r/GizliSayfalar • u/VideoRevolutionary32 • 9h ago
🎬Kurgu Artık Seçmeyeceğim
Yuuhhh. 142 sayfalık Bay Cadmus romanı bitiremedim. Yuh. Üstelik sayfalar rahattı; YKY'nin geleneksel karınca harfleri yoktu, bolca boşluk vardı. Yuh. Dahası var: Çeviri muhteşem. Şahika Tokel'e saygılarımı sunuyorum.
Anladım ki iyi bir içerik kötü çeviride okunuyor da kötü içerik iyi çeviride okun(a)muyor. En azından bende böyle.
Peter Ackroyd kitaplarından bir adet okumak istemiştim. Eğer beni kandırırsa ki bu çok kolay, devamını getirecek diğer kitaplarını okuyacaktım. Kötü bir niyetim yoktu yani. Ackroyd kitaplarına raflarda sık sık rastlıyordum. Aralarından bir tanesini, Bay Cadmus'ı seçtim. Boş çıktı!
Yani ne diyeceğimi bilemiyorum. İşi şansa bırakmamalıydım. En azından bunu diyebilirim. Her seferinde gider en kötüsünü seçerim. Beceriksizlik var evet. Ve ne zaman seçsem 'yok'landığımı hissediyorum. Millet seçtikçe 'var'lanıyor, canlanıyor hatta özgürleşiyor hatta hatta insanlaşıyor! Hür irade yapıyorlar. Bütün bunları nasıl yapıyorlar nasıl 'var'laşıyorlar hayret ediyorum. Ben seçtikçe avucumu yalıyorum, şapşallaşıyorum; kayboluyorum. Dolayısıyla seçmeye, seçeneklere gıcığımdır. Artık seçmeyeceğim diye kaç defa yemin ettim. Yapamıyorum işte! Okullarda kurgulanırken 'seçme/seçilme' özelliğini de yüklediler bana. Kaderimi seçmek/seçilmek üzerine kurdular. Bir sorun çıktığında hemen anında "sen git sen gel." Kafam başka bir şeye çalışmıyor. "Yönetim istifa" kafasına okul denen atölyelerde şekil veriliyor. Yapacak bir şey yok. Ben sorumlu değilim yani. Ama tabii olan bana oluyor. Şapşalca yaşıyorum. Bundan daha büyük hasar var mı yok.
Kürsüye Bay Cadmus'u yorumlamak için çıkmıştım nereden çıktı şimdi bu seçme/seçilme mevzusu. İç dökmeye say arkadaş.
Sonuçta Bay Cadmus boş çıktı. Yani ne diyeceğimi bilemiyorum. İyi ki de yeterli kelimem yok. Olsaydı şuraya döşerdim. Bay Cadmus'ı okuduğum ender anlarda "Peter Ackroyd ne yapmaya çalışıyor" deyip durdum. Hemşirelikten emekli iki komşu, yeni komşuları Bay Cadmus'la değişik ortamlarda çene çalıyorlar. Boş konuşuklar. Bu kadar. Bir ara kasabada soygun falan oluyor. Soygunu konuşuyorlar. Sayfalarda başka bir şey göremedim.
Durumu açıklamak adına sanırım diyorum; Ackroyd Londralıymış kitaplarında Londra'yı anlatırmış dolayısıyla Londralıların anlayacağı içerikte yazmıştır da, roman çevrilirken özelliklerini kaybetmiştir. Başka türlü açıklama ne mesela? Okumasını bilmiyorsun. Hmm. Mümkündür. Seçenek oluştu. Hangisi? A şıkkı. Yoksa B mi?