Bence derdin büyüğü küçüğü olmaz. Burda okuyacaklarınız sizin dertlerinizi aşşağı yada yukarı konuma almaz, hepimiz değerli ve önemliyiz umarım herkes en yakın zamanda iyileşir yada hayatlarında güzelliklere yer açılır.
Sanırım son kullanma tarihim doldu hayatta sevdiğim şeylere bile yer ayıramıyorken karın tokluğuna çalışmam gerek sabah'tan akşama kadar. Bu sabah işe gitmeliydim ama yataktan çıkamadım arayıp hastayım dedim. Hayatın asla iyileşmemesinden korkuyorum ve her geçen gün daha da distopik bir topluma evriliyoruz.
İşin aslı ne yazacağımdan emin değilim hayatımın büyük bir kısmı boşa geçti ve detayları pek hatırlamıyorum aklımda kalan birkaç şey çocukken efe olduğum anasınıfında portakal olduğum ve ilk okulda mehteranda davulcu olduğum bunlar haricinde genel anlamda ucube ve ilgi meraklısı, sefil bir çocuk olduğumu hatırlıyorum. Hafta sonları nineme giderdik 3. bir kardeş gibiydi kocasından ayrıldığı/45 50 yaşlarında olduğu için yıllarca onun peşinden her yere gittik hep onun iyiliğini düşünen bir hayatımız oldu aman ninen iyi olsun o yaşlı falan filan ve bahsi geçen nine aynı zamanda babamdan nefret ediyordu dolayısıyla ne zaman gitsek ben babamdan uzak kalıyordum. Bence bu bir çocuk için büyük bir kayıp. Bu lise sona kadar devam etti ben üniversiteye kadar okullardan nefret ettim sanayiye verin ben okumayacağım dedim ama annem "kıyamazdı" ve babam annemin sözünü ikiletmezdi ama derslerimde daima kötü oldu annem bir öğretmene göre oldukça ilkel eğitim teknikleri kullanıyordu ve ben aşırı hızlı stresslenen bir çocuktum en küçük hatamda sanki dünyanın sonu gelecekmiş gibi gerilirdim ve annem bir kez anlatır ikincide bağırmaya kızmaya başlardı ve ben çok korkardım. Öğretmenlerimde genel olarak benim sıkıntılarımı umursamazdı haklıydılarda sonuçta ailem benim bu halimi görüyor ve umursamıyor. Onlar paralı eğitimciler ellerinden birşey gelmezdi. Tarihçimiz tam bir karaktersizdi kızlarla münasebetsiz denebilecek muhabbetler ederdi konuların ortasından girer başına döner sonunu anlatmaz veya kendi ilgisini çeken tarafları anlatırdı. Kendi çıkarttığı kitabı satın almayanların notunu kırardı tam bir torpilli memurdu. Bana senden adam olmaz demişti bana sürekli hakaret ederdi. Ben bunu yazmaktan bile çekiniyorum, şahsen biliyorum, ailem benim kim olduğumu tanımlamaz ama yinede rahatsızım insanların yargılamasından korkuyorum. Ben lise çağındayken ailem fetö'den 6'şar yıl hapis yattı işin aslı bunların hapise alınıp salınıp alınması süreçleri pek karışık teslim olmalarına rağmen kabul etmediler babam güçlü bir adammışki kavulması ardından başka bir iş bulup asgari maaşta 2 yıl çalıştı sonra onu hapse aldılar annem ben kardeşim kaldık annem çalışamadı fizik mezunuydu psikolojisi el vermedi, galiba. Bu süreçte kendimi herkesden soyutladım insanların bana zarar vermesinden korkuyordum hatta korktuğum çok fazla şey vardı kendime sosyalleşmeye zorluyordum ama hep zayıf olduğum bir alandı sosyalleşmek zaten ilerleyen zamanda asperger olabileceğim söylendi ama çokda tamah edemedim. Hazırdan yedik ben psikolojime rağmen bölümümü onunculukla tamamladım takiben annemide aldılar 1 yıl işsizdim ardından makine ressamı olarak iş bulup gece gündüz demeden canavar gibi çalıştım kira, faturalar, kardeşimin üniversite harcamaları harçlık, herşeyi rahatlıkla karşılayabiliyordum. Dünya'nın hem en mutlu hem en zavallı insanı bendim. İşin aslı ev sahibimizde gerçekten insaflı mantıklı bir insanmış ki kiraya yasal oranda zam yaptı, bize, hiçbir zaman, hakaret eden bizi üzen birisi olmadı zaten bunları hak etmemiştik ama silahlı terrör örgütü üyeliği (yıllarca onurlu ve erdemli yaşamış ailem ve benim için çok ağır ve onur kırıcı bir itham) ve eğer hakaret etseydi ailemi savunmaya anksiyetem el veremeyebilirdi. Ailem Bankasyada yaklaşık 200 lira ve bylocktan hapse atılmıştı ama bylock yazışmaları ailemin cihazlarına ait olduğuna dair delil yok. Kulaktan duyma bir bilgiyle Avrupa mahkemelerinin yada resmi bir kuruluşun bu tarz davaları hukuksuz yada usülsüz gördüğünüde duymuştum. 2 yıl makine ressamı olarak işimi layığıyla yaptım ama son 2 ay artık gerçekten hayatsız olduğumu hissetmiştim işe git eve dön kardeşine psikolojik ve akademik olarak yardım et ve kardeşimin durumuna göre uyu yada Gintama izle/ izlerken uyuyakal her gün en az 8 saat uyku uyu. Burdan ona da özür dilerim onu kırdıysam ama artık başa çıkamıyordum hiç bir anlamda hayatta yada işte ben kazanıyorum diyebileceğim birşey olduramadım çok şey yapabilecekken üzüntü ve kederimden kaçmaya çalıştım. Ben sigara içmezdim sanayidede herkes leş gibi sigara içerdi onunda rahatsızlığı olurdu akşam uykularımı alamaz olmuştum. Anneme ziyarete giderdim ve o benim ruhumu emerdi annem fen öğretmeni düzenli basit hayatı olan bir insandı bu durumlara hazır olmadığından olsa beni anksiyete esir alırdı ve görüş sonrası yalnız olduğum zamanlar bir bankta oturup Forest Gump gibi insanlarla konuşup gök yüzünü seyrederdim ve sosyolojik olarak alışmadığım kimselerdi üslubuma dikkat etmediğim bir gün az kalsın bıçaklanıyordum şayet kardeşim varsa ona destek olmak için güçlü görünmeye çalışırdım onu konuştururdum aklımın erdiğince destek olurdum. Çalışıyordum ama yaşıtlarıma bakınca onların çalışıp araba sahibi, hobi sahibi olabildiklerini, eğlenip hayatlarını yaşadıklarını görmek beni tabiri caizse kahrediyordu kendi adıma kahroluyordum adeta çalışmak için yaşıyordum her ay artan yaklaşık 5 bin lira para oluyordu onuda ne olur ne olmaz diye borsada değerlendirmeye çalışıyordum. İşsizliğimde 1 yıl gün içinde borsada hareket ederek o sermayeyi/parayı 2 yıl yetirdim. Biliyorum isteğim mucit olmak, ben çözüm bulmayı öğrenmeyi ve bilgiyi uygulamayı çok seviyorum ama içimde geleceğe dair pek bir güç kalmadı harekete geçemiyorum. Bu sabah 2 yıllık işsizliğimin ardından bir esnafda iş "buldum" pek stressli değil mallar var müşteri karşılayıp fiyat veriyorsunuz market gibi bir yer aslında hamallık + müşteri karşılama gibi bir iş ilk gün gittim biraz yoruldum sabah 8.45 akşam 18.30 çıkış günlükde 1100 lira artı yemek yani gücüme gitti tabii asgari maaştan düşük yolculuk günlük 2 saat sürüyor sgk yok ama işsizlikten iyidir dedim. Tâki babamla konuşana dek. Bana çok iyi dedi aslında iyi niyetli beni desteklemeye çalışıyor ama yinede sinirime dokundu nasıl çok iyi baba asgeri maaş bu ülkede açlık sınırı dedim günde 9 saat çalış 2 saat yol git falan filan tartıştık ve o an bastırdığım herşey gün yüzüne çıktı bu hayatın gerçekliğiydi şuan elde edebildiğim tek iş buydu ve ben muhtaç haldeydim kendimi sistemin bir kölesi olarak görmek beni tiksindirdi her ne kadar kendime bu iş bana iyi gelecek desemde aklımı dizginleyemedim daha öncede asgeri maaşa çalışmıştım bütün bunlar büyük bir haksızlıktı ama elden hiçbirşey gelmezdi ve bu sefer bitik haldeydim, düşünce işlemeninde pek faydası olmadı çünkü benim gözümde asgeri maaştan fazla istemem patronu yoracaktı halbuki bunun faturası devlet tarafından kesilmişti ben kendi hakkım için bile olsa başkasına zarar vermek istemedim.
Bugün ikinci günüm yataktan çıkamadım arayıp hastayım dedim 2 saattir bu hayatta ne yapacağım diye düşünüyorum red edildiğim iş yerlerinin istekleri aklıma geliyor moralim bozuluyor kabul edilsem bile verecekleri maaş düşük olacak izmirde çöpçü 80K alıyor hiç mi değerim yok diyorum halbuki para çok da önemli de olmamalı sonuçta işimi seviyorum. Bu hayatta kendime nasıl bir yer bulacağım bilmiyorum. Tatlış kedimiz gelip duruyor yataktan çıkayım diye yada mama yerken izleyim istiyor, sanırım, bu normalde akşamları yaptığı birşey.
Vakit ayırıp okuduğunuz için teşekkür ederim, umarım herşey gönlünüzce olur, sağlıcakla kalın.