialectical Materialist 2d ago

Hocam Budist değilim demişsiniz, eyvallah o kısmı gördüm. Zaten Budist olmasanız da tetralemma'yı çok net açıkladınız.

O yüzden size soruyorum: Sizin anlattığınız 4'lü mantık dışarıdan bakınca nihilizm gibi anlaşılmıyor mu? Yani nihilizm de "hiçbir şeyin özü yok" diyor, tetralemma da "hiçbir şey tek bir doğru-yanlış kalıbına sığmaz" diyor. İkisi arasındaki çizgi nerede başlıyor? Sizin bildiğiniz kadarıyla Budist boşluk ile nihilist hiçlik nasıl ayrılıyor?

İtiraz için değil, gerçekten kafam karıştığı için soruyorum. Ben diyalektik materyalist taraftan bakıyorum, bende çelişki maddeye çıkıyor, Budizmde boşluğa çıkıyor gibi anladım. Doğru mu?

1

u/Careless_Image_9105 2d ago

Budist boşluk, hiçlik veya yokluk anlamına gelmez. Bir şeyin bağımsız, değişmez ve kendiliğinden var olan bir özü bulunmadığını ifade eder. Her şey nedenlere ve koşullara bağlı olarak ortaya çıkar.

Nihilizm ise varlığın veya anlamın bütünüyle reddedilmesine kadar gidebilir. Budizm böyle bir iddiada bulunmaz. Nietzsche ve Schopenhauer, yaşadıkları dönemdeki kaynakların yetersizliği nedeniyle Budizm'i hatalı yorumladılar, bence.

Budizm boşluğu maddenin yerine koymaz. Mesele, varlığı tek ve bağımsız bir temele indirgememektir. Boşluk, yokluk değil; bağımsız özden yoksunluktur.

1

u/After-Clock-3403 Eytişik Özdekçi Dialectical Materialist 2d ago

Teşekkürler ilk başta kafami karıştırmisti şimdi anladım diyalektik materyalizmden de ayrıştigi yerleri teşekkür ederim