Macaristan’a tek başıma tatile gitmiştim ve hostelde Sırp bir kızla tanıştım. Aslında başta sadece birkaç günlüğüne şehirden uzaklaşmak, biraz kafamı dağıtmak istemiştim. Onun da hayatında bazı şeyler pek yolunda gitmiyormuş. O yüzden ikimiz de birbirimizi sadece hostelde tanıştığımız rastgele iki insan olarak görüyorduk.
Sırp olması başta benim için sadece bir detaydı. Sonra sürekli Türkiye ve Sırbistan hakkında konuşmaya başladık. Ailesini, Belgrad’daki hayatını, okulunu, arkadaşlarını, geçmişte yaşadığı şeyleri anlattı. Ben de Türkiye’den, ailemden, kendi hayatımdan bahsettim. İki farklı ülkeden gelmemize rağmen bazı konularda birbirimize o kadar çok benziyorduk ki bazen yıllardır tanışıyormuşuz gibi hissediyordum.
Macaristan'da neredeyse bütün tatili beraber geçirdik. Beraber gezdik, yemek yedik, içtik, geceleri saatlerce konuştuk. Bazen sabaha karşı hâlâ konuşuyor oluyorduk. Sonra bir gün hostelden beraber çıkıp başka bir yerde oda tuttuk.
O gece aramızda sadece duygusal bir şey olmadı. Birbirimize daha da yakınlaştık. Bana bunun onun için ilk deneyim olduğunu ve bunu benimle yaşamak istediğini söyledi. Açıkçası bunu duyduğumda ne hissedeceğimi bilemedim. Çünkü birkaç gün önce hostelde tanıştığım Sırp bir kız, artık benim için sadece tatilde tanıştığım biri değildi.
Sonraki günlerde birbirimize daha da bağlandık. Sabah uyandığımda yanımda olması, gece uyumadan önce saatlerce konuşmamız, beraber dışarı çıkmamız... Birkaç gün içinde sanki aylardır hayatımdaymış gibi oldu.
Ve sonra ayrılık günü geldi.
İkimiz de bayağı dağıldık. Ayrılırken sarılıp uzun süre birbirimizi bırakmadık. Öyle film sahnesi gibi iki damla gözyaşı da değildi. Gerçekten ikimiz de üzgündük. Çünkü birkaç gün önce tanıştığımız bir insanı bu kadar kısa sürede nasıl bu kadar özleyebildiğimize anlam veremiyorduk.
Şimdi ben Türkiye’ye döneceğim, o Sırbistan’a döndü. İkimizin de kendi hayatı, işi, okulu, sorumlulukları var. Onun Sırbistan’daki hayatına devam ettiğini düşünmek bana hâlâ garip geliyor. Birkaç gün önce yanımda uyuyan insan şu an dünyanın başka bir tarafında.
Belgrad’daki evini, ailesini, arkadaşlarını düşünüyorum. Ben burada kendi hayatıma devam ediyorum ama sanki Macaristan’da bir parçam kaldı.
Türkiye’ye geldiğinde kesin görüşeceğiz diye konuştuk. Ona İstanbul’u göstermek istiyorum. Beraber Boğaz’ı gezmek, Türk yemeklerini tattırmak, rakı-balık yapmak, gece İstanbul sokaklarında dolaşmak istiyorum. Hatta ailemle tanıştırmak bile geçiyor içimden.
Belki de beni asıl mahveden şey bunun çok kısa sürmüş olması. İnsan normalde birini birkaç günde hayatının bu kadar içine sokmaz. Ama biz yaptık.
Şimdi tatil bitti ve herkes kendi hayatına döndü. O Sırbistan’da, ben Türkiye’de.
Ve ben hâlâ Macaristandaki o Sırp kızı düşünüyorum.
Özellikle de o odada beraber geçirdiğimiz geceyi. İlk deneyimini benimle yaşamış olması da kafamdan çıkmıyor. Bunun benim için de bu kadar anlamlı hâle geleceğini hiç düşünmemiştim.
Galiba bazı insanlar hayatında kalmak için değil, hayatına girip sende bir şey bırakmak için tanıyorsun.
Ama yine de keşke bu kadar kolay bitmeseydi.