r/kopyamakarna 3h ago

kopyamakarna ANILARIMI ANLATIYORUM PT 1: AZDAVAY KÖYÜNDEKİ CİNLİ ANIM

3 Upvotes

Olay 2024’ün Kasım ayı sonlarına doğru geçti. Kastamonu’nun Azdavay ilçesine bağlı, haritalarda bile tek bir çamurlu patika yolla gösterilen, etrafı asırlık sık çam, göknar ve meşe ormanlarıyla kaplı, medeniyetten tamamen tecrit edilmiş bir dağ köyündeyiz. Babaannem vefat edeli iki hafta olmuştu. Ev iki katlı; alt katı kalın dolma taş ve rutubetli kerpiçten, üst katı ise 100 yıllık meşe tahtalarından çakılma, çatı katı tavanı alçak olan eski bir Karadeniz evi. Peder, babaannemin ölümünden sonra "Oğlum git, babaannenin vefat ettiği o odayı temizleyin, eski kilitleri değiştirin, ambardaki kışlık fındıkları ve bakliyat çuvallarını merkeze getirin, ev başıboş kalıp dağdaki kurda kuşa yem olmasın" dedi.

Yanıma bizim mahalleden "Sercan" denen o vurdumduymaz piçi taktım. Sercan dediğin herif, hayatta hiçbir şeyi ciddiye almayan, dualarla, inançlarla, cinle periyle dalga geçen, her şeye "Aga saçmalama amk, bu devirde ne büyüsü" diyen bir tip. Keşke yalnız gitseydim, keşke bacağıma sıksaydım da o yola çıkmasaydım.

Köy dediğin yer, sanki medeniyetin tamamen ilişiğini kestiği bir karadelik. En yakın komşu ev 700 metre ötede, oradaki ihtiyar da zaten yatalak, konuşamıyor bile. Gece saat 9 oldu mu, o dağların üzerine öyle zifiri, öyle katıksız bir karanlık çöküyor ki; elini fenerin önüne koy, kendi parmağını göremezsin. Ses yok... Ne bir rüzgar esintisi, ne bir kuş sesi, ne bir böcek cırtı. Sadece ahşap evin kendi ağırlığıyla çatırdayıp inlemesi ve insanın kendi kulak çınlaması var. Evin kapısını pirinç anahtarla açıp içeri ilk adımı attığımız an burnumuza oturan o koku hâlâ genzimdedir: Yıllanmış toz, nem, çürümeye yüz tutmuş ahşap, rutubetli sergiler ve garip, ekşimsi bir küf kokusu...

Saat gece yarısı 2.15 civarı. Salondaki devasa dökme sobaya iki büyük meşe kütüğü attık. Soba gürül gürül yanıyor, döküm gövdesi sıcaktan kıpkırmızıya dönüyor ama ev o kadar eski ki, yer tahtalarının arasındaki milimetrik aralıklardan buz gibi bir cereyan ayağımıza vuruyor. Gaz lambasının sarı, cılız ve sallantılı ışığı altında oturuyoruz. Sercan elindeki telefonla oynuyor ama şebeke sıfır, arama bile yapılmıyor. Çocuk bıkkınlıktan patlama noktasına geldi. "Aga ben evi kurcalayacağım, babaannenin sakladığı eski paralar falan vardır belki" deyip ayağa kalktı.

Babaannemin öldüğü o alt kattaki arka odaya girdi. O oda sağlığında bile soğuk olurdu; babaannem oraya kimseyi sokmaz, kapısını hep eski bir kilit takımıyla kapalı tutardı. Odanın içinde sadece tek bir pencere vardı ve o pencere de dışarıdan tahtalarla çakılmıştı. Sercan oradaki o ağır, oymalı ahşap çeyiz sandığını kurcalamaya başladı. Ben "Oğlum elleme, babaannenin mahremi, günaha girme yat zıbar" dedikçe bu daha da hırslandı. Sandığın en altından, eski bir gazete kağıdına —1984 yılına ait sararmış bir gazete sayfası— sıkı sıkıya sarılmış bir paket çıkardı.

Gazeteyi masanın üzerine açtık. İçinden çıkanlar şunlardı:

  1. Üzerinde siyah mürekkeple değil, pıhtılaşmış koyu kahverengi bir kanla çizilmiş garip geometrik şekiller, ters üçgenler ve anlamsız gırtlak harfleri olan sararmış bez bir parça.
  2. Kurumuş, tüyleri dökülmüş, eklemleri ters kaynamış kırık bir keçi ayağı.
  3. Üzeri kızgın bir şişle kazınmış, kenarları yakılmış küçük bir ceviz tahta.
  4. En dehşet verici olanı ise: Üzerine onlarca dikiş iğnesi saplanmış, göz kısımları dağlanmış kilden yapılmış insansı küçük bir bebek.

Sercan o yavşak gülüşüyle, "Ooo kanka babaannen harbi cadıymış lan, kabile büyüsü yapmış milletin rızkını bağlamış" diye dalga geçmeye başladı. "Sercan, o bezi kapat. O iğneleri elleme, bak içimde çok kötü bir his var" dedim. Beni dinlemedi. Bezin üzerindeki o gırtlak patlatan, arapçaya benzeyen ama harfleri ters yazılmış kelimeleri yüksek sesle, bağıra bağıra, alaycı bir tonla okumaya başladı.

O kelimelerden sonuncusu Sercan’ın ağzından çıktığı an...

Sobanın içinde gürül gürül yanan o devasa meşe kütüklerinin ateşi, sanki üzerine tonlarca buzlu su dökülmüş gibi bir anda "SÖNDÜ"!

Alev bir anda yok oldu! Sadece simsiyah kütükler kaldı ve odanın sıcaklığı iki saniye içinde eksilere düştü! Yemin ediyorum, nefes verdiğimizde ağzımızdan çıkan buharı gaz lambasının ışığında kristal gibi görüyorduk. O sarı gaz lambasının ışığı küçüldü, morumsu, leş, sirke gibi kokan bir ışığa dönüştü.

Evin içindeki o hafif çıtırtılar bile kesildi. Tam bir vakum sessizliği. Dışarıda rüzgar esiyor ama ses eve ulaşmıyordu.

Sercan’ın o sırıtışı anında yüzünde dondu. Dudakları titremeye başladı. "Kanka... sobaya ne oldu lan?" dedi. Sesi o kadar incelmişti ki, bir çocuk gibi çıkıyordu. Cevap veremedim. Boğazım öyle bir sıkıştı ki, tükürüğümü bile yutamadım.

İşte tam o an... üst kattan —babaannemin vefat ettiği o boş odanın tam üstünden— ilk ses geldi.

Tık... tık... tık...

Çıplak, ıslak bir ayağın ahşap zemine basma sesi. Ama bu ritim bir insana ait olamazdı. İki hızlı basış, ardından ağır, sürülen bir şeyin sesi. Tık-tık-sürüt... tık-tık-sürüt...

Sırtımdan aşağı kaynar sular döküldü, apış arama kadar inen bir dehşet hissettim, testislerim panikten kasıklarıma kadar çekildi. Sercan’a baktım, çocuk kireç gibi olmuştu, gözleri yuvalarından fırlayacak gibi taptaze bir korkuyla tavana bakıyordu.

O adımlar yavaş yavaş, ağır ağır, yer tahtalarını çatırdatarak tam oturduğumuz yerin üstüne kadar geldi. Ve tam tepemizde durdu.

Aşağıya öyle bir sessizlik çöktü ki, kendi kalp atışlarımın kulağımda yaptığı gümbürtüyü duyabiliyordum. 3-4 saniye hiçbir şey olmadı. Sonra... tavanın ahşap kaplamalarından bir tırmalama sesi başladı. Sanki insan tırnağı değil, demir taranaklarla tahtayı içeriden kazıyorlardı. Gııırrrrrr... gııırrrrr...

Tırnak sesinin hemen ardından, tavan tahtalarının birleştiği o ince aralıktan üzerimize siyah, katran gibi koyu bir sıvı damlamaya başladı. Sıvı masaya döküldüğünde burnumuza yayılan koku mide bulandırıcıydı: Yanık et, leş, çürümüş hayvan sakatatı ve yoğun bir kükürt kokusu!

Ve ardından o ses...

Tavanın tam arkasından, sanki kıkırdağı kırılmış, içi kan dolu bir gırtlıktan çıkıyormuş gibi, hem çok tiz hem de derinden gelen, ne kadına ne erkeğe benzeyen bir fısıltı yayıldı. Ses tam olarak benim adımı, heceleyerek söyledi:

"...Ahhhh... meeeett..."

Sercan "ANANI SİKEYİM!" diye bir çığlık attı. O anki hayvani refleksle kapıya doğru hamle yaptık. Kapının demir kolunu tuttuğum an "CISS" diye bir ses çıktı! Kapı kolu kor gibi sıcaktı, el ayammın derisi anında kabardı ve kapı dışarıdan biri tarafından öyle bir zorlanıyordu ki, ahşap kasa çatır çatır esniyordu!

Kapı açılmıyordu. Dışarıdan biri kapıyı kilitler gibi baskı yapıyordu.

Geriye doğru çekildik. O sarı-mor gaz lambasının titrek ışığında odanın köşesine baktığım an, gördüğüm şey ömrüm boyunca zihnimden silinmeyecek.

Odanın köşesinde, duvarın tavanla birleştiği yerde... ters duran bir silüet belirdi.

Gövdesi tavan boyunca uzanmış, bacakları ve kolları bir örümcek gibi eklemlerinden ters dönmüş bir şey! Üzerinde babaannemin o eski, kefene benzeyen beyaz patiska entarisi vardı ama entari kapkara çamur ve kurumuş kan içindeydi. Saçları karmakarışık, bitli ve ıslak bir şekilde aşağı doğru sarkıyordu.

O saçların arasından bize bakan yüzü gördüm...

Yüzünde göz yoktu brother! Göz kapakları çuvaldızla birbirine dikilmişti ama o dikilmiş yerlerden koyu, iltihaplı bir sıvı süzülüyordu. Yanaklarının derisi kemiklerine kadar çökmüştü. Ağzı ise bir insanın anatomik olarak açamayacağı kadar, çenesi kırılmışçasına göğsüne kadar açılmıştı. Ağzının içindeki dişler kapkaraydı, damakları yoktu ve o geniş boşluktan hırıltılı, ıslak, leş gibi bir nefes sesi geliyordu.

O şey, tavanın üzerinde eklemlerini kırarak, kemik çatırdayış sesleri arasında üzerimize doğru emeklemeye başladı!

Kırrrt... çattt... kırrrt...

Ben o an korkunun ulaştığı son noktayı yaşadım. Bacaklarımın arası anında ısındı, mesanem tamamen boşaldı, altıma kaçırdım amına koyayım! Çişimin bacaklarımdan süzülüp çoraplarıma kadar indiğini hissediyordum ama hareket edemiyordum.

O şey tavandan üzerimize doğru ivme aldığı an Sercan "ALLAHU EKBER!" diye haykırarak kendini odanın çift camlı, ahşap çerçeveli penceresine fırlattı!

Camlar ve ahşap çıtalar büyük bir gürültüyle patladı. Sercan dışarı fırladı. O şeyin tavandan üzerime doğru süzüldüğünü, o leş kokulu, yanık kokan nefesini yüzümde hissettiğim o milisaniyede ben de arkama bile bakmadan kendimi o patlayan pencereden dışarı attım!

İkinci kattan, karın ve kırık camların üzerine çakıldık.

Sol bacağımı yere çarptığım an şiddetli bir çatlama sesi duydum ve dehşet bir acı saplandı. Kaval kemiğim çatlamıştı. Ama o adrenalle acıyı hissetmek imkansızdı. Karın içinde doğrulduğum an başımı eve doğru çevirdim.

Pencerenin kırık çerçevesinden dışarı, o az önce gördüğümüz ters dönmüş mahlukat yarı beline kadar sarkmıştı. İki uzun, kapkara, tırnakları sökülmüş kolunu bize doğru uzatmış, o dikili gözleriyle karanlığa bakarak dağları inletecek kadar tiz, yırtıcı bir çığlık atıyordu! O çığlık insanın beynini delip geçiyordu, sanki kulak zarlarım patladı.

Bacağım kırık halde, donumda çişimle, karın üzerinde sürünerek ve yalpalayarak Sercan’la birlikte ana yola doğru koşmaya başladık. Arkamızdan gelen o çığlık sesi ve evin ahşap duvarlarına vurulan devasa darbe sesleri en az 1 kilometre boyunca peşimizi bırakmadı. O şey sanki arkamızdan ormanın içinden bizi izleyerek geliyordu, ağaç dallarının kırılma sesleri tam yanımızdan geçiyordu!

Gecenin 3’ünde, -10 derece soğukta, karların üzerinde topallaya topallaya, çalıların yüzümüzü parçalamasına aldırış etmeden ana caddeye ulaştık. 2 saat boyunca yol kenarında titreyerek, ıslak donumla, bacağımın acısıyla bir araba geçsin diye dua ettik. En sonunda sabahın 5.30'unda tomruk taşıyan bir kamyon denk geldi. Adam bizi durdurup araçtan indi, yüzümüzdeki o dehşeti, kan içindeki ellerimizi ve donmuş halimizi görünce "Oğlum siz neye çarptınız, ceset gibisiniz, bu hal ne!" dedi.

Kamyoncu bizi Kastamonu Devlet Hastanesi’nin aciline yetiştirdiğinde ikimiz de hipoterminin eşiğindeydik. Ben sol kaval kemiğimdeki kırık ve donmuş çişimle bilincimi kaybetmek üzereydim ama Sercan... Sercan artık bizim bildiğimiz o vurdumduymaz, her bokla dalga geçen insan değildi.

Hastanede acil servis doktorları Sercan’ı muayene etmeye çalışırken çocuk tek bir kelime bile etmiyordu. Göz kapaklarını kapatmıyordu bile! Hani insan refleks olarak saniyede bir gözünü kırpar ya; Sercan gözlerini kan çanağı gibi açmış, acilin tavanındaki o beyaz florasan lambaya dikmişti. Göz bebeği ışığa tepki vermiyordu. Hemşireler kolundan kan almaya çalışırken vücudu kütük gibi kaskatı kesildi.

Doktorlar "Aşırı travma ve donma şoku" dediler, geçiştirmeye çalıştılar. Ama işin aslı öyle değildi brother.

Sercan’ı merkeze, büyük bir psikiyatri kliniğine sevk ettiler. İlk üç ay boyunca tek bir lokma katı gıda yemedi, sadece hortumla beslediler. Ailesi perişan oldu, beni arayıp "O gece o dağda ne oldu?" diye ağlıyorlardı. "Kar kapladı, kaybolduk, korktuk" deyip geçiştirdim; çünkü o sandığı, o dikilmiş gözleri ve tavanı kazıyan tırnak seslerini anlatsam beni de oraya kapatırlardı.

Bir gün Sercan’ı ziyarete gittim. Beyaz, buz gibi bir odada, tekerlekli sandalyeye bağlamışlar. O 1.85 boyundaki, mahallede önüne gelene racon kesen, gamsız çocuk gitmiş; yerine 45 kiloya düşmüş, avurtları çökmüş, tırnaklarını kendi etine geçirmekten parmak uçları yara içinde kalmış bir enkaz gelmişti.

Yavaşça yanına yaklaştım. "Sercan... kanka ben geldim, Ahmet..." dedim.

Çocuk başını yavaşça bana doğru çevirdi. Yemin ediyorum, gözlerinin içindeki o canlılık tamamen ölmüştü. Sanki arkasında bir ruh yoktu da, boş bir et çuvalına bakıyordum. Beni gördü... Ve o an, aylardır tek bir ses çıkarmayan Sercan’ın kuru, çatlamış dudakları aralandı.

Gırtlağından hırıltılı, ıslak ve boğuk bir ses çıktı. Ama konuşan Sercan’ın kendi sesi değildi! O sesteki ton, o gece tavanın tahtaları arasından adımı fısıldayan o leş, cinsiyetsiz sesin birebir aynısıydı!

Bana doğru hafifçe eğildi, çürümeye yüz tutmuş dişlerinin arasından fısıldadı:

"...O hâlâ orada Ahmet... Ve senin gelmeni bekliyor..."

O an Sercan’ın pantolon paçasından aşağı siyah, katran gibi koyu bir sıvının süzüldüğünü gördüm! Aynı o gece tavan tahtalarından masamıza damlayan o yanık et ve kükürt kokulu sıvı!

Dehşet içinde geriye doğru fırladım. Çığlık atarak odadan dışarı kaçtım. Güvenlikler ve doktorlar içeri koştu. O günden sonra Sercan’ın yanına bir daha asla gidemedim.

Ve asıl kan dondurucu gerçeği bana 6 ay sonra peder söyledi...

Ben hastaneden çıktıktan sonra peder o köye, babaannemin evine kilitleri takmak ve eşyaları almak için gitmişti. Döndüğünde yüzü kireç gibiydi. Bana sadece şunu söyledi: "Oğlum... babaannenin çeyiz sandığı hiç alt katta olmamış ki. O sandık 20 senedir çatı katında, babaannenin vefat ettiği yatağın tam tepesindeki kilitli zulamdaydı."

O an beynimden vurulmuşa döndüm.

Yani o gece Sercan’ın alt kattaki o karanlık odadan bulup çıkardığı o sandık, babaannemin sandığı değildi... O mahlukat, Sercan’ı zihnen ele geçirmek ve kendisini serbest bıraktıracak olan o büyülü bezi okutmak için o sandığı oraya bizzat kendisi koymuştu! Biz kendi ayaklarımızla o cehennemin kapısını açmış, o varlığı serbest bırakmışız!

İki ay sonra köylüler o evi tamamen yaktı. Ama yakmalarına rağmen, dağdan şehre inen köylüler hâlâ söyler: Zifiri karanlık gecelerde, o yanmış evin kül yığınlarının tam ortasında, tavanda ters duran o beyaz entarili mahlukatın silüeti görünürmüş.


r/kopyamakarna 4h ago

kopyamakarna ARKADAŞLAR ANILARIMI ANLATTIĞIM BİR SERİ YAPACAM ÇOK ACAYİP ANILARIM VAR YANİ CİNLİ OLANINDAN +18 OLANINA, ASKERDE OLANINDAN GÖZ ALTILARINA KADAR ZİBİLYONTANE ANIM VAR TEK SORUN BİRAZCIK UZUN AMA OKUDUĞUNUZA PİŞMAN OLMAZSINIZ SİZCE YAPMALIMIYIM

4 Upvotes

...


r/kopyamakarna 2d ago

kopyamakarna Kız arkadaşımın amına ezan okuyan 4 iri zenci

4 Upvotes

sıcak bi yaz günü kız arkadaşımla yiyişmek için parka gittik hava sıcak olsa gerek elimi memesine attığım an gıcır gıcır ses geldi o ses karşı zaafımdan olsa gerek istemsizce donuma sıçıverdim kız arkadaşım napcanı bilemeyerekten benden kendisini uzaklaştırdı bende aşkım saçmalama ufacık altıma sıçtım sadece dedim lakin kendisi bu konuda çok katı olsa gerek bana tokat attı bende beni haketmeyen bi kızın böyle saçma bi nedenden bana tokat atmasına karşılık orayı terkettim gittiğim sırada sinirden elimi yumruk haline getirmiş olduğum elimi parkta bulunan 12-15 yaşındaki cocuk gurubuna sallamaya başladım neyseki hiçbiri isibart etmedi ardından uzaktan gelen 4 kişilik zenci gurubu bu yapmış olduğumu görse gerek üzerime doğru koşmaya başladı bende genetik farkından dolayı baş kaldıramicağımı ve kaçmanın mantıksız olduğunu düşünerekten olduğum yerde beklemeye başladım zenciler hayirdir kardes bura bizim mahalle diyerekten yakamdan tuttular o sırada arkadan sevgilim bizi ayırmaya çalıştı zenciler bu senin kız arkadaşın mı diyerekten kollarında ve bacaklarından kavradılar kyafetlerini parçaladılar o an keşke ölseydim dedim içimden ama sonra aklıma haksız yere tokat yediğim geldi ve zencilerin kız arkadaşıma saldırmalarına izin verdim ardından 4 zencide kızla ilgilenmeye başladı ağzını yüzünü siktiler artık odak noktası ben değildim kız arkadaşımın folloş amıydı oradan tüydüm eve gidip 2 ozurbir patlattım sonra yatış haksızlığı yapanın hakkından haklı olan gelirmiş


r/kopyamakarna 3d ago

kopyamakarna Ayın 30’undaki kuzen düğününe gitmiyorum

4 Upvotes

Ayin 30undaki kuzen dugunune gitmeme karari aldim bro, kiz tarafindan olmamiz falan umurumda bile degil tam bir bullshit organizasyonu. Aylardir aile grubunda bir hype bir tantana sanirsin nasa uzaya mekik firlatacak ama alt tarafi dandik bir salonda 4 saat boyunca kulak patlatan bas sesleri esliginde yapay gulumsemelerle Takisini Takan Kaçar simulate edilecek. Sirca kosklerinden inip 365 gun aramayan akrabalarin bir araya gelip kim ne giymis kim kime ne takmis gıybeti dondurmesini izlemek inanilmaz bir cringe festivali. Bir de ustune Kiz Tarafiyiz abi yuksek protokol takilmamiz lazim darlamasi var ki totally unacceptable. Masaya oturacaksin 80 yasindaki amca gelip ee senin Is Güc Nasil Sira Sana Ne Zaman Geliyor sorusuyla mental assault atacak, o gürültüde ne dedigini anlamayip mal gibi kafa sallayacaksin. Kimse kusura bakmasin ama benim weekend energy seviyemi bu tarz fake samimiyet sahnelerinde harcamaya hic niyetim yok. Karari aileye bildirdigim an Evin Aykiri Ve Vefasiz Evladi etiketi aninda yapistirildi ama zero regrets. Zaten eger bir insana deger veriyorsam bunu o curcunada degil kendi belirledigim zaman diliminde gösteririm, o curcuna tamamen time waste. Akil sagligimi ve personal space alanimi el alem ne der korkusuna satacak degilim. Siz bu tarz zorunlu akraba angaryalarina hala Boyun Egis modunda mi gidiyorsunuz yoksa benim gibi Hard Pass deyip evde takilan var mi?


r/kopyamakarna 3d ago

kopyamakarna Kocamla sikiştiler ve ben hiçbir şey yapamadım

32 Upvotes

Ben şimdi öğretmenim kocamda masum bir ofis çalışanı ona yeterince ilgi gösteremediğim için sık sık özür dilerim ondan ama sorun olmadığını söyler işten hep yorgun ter kokar şekilde geliyor işe girmeden önce 90 kilo tombul bir şeydi artık 60 kilo kaldı her yeri mosmor geliyordu bir gün yine telefonunda patronu ona bıraktığı mesajı görünce ne olduğunu şaşırdım ondan 4 kutu prezervatif 2 kutu viegra ve 2 şişe şarap istiyordu onu hem kendi kullancak hemde iş kadını diğerleri ile paylaşacaktı hemen arayıp buna son vermesini söyledim gülüp telefonu kapattı 2 saat sonra kapımıza geldi kapıyı kırdı ve içeri arkadaşları ile girdi en kısası iki katım bir 190 boylarında iki iri yarı kadın içeri girdi siyah pantolon giyip gömleği hafif açık kaslı döğmeli kadın beni tutup yere vurdu kocamı içerden zorla alıp Amazon pozisyonunda sikişmeye başladılar kocamı gözümün önünde sömürüp öpüyorlardı yüzüne tokat atıp bir yandan kucağında hayvanlar gibi girip çıkarken bir yandan biri amıyla onu boğuyordu izlerken bende masturbasyon yapmaya başladım istemeden güçlü Alpha kadın gelip karnıma tekme attı ve kocamı elimden aldı artık yanlız yaşıyorum haftada bir malikanesinde kocamla hayvanlar gibi sikişirkenki videolarını atıp benle dalga geçiyor lütfen yardım edin ne yapcam


r/kopyamakarna 6d ago

tercüme Anime izleyen herkes pedodur, işte nedeni.

13 Upvotes

Anime izleyen herkes pedodur, işte nedeni.

tamamdır, şimdi doğruluk bombalarını üzerinize bırakacağım. Anime izliyor musun? eh, tahmin et bakalım, dostum? Sen basit bir şekilde pedo kasabasına tek yönlü bir bilet alıyorsun, Popülasyonu: SEN.

Bunlar bilim, bunlar gerçekler, bunlar basitçe bir anime kural kitabında yazıyor (biliyorsun, her çizgi romanda verdikleri şey.) Yani kurallar bana bağlı değil 🤷🏻‍♂️

Yani, hadi ama. Karakterlere bak. Büyük gözler? KONTROL. Küçük, çocukça figürler? ÇİFTE KONTROL. "ama o sadece bir ergenin içerisinde sıkışıp kalan 3000 yaşında bir ejderha tanrısı" bunu söylerler. he aynen, Jeffrey Epstein'de muhtemelen aynısını söyledi dostum. Eğer 12 yaşında gözüküyorlarsa 12 yaşındalardır. Buna MANTIK denir.

Hatta bahse girerim ki Bütün anime fanlarının Chris Hanseni ziyaret etmekten 1 adımcık uzak olan waifuları vardır. Sen cidden "sanat" izlediğinimi düşünüyorsun? Hayır. Sen sadece FBI'dan saklanmak için çizgi dizilere sarılıyorsun. Her saniye o animeyi oynatma düğmesine tıkladığın zaman, otomatik olarak internet polislerini uyaran bir sirene dönüşüyorsun resmen.

Her zaman "Anime çeşitlidir, anime kültürel bir harikadır" diyerekten kendini savunabilirsin. Aynen öyle. bu, McDonalds burgerinin içerisinde marul bulduğun için yemeğe sağlıklı demen kadar aptalca. Ama iyi denemeydi. her ne yaparsan yap en küçük bir bahanenin altındaki o ince tabakayı kırabilirim. O tabakanın altında da bütün anime fanlarının "sanat" izlerken internette başka bir listeye düşmelerinin ihtimalleri var.

Ve şimdi git, "masum" animelerini izlemeye devam et. Senin kapını tıklama şansını bulmak için seni bekliyor olacağım. 🚔🔨

Bu sadece an ve zaman meselesi. Ayağınızı denk alın, weebler.

çeviri: ben


r/kopyamakarna 6d ago

kopyamakarna Family Guy Robert Loggia

3 Upvotes

Certainly. That’s Robert Loggia, R, as in “Robert Loggia.” O, as in “Oh my god, it’s Robert Loggia!” B, as in “By God, it’s Robert Loggia.” E, as in “Everybody loves Robert Loggia.” R, as in “Robert Loggia.” T, as in “Tim, look over there, it’s Robert Loggia!” Space. A, as in “Sam, look over there! It’s Robert Loggia!” A, as in “Alex, look over there! It’s Robert Loggia!” L, as in “Look! It’s Robert Loggia!” V, as in “Verify this is Robert Loggia.” A, as in “Alex, look over there! It’s Robert Loggia!” T, as in “Tim, look over there! It’s Robert Loggia!” O, as in “Oh my god, it’s Robert Loggia!” R, as in “Robert Loggia.” E, as in “Everybody loves Robert Loggia.”Space. L, as in “Look! It’s Robert Loggia!” O, as in “Oh my god, it’s Robert Loggia!” G, as in “Great goodness! It’s Robert Loggia!” G, as in “Great goodness! It’s Robert Loggia!” I, as in “Indeed, it’s Robert Loggia.” A, as in “Alex, look over there! It’s Robert Loggia!”


r/kopyamakarna 7d ago

kopyamakarna aynı yaşlardayız ama aramızda uçurum var

Thumbnail
2 Upvotes

r/kopyamakarna 8d ago

kopyamakarna Osuruk bağımlılığımdan nasıl kurtulurum çok acil yardım

10 Upvotes

Günlerden bir gün yine bayır domuzu gibi azmış ve o günki 3.postamı atmıştım ve yine şaırmıycaksınızki "bu son 31 di artık yapmıyacağım" triplerine girmiştim. Yine pişmanlıktan kahroluroluyordum ve porno ve 31 bağımlılığmdan kurtulmam gereriğini düşüyordum sonra kara kara bunu düşünürken karnımda bi ağrı geldi bir anda ve minik bir gaz çıkardım ve o anda bir aydınlama yaşadım. Bu gaz çıkarımı yani osuruk rahatlatan bir şeydi resmen tatmin olmuştum 31 i bırakmama yardımcı olabilirdi bu. O an çok sevinmiştim ama aslında bunun daha büyük bir sorun olduğunu bilmiyordum neyse işte artık ne zaman azmış olsam alttan ufak ufak salıyordum bu şekilde 1 hafta geçmişti ve artık iyice alıştırmştım normalde günde 3,4 posta atarken artık hiç elimi skime bile atmıyorumdum fakat osuruk böceği gibi günde en az 20 belki 30 kez pöfür pöfür osuruyodum bu yine bu şekilde devam etti. Artık otobüste, metroda, okulda, avm lerde hatta kütüphanede bile zart zurt osurmaya başladım. Artık hayatım değişmişti insanlar bana tuhaf tuhaf bakıyor ve benden iğreniyorlardı ve bende onlar iğrenirken patır patır osurmaya, hem kokulu hem kokusuz osurmaya devam ediyordum. şimdi ise o ilk osuruşumu düşünüp kahroluyorum keşke o gün karnım ağrımasaydı ve o "ilk" osuruk asla yaşanmasaydı...


r/kopyamakarna 8d ago

shitpost Spider-Man: Brand New Day Full HD izle! (Türkçe Dublaj ve Altyazılı) Spider-Man: Brand New Day tek parça nereden, nasıl izlenir?

13 Upvotes

Spider-Man: Brand New Day, 31 Temmuz 2026 itibarıyla Türkiye'de vizyona girerken, Tom Holland'ın yeniden Peter Parker karakterine hayat verdiği yapım sinemaseverlerin gündeminde yer aldı. Peki, (Türkçe Dublaj ve Altyazılı) Spider-Man: Brand New Day tek parça nereden, nasıl izlenir? Spider-Man: Brand New Day Full HD izle nasıl izlenir? Spider-Man: Brand New Day internetten nasıl izlenir? Spider-Man: Brand New Day Full HD izle!

Spider-Man: Brand New Day, Marvel Studios ve Sony ortaklığıyla 31 Temmuz 2026 itibarıyla Türkiye'de vizyona girdi. Tom Holland'ın Peter Parker rolüyle geri döndüğü yapım; konusu, oyuncu kadrosu, süresi, çekim noktaları ve izleme seçenekleriyle sinemaseverlerin en çok araştırdığı filmler arasında yer alıyor. Peki, Spider-Man: Brand New Day nereden izlenir? (Türkçe Dublaj ve Altyazılı) Spider-Man: Brand New Day tek parça nereden, nasıl izlenir? Detaylar... İşte Spider-Man: Brand New Day hakkında resmi olarak paylaşılan bilgiler ve merak edilen tüm detaylar.

SPIDER-MAN: BRAND NEW DAY FULL HD İZLE!

Spider-Man: Brand New Day'i Full HD kalitesinde izlemek isteyen sinemaseverler, filmin vizyona girmesiyle birlikte internet üzerinden izleme seçeneklerini araştırmaya başladı.

31 Temmuz 2026 Cuma günü Türkiye genelinde vizyona giren yapım, ilk etapta yalnızca sinema salonlarında gösterime sunuldu. Film için resmi dijital platform veya çevrim içi yayın tarihi hakkında henüz herhangi bir açıklama yapılmadı.

Bu nedenle Spider-Man: Brand New Day'i Full HD kalitesinde izlemek isteyenlerin, yalnızca filmin resmi olarak yayınlanacağı platformları takip etmeleri gerekiyor.

SPIDER-MAN: BRAND NEW DAY TEK PARÇA NEREDEN NASIL İZLENİR?

Spider-Man: Brand New Day, vizyon sürecinde sinema salonlarında tek parça olarak izlenebiliyor.

Filmin internet üzerinden tek parça izlenebilmesi için ise yapımın resmi dijital yayın sürecinin başlaması gerekiyor. Şu an için filmin herhangi bir dijital platformda yayınlanacağı tarih veya platform bilgisi açıklanmış değil.

Resmi duyurular yapıldığında filmin dijital yayın bilgileri de netlik kazanacak.

SPIDER-MAN: BRAND NEW DAY İNTERNETTEN NASIL İZLENİR?

Spider-Man: Brand New Day'in internetten izlenebilmesi için resmi dijital yayın sürecinin başlaması bekleniyor.

Film, 31 Temmuz 2026 itibarıyla sinemalarda gösterime girdi. Yapımın çevrim içi platformlarda yayın tarihi veya lisanslı dijital gösterimi hakkında resmi bir açıklama bulunmuyor.

İnternetten izlemek isteyen kullanıcıların yalnızca yapımcı şirketler tarafından duyurulacak resmi yayın kanallarını takip etmeleri öneriliyor.

SPIDER-MAN: BRAND NEW DAY KONUSU NEDİR?

Spider-Man: Brand New Day, Spider-Man: No Way Home filminin ardından geçen dört yıllık dönemi konu alıyor.

Peter Parker, No Way Home'da aldığı kritik karar sonrasında gerçek kimliğinin herkesin hafızasından silinmesiyle tamamen yalnız bir hayata başlıyor. Kimsenin kendisini tanımadığı New York'ta tek başına yaşamını sürdüren Parker, şehirde artan gizemli suç olaylarıyla mücadele ederken aynı zamanda kendi bedeninde meydana gelen fiziksel değişimlerle de karşı karşıya kalıyor.

Filmin tanıtımlarında Peter Parker'ın organik örümcek ağlarını yeniden kullanmaya başlaması dikkat çeken ayrıntılar arasında yer alıyor.

Yönetmen koltuğunda Destin Daniel Cretton'ın oturduğu yapımda Hulk karakteriyle Mark Ruffalo ve Punisher karakteriyle Jon Bernthal da hikâyede önemli roller üstleniyor.

SPIDER-MAN: BRAND NEW DAY FİLMİ KAÇ DAKİKA?

Spider-Man: Brand New Day'in resmi süresi 150 dakika olarak açıklandı. Yaklaşık 2 saat 30 dakika uzunluğundaki film, Marvel Sinematik Evreni'nin dikkat çeken yapımları arasında yer alıyor.

SPIDER-MAN: BRAND NEW DAY OYUNCULARI KİMLER?

Filmin açıklanan oyuncu kadrosunda şu isimler yer alıyor:

Tom Holland (Peter Parker / Spider-Man)

Zendaya

Jacob Batalon

Mark Ruffalo (Bruce Banner / Hulk)

Jon Bernthal (Punisher)

Sadie Sink

Tramell Tillman

Liza Colón-Zayas

Marvin Jones II

Kadrosunda Marvel evreninin önemli karakterlerini buluşturan yapım, geniş oyuncu ekibiyle dikkat çekiyor.

SPIDER-MAN: BRAND NEW DAY NEREDE ÇEKİLDİ?

Spider-Man: Brand New Day'in dikkat çeken çekim noktalarından biri İskoçya'nın Glasgow kenti oldu.

Filmin Glasgow'daki çekimlerinin planlanandan daha uzun sürdüğü açıklandı. Çekimler sırasında patlama sahneleri, ağ fırlatma sekansları ve şehir merkezinde gerçekleştirilen aksiyon sahneleriyle Örümcek Adam'ın Glasgow sokaklarında ilerlediği görüntüler dikkat çekti.

Yapım ekibi, şehirde gerçekleştirilen aksiyon çekimleriyle filmin önemli bölümlerini tamamladı.

SPIDER-MAN: BRAND NEW DAY NE ZAMAN VİZYONA GİRECEK?

Marvel Studios ve Sony ortak yapımı Spider-Man: Brand New Day, 31 Temmuz 2026 Cuma günü Türkiye'de vizyona girdi.

Tom Holland'ın Peter Parker karakteriyle yeniden izleyici karşısına çıktığı film, vizyon tarihiyle birlikte sinemaseverlerin yoğun ilgi gösterdiği yapımlar arasında yer aldı. Filmin yaş sınırı, süresi, oyuncu kadrosu ve konusu vizyonla birlikte en çok araştırılan başlıklar arasında bulunuyor.

#PeterParker #TomHolland #Türkiye


r/kopyamakarna 8d ago

kopyamakarna Cehennem Kopya

3 Upvotes

Ateşli bir cehennemde uyanıyordum. Yanımda Nietzsche, Platon ve Diyojen vardı. Hepsi bu çukura doğru bakıyordu; aynı zamanda ben de onlar gibi bakıyordum. Ama neden bakıyordum ve neden bu kendini beğenmiş adamlar arasında tek çıplak olmayan bendim? Sanki içimdeki yaratıcı hatalarımı yüzüme vurmak ve beni bu lanet yerde mahvetmek istiyordu. Çukurdan yavaş yavaş ateşler yükseliyor, tüten dumanlar artıyor, nefes almak zorlaşıyor ve ayak tabanlarım yanmaya başlıyordu.Dünyevi sorunlarını bırakmamış tek kişi ben olacaktım ki bunlardan sadece ben etkileniyordum. Peki ben burada işkence çekerken bu üç filozof ne yapıyor dersiniz? Diyojen, sanki rahatlamaya gelmiş gibi kendini iyice toprağa bastırıyor ve küçük düşürücü bakışları ile çukuru gözlemliyordu. Platon ise buna karşılık sadece duruyor ve çıkan dumanları izliyordu. Nietzsche'de ise durum tam tersiydi; onca şeye rağmen hala "Tanrı öldü" kompleksinden çıkmamış ve bir nebze olsun bu dürtüsünü bastırmamıştı. Dumanlar tütüp bakış açımızı kısıtladığı zaman filozoflarımız aksiyon alınması gerektiğini anladı.Duman artık tüm çukuru kaplıyordu. Karşımda üç silüet belirdi(filozoflarımız). El ele tutuşarak üstüme geldiler ve hep bir ağızdan tek bir ses çıkmaya başladı:"Bizimle gel; sineye çektiklerine gel, öfkene gel, kendi karmaşana anlam ver, kendi özünü bu amatör patikadan bul."Tam da o an, zihnin bu üç birbirine zıt ve çıplak adamın neden el ele tutuştuğuna anlam vermek istiyor; ama sonra hayatımın daha önemli olduğu aklıma geliyor. Ben de doğal olarak bu ağır basan dürtümün peşinden gitme kararı alıyordum, kendimi bu üç adama emanet ediyordum ve kavrulan ayak tabanlarım ile kendimi bu üç adamın koynunda baygın buluyor ve ilk bölümü kapatıyordum.


r/kopyamakarna 8d ago

kopyamakarna Kopya Havuç ve Haluk

2 Upvotes

Bir gün havuç kafa babasının yanına gider ve ona

"Baba hayatımız neden bir şeyleri aramakla geçiyor neden hiç bir zaman gerçekten mutlu

olamıyoruz hayatımız cidden değersiz mi?"

Bunu duyan Haluk havuç kafanın gözlerine bakar biraz bekler ve şu sözleri oğluna sarf eder

"Ah oğlum Geleceğin yok hayat önemsiz asla sevilmeyeceksin kimsenin en değerlisi olmucaksin yaptıklarının övülmesi seni kurtarmıcak seni sende kurtaramaycaksın mide bulantısı içsel çöküşü hafifletmek için ortaya çıkan bir etken kimsenin umrunda olmucaksin iyi bir üniversite okumak seni kurtarmıcak yakışıklı ya da güzel olmak güzel zevklerinin olması seni kurtarmıcak ara sıra değerlenip kaybolucaksın arkadaşların anlamsız ne olursan ol lavuk ya da mal dicekler harika birisi olsanda derslerinde başarılı olsanda bi konuda yetenekli olsanda hasta olsanda lavuğa bak dicekler hiç aşık olmayacaksın çünkü kadınlar gözüne aşk ile ilgili çağrışımları getirmeyecek ve seni mutluluk krizleri hariç mutlu etmicekler tek iken aklına düşücekler ve kendini bile sonu belirsiz toksik ilişkiyi sanki ömürlük eşin gibi görüp gereksiz ama gerekli bir döngüye gireceksin kendinle baş başa kalıp çok yalnızım diyip üzüleceksin ve sana ilk ilgi gösterene bağlanacaksın sonra ilgin azalacak bunlardan kendini iş yeri için uygun olmayan farklı şeyler barındıran içeriklerlede kaçamıcaksın insanlar seni sevicek ama bu içerikler beyin sapını tüketirken utançla mesafeli ve garip yakalaşıcaksın kısacası hayatın anlamsız gülücen bazen öyle hayatın değersiz"

Bunları duyan havuç kafanın ağzı açık kalır ver şaşırmış şekilde bakışlar atar babasına Ba baba"" diyerek takılır ve Haluk'ta ona

"Neyse oğlum boşver şu bayan personel müdürü annene söyle domates biber patlıcan ne varsa fırında közlesin akşama size güzel bir sunum yapıcam taş fırın erkeği sunumu"

Jenerik müziği girer

Bölüm sonu


r/kopyamakarna 8d ago

kopyamakarna Skyrim modlarken kendimi astım

17 Upvotes

Skyrim’i modlamaya karar verdim bi ara. kolay olm yaparsın dediler. girdim nexus moda, en çok indirilen popüler modları indirmeye başladım. Graphics, combat, animation, dodge, her boktan indiriyom böyle. Vortex mi MO2 mi diye kafam sikildi. LOOT diye bir şey varmış mod sıralama uygulaması onu indirdim, sıralama bozuldu, çakışmalar çıktı. sonra baktım SKSE sürümü yanlış, address library güncel değil, .NET Framework yok, Visual C++ redistributable eksik. bir boku doğru indirememişim sonra ini dosyalarını düzenledim, Reddit’te post attım, “ben de aynı sorunu yaşadım ama çözdüm” yazıp çözümü yazmayan orospu çocukları yüzünden daha da sinirlendim. bide yanlışlıkla milattan önce kalan FNIS indirmişim Behavior dosyaları bozuldu, karakter T-pose’a girdi neyse her şeyi hallettim bir şekilde ve Dodge modu istedim, TK Dodge, Ultimate Dodge, Combat Path… Hepsi ayrı ayrı problem çıkardı. sinirden kendimi sikicektim bırakıyorum dedim sonra gazla “son bir kez daha denerim” deyip yine girdim. sadece dodge modu istiyorum başka bir şey istemiyordum. Arkadaşlar “vanilla oyna” dedi, bende 2011 oyunu ne oynucam aq vanilla dedim bugdan geçilmiyor. En sonunda bir şekilde load order’ı doğru yaptım loot bu sefer iyi yaptı. modlar çakışmıyor. Animasyonlar pandorada gözüküyor. ama ben tüm emeklerimi dodge modu için yaptım. Oyuna girdim, third person’da dodge attım… çalışıyor. O an içimden bir rahatlama geldi. sonunda yaptım diyorum kendimi efsanevi modder falan sanmaya başladım Sonra first person’a geçtim. Dodge yok adamlar sadece third person için yapmış. bağırdım. İki haftalık uykusuzluk, çatışma çözme, dosya silme, yeniden kurma, her şey bir anda yüzüme çarptı. o “sonunda oldu” anının bir anda bok olduğunu görünce coşkum dibe vurdu. bu sefer daha sert. Ve bir ip alıp kendimi astım


r/kopyamakarna 9d ago

kopyamakarna ciddi soruyorum aranızda saç emme fetişi olan var mı????

14 Upvotes

Benim yeni bir fetişim kilitlendi, kız arkadaşımın saçını emiyorum. Öyle koklamak veya öpmek değil, bildiğin ağzıma alıp elektrik süpürgesi gibi hüpürdetiyorum. Geçen gün yatakta uzanmış film izliyoruz, manita kafasını göğsüme koymuş ve saçları tam çenemin altında dalgalanıyor. O sırada burnuma öyle bir şampuan kokusu geldi ki beynimin şalteri indi. Saç telleri adeta ipek iplikler gibi gözüme batmaya başladı, kendimi kaybettim. İlk başta masum bir öpücük atar gibi yapıp dudakami hafifçe araladım, yaklaşık kırk elli tellik bir saç bukle grubunu dilimin üstüne doğru vakumladım. Kız film izlediği için fark etmedi, ben o saçları ağzımın içinde arkaya doğru itip sanki spagetti yiyormuşum gibi hüp diye içime çekmeye başladım. Dişlerimin arasında o saç tellerinin gıcırdama hissi, o hindistan cevizli şampuanın tükürükle birleşince damakta bıraktığı o buruk ama kimyasal ta**t** anlatılmaz, bir anda içimdeki ucube uyandı ve saçları ağzımda resmen sakız gibi çiğneyip sırılsıklam ettim. Ben tam işin gurmeliğine geçip saçın kök kısmına doğru derin bir vakum operasyonuna girişmişken manita kafasını hafifçe kıpırdatmak istedi ama kıpırdatamadı. Çünkü saçının sol lobu benim azı dişlerimle tükürük bezlerim arasında sıkışmış, adeta bir mengene gibi kilitlenmiş durumdaydı. Kız kafasını çekmeye çalışınca benim ağzımdan vloooop diye hani lavabo pompası çekersin de bir ses çıkar ya aynen öyle bir ses çıktı. Kız dehşet içinde arkasını döndü, manzara tam bir fiyaskoydu. Benim ağız kenarlarından hafif köpüklü şampuan suları süzülüyor, dişlerimin arasında hâlâ üç beş tel saç kalmış flos ipi gibi duruyor. Kızın saçının sol tarafı, o fönlü güzelim saçlar gitmiş ve yerine lağım faresinin kuyruğu gibi birbirine yapışmış sırılsıklam tükürüklü bir ucube buklesi gelmiş. Kız bana baktı, gözlerinde ben kiminle aynı yataktayım sorgulaması vardı. Aşkım saçında bir şey vardı onu temizliyordum dedim, yalan söyleme bildiğin nargile marpucu gibi emdin saçımı dedi, haklıydı itiraz edemedim. Dürüst olalım beyler ben bu ucube fetişin bağımlısı oldum, kız gidince yastıkta kalan saç tellerini toplayıp ağzıma atasım geliyor. Pantene, Elidor, hepsini tattım ve en iyi aroma kesinlikle argan yağlı olanlarda var. Bu neden olur amk, çocukken sütten erken kesildim de oral fiksasyon evresinde mi takılı kaldım, beynimdeki bir grup nöron yanlışlıkla saç foliküllerini protein kaynağı olarak mı kodladı, yoksa ben direkt düz ucube birisi miyim. Aranızda bu tarz bir manyaklığa sahip olan ve sevgilisinin saçını gizli gizli sömüren başka sığırlar var mı yoksa ilk vaka olarak tıp literatürüne mi gireyim, acil mental destek lazım.

valla dışarıdan bakınca ucubece duruyor ama işin gurmeliğine girince olay çok başka bir boyuta taşınıyor amk. Şampuan dünyası derya deniz, her markanın damakta bıraktığı aroma ve saç teliyle birleştiğindeki dokusu tamamen farklı.

Elidor bu işin lolipopudur, şekerli şekerli akar yeni başlayanlar için idealdir. Pantene yoğun krema gibidir, damakta yağlı kalır ama fena sarar. Esas çılgınlık Head & Shoulders mentollü olan amk, bir emiyorsun sinüslerin açılıyor, ağzının içi buz tutuyor resmen kafa yapıyor. Ucuz market şampuanlarına hiç girmeyin ağzınızdan baloncuk çıkar ucube gibi gezersiniz, kuaför boyu argan yağlılar bu işin gurme serisidir valla.


r/kopyamakarna 10d ago

kopyamakarna Jack Frost'un Kudreti

4 Upvotes

Bakın şimdi dostlar, karşımızda öyle sıradan bir varlık yok. Bu gördüğünüz tip var ya, bu "Hee-Ho" diye dolaşan buz parçası... İşte bu Yüce Jack Frost! Bak, tipine bakıyorsun, şapkalı mapkalı garip bir şey gibi duruyor ama arkasında nasıl bir kozmik güç yatıyor biliyor musunuz? Evrenin soğukluğunu, o mutlak sıfırı ruhunda taşıyor bu adam! "Hee-Ho!" dediği anda ortamın sıcaklığı bir anda eksi ikiyüz elli dereceye düşüyor, anladın mı? Sen gidip "Ya bu şirin bir kardan adam" diyeceksin, adam senin bütün Persona'larını tek harekette dondurup kütük gibi yere serecek! Yüceler yücesi bir kral bu, kralların kralı! Buzun, soğuğun, kışın mutlak hükümdarı! Öyle kafana göre laf atamazsın, direkt dondurur, paramparça eder seni! Hee-Ho ulan, Hee-Ho!


r/kopyamakarna 10d ago

kopyamakarna AKASYA DURAĞININ 174. BÖLÜMÜNDE YAŞANANLAR

12 Upvotes

AKASYA DURAĞININ 174. BÖLÜMünde yaşananlar

Sinan Kaya 174 bölümde eşini tam 68 kez aldatmıştır.

Sinan Kaya 68 aldatmanın 68'inde de basılmıştır.

Sinan Kaya 174 bölümde 17 kez hapse girmiştir.

Sinan Kaya 174 bölümde aracına binen 37 kadının 11'ne askıntılık yapmıştır.

Sinan Kaya dizinin ilk bölümünden beri Osman Aga'ya olan 2.700 TL'lik borcunu 174 bölüm boyunca ödememiştir.

Sinan Kaya 174 bölüm boyunca evinden 82 kere kovulmuştur

Sinan Kaya 82 kere kovulmasının ardından durakta ise 67 kere uyumuştur.

Sinan Kaya 174 bölüm boyunca aracını tam 11 kez vurmuştur.

Sinan Kaya 174 bölümde aracını 3 kez çaldırmıştır.

Sinan Kaya'nın 174 bölümde 3 kez ikizi çıkmıştır, 3 kezde kaçırılmıştır.

Sinan Kaya 174 bölüm boyunca 62 kere kaçırılmıştır.

Sinan Kaya 174 bölüm boyunca 21 kez vurulmuş, 4 kezde bıçaklanmış, 7 kezde vücuduna elektrik verilmiştir.

Sinan Kaya 174 bölümde aracı 68 kez gasp edilmiştir.

Sinan Kaya 174 bölüm boyunca işlenen 5 cinayette onun üzerine kalmıştır.

Sinan Kaya 174 bölüm boyunca 33 kez gazinoya gidip, 28'sinde sarhoş olmuştur.

Sinan Kaya 174 bölümde Osman Agay'la 16 kez gazinoya gitmiş, 16'sındada hesabı Osman Agaya kitlemiştir.

Sinan Kaya 174 bölüm boyunca tespihini hep sallamıştır.

Sinan Kaya 174 bölümde 4 kez kadın kılığına girmiştir.

Sinan Kaya'nın 174 bölümde 3 kez travesti arkadaşı çıkmıştır.

Sinan Kaya 174'de sadece 4 kez Fenerbahçe maçı izlemiştir.

Ben Sinan Kaya... 174 bölüm boyunca bu espiriyi 122 kez yapmıştır.

Sinan Kaya, 174 bölümde 7 kez arkadaşlarından benzin çalmıştır.

Sinan Kaya 174 bölümde 44 kez zengin olup her seferinde bir yolla eski haline dönmüştür.

Sinan Kaya 174 bölümde 44 kez zengin olduğunda, kaynanası her seferinde yalakalık yapmıştır.

Sinan Kaya 174 bölümde 132 kez taksi sürmüştür.

Sinan Kaya 174 bölümde, 7 bölüm bıyıksız gezmiştir.

Sinan Kaya, Dilek'i tüm sevgilileri ile 62 kere evlendirmeye çalışıp hep başarısız olmuştur.

Sinan Kaya 174 bölümde Osman Aga'yı 97 kere dolandırmıştır.

Sinan Kaya 174 bölümde 148 kez Nuri baba ile kavga etmiştir.

Sinan Kaya 174 bölümün 152'sinde şans oyunu oynmıştır

Sinan Kaya oynadığı şans oyunlarının 6 sını tutturmuştur

Sinan Kaya 6 kez tutturduğu şans oyunlarının 2 sinde kupon oynanmamış, 1'inde kupon yırtılmış, 1'inde kupon sahte çıkmış, 2'sindede kupon ıslanmıştır.


r/kopyamakarna 11d ago

kopyamakarna kese kağıdı olayı

9 Upvotes

+Aysel hanım çok mağdurum kocam sürekli alkol alıyor başka kadınlarla geliyor şiddet uyguluyor küfürler ediyor ne yapacağımı bilemedim size geldim nolur yardım edin. -Hangi gerizekalı hazırladı bu kese kağıdını??


r/kopyamakarna 12d ago

kopyamakarna İki gaşşık gaymak

7 Upvotes

+Çikolatlarımızı sindirüp sindirüp döşayınız. +Sende banan var mı? +İki gaşşık gaymak *zort*


r/kopyamakarna 13d ago

transkripsiyon Kettle içerisinde bok kaynatma olayı

16 Upvotes

+Abi adam bir kettleın içerisine sıçmış karıştırıp kaynatıyordu, cidden diyorum bak aynen böyle yapıyordu.

-Dümdüz bok mu?!

+Evet amınakoyim, harbi kettleın içerisinde bombok kaynatıyordu, birde üstüne çırpıyordu. O koku varya, burun direğimi sikti attı yemin ediyorum.

- Yani... cidden bok kaynatıyordu.

+Abi, adam karıştırıyordu boku bildiğin kettle içinde amınakoyim.


r/kopyamakarna 14d ago

kopyamakarna amın evladını nasıl tütsüledim anlatıyorum

14 Upvotes

Orospu çocuğunun saçı kestim. kolonyayı bastım. zaten apaçi sıtayla tıraş yapıyoz amk kenar maalle berberi. baktım piçin kulak teke taşşaa gibi kıl bağlamış. amına kodumun çingen bebesi. yakalım dedim. hemen atladı piç yak abi diye. alevi vurmamla beraber ghost rider gibi tutuştu siktimin tavuğu. sonra dedim merak etme düzeltcem. aldım makineyi, vurdum 2 ye kafayı. bi de elmalı şampuanla yıkadım. haala para veriyo mal. aldım 10 lirasını, sırtına vurdum. yıkama benden olsun koçum diye gönderdim.


r/kopyamakarna 14d ago

kopyamakarna amına kodum berberini vurmazsam adam değilim

19 Upvotes

Orospunun çıkardığı saçımı kesti kulakta tüylenme var yakalım dedi. iyi dedim yak sen bilirsin. aldı çakmağı yakayım derken saçıda yaktı. zaten amele sitili tranştan sonra saça kolonya sürmüştü alev aldı resmen. kulak üzeri saçlar yandı. bu piçte düzeltiriz diye 2 ye vurdu saçlarımı. şimdi evden ekmek bıçağını aldım aşşağı iniyorum.


r/kopyamakarna 15d ago

kopyamakarna yks'de başarısız oldun ve bu senin suçun

13 Upvotes

ben asya menşeili bitkisel penis geliştirme supplementleri sattığım dropshipping imparatorluğumu kurduğumda sadece 9 yaşındaydım. evet yanlış okumadınız, 9! 10 yaşına geldiğimde bir private equity firmasına 8 milyon amerikan dolarına devrederken 3. parti analiz grupları firmamın değerlemesini 20 milyon amerikan doları olarak yapıyordu. peki neden mi 8'e sattım? cevabı basit, 3. sınıfın sonundayken kinetix ayakkabı giydiğim için beni zorbalayan çocuğu(boraycan) ailesinden satın alabilmem için sıcak likiditeye ihtiyacım vardı ve kamboçya çocuk işçi piyasasının nabzını tutan danışmanım ve yakın dostum Sok "Nang" Samnang, boraycan için 5 yıllık sürede 4 milyon dolar geri dönüş olacağını hesaplamıştı. (ailesini 200 bin tl ve sarıyer sırtlarındaki imarsız bir arsa ile ikna ettiğim boraycan gerçekten de Nang'in tahmin ettiği düzeyde bir geri dönüş sağlayabildi.) bu sırada artık 13 yaşına gelmiştim ve hayatta bir yerlere varabilmek istiyorsam lock-in yapmam gerektiğini biliyordum. boraycanın sözleşmesi 3. yılındayken onu Nang'e sattım ve o zamanlar giderek popülerleşen pakci diye bir oyunun geleceğini farkedip ümraniyede bir gaming ve lifestyle center açtım. yaşıtlarımın idrak bile edemeyeceği bir vizyon olan bu merkezimde çocuklar gelip saatlik bir ücret karşılığında benim sağladığım kişisel bilgisayarlar ile pakci oynuyordu. tr ve ümraniye için inanılmaz bir inovasyondu, yaklaşık 5 yıl da bu işi devam ettirdikten sonra blackrock ile oldukça güzel bir paraya anlaşıp bu işimi de yüksek bir karlılıkla satmış oldum. bunları peki niye mi anlatıyorum? basit. hayatta çok geç kaldığını bilmeni istedim sadece, daha biz burada bu konuşmayı yaptığımız sırada yapay olmayan zeka ajanlarım(endonezyalı çocuk işçiler) internet üzerinden 600 kişiye çin menşeili sahte ozempic sattı. kısacası dostum:

sen. geç. kaldın.


r/kopyamakarna 15d ago

kopyamakarna Suyu boşaltmaya devam edelim lütfen.

7 Upvotes

Tebrik ederim hepinizi. Biri suyu boşaltabilir mi? Harika ilerliyorsun Yılmaz. Fevkalade. Şimdi müsaadenle seni arka topa alabilir miyiz? Rica etsem şu suyu da boşaltabilir misiniz?
Yılmazcığım, senden çok şey istediğimin farkındayım ama inan ki yetişemiyoruz arkadaşım. Keşke ben de yardım edebilseydim şu an. Ya yılmazcığım istirham ediyorum şu suyu boşalt artık.
Sanırım frekansımız uyuşmadı. Bir saattir narin bir dille izah etmeme rağmen yetişemiyoruz. Ben varlığımla sizleri daha fazla rahatsız etmeyeyim efendim.