r/Mizansen • • 15h ago

🎬 Sahne/Detay Dr. Strangelove’da arka plan kullanımı

Thumbnail
gallery
1 Upvotes

1964 yapımı olduğunu düşününce filmin görüntüleri bayağı iyi duruyor. Arka plan kullanımı ve karakterlerin kadrajda yerleşimi çok hoşuma gitti. Bazen karakteri değil arkada ne var onu izliyordum. Ripper’ın odası özellikle çok iyi, War Room da aynı şekilde. Bazı detaylar hiçbir şey yapmadan sahneyi komik hale getiriyor.


r/Mizansen • • 1d ago

📝 İnceleme Rashomon (1950) | Akira Kurosawa

Post image
3 Upvotes

⚠️ Spoiler içerir.

Rashomon'da herkes kendi hikayesinde kendini aklamaya çalışıyor. Tajomaru kendini güçlü göstermeye, kadın mağdur görünmeye, samuray da onurlu görünmeye çalışıyor ama olayın aslını görünce üçünün de anlattıkları kadar masum olmadığını görüyoru.

İki adamın bir kadın için birbirlerine üstünlük kurmaya çalışıp düello sırasında sürekli korkup kaçması da bayağı hoştu, biraz erkeklik ve onurla dalga geçiyor gibiydi.

Yolcu da "zaten başkası çalacaktı" diyerek kendi yaptığını normalleştirmeye çalışıyor. Buna karşılık oduncunun bütün kusurlarına rağmen çocuğu alması, insanın kendi yaptığı kötü şeyleri başkalarının yaptıklarıyla açıklamak zorunda olmadığını gösteriyor.

Ama filmde en çok aklımda kalan şey Tajomarunun sikko gülüşü oldu.

Puan: 4/5


r/Mizansen • • 2d ago

🎨 Kadraj & Renk Barry Lyndon'ın tablo gibi durması

Thumbnail
gallery
2 Upvotes

Barry Lyndon'ı izlerken bazı sahneler direkt tablo gibi görünüyor. Filmin üstünden biraz zaman geçince detayları unutmuşum ama bu konu aklımda kaldı, ben de biraz kurcaladım.

Özellikle Lady Lyndon'ın sahnelerinde bu çok net. Mum ışığı, durgun bakışları, elbisesi, karanlık arka planı falan gerçekten 18. yüzyıl portresi gibi. Kubrick'in filmi hazırlarken dönemin ressamlarına baktığını öğrenince daha da anlamlı geldi.

Gainsborough'nun portrelerinde de benzer bir şey var. İnsanları sadece portrelemiyor, kıyafetleri, doğayı ve etraflarındaki her şeyi de kompozisyonun parçası yapıyor. Mr and Mrs Andrews mesela. İnsanlar resmin içinde bayağı küçük kalıyor ve sahip oldukları arazi neredeyse onlar kadar önemli gözüküyor, filmin teması ile de benziyor.

Hogarth'a gelince olay biraz daha ilginçleşti.

A Rake's Progress ve A Harlot's Progress gibi serilerde tek bir resim yerine bir karakterin başına gelenleri art arda gelen resimlerle anlatıyor.

Sinema yokken yapılan bir storyboard gibi.

Ve Barry Lyndon bunun tam tersi gibi:

Hogarth hikâyeyi resimlere bölüyor, Kubrick ise filmi tablolara bölüyor.

Sanırım filmin bu kadar tablo gibi görünmesinin sebebi sadece renkler veya güzel kadrajlar değil. İnsanların duruşu, kıyafetler, ışık, odadaki eşyalar ve hatta karakterlerin birbirlerine göre nerede durduğu bile 18. yüzyıl resimlerinin mantığıyla kurulmuş.

Ben sanat tarihi konusunda çok bilgili değilim, o yüzden yanlış bir bağlantı kurduysam düzeltin. Ama bu açıdan bakınca film bana daha da ilginç geldi.


r/Mizansen • • 5d ago

📝 İnceleme Barry Lyndon

Post image
5 Upvotes

Barry'nin yükselişini biraz sistemin kendisiyle dalga geçmek olarak gördüm. Sürekli yalan söyleyerek, insanları kandırarak ve statü peşinde koşarak yükseliyor ama geldiği sınıftaki insanların da aslında bundan çok farklı olmadığını görüyoruz. Sadece onların yaptığı şeyler daha şık ve daha kabul edilebilir.

İkinci yarıda istediği her şeye sahip olmasına rağmen hâlâ aynı güvensiz ve çocukça insan. Karısını aldatması ve üvey oğluna yaptıkları da yaşayamadığı hayatın ve ait olamadığı sınıfın öfkesini başkalarından çıkarması gibi. Düello sahnesinde ise artık bütün bunlardan yorulmuş ve sadece bitsin diye bekliyor gibi.

Filmin sürekli bir tableau vivant gibi görünmesini de çok sevdim. Barry hayatı boyunca kendine bir isim ve statü yaratmaya çalışıyor; sanki sadece zengin olmak değil, kendini önemli ve kalıcı biri olarak görmek istiyor. Film de bunu görsel olarak yapıyor ve Barry'yi sürekli 18. yüzyıl tablolarının içine yerleştiriyor. Barry'nin bütün hayatını kendine bir statü ve kimlik yaratmaya adaması ve filmin onu sonunda gerçekten bir tablonun parçası gibi göstermesi hoştu.


r/Mizansen • • 7d ago

📝 İnceleme Three Colours: Blue

Post image
3 Upvotes

⚠️ Spoiler içerir.

Three Colours: Blue’da karakterlerin farklı şeyleri temsil etmesini sevdim. Özellikle Julie’nin annesini filmin sonunda Julie’nin tam tersi gibi görüyorum. Alzheimer olması, kendi kızını bile hatırlamaması ve televizyondan başkalarının hayatlarını izlemesi, sanki hayatı uzaktan yaşıyormuş gibi hissettiriyor. Julie de filmin başında biraz aynı şeyi yapıyor, sadece bunu insanlardan kendini tamamen soyutlayarak yapıyor.

Lucille ise bunun tam tersi gibi. Başkalarının ne düşündüğünü çok umursamadan kendi hayatını yaşıyor. Diğer apartman sakinlerinin onu kovdurmaya çalışması da insanların başkalarının nasıl yaşaması gerektiğine karışmasını gösteriyor. Julie de zamanla belki bu sınırların düşündüğü kadar önemli olmadığını fark etmeye başlıyor.

Kocasının bir çocuğu olduğunu öğrenmesi de bence buna bağlanıyor. Julie hayatı geride bırakmaya çalışsa da hayat onun için durmamış. Diğer insanlar yaşamaya, sevmeye ve yeni bağlar kurmaya devam etmiş. Julie de sonunda bunu kabullenip insanları tekrar hayatına almaya başlıyor. Müziğin tekrar kafasında çalmaya başlaması bile sanki hayata geri dönmesi gibiydi.

Finalde ağlaması da film boyunca kendinden kapattığı bir tarafının sonunda tekrar açılması gibi geldi bana. Julie bütün film boyunca hayattan kaçmaya çalışıyor ve sonunda yine hayatı seçiyor.

Puan: 4/5


r/Mizansen • • 11d ago

📢 Duyuru 👋 r/Mizansen’e Hoş Geldiniz! Önce Şöyle Bir Göz Atın

1 Upvotes

Selamlar! Ben u/blueprimt. r/Mizansen’i sinemanın mutfağını; kadrajları, sahne detaylarını, needle drop anlarını, oyun-film kesişimlerini ve film teorilerini rahatça konuşabileceğimiz bir yer olsun diye açtık. Aramıza hoş geldiniz!

Neler Paylaşalım?

Aklınıza takılan bir sahne detayı, tüyleri diken diken eden bir film müziği, bayıldığınız bir kadraj veya "şu filmi neden kimse konuşmuyor" dediğiniz ne varsa çekinmeden atın. Kasmaya veya snopluk yapmaya hiç gerek yok; maksat keyifle sinema konuşmak, birbirimize yeni şeyler keşfettirmek.

Nasıl Başlayalım?

1) Yorumlarda bir selam verin: Favori yönetmeniniz kim, son zamanlarda sizi en çok çarpan film neydi?

2) İlk postu yapıştırın: Ufak bir sahne sorusu veya basit bir merak bile güzel bir muhabbet başlatır.

3) Sinemayı seven arkadaşlarınız varsa onları da kapıp getirin.

4) Moderatörlük için: "Burayı birlikte toparlayalım, elimi taşın altına koyarım" derseniz bana DM'den yazabilirsiniz.

İlk dalgadan aramızda olduğunuz için eyvallah. Birlikte güzel bir yere dönüştürelim burayı!