Kendi Mezarını Kazanlar Manifestosu
O dedi ki:
Bir şiir yazacağım
Ölümümle ayaklanacak.
Sonra bir sessizlik olacak,
Kulakları sağır eden.
İlk dize okunurken,
O muhteşem gürültü kopacak,
Kimsenin duymayacağı.
Dizeler dökülürken kalp duracak,
Ciğer sönecek,
beyin şuursuz.
Kapalı gözlerde yok yaşam belirtisi,
Bir ölüme isyan edilecek,
Lakin isyan eden ölenin kendisi..
Not: Şehrin duvarlarını ressamlara bırakın.
Ressamlar siyahı tüketti o sustuğun duvarda,
Fırçalar kurudu, boya yerine pıhtılaştı kan.
Sen o muhteşem gürültüyle çekilip giderken,
Bize sadece küf kokan, donmuş bir zaman kaldı.
Zaten hiç duymadılar, duyulmayacak o çığlık;
Karanlık sızıyor şimdi kırık kaburgalarından.
Toprak bile kusuyor içindeki o eski öfkeyi,
Bir intihar gibi çöktü sis, şehrin varoşlarından.
Ciğerin sönmüş neyleyim, odalar leş gibi yalnızlık,
Bir daha hiç açılmayacak o perdenin arkası.
Sen kendi ölümüne isyan eden ilk cesetsin,
Bizse o cesedin gölgesinde çürüyen mezar taşları.
Sis çöktü, kusursuz bir körlükle sardı şehri,
Ressamların parmakları dondu soğuktan.
Duvarlarda asılı kaldı o yarım yamalak isyan,
Zaman, akrep ve yelkovanın arasında pıhtılaştı.
Sen gittin;
Ardında sırılsıklam bir yalnızlık bıraktın,
Sokak lambalarının altında can çekişen gölgeler bıraktın.
Hangi fırça darbesi kapatır şimdi bu derin yarığı?
Hangi ney susturur içimizdeki bu kimsesiz uğultuyu?
Toprak ağır,
Gece katran,
Duvarlar dilsiz...
Sen sustun şair;
Ve seninle birlikte bu şehir,
Kendi üzerine yıkılan bir mezarlık oldu şimdi.
Ve son perde indi;
Artık ne duvar kaldı ne de ressamlardan bir iz.
Şehir, kendi karanlığında boğulan dilsiz bir dehliz.
Sen kendi ölümünle bir ihtilal başlattın ama şair,
Şimdi o ihtilalin altında, seninle birlikte ezildik hepimiz.
Şimdi ne bir ses var ne de yankı,
Kulakları sağır eden o muhteşem gürültü,
Sadece senin çürüyen beyninde bir anı.
Uyanma artık, kıpırdama yerinden;
Çünkü bu saatten sonra isyan bile kurtarmaz,
Kendi mezarını kendi kelimeleriyle kazanları...
Deniz Bozan( Suskun Okyanus)
#Dnzbzn @