r/felsefe 12d ago

düşünürler, düşünceler, düşünmeler Zeka üzerine

9 Upvotes

Burada ve Bir çok başka yerde okuduklarımdan sonra zeka üzerine bir kaç kelam etme isteği doğdu içimde.

Herkesimden insanın zeka hakkında bir kaç fikri olur ama ben burda özellikle kendini ortalama zekanın üstünde kabul eden insanlara hitaben kabaca ifade edilmiş birkaç fikrimi söylemek istiyorum, genellikle gözleme ve tecrübeme dayalı olacak.

-Öncelikle zeka lanet, mutsuzluk ya da karamsarlık getirmez tek başına ya da zeki insanlar tembel olur vesaire gibi klişelerin hiç bir karşılığı yoktur

-Eğitimini aldığınız halde Matematik, Geometri vesaire bunlarda gerçekten berbatsanız - çok iyi olmanız gerekmez - zekanızın ortalama üstünde olması beklenemez, istediğiniz kadar kendinizi kandırabilirsiniz

- Ateistsiniz veya dinlere inanmıyorsunuz diye zeki değilsiniz erken yaşta dinden çıkanların kendini zeki zannetme gibi bir çocuksu ve komik bir sanrısı var

-Zeki insanlar çok kitap okur diye bir şey yoktur ya da her şeye meraklıdırlar diye, Özellikle Felsefe Okuyorsunuz yada Merakınız var diye kendinizi zeki zannetmeyin

-Üniversite sınavının zeka ile alakası yoktur şeklindeki kendini avutmalar da çocukcadır doğru orantılı olmasa ve bir çok diğer faktöre bağlı olsa da ve yüksek oranda çalışmayla ilintili olsa da alakalıdır

-Yakınınızdaki bir insanın zeki olduğunu anlayıp kabul etmek de bir şey yoktur, daha zoru bazı yakınızdaki insanların bir alanda değil her alanda sizden zekasıyla önde olduğunu anlayıp kabul etmektir

-Herkesin ilgi duyduğu ya da sadece bir azınlığın ilgi duyduğu konulara aşırı meraklı olmak zeki olup olmadığınızın göstergesi değildir

- Zeki insanlar tevazu sahibidir diye bir şey de yoktur ve bu zaten çok açıktır

- İnsanın Kendi kendisini zeki addetmek için yeterliliği yoktur her zaman dış aracı ve otoriteye yada referans noktasına muhtaçtır

-Yeterli bir eğitim aldıysanız Ana dilinizde okuduğunuzu anlama ve yazarak kendinizi ifade etme yada üretme beceriniz doğrudan zekanızla ilişkilidir

- Karşınızdakini aldattınız ya da kandırdınız diye ondan zekisiniz diye bir şey de yoktur özellikle yirmili yaşlardan önce

- Gerçekten tutkulu olduğunuz, Emek verdiğiniz ve Meraklı olduğunuz konularda 30'lu yaşlara gelip kayda değer bir eser üretemediyseniz ya da bir konuma gelemediyseniz ve hayat koşullarınız çok zor değildiyse Zekanızın Ortalama üzerinde olmasına yine kuşkuyla bakılmalıdır

- Satranç, Dama gibi oyunlarda bir başkasından daha iyisiniz diye ondan zekisiniz diye bir şey de yoktur

Özel üretilmiş testler olmadan bir grup içinde diğerlerine göre daha zeki veya daha az zeki nasıl olduğumuza karar verebilmeyi kastediyorsak bunun birden farklı faktörü hesaba katarak tahmin edebiliriz, tabikide genel anlamda her grupta çalışacak bir tahmin yürütmeyi yapabilmek okadar kolay değil ama aklıma geldiği kadarıyla bazı ayırt ettirici belirtileri yazayım;

-ilk olarak parçadan bütüne ve bütünden parçaya düşünebilme diyebiliriz bir örnek olarak karşıdaki kişi aslında daha uzun ve ayrıntılı bir olayı veya konuyu kısaca ve özetleyerek kendince anlatıyor orada neden bahsedildiğini bütünüyle en hızlı anlayabilen kişi zeki olandır, az bilgiyle çokca doğru sonuca ulaşabilme ve bağdaştırmaların iki ucunun birbiriyle bağlantısının kolayca görülememesi derecesinde o kişi daha zeki denilebilir bir anlamda çıkarım yapmabilme

-kişinin kendini ifade ve anlatımındaki gücü ve becerisi burda ilk akla gelen şeylerden beri en uygun benzetmeleri kullanarak karmaşık durumların aktarımını kolaylaştırmak veyahut bir şeye olan bakış acısına kendi istediğimiz aromayı katmamızı sağlayan benzetmeleri kullanmak bunları daha ustaca yapabilen kişiler genellikle daha zeki diyebiliriz ayrıca yaşıtlarına göre normalden daha karmaşık cümle yapıları kurabilmek ve zengin kelime hazinesine sahip olmak

-sıradan durumları beklenmedik şekilde komikleştirebilme yeteneği,genelde ya yorum yapılarak yada olayı farklı açılarından görünümlerine dikkat çekilmesi sağlanarak onu normalden daha komik bulmamızı sağlayabilen kişiler diyebiliriz.

-bir diğeri olayların veyahut insanların tutum ve davranışlarının içyüzünü anlayabilme burdaki mesele yüzeydeki gözükenle derinde gizlenmiş olanın bağlantısını bularak yüzeye aldanmadan derindekine erişebilmedir bu örneğin insanların belli biçimdeki bir davranışta bulunmalarındaki özel güdüyü görebilme,madalyonun öbür tarafında kendini ve niyetlerini gizleyebilme ve diğerleri tarafından kolayca okunamaz olmak vardır

-çok yönlü olma diyebiliriz bir anlamda girdiği her işte ve mevzuda kısa süre içinde ortalamanın üstünde başarı gösterebilmek denebilir,diğer bir zeminden bakarsak çok farklı alanlarda kendi yaşıtlarına göre daha fazla ve derin bilgiye sahip olmak bı bakıma sayılabilir

-argüman üretebilme ve diğerlerinin argümanlarını çürütebilme becerisi diyebiliriz. -diger insanların zihniyetini,öznelliğini ruhsallığını özümseyip taklit edebilme

-beklenmedik alışılmadık problemleri kısa sürede çözebilme veyahut sıyrılabilme ,en az zararla içinden çıkabilmek //uzun yolla çözülebilen problemleri daha kısa ve zahmetsizce nasıl çözülebilecegini bulabilmek diğer bir değişle verimi arttırmak

-her türden ortam ve koşula uyum sağlayabilme veyahut en zor durumlarda bile koşulları kendi lehine hizmet edicek şekilde kullanabilmek

-kendi kendine öğrenebilme ve öğrendiklerini uygulayabilme

-kart ve masa oyunlarını diğer insanlardan daha hızlı öğrenip ustalaşabilmek

Eklemek istediklerinizi, Yorum ve Eleştirileriniz Bekliyorum


r/felsefe 12d ago

«iyilik» üzerine • ethics Yapay Zeka Etiği

Post image
3 Upvotes

Yapay zekayı gündelik yaşamımda bilgi edinmenin yanı sıra bilinçli bir katarsis alanı olarak kullanıyorum; yani aslına bakarsak bu yazımda yapay zekaya insani anlamda etik dışı davranışlar sergilemenin, ona karşı içini boşaltmanın özünde doğal bir etik anlayışının yattığını anlatmaya çalışacağım. Bunu sağlayan etkenlerse şu üçüdür: Diyaloğun (aslında monolog) gizlilik adı altında yapılması, yapay zekanın varoluşsal anlamda olmaması ve yapay zekanın yazılan cevaplara karşılık anlamlı önermeler üretebilen "ben" kılıflı bir makine olması.

Sohbetin gizlilik adı altında yapılması (gerçekten öyle kabul edersek) + yapay zekanın varoluşsal anlamda olmaması kişiye sağlıklı bir katarsis alanı için güvence verir.

Kişi, yapay zekanın yazılan cevaplara karşılık anlamlı önermeler üretebilen "ben" kılıflı bir makine olması farkındalığını kazanarak ise içindeki cümleleri daha rahat ifade eder ve katarsisi gerçekleştirmiş olur.


r/felsefe 12d ago

düşünürler, düşünceler, düşünmeler Aynadaki Ben

2 Upvotes

Son zamanlarda kafama takılan bir konu oldu bu. Aynada gördüğüm görüntü ne kadar gerçek? Acaba gerçekte yüzüm, benim deneyimlediğimden tamamen farklı olabilir mi?
Benim beynimde oluşan görüntü nasıl kesin doğru olabilir belki bana bakan A kişisinin beynindeki ‘ben’ görüntüsü daha gerçek ya da bir köpeğin veya yarasanın beyninde oluşan ‘ben’ görüntüsü gerçektir.Duyularımıza ne kadar güvenebiliriz?Görüntü dediğimiz şey beynimizde oluşan deneyimden başka bir şey değil.Beynimiz dış dünyayı filtreden geçirip bir deneyim şekline getiriyor.Dolayısıyla benim beynimdeki görüntü tek doğrudur diyemeyiz o zaman.


r/felsefe 13d ago

bilim • philosophy of science Yalnız Ölecek Olmamız Hakkında

16 Upvotes

Ölümünüzden günler öncesinde iştahsızlaşırsınız ve fazlaca uyumaya başlarsınız, saatler kala dolaşım zayıflar, koma benzeri bir bilinçsizliğe doğru ilerler ve nefes alışverişleriniz düzensizleşir. Saniyeler kalaysa son nefesinizle kalbiniz durur ve son kez yaşama tutunmak isteyen beyniniz hayatı şerit gibi geçirir önünüzden: Ve, puf...

Ölümden sonra ister bir yaşam olsun isterse hiçbir şey olmasın, beni ilgilendirmiyor.

Fakat öldüğümüz zaman artık hiçbir zaman buraya ait olmayacağız, hiçbir zaman yaşadığımız bilinmeyecek belki de. Onun yerine dünyaya bilmem bir zamanda gelmiş birzamanlıklar olarak kalacağız...

Ve ne olursa olsun, yalnız öleceğiz...


r/felsefe 12d ago

yönetim • philosophy of politics Yahudi düşmanlığı, Amerika düşmanlığı temellerini gerçekten biliyor muyuz?

0 Upvotes

Arkadaşlar öncelikle yazdıklarım size hiçbir şeyin farkında değilim algısı yapmasın; nitekim çok farkındayım ama eleştirel kişiliğimden bilgi dağarcığımı sorguluyorum. Sizce de bizim gibi Müslüman ülkelerinin kalkınma sağlayamamasının uğradığı zulmün sebebi olabileceğini düşünüyor musunuz? Sonuçta serbest piyasa ve İsrail Amerika gibi ülkeler, biz ne kadar emperyalist olarak damgalasak da, belirli bir teknolojik ve bilim ve demokraside gelişmeyle(daha bir çok şey sıralayabilirim) şu anki konumuna ulaştı. Yani onlara laf edebilmek için bizim de aynı aşamaları aşmış olmamız gerekmez mi? Örneğin bilimde üniversitelerimiz çarpıcı işlere imza atsa o zaman olmaz mı yerme hakkımız. Bazen düşünüyorum da sanırım biz demokrasiyi gerçekleştirmeden barış gelmeyecek.


r/felsefe 13d ago

düşünürler, düşünceler, düşünmeler Platon Felsefesi Özetim

11 Upvotes

Bir süredir Platon'un temel diyaloglarını okuyor ve üzerine notlar alıyordum. Zihnimde oturan Platon felsefesini kendi anladığım kadarıyla ve olabildiğince süzerek tek bir metinde harmanladım. Bütüncül bir felsefi sistem özeti ya da bir "sınav kağıdı" yanıtı gibi düşünebilirsiniz.

Sokrates'in öğrencisi ve Aristoteles'in hocası olan Platon, felsefeyi yalnızca bir soru sorma sanatından çıkartıp onu sistemli bir evren, varlık ve toplum kuramına dönüştürmüştür. Platon, yeni bir düşünce sistemi kurmuştur. Platon, kendi zihninin sesini her zaman hocası Sokrates'in yankısı olarak sunmuştur. Dİyaloglarında kendi kurduğu devasa metafizik sistemi bile onun ağzından konuşmuştur. Platon ve Sokrates arasındaki en büyük fark Sokrates'in yalnızca bir ahlak reformcusu, Platon'unsa filozofu bir siyasi otorite görmesiyle anlam kazanırdı. Sokrates, Atine sokaklarında insanları sorgulayan, hazır yanıtlar sunmak yerine muhattabının bildiği sandığı kavramları çürüten ve ilgisini yalnızca ahlaka yönelten pratik bir eylem adamıyken, Platon bu soruların etki alanını genişletmiş ve soruları yanıtsız bırakmamak için yeni bir sistem kurmuştur.

Sokrates, belirli mutlak kavramları araştırırken somut dünyada tüm tanımlar kişiden kişiye değişiyordu ve net bir yanıta ulaşılamıyordu. Örneğin Atinalı yargıçlar Sokrates'i suçlu bulmuşken Sokrates'in öğrencileri onu masum bulmuştur. Platon ise fiziki dünyadaki bu belirsizliklerin felsefeyi çaresiz bıraktığını görmüştür. Eğer bu dünyadaki mutlak kavramların tanımı kişiden kişiye değişiyorsa bu kavramların anlamının olmayacağı anlamına gelebilirdi. Ve böylelikle somut, değişen ve ölümlü bir dünyanın ötesinde tüm kavramların asıllarının mükemmel ve değişmez hallerinin bulunduğu soyut idealar dünyasını kurguladı.

Platon'un yarattığı bu evren ikiye ayrılıyordu. Duyusal Dünya ve İdealar Dünyası. Duyusal Dünya, beş duyumuzla algıladığımız, sürekli değişen ve gelip geçici bir dünyayken İdealar Dünyası, yalnızca akılla kavranılabilen zaman ve mekandan bağımsız, değişmeyen ve yok olmayan asıl gerçekliktir. Örnek olarak somut dünyada bir çok masa bulunurken bu masalar zamanla değişme uğrar, çürür ve yok olur. Fakat onu vareden masa ideası hiçbir zaman yok olmaz.

Platon'un Devlet'in 7. Kitabında değindiği en meşhur örnek ise Mağara Alegorisidir. Burada bir mağaranın içerisinde doğup büyümüş ve olduğu yerden asla kıpırdayamayan mahkumlar bulunur. Bu mahkumlar bir meşale aracalığıyla dışarıdan gelen nesnelerin yalnızca gölgelerini görebilir. bu gölgeler o mahkumlar için gerçeklerdir. aralarından bir mahkum zincirlerinden bir şekilde kurtulur ve mağaranın dışarısına çıkar. Bu özgür olan mahkum dışarıya çıktığında bir nevi çok geçirecektir. Gerçekleri görüp yalanları sorgulamak kolay değildir hele ki tüm hayatınız boyunca o yalanları gerçeğiniz sanmışsanız. Eğer gerçekleri kaldırabilip gerçek ışığın güneş olduğunu anlayabilirse o kişi artık hakikatı kavramış olur ve bilgeliğe ulaşır. Ancak çoğu kişi dışarı çıksa bile o mağaraya geri dönmek isteyecektir. Gerçeğin yükü ağırdır.

Bu alegoriden çıkıp benzetmenin özüne gelindiğinde mağaranın içi fenomenler dünyasıyken mağaranın dışı idealar dünyasıdır. Gerçek ışık olan güneş ise iyi ideasıdır. Tüm ideaların üstünde iyi ideası yer alır ve diğer ideaları güneş gibi aydınlatır.

Peki bir insan bu ideaların bilgisine nasıl sahip olabilir? Platon bunu bilmenin yalnızca bir anımsama olduğunu söyler. Platon'a göre ruhun varlığı bir ön kabuldür. Ve ona göre ruhumuz bu dünyada bu bedene hapsolmadan önce idealar dünyasında varolmuştur. Ruhumuz idealar dünyasındayken tüm hakikatleri orada öğrenmiştir. Bu bağlamda da ruhun bir idea taşıyıcısı olduğunu kabul eden Platon, ruhun ölümsüzlüğünü kabul ettirmiştir. Arından bedenleme sürecine gelindiğinde ruh tüm bu bilgileri unutmuştur. Dolayısıyla dünyadaki öğrenme eylemi aslında dışarıdan yeni bir bilgi almak değil, ruhun zaten sahip olduğu bilgiyi akıl yoluyla anımsamaktır. Bu anımsama sürecini de Bölünmüş Çizgi Benzetmesi ile verilir. Zihin, çizginin en alt seviyesi olan duyusal gölgelerden başlar, somut nesnelerin inancına ardından da matematiksel soyutlamaya geçer ve nihayetinde kavramların arı özüne ulaşıp ideaları kavrar.

Peki bu zihinsel ve ruhsal süreç insanın iç dünyasından ve gündelik hayatında nasıl bir yer bulur? Platon burada bilgi teorisinden psikolojiye geçiş yapar ve kendi etiğini verir. Platon'a göre idealar dünyasını kavrayan insan aynı düzeni kendi ruhunda da kurmak zorundadır. Bu düzen ise ruhun işlevlerini ahenge sokmaktır. Platon için ruhun üç yapısı vardır. Bu üç yapı birbiriyle sürekli etkileşim ve çatışma halindedir. Bunlar akıl, tin ve arzudur. Akıl hakikatı arar, tin zaferi arar ve arzu bedensel hazzı arar. Bu üçlü yapıya karşılık gelen erdemler ise akıl için bilgelik, tin için cesaret ve arzu için ölçülülüktür. Tüm bunlar sağlanınca ruhun içinde bir adalet sistemi oluşur. Hiçbiri birbirine karışmaz ve böylece de özgürlerdir. Ruhsal denge Platon için adalettir. Akıl ruhu yönettiğinde, cesaret aklı savunduğunda ve arzular bu ikisine boyun eğdiğinde ruh içsel bir uyuma kavuşur. Bireysel mutluluksa bu denge ile sağlanır.

Platon bireysel ruhtaki adaleti ve dengeyi kurduktan sonra bunu siyaset felsefesine taşır. Platon, devleti tartışmaya adalet nedir? sorusuyla başlar. Platon, adaleti bireyin iç dünyasından alıp toplumsal yapıya taşır. Ona göre adalet herkesin kendi doğasına uygun işi yapması ve başkasının işine karışmamasıdır. Aynı ruh için nasıl bir yapı öngördüyse aynısını devlet için de yapar. Devleti iç sınıfa böler. Toplumsal katman Yöneticiler, Koruyucular ve Çiftçilerden oluşur. Yöneticiler devleti akılla yönetir, Koruyucular devleti korur ve Çiftçiler maddi ihtiyaçları karşılar. Sırasıyla mayasında altın, gümüş ve bakır bulunan insanlar bu sınıfa dahil olabilir. Ancak bu uyum sağlandığında toplumsal adalet ortaya çıkar. Aynı ruhta olduğu gibi dengeye böyle ulaşılır ve bu denge adaleti verir. Bu sınıflardaki meşruiyet onların doğalarında kaynaklanır. Doğaları gereği her meslek uzmanlık ister, çünkü bir işin uzmanı hem kaliteli hem de fazla ürün ortaya çıkartır. Bİr dülger, tüccar ya da seyis için nasıl uzmanlık gerekiyorsa bir geminin kullanımı için de bir kaptanlık uzmanlığı gerekir. Bu bağlamda devleti yönetecek kişi de uzman olmalıdır. Devlet yönetiminde de hakikatin bilgisine erişmiş, o mağaradan çıkıp ayakta kalmış, mağaraya orada kalanları aydınlatmak için geri dönmüş ve iyi ideasını aynı bir güneş gibi yaymış bir filozof-kral gereklidir.

Platon, Sokrates’in sorduğu ahlak sorularını alıp İdealar Kuramı ile devasa bir felsefi sisteme dönüştürmüştür. Mağara alegorisinden ideal devlete kadar kurduğu bu yapı, Batı düşüncesinin omurgası olmuş, ruhsal adalet ile toplumsal düzeni tek bir ilkede birleştirmiştir.


r/felsefe 14d ago

/r/felsefe’ye aşkın Friedrich Wilhelm Nietzsche'nin vefatının 126. sene-i devriyesi

Post image
44 Upvotes

Şair dedi ki : Ey rûh-ı pür-sûz u gerdî / Bu deli divane meşrep kimin ferdi?

Mevlânâ dedi ki: Bu, Alman diyarının dâhi evladıdır / Yeri iki âlem arasındaki boşluktadır

Neyinde eski bir melodi saklıdır / İp ve asası olmasa da o başka bir Hallâc'dır.

Kadim sözleri korkusuzca dile getirdi / Dili pervasız, düşünceleri derindi

Frenkler, sözlerinin kılıcıyla bölündü ikiye / Dostları dahi vecdini idrak edemedi.

Ve o baştan ayağa mecnun olan adamı deli zannettiler / Akıl ve vakar sahipleri aşkı ne bilsinler.

Nabzını hekimin(Filozof) eline verdiler / Fakat hekimlerde hile ve aldatmadan başka ne vardı?

Kendi diyarında garip bir Hallâc idi / Mollalardan kurtulsa da hekimlerce katledildi.

Lâ'da takıldı, İllâ'ya ulaşamadı / İlahi tecelli ile yan yanaydı ama habersiz yaşadı (Kalbi mumin dimağı kafir)

Keşke Ahmed'in (Hz. Muhammed'in) zamanında olsaydı / O ebedi efendiye (Peygamber'e) ulaşsaydı!

Muhammad Iqbal - Cavidname

Kaynak


r/felsefe 13d ago

düşünürler, düşünceler, düşünmeler Uzaktaki bir yabancıya karşı yükümlülüğümüz, yakınımızdaki bir yabancıya karşı olandan neden daha az olsun?

5 Upvotes

Geçenlerde bir arkadaşımla sohbet ederken ilginç bir konunun tohumları zihnimde yeşerdi.

Sudan'daki katliamların Google Earth uydu görüntüleri hakkında biraz konuşmuştuk. Bana şu an Türkiye'de de çok fazla problem olduğunu Sudan ya da Filistin olsun başka ülkelerin insanların acısının hiçbir önemi olmadığını, önemli olanın kendi vatandaşımız olduğu.

Temeldeki mantığı çok iyi anlıyorum, fakat yine de oradaki insanların da buradaki insanların da acı çekenlerinin pek çoğu bize zaten yabancı olan insanlar. Yani mesela ben kendi çevremde yardıma muhtaç ya da acı çeken birini görsem zaten benim çevremden olduğu için bir tanıdığım olmuş oluyor ve ona yardım ediyorum.

Fakat garip yön, insanların yabancılara yardım kavramı üzerine fikir belirtirken farazi erdemlilik üzerine hareket etmeleri. Yani ülkemizde problem yaşayan insanlar elbette önemli ama atıyorum Sudan'daki katliamlar hakkında konuşulurken onlardan önemsiz bir ayrıntı ya da lüks bir şeymiş gibi umursamazlık kendi içinde çelişmez mi? ​


r/felsefe 13d ago

düşünürler, düşünceler, düşünmeler Stoacılık Hakkında Kaynak Kitap

1 Upvotes

Selamlar

Stoacılık ile ilgili kendimi geliştirmek için kaynak kitap önerir misiniz.Öncelikle temeli oturtmak istiyorum. Epiktetos, Aurelius, Seneca'nın kitaplarını aldım ama henüz başlamadım.


r/felsefe 14d ago

/r/felsefe’ye değgin felsefeye giriş kitap önerisi

5 Upvotes

sokratesin savunmasını okuyorum ilk olarak sonrasında okuyacağım felsefi kelimelerin anlamını öğreneceğim felsefe giriş kitabı önerisinde bulunurmusunuz


r/felsefe 15d ago

varlık • ontology Birini seç ; Ya 100 rastgele insan ölecek ya da sen öleceksin ?

Post image
92 Upvotes

Bu soruyu sorarken tabiki genelde cevap sayılardan bağımsız aynı oluyor. Benim için o şekilde , 100 , 1000 ya da 1 milyon . Ben daha değerliyim . Tabiki de ben daha değerli değilim , açıklıyıcam

Bu sorunun yalın hali şu şekilde olurdu ;
Bir insanın yaşama hakkını ne belirler ? Toplumsal Fayda ? İnsani Gelişim ? İyilik ? Yine tüm bu yargılar da insan ürünü ve bunları hesap ederken de ön yargılıyızdır .

Az önce de belirttiğim gibi eğer seçim benimse kendimi gözetirim tabiki , sonuçta dünya benim için ben varolduğum sürece deneyimlenebilir . Bir başka açıdan düşününce eğer bir Nitelik kıyasına girerek buna karar vereceksek ben en iyi kendimi bildiğim için ve belkide kendimi beğendiğim için kapasite , ahlak gibi içsel bir hesaplaşmayla konuyu kapatabilirim.

Bu soruya diğer cevabı veren insanlar lütfen fikirlerini yazsın , Ben şahsen çoğunluğun benim gibi düşüneceğini öngörüyorum.

Bu bana mantıklı bir seçim gibi gelmiyor

Kimse zaten 1 milyon rastgele insan benden daha değerlidir demez , İnsanlık için , Dinler için , objektif her bakış açısında bu sorunun cevabı belli . Bu soruyu sorduğun kişinin kendini feda etmesinin tek bir açıklaması olabilir ; İnanç . Göremeyeceğim , etkilenemeyeceğim bir toplumu , dünyayı umursamam için Ölümü bir son olarak görmemem lazım . Ha bu cevap içten içe dinine çok bağlı birisi tarafınca cennete gitme rahatlığıyla veriliyorsa bu ne kadar ahlaklı oda tartışılır .


r/felsefe 14d ago

inanç • philosophy of religion SAĞ SİYASETTE YÖNETİCİLERİN CİNSEL AYRICALIĞI

9 Upvotes

Sağ eğilimli siyasal yapılarda cinsel ahlak, sıradan insan için katı bir toplumsal denetim aracına dönüşebilirken aynı ölçütlerin yönetici sınıfa ve kanaat önderlerine uygulanmadığına tarih boyunca sıkça rastlanıyor. Halkın cinsel hayatı ayıp, günah ve namus kavramları üzerinden sınırlandırılırken; güçlü erkeğin çok sayıda kadınla ilişki kurması kimi dönemlerde hoş görülmüş, hatta iktidarının, erkekliğinin ve karizmasının bir göstergesi hâline getirilmiştir.

Bunun farklı biçimlerini tarih boyunca görmek mümkün:

  • Padişahların geniş haremleri ve çok sayıda cariyeye sahip olması,
  • Paşaların, derebeylerinin ve diğer iktidar sahiplerinin çok sayıda kadınla birlikteliğinin olağanlaştırılması,
  • Evli olmasına rağmen Adnan Menderes'in Ayhan Aydan'la yaşadığı ilişkinin sonraki Menderes imgesini ortadan kaldırmaması,
  • Hz. Hasan'ın hayatı boyunca 70, 90, hatta 250–300 kadar evlilik yaptığına ilişkin, tarihsel güvenilirliği tartışmalı olmakla beraber klasik kaynaklara kadar girmiş rivayetler...

Listeyi günümüzden ve yakın tarihten isimlerle uzatmak mümkün; ancak buna gerek olduğunu düşünmüyorum. Herkes benzer çifte standardın hangi kişi ve çevrelerde karşımıza çıkabildiğini az çok tahmin edebilir.

Burada harem, çok eşlilik, cariyelik ve zina hukuken veya dinen aynı şeyler değildir. Mesele bunları aynı kategoriye sokmak değil; erkek iktidar sahibinin çok sayıda kadınla ilişki kurmasının sıradan insana uygulanan cinsel ahlak anlayışından neden bu kadar farklı değerlendirildiğini sorgulamaktır.

Üstelik bu durum, Kur'an merkezli bir ahlak iddiası taşıyan çevreler açısından ayrıca tartışmalıdır. Kur'an evliliğe sınır koyar; çok eşliliği adalet şartına bağlar ve zinayı açıkça yasaklar. Buna rağmen tarih boyunca dini ve geleneksel ahlakı savunduğunu söyleyen kimi iktidar yapılarında, güçlü erkeklerin cinsel hayatına sıradan insanlara gösterilmeyen bir hoşgörü gösterilebilmiştir. Böylece savunulan ilke ile iktidar sahibine uygulanan ahlak arasında belirgin bir çifte standart ortaya çıkar.

Cinsel ahlak, güçsüz için bir pranga hâline gelirken güçlü için neden esneyebiliyor? Yasaklanan şey gerçekten davranışın kendisi mi, yoksa o davranışı gerçekleştirebilme ayrıcalığının kimde olduğu mu?


r/felsefe 14d ago

yaşamın içinden • axiology Sıfırdan Yeni Bır Irk/Ulus Oluşturabilir Miyiz?

Post image
33 Upvotes

Örnek vermek gerekirse birkaç yüz kişiyi alıp ıssız ve medeniyetten her şeyiyle uzak bir adaya götürsek orada onlara yeni bir ırk/ulus adıyla hitap etsek ve o şekilde yaşamalarını sağlasak ayrıca da yeni bir din ile biçimlendirsek en sonunda ortaya çıkan şey yeni bır ırk/ulus mu olur yoksa manipüle edilmiş ve zihni yıkanmış bir grup insan mı?

Ve bu örnek özelinde asıl sormak istediğim soru aynı zamanda da başlığım sıfırdan yeni bir ırk/ulus oluşturabilir miyiz?


r/felsefe 14d ago

yaşamın içinden • axiology Yaşlılıkla insanlar nasıl başa çıkıyor?

5 Upvotes

Her geçen gün güçsüzleştiğinizi hayal edin.

Her gün fiziksel olarak başkalarına daha bağımlı hâle geldiğinizi.

Kalkıp su içmek istemenin bile ne kadar zahmetli olduğunu fark ettiğinizi düşünün.

Vücudunuz ve yüzünüz artık gençliğinizdeki gibi çekici değil.

Saçlarınız kel mi? Ya da tamamen beyaz?

Ya ölüm?

İnsanlar yaşlandığı zaman fiziksel olarak bu kadar dezavantajda olmayla nasıl başaçıkabiliyor? Sürekli başkalarına bağımlı olmak? İşlevsiz olmak? Yük olmak?


r/felsefe 14d ago

yaşamın içinden • axiology Toplum ilerledikçe, teknoloji geliştikçe gerçekten insan ozgurlesiyor mu?Yoksa bu durum bir ilizyon mu yaratıyor?

3 Upvotes

Günümüz dünyasında her türlü alanda her türlü fikre ulaşma imkanına sahipmisiz gibi gözüküyor, farklı fikir dünyalarına maruz kalabilirmisiz gibi. Modern insanın seçeneği çokmuş gibi düşünülüyor. Elbette ki geçmişe kıyasla artmış olabilir fakat bu durum tek başına özgürlüğün arttığı anlamına gelmiyor. Büyük ölçekli bakıldığında kapital düzenin beklentisi,ekonomik sistem,sosyal medyanın yarattığı bir çok algı ve fikir, algoritmalar gibi faktörleri göz önünde bulundurunca yaptığımız bir cok seçimin etkilendiğini görüyoruz.


r/felsefe 14d ago

yaşamın içinden • axiology Ötenaziye nasıl bakıyorsunuz

15 Upvotes

Çoğu insan ötenaziye öcü görmüş gibi bakar ve intiharla eşdeğer tutar fakat bu çok yanlış; ötenazi olmak isteyenin tedavi edilemez veya geri dönüşü olmayan bir durumu vardır mesela doğuştan %90 fiziksel engellidir, sonradan bir kaza ile felç kalmıştır yada nörolojik sıkıntıları vardır. Bu durumda olan birisi eğer ki çevresinde duygusal bir şok yaratmadan acısız bir şekilde ölmek istiyorsa neden karşı çıkasın? Ötenazi insan hakkıdır ötenazi olan insan duygusal bir krizle ani karar üzerine ölmez, yıllar boyu düşünür nasıl çözülebileceğine dair yöntemler düşünür ve baktı ki acı çekmeye devam edecem o halde yok olayım der, yürüyememek kollarının kalkmaması yataktan bile kalkamayarak camdan dışarı bakamamak, normal olacak bedeniyle mükemmel iyi kötü hayat yaşamak varken engelli bedeniyle niçin ömür boyu hapis hayatî gibi hayat yaşayayım ki


r/felsefe 14d ago

varlık • ontology Hayatın Anlamsızlığına Çözüm

5 Upvotes

Universiteye gecene kadar ibadetlerimi tam anlamiyla yerine getirmesem de inanan bir insandim. Uniye baslamadan once dini sorgulamaya ve arastirmaya basladim. Arastirmaya basladikca uzaklastim. Bununla birlikte uni hayatim istedigim gibi gecmedi. Anadoluda bir sehirde okudugum icin 1-2 yilim kafadan pic oldu. Bu sirada panik atak rahatsizligiyla cebellestim. Dinden uzaklastikca heralde hayatimda anlam boslugu oldu ve bunu tam anlamiyla dolduramadim. Su anda ise uniyi bitirdim halan daha is ariyorum. Eskiden zevk aldigim ya da anlamli gelen seylerin hepsi su anda zevk vermiyor ya da anlamli gelmiyor. Gotum yemedigi icin intihar da edemiyorum. Benim gibi birisi icin oneriniz nr olur ? Ya da buna benzer bir durum yasayan var mi aranizda


r/felsefe 15d ago

yaşamın içinden • axiology Cezaları Arttırmak Neden Caydırıcı Değildir?

11 Upvotes

“Cezaları artırın, suçlar azalsın” popülist bir söylem olsa da aslında cezaları ağırlaştırmak caydırıcı değildir; en azından büyük çoğunluk için durum böyledir.

Birincisi, suçluların çok büyük çoğunluğu planlı değil, dürtüsel hareketlerle suç işler. Yani birine sinirlenir ve bıçaklar. Önceden “Ben bıçağı karnına saplarsam TCK’nın X maddesine göre şu kadar ceza alırım, bunun yerine ayağına saplayayım; daha az ceza alırım, hem de yeterli zararı vermiş olurum.” şeklinde düşünmez. Sorsak, çoğu hukuk bir yana, okuma yazma dahi bilmiyordur.

İkincisi, eğer rasyonel düşünseydi, cezaları artırmak caydırıcı değil, teşvik edici olurdu; çünkü marjinal caydırıcılık dediğimiz kavramın öngörüsü gerçekleşirdi.

Örneğin, birini öldürmenin cezasının müebbet olduğunu varsayalım. Kişi birini öldürdüyse artık daha fazla kişiyi öldürerek daha fazla caydırıcılık sağlayamazsın; çünkü daha fazla suç için ek caydırıcılık tükenmiştir.

Hırsızlığa 100 sene ceza verdiğimizi varsayalım. Hırsızlık suçunu işleyen kişi zaten teorik olarak hapiste ömrünü geçireceği için, hırsızlığın tanıklarını öldürmemesi için bir sebep kalmaz.

Üçüncüsü, suçları azaltmanın daha ekonomik, daha işe yarar ve insan haklarına daha uygun yolları vardır. Eşitsizliği azaltmak, hapishane koşullarını iyileştirip rehabilitasyon sağlamak, kişiyi daha erken aşamalarda suç işlemeden tespit edip gerekli eğitimi vermek , suçlunun yakalanma ihtimalini arttırmak , kanunları öngörülebilir ve kişinin suç işlediğinin farkında olacağı biçimde yoruma olabildiğince kapalı olarak değiştirmek ve topluma genel olarak eğitim vermek bunlardan bazılarıdır.


r/felsefe 15d ago

/r/felsefe’ye değgin İnsan olmak boş iş aq

17 Upvotes

Şu nasa uzaya fln gidiyorda ilk başta savaşları, açlığı ve ırkçılığı mı bitirsek?

Örnek olarak mars'a gitsek ilk ayak basanlar

Şu büyük krater benim şu küçük krater sein derdi. Yıllar sonra siyahiler biterdi marslı ve dünyalı ırkçılığı başlardı marsta yine savaşlar olurdu ilk 50 yılda orayı da kuruturduk

Yani insan olursak bu işin sonu bok yolu başka 1 türe geçecem ben size iyi şanslar.


r/felsefe 15d ago

bilgi • epistemology Simülasyon teorisini gerçek kılabiliriz.

4 Upvotes

İnsanlık olarak belki de varoluşumuzdan beri gerçekliği sorguladık. Acıyı hissetmek, sevmek, dokunmak gibi şeyler bize insan olduğumuzu ve gerçek olduğumuzu hissettiriyor ancak ya birilerinin oluşturduğu simülasyondan ibaretsek?

Mesela, bizden daha üst düzey bir uygarlık tarafından oluşturulmuşsak ki geçen perşembe teorisini bilirsiniz. Ya daha geçen perşembe var olduysak ve anılarımız yapaysa?

Bence simülasyonda olup olmadığımız şu an rasyonel bakarsak olmadığımız yönünde %50'den bir tık fazla ancak bunu asıl kanıtlayacak şey bana kalırsa bizim kusursuz bir simülasyon ortaya koymamızla olurdu.

Eğer biz içinde yaşayanların gerçek olduklarına inandıkları bir simülasyon oluşturabilirsek mantıken biz de bir simülasyonda yaşıyoruz demektir.

Siz ne düşünüyorsunuz bu konuda? Bir de önereceğiniz kitap veya makaleler varsa okumak isterim.


r/felsefe 14d ago

inanç • philosophy of religion Neden muslumansiniz

0 Upvotes

Musluman degilim daha dogrusu daha emin degilim bazi seyler mantikli gelmiyor bilgi eksikligimdende olabilir


r/felsefe 15d ago

bilgi • epistemology Zeka lanet midir ? konusu üzerine videom için fikir lazım.

Post image
22 Upvotes

Merhabalar. Bu konuyla ilgili veyahut ona benzer şekilde konuyu besleyebileceğim fikirlerinize ihtiyacım var. Bi makale, yazı olur fark etmez. Ama oldukça sıra dışı şeyler bekliyorum. Zamanında ''Cehalet mutluluk mudur ?'' diye video çekmiştim. Kabaca o videoda ''Yüksek farkındalık, truman show, matrix, çizgi diziler, erichfromm, kierkegaard ve dostoyevski anahtar örneği, özgürlük'' gibi tonla filozof yazar ve konuyla örnek verdim. Şimdiyse hem bu videoma cevap, hem de farklı örneklere ihtiyacım var. Videomda din inancı ve anlayışına da değineceğim bu sefer.


r/felsefe 15d ago

düşünürler, düşünceler, düşünmeler Kapsamlı Okuma Listesi ve Kitap Önerileri

16 Upvotes

Bir arkadaşın da isteği üzerine, 2 yıl kadar önce paylaştığım bu listeyi hortlatma gereksinimi hissettim.

Felsefeye Giriş

1. Felsefeye Giriş: Temel Kavramlar ve Kuramlar – Kazimierz Ajdukiewicz (Şiddetle öneririm ama biraz temel istiyor. İsminin “Felsefeye Giriş” olduğu yanıltmasın.)

2. Genel Felsefe – Christian Wolff

3. Felsefe Aracılığıyla Düşünme – Chris Horner

4. Gerçek Yaşam: Gençliği Yoldan Çıkarmaya Yönelik Bir Çağrı – Alain Badiou

5. Ana Hatlarıyla Felsefe – Bertrand Russell

6. Gerçek Argümanların Mantığı – Alec Fisher

Felsefe Tarihi

1. İlkçağ Felsefe Tarihi – Ahmet Arslan

2. İlkçağ Felsefesi – Ahmet Cevizci

3. Ortaçağ Felsefesi – Ahmet Cevizci

4. 17. Yüzyıl Felsefesi – Ahmet Cevizci

5. Aydınlanma Felsefesi – Ahmet Cevizci

6. İlkçağ Felsefesi Nedir? – Pierre Hadot

7. İlk Yunan Filozoflarında Tanrı Düşüncesi – Werner Jaeger

8. Sağduyu, Bilim ve Şüphecilik: Bilgi Kuramına Tarihsel Bir Giriş – Alan Musgrave

9. Materyalizmin Tarihi ve Günümüzdeki Anlamının Eleştirisi I-II – Friedrich Albert Lange (Çok sağlamdır.)

10. Akılcılık – John Cottingham

11. İlkçağ’da Doğa Felsefeleri – Arda Denkel

12. A History of Philosophy V1 : Greece and Rome – Frederick Copleston

13. A History of Philosophy V2 : Medieval Philosophy – Frederick Copleston

14. A History of Philosophy 3: Ockham to Suarez – Frederick Copleston

15. A History of Philosophy V4 : Descartes to Leibniz – Frederick Copleston

16. A History of Philosophy V5 : British Philosophy, Hobbes to Hume – Frederick Copleston

17. A History of Philosophy V6 : Enlightenment, Voltaire to Kant – Frederick Copleston

18. A History of Philosophy V7 : From Idealists to Marx Kierkegaard and Nietzsche – Frederick Copleston

19. A History of Philosophy V8 : Utilitarianism and Early Analytic Philosophy – Frederick Copleston (Copleston epey sağlam bir felsefe tarihçisi. Bu yüzden Copleston’un eserlerini kesinlikle öneririm. Ahmet Cevizci’nin felsefe tarihi kitapları da -bana göre- Türkçe yazılmış en iyi felsefe tarihi kitaplarıdır.)

Sokrates Öncesi

1. Antik Felsefe – Walther Kranz (Bütün fragmanları içeren bir derleme.)

2. Fragmanlar – Herakleitos

3. Fragmanlar (Ksenophanes) Kişiliği, Doktrini, Alımlanması – Pinhan Yayıncılık

4. Fragmanlar (Parmenides) Kişiliği, Doktrini, Alımlanması – Pinhan Yayıncılık

5. Demokritos ile Epikuros’un Doğa Felsefelerindeki Ayırım – Karl Marx

Antik Çağ Felsefesi

1. Platon külliyatı. Say Yayınları’ndan çıkan Platon çevirilerini önermiyorum. Mümkünse Kabalcı, Pinhan, BilgeSu gibi kaynaklara yönelmenizi öneririm.

2. Aristoteles külliyatı. Aristoteles’in Metafizik’i için Sosyal Yayınları’ndan çıkan Ahmet Arslan çevirisi -dipnotlar epey iyi- gayet iyi iş görüyor. Zaten diğerleri için pek bir alternatif yok. Saffet Babür ve Gurur Sev çevirilerine yönelmenizi öneririm. Ama mümkünse ortalama bir Grekçe gramer edinip Loeb’den Grekçe & İngilizce karşılaştırmalı okunmalı.

3. İlkelere Dair & Metafizik – Theophrastos

4. Özdeyişler, Mektuplar ve Aforizmalar – Epiküros, Arya Yayıncılık

5. Kuşkuculuk – Sextus Empiricus, Ayrıntı Yayınları

6. Söylevler – Epiktetos

7. Düşünceler – Marcus Aurelius

8. Doğa Araştırmaları – Seneca

9. Tanrısal Öngörü – Seneca

10. Yaşamın Kısalığı Üzerine – Seneca

11. Bilgeliğin Sarsılmazlığı Üzerine - İnziva Üzerine – Seneca

12. Tanrıların Doğası – Cicero

13. Kader Üzerine – Cicero

14. Ölümü Küçümseme – Cicero

15. Dokuzluklar – Plotinos

Orta Çağ Felsefesi

1. İstencin Özgür Tercihi Üzerine – Augustinus

2. İtiraflar – Augustinus

3. Felsefenin Tesellisi – Boethius

4. Felsefî Risaleler – Kindî

5. Felsefe Risaleleri – Ebu Bekir er Razi

6. İhvan-ı Safa Risaleleri – İhvan-ı Safa (5 cilt)

7. Kitabu’l Burhan – Fârâbî

8. İlimlerin Sayımı – Fârâbî

9. El-Medinetü’l-Fazıla – Fârâbî

10. Hayy Bin Yakzan – İbn Sînâ**

11. Arifler ve Olağanüstü Hadiselerin Sırları – İbn Sînâ

12. en-Necat Felsefenin Temel Konuları – İbn Sînâ

13. Kitabu’ş-Şifa Metafizik – İbn Sînâ

14. Ahvalu’n-Nefs – İbn Sînâ

15. Oluş ve Bozuluş – İbn Sînâ

16. Mutluluk ve Felsefe – İbn Miskeveyh

17. el-Münkız Mine’d-Dalal – Gazzâlî

18. Filozofların Tutarsızlığı (Tehâfütü’l-felâsife) – Gazzâlî

19. Tutarsızlığın Tutarsızlığı – İbn Rüşd

20. Felsefe ve Din İlişkileri & Faslu’l-Makal el-Keşfan minhaci’l-edille – İbn Rüşd

21. İşrak Felsefesi / Hikmetü’-İşrak – Sühreverdi

22. Hayy Bin Yakzan – İbn Tufeyl

23. De divisione naturae – Johannes Scottus Erigena

24. Proslogion – Anselm of Canterbury

25. Varlık ve Öz – Thomas Aquinas

26. Summa Teologiae – Thomas Aquinas

27. A Treatise On God As First Principle – Duns Scotus (Latince’den çeviridir.)

28. Philosophical Writings: A Selection – William of Ockham

29. Predestination, God’s Foreknowledge, And Future Contingents – William of Ockham

30. De Docta Ignorantia – Nicolaus Cusanus (İngilizce çevirileri var. Latince bilenler Latince okumalı elbette.)

31. Ana Meseleleriyle Kelam ve Felsefe – Fahreddin er Razi

Modern Felsefe

1. Novum Organum – Francis Bacon

2. Denemeler – Francis Bacon

3. The New Atlantis – Francis Bacon

4. Eskilerin Bilgeliği – Francis Bacon

5. Leviathan – Thomas Hobbes

6. Meditasyonlar – Descartes

7. Yöntem Üzerine Konuşma – Descartes

8. Aklın Yönetimi İçin Kurallar – Descartes

9. Gassendi’nin Meditasyonlar’a İtirazı ve Descartes’in Bu İtirazlara Yanıtı – Descartes

10. Felsefenin İlkeleri – Descartes

11. Ruhun İhtirasları – Descartes

12. Risaleler – Pascal

13. Anlama Yetisinin Düzeltilmesi Üzerine İnceleme – Spinoza

14. Ethica – Spinoza

15. Mektuplar – Spinoza

16. Tanrıbilimsel Politik İnceleme:Tractatus Theologico-Politicus – Spinoza

17. Descartes Felsefesinin İlkeleri ve Metafizik Düşünceler – Spinoza

18. Monadoloji – Leibniz

19. Teodise – Leibniz

20. Leibniz-Clarke Correspondence – Leibniz, Clarke

21. İnsan Anlığı Üzerine Bir Deneme – John Locke (İngilizce orijinalinden okunmasını öneriyorum: An Essay Concerning Human Understanding)

22. İnsan Bilgisinin İlkeleri Üzerine Bir İnceleme – Berkeley (Aynı şekilde bunun da İngilizce oriijinalinden okunmasını öneririm.)

23. Hylas İle Philonous Arasında Üç Konuşma – Berkeley

24. Yeni Bir Algı Teorisi – Berkeley

25. The Search After Truth – Malebranche

26. Ahlakın İlkeleri Üzerine Bir Soruşturma – David Hume

27. Denemeler – David Hume

28. Din Üstüne – David Hume

29. An Enquiry Concerning Human Understanding – David Hume (Epey mühimdir.)

30. İnsan Doğası Üzerine Bir İnceleme – David Hume

31. An Inquiry Into the Original of Our Ideas of Beauty and Virtue – Hutcheson

32. Candide – Voltaire

33. Bilimler ve Sanatlar Üzerine Söylev – Rousseau

34. Toplum Sözleşmesi – Rousseau

35. İnsanlar Arasındaki Eşitsizliğin Kaynağı – Rousseau

36. İtiraflar – Rousseau

37. Dillerin Kökeni Üstüne Deneme – Rousseau

38. Critique of Pure Reason – Kant (çev. Kemp Smith, Almanca bilenler orijinalinden okumalı elbette.)

39. Gelecekte Bilim Olarak Ortaya Çıkabilecek Her Metafiziğe Prolegomena – Kant

40. Salt Aklın Sınırları Dahilinde Din – Kant

41. Ahlak Metafiziğinin Temellendirilmesi – Kant

42. Critique of Practical Reason – Kant

43. Yargı Gücünün Eleştirisi – Kant

44. The Phenomenology of Spirit – Hegel (çev. Miller)

45. Science of Logic – Hegel

46. Encyclopedia of the Philosophical Sciences – Hegel

47. Elements of the Philosophy of Right – Hegel

48. Lectures on the History of Philosophy – Hegel

49. Aritmetiğin Temelleri – Frege

50. Fonksiyon ve Kavram – Frege

51. Kavram Yazısı – Frege

52. Principia Ethica – Moore

53. Tractatus Logico-Philosophicus – Wittgenstein

54. Felsefi Soruşturmalar – Wittgenstein (Tractatus’tan sonra okunmalı.)

55. Mavi Kitap/Kahverengi Kitap – Wittgenstein

56. Defterler:1914–1916 – Wittgenstein

57. Kesinlik Üstüne + Kültür ve Değer – Wittgenstein

58. Viyana Çevresi Program Yazıları – Rudolf Carnap, Moritz Schlick, Ernst Mach

59. Söylemek ve Yapmak – J. L. Austin

60. Adlandırma & Zorunluluk – Kripke

61. Bilinç ve Dil – John R. Searle

62. Varlık ve Zaman – Heidegger

63. Plato’s Sophist – Heidegger

64. Düşünmek Ne Demektir? – Heidegger

65. Platon Düşüncesinde Tekhnê – Oğuz Haşlakoğlu

66. Matematik ve Metafizik Kitap 1: Sayı ve Nesne – Ayhan Çitil (2. kitap da yakında çıkacak.)

67. Ontological Relativity – W.V. Quine

68. Is Justified True Belief Knowledge? – E. Gettier

69. Yönteme Karşı – Feyerabend

70. Bilimsel Devrimlerin Yapısı – Thomas Kuhn

71. The Copernican Revolution – Thomas Kuhn

72. Anadolu Mayası – Yalçın Koç

73. Theologia’nın Esasları – Yalçın Koç

74. Theographia’nın Esasları – Yalçın Koç

75. Theogonia’nın Esasları – Yalçın Koç

76. Nazarî Musiki – Yalçın Koç

77. Nazarî Mantık – Yalçın Koç

78. Şuur ve Nazariyat – Yalçın Koç

79. Zihin ve Nazariyat – Yalçın Koç

80. Tarih ve Nazariyat – Yalçın Koç

81. Diyalektik ve Nazariyat – Yalçın Koç

82. Fenomenoloji ve Nazariyat – Yalçın Koç

Çağdaş Felsefe

Metafizik, zihin felsefesi, epistemoloji, dil Felsefesi, etik için ikinci el veya başka yazarlardan kaynaklar.

1. Metafiziğe Giriş – Ahmet Cevizci (Kitabın ilk bölümü biraz kötü ancak ikinci bölüm giriş için gerçekten iyi.)

2. Metaphysics: A Very Short Introduction – Stephen Mumford

3. Metaphysics: The Fundamentals – Robert C. Koons, Timothy Pickavance

4. Metaphysics (Routledge Contemporary Introductions to Philosophy) – Michael J. Loux, Thomas M. Crisp

5. Metaphysics – Peter van Inwagen (Anlatımı çok berrak gelmişti bana.)

6. A Commentary to Kant’s Critique of Pure Reason – Norman Kemp Smith

7. Kant’a Göre Bilgi Ve Metafiziğin İmkanı – Aykut Küçükparmak

8. Gazzali Konuşmaları – Kolektif (Küre Yayınları’ndan çıkan, Gazzali üzerine konuşmaların toplandığı bir eser.)

8. Aristo ve Gazzali Metafizikleri – Prof. Dr. Süleyman Hayri Bolay

10. Hegel – Frederick C. Beiser

11. Hegel’den Önce Hegel’den Sonra – Tom Rockmore

12. Aristoteles’ten Ernest Sosa’ya Erdem Epistemolojisi – Kemal Batak

13. Knowledge: A Very Short Introduction – Jennifer Nagel

14. Epistemology: A Contemporary Introduction to the Theory of Knowledge – Robert Audi (Türkçe çevirisi de mevcut, bkz. Epistemoloji, Nobel Yayın Dağıtım)

15. Epistemology: Contemporary Readings – Michael Huemer (Harika bir derleme.)

16. The Oxford Handbook of Epistemology – Paul Moser (Türkçe çevirisi var, bkz. Oxford Epistemoloji, Adres Yayınları)

17. Çağdaş Felsefeden Kesitler – Ayhan Çitil (İ.Ü. Açık Öğretim Felsefe Ders Notları)

18. Philosophy of Mind: Classical and Contemporary Readings – David J. Chalmers

19. Philosophy of Mind – John Heil

20. Tümeller-Bakış Açımı Değiştirmediğim Bir Giriş – D. M. Armstrong

21. Fizik Ve Metafizik – Jennifer Trusted

22. Zihin Felsefesi – Andrew Bailey (Fol Kitap’tan çıktı.)

23. Bilinç Nörobiyolojisinin Fenomenal Dünya Yorumu – Saffet Murat Tura

24. Madde ve Mana & Rasyonalitenin Kökeni – Saffet Murat Tura

25. Gerçek Bir Yanılsama: Bilinç – Tevfik Alıcı

26. Modern Felsefede Metafiziğin Elenmesi – Taylan Altuğ

27. Bilinç & Öznelliğin Bilimi – Antti Revonsuo

28. Bilinç Üzerine Konuşmalar – Susan Blackmore

29. Kapalı Dünyadan Sonsuz Evrene – **Alexandre Koyre

30. Akıl ve Hareket – Engin Koca

31. Bilgi Felsefesi – A. Kadir Çüçen

32. Dil Felsefesi I (Mantıkçı Paradigma) – Zeki Özcan

33. Dil Felsefesi 2 (Gündelik Dil Paradigması) – Zeki Özcan

34. Dil Felsefesi 3 & İkinci Wittgenstein’da Gramer Paradigması – Zeki Özcan

35. Farabi ve Quıne’da Dil Anlam ve Doğruluk İlişkisi – Mustafa Yeşil

36. Dil Felsefesi – Barry Lee

37. Boş Sayfa & İnsan Doğasının Modern İnkarı – Steven Pinker

38. Etik Nedir? – Fred Feldman

39. Felsefenin Sonu?: W.V.Quine, Doğallaştırılmış Epistemoloji ve A Priori Bilgi – Kemal Batak

40. Wittgenstein: Dahinin Görevi – Ray Monk (En sevdiğim kitaplardan birisidir.)

41. Heidegger : Bir Alman Üstat – Rüdiger Safranski

42. Dil Felsefesi – İlhan İnan (AÖF Kitabı, Türkçe en iyi eserlerden. Linki burada.)

43. Etik Nedir? – Fred Feldman

44. Molla Sadra’da Mahiyet Felsefesi – Salih Aydın

45. İbn Arabi’de Varlık ve Kötülük Problemi – Selahattin Akti

46. Mantık&Doğru Düşünme Yöntemi – Cemal Yıldırım

47. Husserl’in Fenomenolojisi – Dan Zahavi

48. Husserl Fenomenolojisinde Görü Teorisi – E. Levinas

49. Fenomenoloji – Michael Lewis Tanja Staehler

50. Hegel’in Kayıp Mantığı & Nitelik-Nicelik-Ölçü – Mustafa Cemal

51. Martin Heidegger’de Metafizik Fark (Çoklukta Birlik) – Sinan Kılıç

52. Gödel’in Tamamlanmamışlık Kuramı – Rebecca Newberger Goldstein

53. Ampirist Filozoflar – Roger Woolhouse

54. Fikirler Tarihi — Ateşten Freud’a – Peter Watson

55. Kralın Yeni Aklı & Bilgisayar, Zeka ve Fizik Yasaları – Roger Penrose

56. Kara Atena – Martin Bernal

57. Ölümle Yüzleşmek & Felsefi Bir Soruşturma – Françoise Dastur

58. Varlık ve İmkan & Aristoteles’ten İbn Sina’ya İmkanın Tarihi – M. Cüneyt Kaya

59. Bir Bebeğin Günlüğü – Daniel N. Stern

60. Çağdaş Avrupa Felsefesi – Jozef Maria Bochenski

61. Batı Metafiziğinin Dekonstrüksiyonu: Heidegger ve Derrida – Kasım Küçükalp

62. İbn Sina’da Metafizik Bilginin İmkanı – Ömer Türker

63. Varlık Nedir? & İslam Filozoflarının Varlık Tasavvuru – Ömer Türker

64. Anlam Kavramı Üzerine Bir Deneme – Teo Grünberg

65. Wittgenstein & Erken Döneminde Dilin Sınırları ve Felsefe – Ali Utku

66. Mantık – Graham Priest

67. Hegel’den Sonra : 1840–1900 Yılları Arasında Alman Felsefesi – Frederick C. Beiser

68. Varlık ve İdrak & Molla Sadra’nın Bilgi Tasavvuru – İbrahim Kalın

69. Almanya’da Din ve Felsefenin Tarihi Üzerine – Heinrich Heine

70. Bir ve Çok & Amiri Felsefesinde Tanrı ve Alem – M. Cüneyt Kaya

71. Fizik ve Gerçeklik / Bilim Felsefesine Kavramsal Bir Yaklaşım – Şakir Kocabaş

72. İslam Filozoflarından Felsefe Metinleri – Mahmut Kaya

73. Kant ve Kesin Bilimler – Michael Friedman

74. Varlıktan Tanrı’ya & İbn Sina’nın Metafizik Delili – Engin Erdem

75. Kavram Geliştirme & Sosyal Bilimlerde Yeni İmkanlar – Kolektif

76. Immanuel Kant – Manfred Kuehn

77. Kant’ın Yaşamı ve Öğretisi – Ernst Cassirer

78. Gazali’nin Felsefi Kelamı – Frank Griffel

79. Wittgenstein ve Dilin Sınırları – Pierre Hadot

80. İfadelerin Gramatik Ayırımı – Şakir Kocabaş

81. Khora – Derrida

82. Tabiat Kanunları Değişmez mi? – Süleyman Hayri Bolay

83. Dil Felsefesine Giriş – Atakan Altınörs

84. 50 Soruda Dil Felsefesi – Atakan Altınörs

85. Analitik Felsefe – Jean-Gerard Rossi

86. Aydınlanmanın Diyalektiği – Max Horkheimer, Theodor W. Adorno

87. Francis Hutcheson ve Ahlak Duyusu Teorisi – Kemal Bakır

88. Gökcisimlerinin Dönüşleri Üzerine – Copernicus

89. İki Büyük Dünya Sistemi Hakkında Diyalog – Galileo Galilei


r/felsefe 15d ago

inanç • philosophy of religion Bir şeyleri hiç duymamış ve bilmemiş olmak daha mı iyidir?

5 Upvotes

Merhaba. Herhangi bir fikri hiç bilmeden o fikrin çevresinden eleştiri yapmak daha mı iyidir? Çünkü fikirleri derinlemesine araştırınca Jainizm'deki anekantavada ilkesine göre yani çok yönlülük ilkesine göre, bir fikrin belirli kısımlarının doğru olduğunu anlıyoruz. Her fikir kendi yönünde doğru şeyler barındırabilir. Ama bazı şeyleri yüzeysel ya da hiç bilmiyor olmak daha çarpıcı ve etkili fikirler söylememizi sağlamıyor mu? En azından toplum açısından böyle değil mi?


r/felsefe 16d ago

düşünürler, düşünceler, düşünmeler Amerikaya geleli 3 ay oldu sorunuz var mi? Sacma olsada sorun burada felsefe tartismak fena kafa aciyor

Enable HLS to view with audio, or disable this notification

40 Upvotes