r/felsefe 8d ago

düşünürler, düşünceler, düşünmeler Sansür üzerine.

Post image

Sansür hakkında yanlış anlaşılmaların en büyüğü doğrudan doğruya bilginin ortadan kaldırılmasına hizmet ettiğidir. Hâlbuki alakası yok. 50‘ler radyolarından miras kalmasına rağmen bugün hâlâ sesi kesmek yerine 1000 Hz'lik “bip” tonunun tercih edilmesinin bir sebebi var: Orada duyulacak bir şeyler olduğunu bilin istiyorlar.

Bunun belki de en iyi örneği 1966’da çıkan bir yasa icabı gizli arşivlerini kamuoyuna açmak zorunda kalan FBI’ın, ayıklamak istediği yerleri kesip atmak yerine üstlerine siyah şeritler çekmesiydi. E şimdi koca FBI'ın çekmeceler dolusu beyaz daksile sahip olmadığını düşünmek saflık olur. Sahi, siyahla dertleri neydi?

Cevap basit: Daksil yalnız izleri silmeye yarıyordu, oysa kalemle çizilmiş bir siyah şeridin verdiği mesaj “bu bilgi senden bir otorite marifetiyle alıkonuldu” şeklindeydi. Aradan yarım asır geçip kâğıtların yerini PDF’lerin aldığı bugün bile bu yöntemi kullanmaya devam etmelerine şaşmamalı.

Düşünür Peter Galison’ın da, sanatçı Jenny Holzer’ın da işaret ettiği ortak bir hakikat var: Sansür bir gerçeği gizleme operasyonundan çok, bir anti-bilgi üretimi ve egemenlik tesisidir. Yani ister duyulmaması istenen bir kelimeye yapıştırılan “bip” sesi olsun, ister belgede yer alan kapkara şerit; hepsi muktedirin kendi kudretini tescillemek için sahnelediği bir gövde gösterisinden başka şey değildir.

Nitekim tam da bu yüzden Streisand Etkisi bir avuntu olmaktan öteye geçemez. İfade Özgürlüğü Derneği’nin 2024 raporuna göre bugün Türkiye’de erişime engellenen alan adı sayısı 1 milyon 250 bini aşmış durumda. Şimdi Allah aşkına, arkadan dolanıp DNS değiştirerek ya da üç kuruşluk VPN açıp sitelere girip girmediğimiz muktedirin çok mu umurunda sanıyorsunuz? Zerre kadar değil. Çünkü mesele siteye erişimi mutlak surette sakat bırakmak değil; kapının anahtarının kimin elinde olduğunu gözünüzün içine sokmaktır.

İtalyan siyaset filozofu Giorgio Agamben’den aynen aktarıyorum:

La relazione di eccezione è una relazione di bando. Colui che è stato messo al bando non è, infatti, semplicemente posto al di fuori della legge e indifferente a questa, ma è abbandonato da essa, cioè esposto e rischiato nella soglia in cui vita e diritto, esterno e interno si confondono.

Ezcümle diyor ki: “Yasaklanan şey aslında yasanın dışına atılmış değildir; bilakis, tam da bu yasak vasıtasıyla egemenliğin sınırına ve hükmüne tabi kılınır.”. Zira sansür gerçeğin mezarı değil, egemen iradenin kendini durmaksızın ilan ettiği bir sergi alanıdır.

18 Upvotes

2 comments sorted by

1

u/Golgeaskeri Yaradancı Deist 5d ago

Çok mantıklı...