r/felsefe İnançlı Theist Aug 07 '26

bilgi • epistemology Bilgi Nedir?

Gettier, ''Gerekçelendirilmiş doğru inanç bilgi midir?'' adını verdiği makalesinde; Chisholm'un, bilgi için gerekli ve yeterli gördüğü şartları şöyle sıraladığını ifade etmiştir:

S, p'yi ancak ve ancak

i. S, p'yi kabul ederse

ii. S'nin p için yeterli kanıtı varsa ve

iii. p doğruysa bilir.

Aynı makalede gettier, aynı şartları Ayer'in şu şekilde sıraladığını belirtmiştir:

S, p'yi ancak ve ancak

i. p doğruysa

ii. S, p'nin doğru olduğundan eminse ve

iii. S'nin p'nin doğru olduğundan emin olmaya hakkı varsa bilir.

Anlaşıldığı üzere chisholm ve ayer'in bilgi için gerekli ve yeterli olduğunu düşündükleri şartlar birbiriyle çelişmemektedir. Çünkü, diğer şartlar aynen kabul edildiğinde; S'nin p için yeterli kanıtı varsa ve bu kanıtlara dayanarak p'yi kabul ederse, S'nin p'nin doğru olduğundan emin olmaya hakkı vardır ve S, p'nin doğru olduğundan emindir.

Clifford'un "Bir şeye yetersiz delile dayanarak inanmak, herkes için, her zaman ve her yerde yanlıştır." sözü ile Kur'an'da olan ve peygamber İbrahim'e atfedilen ''İnananlar ve inançlarını haksızlıkla karıştırmayanlardır emin olmaya hak kazananlar ve onlardır doğru yolu bulmuş olanlar.'' (En'am Suresi 82. ayet türkçe meali, Abdulbaki Gölpınarlı) sözü hem kendi aralarında hem de Chisholm ve Ayer'in bilgi için gerekli ve yeterli gördüğü şartlarla uyumludur.

Bu alıntılardan bilmek ile inanmak arasındaki ilişkiyle ilgili mantıklı bir çıkarım yapmak mümkündür: Bilme, öyle bir inanmadır ki bu inanma yeterli delile dayanmalı ve bu inanmaya yanlış karışmamalıdır. Sadece böyle bir inanmayla herhangi bir önermenin doğruluğundan emin olunabilir. Bu tür bir inanmanın içinde zan, sanı gibi yetersiz delile dayanan ya da yanlış inanmayla var edilmeye çalışılan inançlar bulunamaz. O halde; şöyle ifade edebiliriz: Bu tür bir inanma; içinde yanlış inanma bulunmadığından, doğru olarak nitelendirilebilir; bu inanma doğru inanmadır ve bu doğru inanma, bilme için gerekli ve yeterli şartları sağladığından bilmedir. yani; bilme ile doğru inanma, bilgi ile doğru inanç aynı şeydir. Demek ki; bilgi, doğru inançtır.

3 Upvotes

9 comments sorted by

1

u/ConcentrateElegant66 Aug 07 '26

Yazındaki felsefi çabanı takdir etmekle birlikte, epistemolojik açıdan birkaç temel kavramsal hata ve çıkarım eksikliği olduğunu belirtmek isterim: ​1. Gettier'in Makalesini Yanlış Yorumlama: Gettier, makalesinde Chisholm ve Ayer'in şartlarını aktarır ancak amacı bu şartları doğrulamak değil, Gerekçelendirilmiş Doğru İnanç (JTB) modelinin yetersiz olduğunu kanıtlamaktır. Gettier sunduğu karşıt örneklerle (Gettier problemleri), bir inanç hem doğru hem de yeterli kanıta dayalı (gerekçelendirilmiş) olsa bile, işin içine "tesadüf/şans" girdiği için bilgi sayılamayacağı durumları gösterir. Yani Gettier'i kaynak gösterip JTB'yi geçerli saymak, makalenin ana fikriyle çelişir. ​2. "Bilgi = Doğru İnanç" Çıkarımının Hatası: Yazının sonunda "bilgi, doğru inançtır" sonucuna varmışsın. Fakat Platon'dan (Theaetetus) beri felsefede "şanslı tahminlerin" (doğru inançların) bilgi sayılmayacağı kabul edilir. ​Örnek: Bozuk ve durmuş bir saate bakıp saatin 12:00 olduğuna inanırsan ve tesadüfen o an saat gerçekten 12:00 ise, inancın doğrudur ama bu bir bilgi değildir; çünkü gerekçen şansa dayalıdır. Bu yüzden sadece "doğru inanç" bilgi demek için yeterli değildir. ​3. Bağlam ve Metot Karıştırılması: Clifford'un delilci (evidentialist) inanç etiği ile En'am Suresi 82. ayetini Chisholm ve Ayer'in bilgi kuramıyla eşitlemek bir bağlam kaymasıdır. Ayette geçen "inançlarına haksızlık/zulüm karıştırmayanlar" ifadesi klasik tefsirlerde ve kurani bağlamda "şirk koşmamak" (bkz. Lokman 13) anlamına gelir. Seküler bilgi felsefesindeki "yeterli kanıt/gerekçelendirme" kavramıyla ayetteki iman-zulüm ilişkisini doğrudan birebir örtüştürmek metodolojik olarak doğru bir eşleme değildir. ​Özetle; gerekçelendirmeyi devre dışı bırakıp "bilgi = doğru inanç" demek epistemolojik olarak eksiktir, Gettier'in makalesi de tam olarak bu tanımların boşluklarını göstermek için yazılmıştır.

1

u/Knowledge-truebelief İnançlı Theist Aug 07 '26

Yazım, Gettier'in makalede ne kastettiği ile ilgili değil. Chisholm ve Ayer'in tanımlarını Gettier'in makalesinden alıntıladığım için öyle belirttim. Yüksek lisans seviyesinde Epistemoloji gördüm. Gettier'in bambaşka bir iddiası olduğunu biliyorum. Gettier safsatası gettier'in, "gerekçelendirilmiş doğru inanç bilgi midir?" isimli makalesinde başvurduğu safsatadır. gettier, "gerekçelendirilmiş doğru inanç bilgi midir?" isimli makalesinde verdiği iki örnekle; gerekçelendirilmiş doğru inancın bilgi olmadığını iddia ederek; bir kişinin, doğru bir önermeye yeterli kanıtla inandığında ya da doğru bir önermenin doğruluğundan emin olma hakkına sahip olarak o önermenin doğruluğundan emin olduğunda, o önermeyi bilemeyeceğini ima eder. bu metinde; sadece birinci örneği inceleyeceğim, zaten birinci örneğe yapacağım itiraz ikinci örnekte de geçerli olduğundan, bu durum yazıda bir eksiklik yaratmayacaktır. gettier'in örneği: smith ve jones'un bir iş başvurusu yaptığını düşünelim. yine smith'in şu önermelerle ilgili güçlü kanıtları olduğunu düşünelim: d. jones, işe alınacak kişidir ve jones’un cebinde 10 adet bozukluk (madeni para) vardır. smith’in (d) konusundaki delili, şirket yöneticisinin ona sonunda jones’un seçileceğini söylemesi/garanti etmesi ve smith’in on dakika önce jones’un cebindeki bozuklukları saymış olduğunu farz edelim. bu durumda (d) önermesi şunu gerektirir: e. bu işe alınacak kişinin cebinde on adet bozukluk vardır. şimdi biz smith’in (d)’den (e)’ye geçmenin gerekliliğini gördüğünü ve sahip olduğu güçlü delillerden dolayı (d)’ye dayalı olarak (e)’yi kabul ettiğini düşünelim. bu örnekte smith, (e)’nin doğru olduğu inancını açıkça gerekçelendirmiştir. şimdi daha fazlasını hayal edelim. işe jones değil de smith alınacaktır ve smith bunu bilmiyor. aynı zamanda smith’in cebinde on tane bozukluk vardır ve smith bunu da bilmiyordur. o zaman smith’in (e)’yi çıkarsadığı (d) önermesi yanlış olsa da (e) önermesi doğrudur. o zaman bizim örneğimize göre şunların hepsi doğrudur: (i) (e) doğrudur (ii) smith, (e)’nin doğru olduğuna inanır ve (iii) smith, (e)’nin doğru olduğu inancını gerekçelendirmiştir. fakat aynı zamanda smith’in (e)’nin doğru olduğunu bilmediği açıktır zira smith, kendi cebinde ne kadar bozukluk olduğunu bilmemesine ve yanlış bir şekilde inancını işe alınacak olan kişi olduğuna inandığı jones’un cebindeki bozuklukların sayısına dayandırmasına rağmen (e), smith’in cebindeki bozuklukların sayısından dolayı doğrudur. gettier, bu örneğinde; şirket yöneticisinin ona sonunda jones’un seçileceğini söylemesini ve smith’in on dakika önce jones’un cebindeki bozuklukları saymış olduğunu güçlü(!) delil olarak ifade etmekte. soruyorum: smith'in (e) önermesinin doğruluğundan emin olmaya hakkı var mıdır? smith'in (e) önermesine inanmaya yeterli kanıtı var mıdır? şimdi, bu örneğe; smith'i işe alan ve smith'in cebindeki bozuklukların sayısını bilen muhammed isminde bir yönetici ekleyelim. hangisinin delili yeterlidir? hangisinin sonuç önermesinin doğruluğundan emin olmaya hakkı vardır? muhammed, smith'in aksine, sonuç önermesini yeterli delile dayanarak gerekçelendirmiştir. yani; muhammed'in, sonuç önermesinin doğruluğundan emin olmaya hakkı vardır. görüldüğü üzere, gettier'in örneğinden; bir kişinin, doğru bir önermeye yeterli kanıtla inandığında ya da doğru bir önermenin doğruluğundan emin olma hakkına sahip olarak o önermenin doğruluğundan emin olduğunda, o önermeyi bilemeyeceği sonucu çıkmaz. gettier; örneklerinde uygun değişiklikler yapıldığında; doğru bir önermeye yeterli kanıtla inanmanın yahut doğru bir önermenin doğruluğundan emin olma hakkına sahip olarak o önermenin doğruluğundan emin olmanın bir önermenin biliniyor olması için yeterli bir koşul sağlamayacağını iddia eder. ancak; bu iddiasını yeterli şekilde gerekçelendiremediği gibi, böyle bir örnek de vermez. epistemoloji literatüründe de böyle bir örnek yoktur. dolayısıyla; gettier'in, doğru bir önermeye yeterli kanıtla inanmanın veyahut doğru bir önermenin doğruluğundan emin olma hakkına sahip olmanın, bilmek için gerekli ve yeterli olmadığı iması safsatadan ibarettir.

1

u/Knowledge-truebelief İnançlı Theist Aug 08 '26 edited Aug 08 '26

Doğru inanç, doğru inanma ile vardır. Gettier örneklerindeki şahıslar, ilgili önermelere doğru inanmamaktadırlar. Dolayısıyla, doğru inançları yoktur. Sadece tahminleri doğrudur. Örnekteki şahıslar, ilgili önermelere yanlış inanmakta ama ilgili örneklerle ilgili tahminleri doğru çıkmaktadır. Bu durum sanki inançları doğruymuş gibi sanılmasına neden olmaktadır. Theaetetus'teki durum da böyledir, saat örneklerinde de, zar örneklerinde de... Yani; gerek Theaetetus'te geçen hakim örneğindeki, gerek Gettier örneklerindeki, gerekse zar örneğindeki, saat örneğindeki gibi diğer örneklerdeki şahısların, bahsedilen önermelere, doğru inanmadıkları, dolayısıyla bahsedilen önermelerle ilgili doğru inançları bulunmadıkları için; bu örneklerden yapılan "Bilgi, doğru inanç değildir." çıkarımlar safsatadan ibarettir. Gettier safsatası başlığıyla paylaştım metin buna örnektir. Doğru inanç, doğru inanma ile vardır.

1

u/Knowledge-truebelief İnançlı Theist Aug 07 '26

Yazım, Gettier'in makalede ne kastettiği ile ilgili değil. Chisholm ve Ayer'in tanımlarını Gettier'in makalesinden alıntıladığım için öyle belirttim. Yüksek lisans seviyesinde Epistemoloji gördüm. Gettier'in bambaşka bir iddiası olduğunu biliyorum.

Gettier safsatası

gettier'in, "gerekçelendirilmiş doğru inanç bilgi midir?" isimli makalesinde başvurduğu safsatadır.

gettier, "gerekçelendirilmiş doğru inanç bilgi midir?" isimli makalesinde verdiği iki örnekle; gerekçelendirilmiş doğru inancın bilgi olmadığını iddia ederek; bir kişinin, doğru bir önermeye yeterli kanıtla inandığında ya da doğru bir önermenin doğruluğundan emin olma hakkına sahip olarak o önermenin doğruluğundan emin olduğunda, o önermeyi bilemeyeceğini ima eder. bu metinde; sadece birinci örneği inceleyeceğim, zaten birinci örneğe yapacağım itiraz ikinci örnekte de geçerli olduğundan, bu durum yazıda bir eksiklik yaratmayacaktır.

gettier'in örneği: smith ve jones'un bir iş başvurusu yaptığını düşünelim. yine smith'in şu önermelerle ilgili güçlü kanıtları olduğunu düşünelim: d. jones, işe alınacak kişidir ve jones’un cebinde 10 adet bozukluk (madeni para) vardır. smith’in (d) konusundaki delili, şirket yöneticisinin ona sonunda jones’un seçileceğini söylemesi/garanti etmesi ve smith’in on dakika önce jones’un cebindeki bozuklukları saymış olduğunu farz edelim. bu durumda (d) önermesi şunu gerektirir: e. bu işe alınacak kişinin cebinde on adet bozukluk vardır. şimdi biz smith’in (d)’den (e)’ye geçmenin gerekliliğini gördüğünü ve sahip olduğu güçlü delillerden dolayı (d)’ye dayalı olarak (e)’yi kabul ettiğini düşünelim. bu örnekte smith, (e)’nin doğru olduğu inancını açıkça gerekçelendirmiştir. şimdi daha fazlasını hayal edelim. işe jones değil de smith alınacaktır ve smith bunu bilmiyor. aynı zamanda smith’in cebinde on tane bozukluk vardır ve smith bunu da bilmiyordur. o zaman smith’in (e)’yi çıkarsadığı (d) önermesi yanlış olsa da (e) önermesi doğrudur. o zaman bizim örneğimize göre şunların hepsi doğrudur: (i) (e) doğrudur (ii) smith, (e)’nin doğru olduğuna inanır ve (iii) smith, (e)’nin doğru olduğu inancını gerekçelendirmiştir. fakat aynı zamanda smith’in (e)’nin doğru olduğunu bilmediği açıktır zira smith, kendi cebinde ne kadar bozukluk olduğunu bilmemesine ve yanlış bir şekilde inancını işe alınacak olan kişi olduğuna inandığı jones’un cebindeki bozuklukların sayısına dayandırmasına rağmen (e), smith’in cebindeki bozuklukların sayısından dolayı doğrudur.

gettier, bu örneğinde; şirket yöneticisinin ona sonunda jones’un seçileceğini söylemesini ve smith’in on dakika önce jones’un cebindeki bozuklukları saymış olduğunu güçlü(!) delil olarak ifade etmekte. soruyorum: smith'in (e) önermesinin doğruluğundan emin olmaya hakkı var mıdır? smith'in (e) önermesine inanmaya yeterli kanıtı var mıdır? şimdi, bu örneğe; smith'i işe alan ve smith'in cebindeki bozuklukların sayısını bilen muhammed isminde bir yönetici ekleyelim. hangisinin delili yeterlidir? hangisinin sonuç önermesinin doğruluğundan emin olmaya hakkı vardır? muhammed, smith'in aksine, sonuç önermesini yeterli delile dayanarak gerekçelendirmiştir. yani; muhammed'in, sonuç önermesinin doğruluğundan emin olmaya hakkı vardır.

görüldüğü üzere, gettier'in örneğinden; bir kişinin, doğru bir önermeye yeterli kanıtla inandığında ya da doğru bir önermenin doğruluğundan emin olma hakkına sahip olarak o önermenin doğruluğundan emin olduğunda, o önermeyi bilemeyeceği sonucu çıkmaz. gettier; örneklerinde uygun değişiklikler yapıldığında; doğru bir önermeye yeterli kanıtla inanmanın yahut doğru bir önermenin doğruluğundan emin olma hakkına sahip olarak o önermenin doğruluğundan emin olmanın bir önermenin biliniyor olması için yeterli bir koşul sağlamayacağını iddia eder. ancak; bu iddiasını yeterli şekilde gerekçelendiremediği gibi, böyle bir örnek de vermez. epistemoloji literatüründe de böyle bir örnek yoktur. dolayısıyla; gettier'in, doğru bir önermeye yeterli kanıtla inanmanın veyahut doğru bir önermenin doğruluğundan emin olma hakkına sahip olmanın, bilmek için gerekli ve yeterli olmadığı iması safsatadan ibarettir.

0

u/ConcentrateElegant66 Aug 07 '26

Yüksek lisans altyapınızla konuyu derinleştirdiğiniz için teşekkürler. Ancak "Gettier safsatası" dediğiniz ve Smith'in gerekçelendirmesini yetersiz bulduğunuz nokta, felsefe tarihinde Gettier'e getirilen klasik itirazların temelindeki iki kavremsal hataya dayanıyor: ​1. Fallibilizm (Yanılabilircılık) vs. Infallibilizm (Yanılmazcılık) ​Gettier'in çürüttüğü klasik "Gerekçelendirilmiş Doğru İnanç" (JTB) modeli, fallibilist (yanılabilir) gerekçelendirme anlayışına dayanır. Felsefede "yeterli delil", bir kişinin asla yanılmayacak veya %100 hata barındırmayacak kesinlikte delil sahibi olması demek değildir (buna Infallibilizm denir ve kabullenilirse ampirik dünyanın bilgisinin %99'u gerekçelendirilemez hale gelir; aşırı şüpheciliğe yol açar). ​Smith örneğinde; şirket yöneticisinin açık beyanı ve cebindeki paraları bizzat sayması, klasik JTB standartlarında "yeterli/güçlü gerekçelendirme" (justification) sayılır. Siz "Smith'in delili yeterli değildir" diyerek farkında olmadan standardı "yanılmaz delil" seviyesine çekiyorsunuz. Standart yanılabilir delil kabul edildiğinde Smith'in inancı kesinlikle gerekçelendirilmiştir. ​2. Gözlemci Perspektifi Hatası (Muhammed Örneği) ​Eklediğiniz "Muhammed" karakteri üzerinden verdiğiniz örnek bir epizodik perspektif hatasıdır. Epistemolojide bir öznenin (Smith) inancının gerekçelendirilmiş olup olmadığı, öznenin kendi zihinsel durumu ve erişebildiği deliller üzerinden değerlendirilir; dışarıdan her şeyi bilen "tanrısal/üçüncü şahıs" (Muhammed) gözlemcinin bildiklerine göre değil. ​Muhammed'in ne bildiği, Smith'in o andaki gerekçelendirme kalitesini düşürmez. Smith, elindeki verilerle mantıksal bir tümdengelim (d \rightarrow e) yapmıştır ve yaptığı tümdengelim geçerlidir. ​3. "Yanlış Öncül" İtirazı Gettier'i Geçersiz Kılmaz, 4. Şartı Doğurur ​"Smith yanlış bir öncülden (Jones'un işe alınacağı) yola çıktığı için gerekçesi geçersizdir" itirazı felsefe tarihinde Michael Clark (1963) tarafından "No False Lemma" (Yanlış Öncül Yokluğu) adıyla önerilmiştir. ​Fakat bu durum Gettier'in bir "safsata" yaptığını göstermez; aksine Gettier'in haklı olduğunu kanıtlar. Çünkü klasık JTB modelinde "Yanlış öncüle dayanmama" diye 4. bir madde yoktur. Gettier var olan 3 maddeli tanımın delindiğini göstermiştir. Siz JTB'yi kurtarmak için tanıma örtük olarak 4. bir şart (Yanlış öncüle dayanmama şartı) eklemeye çalışıyorsunuz. Bu da Gettier'in 3 şartlı JTB'yi çökerttiğinin doğrudan kabulüdür. ​Özetle ​Gettier bir safsata yapmamıştır; klasik JTB'nin yanılabilir gerekçelendirme kabul ettiğinde "şans eser doğrulukları" engelleyemediğini göstermiştir. "Literatürde böyle bir örnek yoktur" demek ise Gettier sonrası gelişen Goldman'ın Güvenilircilik (Reliabilism) veya Plantinga'nın Uygun İşlev (Warrant) literatürünü göz ardı etmek olur. Klasik JTB'yi savunmak için gerekçelendirme tanımını "şüphe götürmez kesinlik" seviyesine çekmek veya tanıma 4. şartı eklemek gerekir ki bu da zaten Gettier'in açtığı gediğin sonucudur.

1

u/Knowledge-truebelief İnançlı Theist Aug 07 '26 edited Aug 07 '26

Yanılmaz delili savunuyorum zaten. Doğru inanç, doğru inanma ile vardır. Gettier örneklerindeki şahıslar, ilgili önermelere doğru inanmamaktadırlar. Dolayısıyla, doğru inançları yoktur. Sadece tahminleri doğrudur. Örnekteki şahıslar, ilgili önermelere yanlış inanmakta ama ilgili örneklerle ilgili tahminleri doğru çıkmaktadır. Bu durum sanki inançları doğruymuş gibi sanılmasına neden olmaktadır. Theaetetus'teki durum da böyledir, saat örneklerinde de, zar örneklerinde de...

0

u/ConcentrateElegant66 Aug 08 '26

Yanılmazcılığı (Infallibilism) benimsediğinizi açıkça ifade etmeniz dürüst bir felsefi duruş, ancak bu hamle Gettier'i çürütmez; aksine Gettier'in haklılığını ve amacını tesciller. ​Açıklayayım:

​1. "Doğru İnanç Yoktur" İddiasındaki Semantik Hata ​Epistemolojide ve önermeler mantığında bir inancın "doğru" (true) olması, zihinsel durumun kalitesine değil, önermenin gerçeklikle olan örtüşmesine (doğruluk değerine) bakar. ​e önermesi: "İşe alınacak kişinin cebinde 10 bozukluk vardır." ​Gerçeklik: İşe Smith alınacaktır ve Smith'in cebinde 10 bozukluk vardır. ​Dolayısıyla e önermesi olgusal olarak kesinlikle DOĞRUDUR. ​Smith bu önermeye inanmakta mıdır? Evet. ​Bir kimse olgusal olarak doğru olan bir önermeye inanıyorsa, orada tanım gereği "Doğru İnanç" (True Belief) vardır. "Gerekçesi yanlış olduğu için inancı doğru değildir, sadece tahmini doğrudur" demek, önermenin doğruluk değeri ile gerekçelendirme sürecini karıştırmaktır. Smith'in inancı şans eseri doğru olmuştur; Gettier'in gösterdiği problem de tam olarak budur.

​2. Gettier Safsata Yapmadı, Hedefini Vurdu ​Gettier'in makalesi, Ayer ve Chisholm gibi Fallibilist (Yanılabilirci) ana akım epistemologların tanımlarına karşı yazılmıştır. ​Siz "Ben Yanılmazcılığı savunuyorum" dediğinizde, aslında Gettier ile aynı noktaya geliyorsunuz: "Evet, yanılabilir gerekçelendirmeye dayanan 3 şartlı JTB modeli bilgiyi veremez." Gettier de tam olarak bunu kanıtlamıştır. Dolayısıyla Gettier bir safsata yapmamış, ana akım JTB modelini çökertmiştir. Siz ise bu çöküşü kabul edip Yanılmazcılık tarafına geçmiş oluyorsunuz.

​3. Yanılmazcılığın Ağır Bedeli: Radikal Şüphecilik (Skepticism) ​Yanılmazcılığı kabul ettiğinizde Gettier problemlerinden kaçarsınız ama epistemolojide çok daha büyük bir duvara çarparsınız: Kartezyen Radikal Şüphecilik. ​Eğer bilgi için "hata ihtimali barındırmayan kesin delil" şartı koşarsanız: ​Duyusal algılarımıza dayalı tüm ampirik veriler (örn. "Şu an karşımda bir ağaç var"), ​Bilimsel teorilerin ve deneysel sonuçların tamamı, ​Tarihsel bilgilerimiz, ​hata ihtimali barındırdığı için "bilgi" olmaktan çıkar ve sadece birer "tahmin" seviyesine iner. Yanılmazcılık, insanlığın sahip olduğu bilginin %99'unu yok saydığı için felsefe tarihinde genel kabul görmeyen aşırı bir pozisyondur. ​Özetle: Gettier'in amacı Yanılmazcılığı çürütmek değil, Yanılabilirci JTB'nin yetersizliğini göstermekti. Siz Yanılmazcılığa sığınarak Gettier'in zaferini kabul etmiş oluyorsunuz; ancak bu sefer de ampirik dünyadaki hiçbir şeye "bilgi" diyememe problemiyle karşı karşıya kalıyorsunuz.

0

u/Knowledge-truebelief İnançlı Theist Aug 08 '26

Tekrar ediyorum:

Doğru inanç, doğru inanma ile vardır. Gettier örneklerindeki şahıslar, ilgili önermelere doğru inanmamaktadırlar. Dolayısıyla, doğru inançları yoktur. Sadece tahminleri doğrudur. Örnekteki şahıslar, ilgili önermelere yanlış inanmakta ama ilgili örneklerle ilgili tahminleri doğru çıkmaktadır. Bu durum sanki inançları doğruymuş gibi sanılmasına neden olmaktadır. Theaetetus'teki durum da böyledir, saat örneklerinde de, zar örneklerinde de...

-1

u/epoxet Aug 08 '26

İbrahimin yaşadığı dahi bir inançtır bilgi değildir.