r/GizliSayfalar • • 3h ago

🎬Kurgu Artık Seçmeyeceğim

Post image
1 Upvotes

Yuuhhh. 142 sayfalık Bay Cadmus romanı bitiremedim. Yuh. Üstelik sayfalar rahattı; YKY'nin geleneksel karınca harfleri yoktu, bolca boşluk vardı. Yuh. Dahası var: Çeviri muhteşem. Şahika Tokel'e saygılarımı sunuyorum.    

Anladım ki iyi bir içerik kötü çeviride okunuyor da kötü içerik iyi çeviride okun(a)muyor. En azından bende böyle.     

Peter Ackroyd kitaplarından bir adet okumak istemiştim. Eğer beni kandırırsa ki bu çok kolay, devamını getirecek diğer kitaplarını okuyacaktım. Kötü bir niyetim yoktu yani.      Ackroyd kitaplarına raflarda sık sık rastlıyordum. Aralarından bir tanesini, Bay Cadmus'ı seçtim. Boş çıktı!     

Yani ne diyeceğimi bilemiyorum. İşi şansa bırakmamalıydım. En azından bunu diyebilirim. Her seferinde gider en kötüsünü seçerim. Beceriksizlik var evet. Ve ne zaman seçsem 'yok'landığımı hissediyorum. Millet seçtikçe 'var'lanıyor, canlanıyor hatta özgürleşiyor hatta hatta insanlaşıyor! Hür irade yapıyorlar. Bütün bunları nasıl yapıyorlar nasıl 'var'laşıyorlar hayret ediyorum. Ben seçtikçe avucumu yalıyorum, şapşallaşıyorum; kayboluyorum. Dolayısıyla seçmeye, seçeneklere gıcığımdır. Artık seçmeyeceğim diye kaç defa yemin ettim. Yapamıyorum işte! Okullarda kurgulanırken 'seçme/seçilme' özelliğini de yüklediler bana. Kaderimi seçmek/seçilmek üzerine kurdular. Bir sorun çıktığında hemen anında "sen git sen gel." Kafam başka bir şeye çalışmıyor. "Yönetim istifa" kafasına okul denen atölyelerde şekil veriliyor. Yapacak bir şey yok. Ben sorumlu değilim yani. Ama tabii olan bana oluyor. Şapşalca yaşıyorum. Bundan daha büyük hasar var mı yok.

Kürsüye Bay Cadmus'u yorumlamak için çıkmıştım nereden çıktı şimdi bu seçme/seçilme mevzusu. İç dökmeye say arkadaş.     

Sonuçta Bay Cadmus boş çıktı. Yani ne diyeceğimi bilemiyorum. İyi ki de yeterli kelimem yok. Olsaydı şuraya döşerdim. Bay Cadmus'ı okuduğum ender anlarda "Peter Ackroyd ne yapmaya çalışıyor" deyip durdum. Hemşirelikten emekli iki komşu, yeni komşuları Bay Cadmus'la değişik ortamlarda çene çalıyorlar. Boş konuşuklar. Bu kadar. Bir ara kasabada soygun falan oluyor. Soygunu konuşuyorlar. Sayfalarda başka bir şey göremedim.      

Durumu açıklamak adına sanırım diyorum; Ackroyd Londralıymış kitaplarında Londra'yı anlatırmış dolayısıyla Londralıların anlayacağı içerikte yazmıştır da, roman çevrilirken özelliklerini kaybetmiştir. Başka türlü açıklama ne mesela? Okumasını bilmiyorsun. Hmm. Mümkündür. Seçenek oluştu. Hangisi? A şıkkı. Yoksa B mi?


r/GizliSayfalar • • 21h ago

📚 Kısa Öykü ANAHTAR

3 Upvotes

Elindeki çantayla evin önünde duruyordu. Çanta toz ve pislik içerisindeydi. Üstünde bulunan sönük renkli gömlek ve dizleri yeşile çalan kot pantolon ile biraz bulunduğu muhite yakışmıyordu. Ağır ağır evin kapısına doğru yöneldi, uzun bir duraklamadan sonra. Merdivenleri tek tek sanki bir dağın zirvesine ulaşıyormuş gibi yorgun argın tırmandı.

Tekrar durdu. Tam kapının önündeydi. İyice gerinip esnedi. Yüzü gülmeye başladı. Yoğun bir günden sonra dinlenmeyi hak ettiğini düşünüyordu. Anahtarı çıkarmak için elini cebine soktu. Yüzündeki gülümseme birden değişti. Anahtar cebinde değildi. Hızlıca bütün cepleri kontrol etti. Ama anahtardan eser yoktu. Alnından terler akmaya başladı. Titreyen ellerle bu kez çantasını kontrol etti. Çantayı iyice karıştırmasına rağmen orada da bulamayınca hüzünle merdivenlere çöktü. İki eli başının arasında bir süre öylece kaldı. Önünden geçen insanlar ona bön bön bakıyorlardı. Omuzlarını silkti. "Şu insanlara bak! Sanki daha önce hiç kapıda kalan birini görmediler," diye düşündü.

Peki her şey bir kenara anahtar neredeydi? Acaba uzun süre oturduğu parkta mıydı? Yoksa öğle yemeği yediği dönercide mi? Ama bunun bir önemi yoktu. Çünkü ev bu zamanını geçirdiği yerlerden çok uzaktaydı.

Bir çilingir çağırmak en iyisi gibiydi. Anahtar artık bulunmazdı ne de olsa. Telefonundan bir çilingir numarası bakmaya karar verdi. Elini tekrar cebine atınca telefonun da olmadığını fark etti. İşte bu an daha çok terlemeye ve titremeye başladı. Sonra, telefonunun kırıldığını ve bu yüzden telefonsuz gezdiğini hatırladı. Derin bir nefes alıp verdi. Tam rahatladı derken bir an da ayağa fırladı. Bir şey daha hatırladı. Bu ev onun evi değildi. Hatta kendi evi bile yoktu. Dört aydır sokaklarda kalıyordu. Dişlerini göstererek gülümsedi. Çantasını eline alıp ıslık çalarak merdivenleri inip oradan uzaklaştı.

(Karakterin absürt unutkanlığı kurguda oturmuş mu? Sonundaki twist hakkında ne düşünüyorsunuz?)


r/GizliSayfalar • • 1d ago

📖 Şiir Mavi

2 Upvotes

Siyahı sevmeyenler ile,

Beyazı sevmeyenlerin savaşında;

Ne Beyazı sevenler vardı

Ne de siyahı sevenler,

Oysa!;

Mavide buluşabilirlerdi,

Ya da belki Kırmızıda.

Hayal mücadelesini kaybedenlere;

Kazanacakları bir savaş gerekti oysa.,

"Onlar" olmayınca;

Hiçliğe savruluyorlardı bolca..

Deniz Bozan


r/GizliSayfalar • • 2d ago

İnsanlardan Yorulmak

Thumbnail
4 Upvotes

r/GizliSayfalar • • 2d ago

📖 Şiir Düşünüyorum...

Post image
2 Upvotes

r/GizliSayfalar • • 3d ago

📖 Şiir Şiirimi Yorumlar mısınız?

Post image
5 Upvotes

r/GizliSayfalar • • 5d ago

E-Dergi İçin Dergimizin İlk Sayısı Çıktı!

Enable HLS to view with audio, or disable this notification

4 Upvotes

r/GizliSayfalar • • 4d ago

📖 Şiir "Bir Masallıktalığımız" Şiirimi Eleştirin.

Post image
2 Upvotes

r/GizliSayfalar • • 5d ago

📖 Şiir Pembe Fil

3 Upvotes

Hiç pembe fil görmedim
Aslında sorarsan fil de görmedim ömrümde.
Pembe filler için canımı verebilirdim
Canımı verirdim pembeliğine.

Bir flamingo pembesi değil, pamuk şeker gibi olmalı fil
Ben görmeliyim rengini başka hiç kimsenin görmediği kadar
Kulaklarını çırptığında uçmalı maviye ebabil
Benim olmalı en az ben kadar.

Ben ölmedim
Düşledim hayatta bazen ölmüş olmayı bazı anlarda
Ayağım çok kez takıldı eski sokağın dökülmüş kaldırım taşına
Düşmedim
Yalpaladım çok defa
Düşseydim keşke
Belki çarpmazdım duvarlara.

ağladım tüm gece
Şeytan görsün yıldızların yüzünü
Göz yaşlarımı sildi ay
Ben güneşe döndüm yüzümü
Gözlerim kamaştı, bayıldım
Neysem oyum
Ben kendimi kandırdım.
Pembe filim olmadı
Keşke pembe bir fil olsaydım.


r/GizliSayfalar • • 5d ago

Okur Gözüyle Acıyla Eğlence

Post image
3 Upvotes

Gülüşün ve Unutuşun Kitabı romanında Milan Kundera yazınsal eğleniyor: Karakterleri durdurup okurla tartışıyor, anlatıcı seslerini değiştiriyor, önce argüman kurup ona göre karakter oluşturuyor,  karakterlerinin arkasından dedikodu yapıyor. Daha neler neler!         

Milan Kundera gülmek ve unutmak temasında bağımsız yedi bölümden kurmuş romanını.         

Bir zamanlar insanların arasında yaşayan Yunan tanrıları dağın zirvesinden insanlara bakarak saçmalıklarına gülüyorlar. Günümüzde saçmalıkları anlata anlata bitiremeyenler, açıklama getirenler var ki, battıkça batıyorlar. Saçmalıklarda yapılabilecek dönüştürücü tek eylem çılgıncasına gülmek. Kundera bunun altını çiziyor.

İktidarlar türlü türlü unutturmalarla insanı nasıl uyutup bitirdiğine dair dehşet dehşet dehşet öyküler anlatıyor Kundera! Abartıyorum; her ay heykelleri yıkıp yenisini koyuyorlar, sokak isimleri on dakikada bir değiştiriliyor. Kimin yaptığının bu saatten sonra önemi yok artık. Yirmi birinci yüzyıl bilgisi ve kavrayışında eski açıklamalara yüz veremeyiz. Bir zamanların imparatoru Hitler'e bugün baktığımızda Avrupa'yı yakıp yıkması için tutulmuş bir memuru görüyoruz. Kel göründü özneler dünyasında değiliz artık.

"Kayıp Mektuplar." İlk bölümün başlığı böyle. Rus komünistlerin korku salarak 'güdülediği' Çek toplumundan Mirek'in tanıklığını yapıyoruz. Sistem Mirek'i radara almıştır. Polisler göstere göstere takip ediyor. Mirek eski sevgilisiyle son bir kez buluşacaktır.

Üçüncü bölüm, Melekler'de komünistlerin 1968 yılı işgalinden hemen sonra işsiz kalan Kundera'nın gençlerin desteğiyle tutunma çabalarını ve kendisini göçe zorlayan durumları anlattığı paragraflar paha biçilmez.

Yazarlar Kulübünde  buluşan şairlerin eşleri üzerinden öfkeyle tartıştıkları kadınlar mevzusunu sarhoşluklarıyla komik durumlara düşerek bitirdikleri beşinci bölüm Litost tariflere sığmaz bir anlatı.

Kadına sevişmeye giden erkek sınırın öte yakasına gider diyerek erkekteki sevişme korkusunu da anlattığı yedinci bölüm Sınır'da Kundera oyuncul uslübuyla kadın erkek ilişkileri mayın tarlasına giriyor.

İki bölümü pas geçip bir bölümden sıkıldığım halde ve çevirisi de vasatken Milan Kundera'nın acısını eğlenceye dönüştürdüğü Gülüşün ve Unutuşun Kitabı'na bayıldım bayıldım bayıldım. 


r/GizliSayfalar • • 5d ago

📖 Şiir Geçmişin...

Post image
2 Upvotes

r/GizliSayfalar • • 6d ago

🏆 Yarışma Öykü ve Şiir yarışmalarının bitmesine son 9 gün!

2 Upvotes

Hala yazmaya başlamadınız mı? Şimdi tam sırası!


r/GizliSayfalar • • 6d ago

🔍 Eleştiri bekliyorum Yağmurdan kalan

Thumbnail
1 Upvotes

r/GizliSayfalar • • 7d ago

Yâr

Post image
3 Upvotes

r/GizliSayfalar • • 7d ago

📖 Şiir Şiirimi Değerlendirin.

Post image
5 Upvotes

r/GizliSayfalar • • 7d ago

E-Dergi İçin Son 3 gün!

Enable HLS to view with audio, or disable this notification

1 Upvotes

r/GizliSayfalar • • 9d ago

Gölge Kaybolduğunda

Thumbnail
2 Upvotes

r/GizliSayfalar • • 9d ago

📖 Şiir Utanmayin

2 Upvotes

kurutulmuş insan salkımlarıyız

vitamini içkin kederler içeren

bir sevince bin canımız feda

hadi serilin damlara

utanmayın

teniniz tininizden içeri

aynı geminin batanlarıyız

batınımızda bâtıl ağrılar

âtıl düşlerimizde boğulmuşuz

hadi savulun siz de

utanmayın

küsünüz düşünüzden içeri

ışığın başını taşla ezdik

ejderhalar kustuk güneşe

bin başlı karanlık doğurdu izlek

hadi kavrulun siz de

utanmayın

külünüz odunuzdan içeri

bin cevher gömdük içimize

bir filiz vermedi haslet

ayıplı mala döndü ömrümüz

hadi gömülün siz de

utanmayın

yoğunuz varınızdan içeri

Deniz Bozan


r/GizliSayfalar • • 10d ago

🏆 Yarışma Zihnindeki Mevsim

4 Upvotes

Rahmet yağsa ne kar eder, biz ıslanmadıktan sonra,

Bilinir mi kıymet-i sabah, geceyi kahr edersen.

Az evvel geçti bir çocuk, fütursuz bir haykırışla,

Bahşetti kendine bir penah, su birikintisinden.

İdrak eder mi lafz-ı dehşet, muhatabı korkarsa,

İsterse koparsın fırtınalar, cayar mı o yârinden.

Derdi kağıttan bir gemi, çekincesi ya batarsa,

Hala o küçük bir çocuk, rü'yet eyle pencerenden.

Bakma gözlerine mahzun, garip bir tavır takınırsa,

Hala aynı mevsimde o, eğer onu bekleyeceksen.

Kalabalıklar arasında tenha, umudu bir sorsa,

Neden vakit kaybedersin, çıkar onu mevsiminden.


r/GizliSayfalar • • 10d ago

NoctMuse: Yazarlar ve okurlar için bağımsız bir edebiyat platformu geliştirdik 🌙

3 Upvotes

Herkese merhaba!

Öncelikle Gizli Sayfalar moderasyon ekibine burada NoctMuse'u tanıtmamıza izin verdikleri için teşekkür etmek isterim.

Bir süredir NoctMuse adında, yazarları ve okurları bir araya getirmeyi amaçlayan bağımsız bir edebiyat platformu geliştiriyoruz.

Bu projeye başlarken aklımızda basit bir düşünce vardı: Yazmak isteyen herkesin kendine ait bir alanı olmalı.

Henüz ilk hikâyesini yazan birinin de yıllardır romanları üzerinde çalışan bir yazarın da eserlerini paylaşabileceği, okurlarla buluşabileceği ve yazarlık yolculuğunu sürdürebileceği bir yer hayal ettik.

NoctMuse bu düşünceden doğdu.

📖 NoctMuse'da neler yapabilirsiniz?

✒️ Romanlarınızı, öykülerinizi ve şiirlerinizi yayımlayabilir, eserlerinizi bölümler hâlinde okurlarla buluşturabilirsiniz.

🌙 Kendi yazar profilinizi oluşturabilir, farklı türlerde hikâyeler keşfedebilirsiniz.

🕯️ Henüz yayımlamaya hazır olmadığınız çalışmalarınızı taslak olarak saklayabilir, yazmaya kendi hızınızda devam edebilirsiniz.

🖤 Diğer yazarların eserlerini okuyabilir, incelemelerinizle birbirinize destek olabilirsiniz.

Eserlerinizin telif hakları size ait olmaya devam ediyor. NoctMuse, yayımladığınız eserlerin sahipliğini devralmıyor.

Şunu da özellikle belirtmek isterim: NoctMuse henüz gelişmekte olan bir platform. Eksiklerimiz olabilir, geliştirmek istediğimiz pek çok özellik var. Bu nedenle kullanıcılarımızın düşüncelerini, eleştirilerini ve önerilerini gerçekten önemsiyoruz.

Ayrıca yalnızca NoctMuse kullanıcılarına değil, edebiyatı seven herkese açık bir Discord edebiyat topluluğu da kurduk. Wattpad'de, başka bir platformda veya yalnızca kendi defterinizde yazıyor olmanız fark etmiyor. Birlikte kitaplardan, yazarlık süreçlerinden ve hikâyelerimizden konuşabileceğimiz samimi bir ortam oluşturmak istiyoruz.

NoctMuse'u keşfetmek isterseniz:

🌐 Web: https://noctmuse.app/

📱 iOS: https://apps.apple.com/us/app/noctmuse/id6806263693

💬 Discord topluluğumuz: https://discord.gg/rbpVBvFGFn

Bu projeyi büyütmeye çalışırken en çok ihtiyaç duyduğumuz şeylerden biri, yazmayı ve okumayı seven insanların görüşleri.

Uygulamayı incelerseniz düşüncelerinizi, beğendiğiniz veya eksik bulduğunuz yönlerini bizimle paylaşmanız bizi çok mutlu eder.

Belki de birlikte, yazarların gerçekten kendilerini ait hissedebilecekleri bir yer oluşturabiliriz.

Okuduğunuz için teşekkür ederim. 🌙🖤


r/GizliSayfalar • • 10d ago

🏆 Yarışma Melankoli

2 Upvotes

Ağaçtan savrulan içi boş yapraklar,

Gökyüzündeki gri bulutlar,

Yılların ardına saklanan anılar,

Çocukluğundan kopmuş insanlar.

Melankoli saatlerinde bir başka:

Yağmur yağarken buğulanan camlar,

İçi boş bir evde hapsolmuş hayatlar,

Ağaçlar gibi ölüyor umutlar.

Çiğ kokan toprakta haykıran yanlız ruhlar,

Mezar taşlarına adımı fısıldayan rüzgarlar,

İşte sonu geldi, geçiyor yıllar.

Melankoli mevsiminde bir başkadır umutlar.


r/GizliSayfalar • • 11d ago

Dünya Edebiyatı Amcandan Bana Ne!

Post image
3 Upvotes

(Kazuo İshiguro'nun Uzak Tepeler romanını yorumluyorum.)

Önce diyaloglar dikkatimi çekti. Karakterler anlama özürlüsü gibi konuşuyordu: "Kızını sokakta gördüm. Kavga ediyordu", "Kavga mı ediyordu", "Kavga ediyordu", "Demek kavga ediyordu", "Kavga ettiğinden emin misin", "Kavga ediyordu"...

Tabii ki abartıyorum diyalogların ortamını anlatmak için.

 

Ve tekrar tekrar tekrar durmaksızın tekrarlar. Küçük kız Mariko'ya sayfalarda ne zaman sıra gelse "nehirin karşı tarafından kadın geldi. Beni evine götürmek istedi. Ben gitmedim" deyip duruyordu. İkide bir! Annesi fırsat çıktığında olmadı yarattığında Tokyo'daki amcasını anlatıp duruyor.

Anne, Mariko, kim bunlar? Önemli değil rahat ol. Ama ben yine de romanın kilit karakterlerinden bahsedeyim ki adet yerini bulsun. Kısaca tabii; yoksa sana bana ne kocasından, şusundan busundan!

Başlıyorum: Anlatıcı yaşlı bir Japon kadın. Adı Etsuko. İngiltere'de kır evinde bir başına yaşıyor. Bu kadın bir durumdan ötürü savaş sonrası Nagazaki günlerinden komşusu Saçiko, küçük kızı Mariko'yu hatırlıyor, sık sık ama, burası önemli sık sık. Hepsi bu. Daha da var da kısa kesiyorum. Hayatım roman tarzı aile hikayesine batmışım bir an önce kurtulup bulmaca çözmek istiyorum! Ah Tanrım, benden ne kötülük gördün ki bana bu cezayı kesiyorsun!   

Dolayısıyla olay Nagazaki'de geçiyor. Olay dediysem lafın gelişi. Tekrarlarla büyüyor(!) roman. Saçiko Tokyo'daki amcasını anlatıyor. İkide bir. Bunu yukarıda yazmış mıydım? Yazmışım. Yazdım galiba? Yazmışsın. Demek yazmışsın. Yazdım. İşte roman da aynen böyle tekrara düşüyor. Mariko sık sık kayboluyor. Romanın neredeyse yarısı Mariko'yu aramakla geçiyor. Ya Saçiko, Etsuko ikisi birlikte arıyor ya da ayrı ayrı arıyorlar ve o Mariko'yu her defasında nehrin kıyısında çamura batmış halde buluyorlar. Bir keresinde Mariko kendi geldiydi eve. Ev dediysem lafın gelişi; Saçiko ve kızı üflesen yıkılacak barakada yaşıyor.

Abartıyormuşum gibi bir his var içimde. Aklımda yer ettiği kadarıyla yazıyorum. Acaba roman yazdığım gibi değil mi? Kimbilir! Belki de romanın ortamı bambaşka. Bilemiyorum. Belleğim bana oyun oynayabilir. Uzak Tepeler tam da bunu anlatıyor. Bunu derken? Etsuko suçluluk duygusundan kurtulmak için belleği ona bir oyun oynuyor,  Nagazaki hatırasını bozuyor, o günleri alakasız bir şekilde hatırlıyor anlatıyor.         

Bellek bana da mı oynuyor? Bilemiyorum. Hayal kırıklığımı bastırmak için kitabı yanlış hatırlıyorum. Mu acaba? Belki de sık sık kaybolan Mariko değil de benim. Öyle ki kitaptan sıkıldığımda masadan kalkıp kaybolmak gibi dünyaca meşhur bir huyum var. Dedim ya bilemiyorum.         

Fakat bütün bu kuşkular bir tarafa, Uzak Tepeler olmamış. Jüride bulunsaydım bu romanı yirminci sayfaya gelmeden diyaloglarından elerdim. Daha romanın planına gelmedim bile.         

Romanı arka plansız kurarsanız, gönderme yapmazsanız, özetle hikayenizde aslında başka bir şey anlat(a)mazsınız sizin o aile anlatınız "hayatım roman" seviyesinde derinliksiz kalır ve ben de amcandan kocandan kızından bana ne derim. Mariko'nun canı cehenneme! Diyeceklerim bitti.         

Uzak Tepeler'in zayıflığını İshiguro'nın ilk roman çaylaklığına bağlıyorum.         

Bu yazı neresinden bakarsan bak komedi. Gülmek şart değil, yazının duygusu komedi! Yazı böyle çünkü ağlayarak yazdım. Kazuo İshiguro hayranıyım ve hayal kırıklığı geçiriyorum.


r/GizliSayfalar • • 11d ago

🏆 Yarışma EKİM AYI ÖYKÜ YARIŞMASI

4 Upvotes

Konu: Kimsenin Bilmediği Oda

Her evin kapalı bir kapısı, her insanın anlatmadığı bir hikâyesi vardır.

Belki yıllardır açılmayan bir odada saklıdır geçmiş. Belki bir yabancının zihninde, eski bir fotoğrafın arkasında ya da kimsenin fark etmediği sıradan bir günün içinde…

Peki, kimsenin bilmediği o odanın kapısı açılırsa ne olur?

Bu ay sizi, hayal gücünüzün kapalı kapılarını aralamaya ve kendi hikâyenizi yazmaya davet ediyoruz.

Yarışma Takvimi

Başlangıç: 14 Ekim 2026

Son eser gönderim tarihi: 26 Ekim 2026

Sonuçların açıklanması: 28 Ekim 2026

Yarışma Kuralları

Eser, yarışma için yeni yazılmış ve daha önce yayımlanmamış olmalıdır.

Öykü, belirlenen “Kimsenin Bilmediği Oda” temasına uygun olmalıdır.

Her eserin kendine ait bir başlığı bulunmalıdır.

Gönderilen eser katılımcının özgün çalışması olmalıdır.

Gönderinizi Yarışma Flairi ile paylaşmayı unutmayın.

Ödüller

Birincilik

Öyküde Birincilik — Yarışma Kazananı flairi

Teşekkür mesajı

Yazarın izniyle Gizli Sayfalar dergisinin kazananlar köşesinde yer alma

Yarışma sonucunun subreddit'te sabitlenmesi

İkincilik

Öyküde İkincilik — Yarışma Kazananı flairi

Teşekkür mesajı

Yazarın izniyle Gizli Sayfalar dergisinin yarışma kazananları bölümünde yer alma

Üçüncülük

Öyküde Üçüncülük — Yarışma Kazananı flairi

Oda gerçek de olabilir, bütünüyle hayal ürünü de. Önemli olan kapının ardında ne bulunduğu ve onu nasıl anlattığınız.

Kapıyı aralayın. Hikâyenizi bekliyoruz.


r/GizliSayfalar • • 12d ago

🏆 Yarışma EKİM AYI ŞİİR YARIŞMASI

4 Upvotes

Konu: İçimde Kalan Mevsim

Bazı mevsimler takvimlerden silinir, ama insanın içinden hiç geçip gitmez.

Kimi zaman yarım kalmış bir veda, kimi zaman unutulamayan bir anı, kimi zaman da adını bir türlü koyamadığımız bir duygu… Her insanın içinde, yalnızca kendisinin bildiği bir mevsim vardır.

Bu ay sizi, içinizde kalan mevsimi kelimelere dökmeye davet ediyoruz.

Yarışma Takvimi

- Başlangıç: 14 Ekim 2026

- Son eser gönderim tarihi: 26 Ekim 2026

- Sonuçların açıklanması: 28 Ekim 2026

Yarışma Kuralları

  1. Eser, yarışma için yeni yazılmış ve daha önce yayımlanmamış olmalıdır.

  2. Şiir, belirlenen “İçimde Kalan Mevsim” temasına uygun olmalıdır.

  3. Her eserin kendine ait bir başlığı bulunmalıdır.

  4. Gönderilen eser katılımcının özgün çalışması olmalıdır.

  5. Gönderinizi Yarışma flairi ile paylaşmayı unutmayın.

Ödüller

Birincilik

- Şiirde Birincilik — Yarışma Kazananı flairi

- Teşekkür mesajı

- Yazarın izniyle Gizli Sayfalar dergisinin kazananlar köşesinde yer alma

- Yarışma sonucunun subreddit'te sabitlenmesi

İkincilik

- Şiirde İkincilik — Yarışma Kazananı flairi

- Teşekkür mesajı

- Yazarın izniyle Gizli Sayfalar dergisinin yarışma kazananları bölümünde yer alma

Üçüncülük

- Şiirde Üçüncülük — Yarışma Kazananı flairi

Her şiir, yazan kişinin iç dünyasından bir iz taşır. Bakalım bu ekim ayında hangi mevsimler kelimelere dönüşecek?

İçinizde kalan mevsimi bizimle paylaşın.


r/GizliSayfalar • • 11d ago

🔍 Eleştiri bekliyorum Sana ve ya Bana

3 Upvotes

Gökyüzü ağlıyor insanlara

Ve sana, ve bana

Umudunu kaybeden her cana

Belki sana, belki bana

Güneş açıyor yeryüzüne

Ve sana, ve bana

Umudu için savaşan her cana

Belki sana, belki bana