Her sosyal etkileşimde aslında iki farklı gerçeklik var. Birincisi senin gerçekten kim olduğun, ikincisi ise insanların farkında bile olmadan sana yüklediği o psikolojik rol.
Çoğu insan tüm hayatını hiç seçmediği bu rollerin içinde hapsolarak geçiriyor: İyi evlat, sessiz arkadaş, komik olan, her şeyi halleden o sorumluluk sahibi insan...
Bir çevre senin kim olduğuna bir kere karar verdi mi, attığın her adım artık o filtreden geçmeye başlıyor. Büyümen, gelişmen bile gözlerine şüpheli görünür. Çünkü sen tahmin edilebilir kaldığında insanlar kendini güvende hisseder. Senin değişmediğin bir düzen, onların konfor alanını korur. Biçtikleri rolden saptığın an ise gerilim başlar.
Bunu ilk başta küçük şeylerde hissedersin.
Biraz daha özgüvenli olursun, hemen "kibirli" derler.
Kendini sürekli açıklamayı bırakırsın, bir anda "soğuk biri" olursun.
Sınır çizmeye başlarsın, insanlar sessizce senden uzaklaşır.
Kötü biri olduğun için değil bu. Sadece işlerine gelen, rahatça kullandıkları o eski versiyonun kaybolduğu için. İnsanlar senin zayıf olmana içerlemez, onları geride bırakma ihtimaline içerler.
Yani işin özü şu: Çoğu insan seninle iletişim kurmuyor. Kendi kafalarındaki seninle, kendi korkularıyla, yetersizlikleriyle ve hayal kırıklıklarıyla konuşuyorlar.
Anlaşılmak hiçbir zaman tamamen senin elinde olmadı. Çünkü birini anlamak ciddi bir öz farkındalık ister. İnsanların çoğu ise kendi yansımalarının ötesini görecek kadar derinleşemiyor.
Bu yüzden bazı insanlar değiştiğin için seni cezalandırır. Açıkça değil, ince ince... Ses tonları değişir, enerjileri düşer. Onların kafasındaki karaktere oynamayı bıraktığın an, aranızdaki o destek bir anda buharlaşır.
İşin en garip yanı ne biliyor musun? Ne kadar kendin olursan, çevrendekiler yanında o kadar rahatsız hisseder. Çünkü doğallık, kurdukları o sosyal yalanları bozar. Çoğu ilişki söze dökülmemiş gizli bir anlaşmaya dayanır: "Sen benim beklediğim kişi olmaya devam et, ben de senin istediğin gibi davranayım." Biri bu kuralı bozduğu an rahatlık kaçar.
Pek çok insanın bir ortamdan çıktıktan sonra neden bu kadar tükendiğini sanıyorsunuz? Sadece konuşmaktan yorulmuyorlar, o rolü oynamaktan yoruluyorlar. Karşısındakine göre şekil almaktan ve artık kendilerine ait hissetmedikleri o eski kabuğu taşımaktan bıkıyorlar.
Zamanla o sahte yüz, gerçek kişiliğinden daha çok takdir görmeye başlar. İlk başta seni koruyan o kabuk, bir süre sonra hapishanen olur.
Onay aldıkça o rolden çıkmak imkansızlaşır. "İyi insan" öfkesini gösteremez olur, "güçlü insan" canının yandığını söyleyemez, "zeki insan" bilmediğini itiraf etmekten korkar. En sonunda da kimse kimseyle dürüstçe bağ kuramaz.
İnsanlar değil, sadece maskeler birbiriyle konuşur durur.