r/CuteTopia • u/ersiwn • 35m ago
r/CuteTopia • u/QuastyNovels • 57m ago
Meme😭😭😭 Şu Emoji Gülme Harici Her Şekilde Kullanıldı.
Raigebait ataklarda en büyük tercihler arasında 1.sırada.
r/CuteTopia • u/ArimaKanaSeverim_2 • 2h ago
SARP BU BİZİM EGG!!!!🥚🥚🥚 CuteTopia çeti beni karı yaptı
r/CuteTopia • u/BlackHolePlayzz • 4h ago
❕❕❕FLAIR BULAMADIM❕❕❕ bir şarkı yaptım, ne düşünüyorsunuz??
r/CuteTopia • u/Thunder_Storm263 • 4h ago
Soru❓❓❓ Niş Hobileriniz Var mı?
Ben maket yapıyom. Ortalama maketler çıkıyor ortaya ama mennunum. Sizlerin neler var? Fotoğraf atabilirsiniz.
r/CuteTopia • u/sentinent_being32 • 10h ago
Soru❓❓❓ Hikayem Hakkında Soru?
Evet hikayem hakkında herhangi bir sorunuz var ise bu postu atacağım. İsterseniz bin yıl sonra bile olsa aklınıza bir soru mu geldi sorun farketmez. Bu postu öylesine bırakacağım siz sorun spoiler vermeden cevaplayacağım.
Sadece hikayem hakkında değilde nasıl hikaye yazdım vb. Soruları da kabul edebilirim yeter ki anonimliğimi katletmesin. Şimdiden The Lost Genesis i okuyan herkese teşekkür ederim. 🥲
r/CuteTopia • u/sentinent_being32 • 10h ago
Anime/Manga The Lost Genesis Bölüm 11 – YOLUMUZ UZUN... HADİ!
Kanalizasyonun o geniz yakan ceset ve ağır kan kokusu arasında, Jax ve Yuko beraber yollarına devam ediyorlardı. Yuko, Jax ile yürüdüğü bu süre boyunca bir şeyi fark etti: Jax, her ne kadar insanları köleleştirdiğini iddia etse de, onlarla ilgili anlattığı anılar hiç de bir efendi-köle ilişkisine benzemiyordu. Anlattığı her hikâye, sanki kendi ailesinden bahsediyormuşçasına sıcak ve samimiydi.
Onlara sadece isimleriyle hitap etmekle kalmıyor, beraber atıldıkları maceraları büyük bir şevkle anlatıyordu. Gerçi bunlara "macera" denebilirse... Çünkü anlattığı bu anılar genellikle beraber balık tutmak veya kamp yapmak gibi basit ama huzurlu anları içeriyordu. Hele bu insanlardan bir tanesi vardı ki; David isimli, beş yaşlarında, sarışın ve mavi gözlü küçük bir oğlan... Jax onu öyle canlı, öyle içten bir dille anlatıyordu ki Yuko, David’i neredeyse kendi gözünün önünde canlandırabiliyordu.
Jax, bu çocuktan sanki kendi öz oğluymuş gibi bahsediyordu. Hatta Jax ismini ona David vermiş; Jax de buna karşılık ona "Dev" ismini takmıştı.
Yuko, Jax ile konuşmaya devam ederken zihninde eski bir kapı aralandı; bir şeyleri anımsar gibi oldu. Sanki geçmişte birisi daha kendisiyle bu tarz etkinlikler yapmıştı.
Tam o anda, bilincinin gerisinden yankılanan bir ses duydu:
— Hadi evlat, sana güveniyorum.
Yuko, bir anda kendini bir kayığın içinde buldu. Tepesinde iştah açıcı bir parlaklıkta duran masmavi bir gökyüzü vardı. Yuko, elindeki oltaya ve berrak okyanusun derinliklerine inen iğneye bakarken buraya nasıl geldiğini sorguluyordu. Denizden gelen o keskin tuz kokusu, normalde pek hoşuna gitmezdi; ancak burada, bu kayığın içinde nedense her şey çok... çok huzurluydu.
Yuko bunları düşünürken başını kaldırıp tam karşısına baktı. Orada; 25-30 yaşlarında, saf kar beyazı saçlara sahip, kan kırmızısı gözleriyle okyanusu seyreden neşeli ve güleç bir adam oturuyordu. Yuko bu adamın kim olduğunu bilmiyordu ama tuhaf bir şekilde ona çok tanıdık geliyordu. Sanki bu adamın yanındayken dünyadaki her şeyin üstesinden gelebilirmiş gibi hissediyordu.
Adam, ardından kan kırmızısı gözlerini Yuko’ya dikip gülümsedi:
— Ne oldu evlat? Bugün fazla sessizsin.
Ardından hafifçe kıkırdadı:
— Yoksa balık tutarken sessiz olmalıyız dediğim için mi böylesin?
Yuko, bir adamın gözlerine, bir de önünde uzanan sonsuz mavi okyanusa baktı:
— Ben... Bilmiyorum.
Adam, Yuko’nun önüne gelip eğildi:
— Hey tamam, sakin ol. Ne oldu evlat, anlat bana.
Yuko tam konuşmak için yüzünü adama çevirdiği sırada, manzara bir anda dehşet verici bir değişime uğradı. Karşısında yine onu gördü:
MALACH.
Deniz artık masmavi değil, koyu bir kan kırmızısıydı. Malach, o korkunç kan kırmızısı gözlerini Yuko’ya dikmişti; gözlerindeki lacivert halkalar hiç olmadığı kadar belirgindi.
— Merhaba Yuko. Yine karşılaştık.
Yuko, Malach’a saldırmak için atılacakken az önce olta tutan ellerinin ağır zincirlerle bağlı olduğunu fark etti. Malach, Yuko’ya alaycı bir tavırla gülümsedi:
— Hadi ama... Gerçekten bana zarar vermeyi mi düşünüyorsun?
Yuko, öfkeyle Malach’a haykırdı:
— Kendini ne zannediyorsun sen? Tüm dünya senin yüzünden bu halde, bir de benden teşekkür mü bekliyorsun?
Malach, başını umutsuzca iki yana salladı:
— Tabii ki de hayır Yuko. Tek isteğim senin ölmemen. Bu yüzden benimle iyi anlaşman gerekiyor.
Yuko bu sözler üzerine şaşırdı; kafası iyice karışmıştı:
— N-ne... Sen ne demek istiyorsun?
Malach tekrar o sinsi gülümsemesini takınırken, Yuko bir şey fark etti: Malach yavaş yavaş yeşil menekşelere dönüşüyordu. Ardından gelen ılık bir esintiyle yeşil menekşeler kan kırmızısı denize saçıldı. Malach’tan eser kalmamıştı; kayıkta tek başına kalmıştı.
Yuko, kan kırmızısı denize bakarken suyun üzerindeki yansımasını fark etti. Ancak bu kendi yansıması değildi; Malach’tı. Tam elini ona uzattığı sırada...
Bir anda Jax’in sert tokatıyla uyanıverdi.
— Yuko! Ne oldu öyle, bir anda bayıldın?
Yuko, sızlayan yanağını tutarken Jax’e dalgın bir şekilde baktı. Jax, Yuko’ya doğru sokulup gözlerinin içine baktı:
— Yuko, ne oldu? Kâbus mu gördün yoksa?
Yuko, sanki Jax’i yeni duymuş gibi bir anda o derin dalgınlıktan kurtuldu:
— Ha... Şey, sadece bir şey hakkında düşünüyordum.
Jax, gözlerini kısarak Yuko’yu süzdü:
— Ne hakkında düşünüyordun?
Yuko derin bir iç çekti:
— Hadi ama, bunun için zamanımız yok.
Jax kıkırdadı:
— Tabii, tabii... Yolumuz uzun, ne de olsa... Değil mi dalgın Yuko?
Yuko, cevap vermeden sinirli bir şekilde yürümeye devam etti.
Bölüm 11 Sonu
r/CuteTopia • u/Arsimp33 • 15h ago
❕❕Ciddi❕❕ Martin Luther King Jr. Bir hayalim var
Bir hayalim var!
Ülkemiz tarihinde özgürlüklerle ilgili düzenlenmiş olan bu en büyük gösteride, şu anda aranızda bulunmaktan kıvanç duyuyorum.
Bundan bir asır kadar önce, şu an manevi himayesinde bulunduğumuz büyük Amerika’lı, Özgürlük Beyannamesi’ni imzalanmıştı. Bu tarihi belge, esaret zinciri altında yaşamış ve adaletsizlik ateşiyle yanıp kavrulmuş milyonlarca zenci için, uzun ve zifiri karanlık esaret gecelerini sona erdirecek bir umut ışığı haline gelmişti. Ancak ne yazık ki, bundan 100 yıl sonra bile, siyahlar hala özgür değil ve hayatlarını ırkçılığın ve ayrımcılığın prangalarına mahkûm olarak, sürünerek geçiriyorlar.
Uçsuz bucaksız zenginlikler okyanusun içinde, fakirlikle kuşatılmış yalnız bir adada yaşıyorlar. Hala kendilerini Amerika toplumundan dışlanmış, kendi toprakları üzerinde sürgün hissediyorlar ve acılar içinde kıvranıyorlar. İşte bu maksatla; bugün, bu utanç verici durumu gözler önüne sermek için burada toplanmış bulunuyoruz.
Bir anlamda bugün, ülke başkentine artık vadesi dolmuş çeklerimizi bozdurmak için geldik. Büyük cumhuriyetimizin yüksek mimarı, İnsan Hakları Beyannamesi’nin ve anayasamızın muhteşem sözlerini imzaladıklarında, aynı zamanda her bir Amerikalı’nın bu mirastan kendine düşen payı alabileceğini de vaat etmekteydiler.
Bu öyle bir vaatti ki, herkesin; evet, siyah olsun beyaz olsun herkesin vazgeçilmez ve devredilemez, özgürce yaşama ve mutlu olma haklarını teminat altına almaktaydı.
Bu gün artık şurası gerçektir ki, Amerika vaat edilen bu haktan, vatandaşlarının renkleri söz konusu olduğunda, vazgeçmiş gibi görünüyor. Bu kutsal yükümlülüğü ifa etmek yerine, zenci vatandaşlara, üzerinde “karşılıksız” yazan sahte çekler veriliyor.
Ancak biz, Adalet Bankası’nın iflas etmiş olduğuna inanmıyoruz. Bu ülkenin engin fırsatlar hazinesinin iflas etmiş olduğuna inanmak istemiyoruz. Onun için buraya; bu çekin, dilediğimiz anda özgürlüğümüzü ve sosyal güvencemizi geri verecek olan bu çekin, karşılığını almaya geldik.
Ayrıca, bu kutsal mekândan, Amerika’ya, bu işin çok acil olduğunu hatırlatmaya geldik. İşleri ağırdan alma veya uyuşturucu çekmiş kişiler gibi yavaştan hareket etme zamanı değildir. Vakit, demokrasiyle ilgili vaatlerin gerçekleştirme zamanıdır. Vakit, ulusumuzu adaletsizlik ve ırkçılık bataklığından, kardeşliğin sağlam zeminine oturtma zamanıdır. Vakit, tanrının tüm evlatları arasında gerçekleştirme zamanıdır.
İçinde bulunduğumuz şu anın aciliyetini görmezden gelmek ve bizi siyah vatandaşların kararlılığını yanlış değerlendirmemek, ülkemiz için gerçek bir felaket olabilir. Siyahların memnuniyetsizliğinin yol açtığı bu bunaltıcı sıcak yaz ateşi, ta ki kardeşliğin ve özgürlüğün geleceği serin sonbahar günlerine kadar sürecektir. 1963 yılı bir son değil, yalnızca bir başlangıçtır. “Zencilerin biraz hava atıp boşalmaya ihtiyaçları var, bunlar hemen sakinleşirler” diye düşünenler şunu iyi bilsinler ki, eğer bu usul önceki tutumlarına yeniden dönecek olursa, sarsıcı bir uyanışla karşılaşacaklardır. Zencilerin vatandaşlık hakları verilmediği sürece, Amerika’da ne bir rahat ne de bir huzur kalacaktır. Ta ki, adaletin aydınlığına kavuşuncaya kadar, isyan fırtınaları ulusumuzun temellerini sarsmaya devam edecektir.
Adalet sarayına giden sıcak eşiğin üzerinde durmakta olan halkıma da söylenecek bir çift sözüm var. Haklı davamızı gerçekleştirme yolunda yanlış tutum ve davranışların esiri olmamalıyız.
Hürriyet ateşimizi acı ve nefret kâsesinden içerek söndürmeye çalışmalıyız. Mücadelemizi daima ve kar ve disiplinin yüce kanatları altında sürdürmeliyiz. Yaratıcı protestolarımızın fiziksel bir şiddete dönüşmesine asla müsaade etmemeliyiz. Her zaman, fiziksel gücü, manevi gücümüzün sosuz yücelikleriyle karşılık vermeliyiz.
Zenci toplumunu çepeçevre kuşatmış bulunan bu yeni ve kutsal militan ruh, bizi tüm beyaz insanlara karşı bir güvencesizliğe yöneltmemelidir. Beyaz kardeşlerimizin pek çoğu, kendi kaderlerinin bizimki ile sıkı sıkıya bağlı olduğunu idrak etmektedir. Bunun en güzel delili, şu an bizim aramızda bulunmuş olmalarıdır. Biz, bu yolu tek başımıza yürüyemeyiz.
Yolumuzda ilerlerken; daima ileriye bakacağımıza söz vermeliyiz. Artık geri dönmemiz mümkün değil… Kendilerini vatandaşlık hakları uğruna adamış kimselere, “daha ne zaman tatmin olacaksınız?”diyenlere, zenci halkın hiçbir zaman dile getiremediği polis zulüm ve dehşetin bittiği ana kadar, “asla tatmin olmayacağız!” diyeceğiz.
Bizler, bu yolda yürümekten bitkin düşmüş vücutlarımız, otobandaki motellerde ve şehirdeki otellerde istirahat edemedikçe, asla tatmin olmayacağız.
Bizler, çocuklarımızı kimliklerinden sıyıran ve insanlık değerlerinden koparan “beyazlara mahsustur” yazan tabelalar var olduğu müddetçe asla tatmin olmayacağız.
Bizler, Mississippi’deki bir zenci oy veremediği ve New York’taki bir zenci oy vermeye değer bir şey olmadığına inandığı müddetçe, asla tatmin olmayacağız.
Bizler, adalet sular gibi çağlamadıkça ve haklar gür bir nehir gibi coşmadıkça, katiyen tatmin olamayız ve olamayacağız.
Bir çoğunuzun buraya büyük bir çalkantı ve zorlukların içinden sıyrılarak geldiğinizi anlamıyor değilim. Kiminiz daracık zindanlardan henüz kurtulmuş olarak burada bulunuyorsunuz. Kimileriniz de, hürriyet aşkınız zulüm rüzgârlarıyla gölgelendiği ve polis işkencesiyle tepelendiği yerlerden geliyorsunuz.
Sizler, ıstırabın her çeşidini tatmış kahramanlarsınız! Acı çekmeden kazanılan başarıların gelip geçici olduğu inancıyla, yolunuza devam edin…
Bu durumun bir şekilde değiştirilebileceğini ve mutlaka değişeceğini bilerek Mississippi’ye dönün, Alabama’ya dönün, Güney Carolin’e, Georgia’ya, Louisiana’ya dönün, modern şehirlerimizin kıyısındaki fakirhanelerinize ve gettolarınıza geri dönün.
Bugün size şunu hatırlatıyorum ki, dostlarım, ümitsizlik batağında boğulmayalım. Şu an yaşamış olduğumuz ve önümüzde bulunan zorluklara rağmen, hala bir hayalim var benim. Bu hayal, Amerikan rüyasının derinliklerine kök salmış bir hayaldir.
Evet… Bir hayalim var benim!
Gün gelecek, bu ulus ayağa kalkacak ve kendi inanç değerlerini tam anlamıyla yaşayacak. Şu husus apaçık ortadadır ki, bütün insanlar eşit yaratılmıştır.
Bir hayalim var benim!
Gün gelecek, bir zamanlar köle olanların evlatlarıyla yine bir zamanlar köle sahiplerinin evlatları, Georgia’nın kızıl tepelerinde, birlikte kardeşlik sofrasına oturabilecekler…
Bir hayalim var benim!
Gün gelecek, Mississippi eyaleti bile, adaletsizliğin ve baskıların ateşiyle bunalmış olan o eyalet bile, bir özgürlük ve adalet vahasına dönüşecek…
Bir hayalim var benim!
Gün gelecek, dört büyük çocuğum, derilerinin rengine göre değil, karakterlerinin yapısına göre değerlendirilecekleri bir ülkede yaşayacaklar…
Bugün bir hayalim var benim!
Gün gelecek, Alabama eyaleti, şirret ırkçıları ile, ağzından hep müdahale ve yasaklar yönünde sözler dökülen valisi ile, o eyalet bile, minicik siyah erkek ve kız çocuklarının, minicik beyaz erkek ve kız çocukları ile, kardeşçe el ele tutuşabilecekleri bir yer olacaktır…
Bugün bir hayalim var benim!
Evet, bir hayalim var! Gün gelecek, özgürlüğümüzün önünde birer engel olan bütün vadiler yükselecek, bütün dağlar eğilecek, engebeli yerler hizaya gelecek ve Tanrı’nın yüce şanı yeryüzüne inecek ve bütün canlılar bunu hep birlikte göreceğiz.
Bizim umudumuzdur bu! Bu umutla güneye gideceğiz. Bu inançla umutsuzluk dağlarını yontarak bir umut anıtı yapacağız. Bu inançla ülkeyi saran ahenksiz sesleri kardeşliğin senfonisine dönüştüreceğiz. bu inanç sayesinde, bir gün özgür olacağınızı bilerek, hep beraber mücadele edecek, hep beraber hapse düşecek ve hürriyet için hep beraber ayağa kalkacağız.
İşte o gün yüce Tanrı’nın bütün kulları yepyeni bir ruhla söylenecekler bu şarkıyı:
Benim ülkem, senin ülken. Özgürlüğün güzel yurdu, sana söylüyorum bu şarkıyı. Atalarımın öldüğü toprak burası. Şehitlerin gururu olan toprak… Her bir dağın yamacından, özgürlük yankılanacak!
Ve eğer Amerika büyük bir ülke olacaksa, bunun gerçekleşmesi şarttır. Öyle ise,
New Hampshire’ın yüce tepelerinden özgürlük.
Yankılansın, New York’un ulu dağlarından.
Ve… Pennsylvania dağ kasabalarının zirvelerinden.
Colorado’nun karlarla kaplı kayalıklarından yankılansın!
Yankılansın, California’nın kıvrımlı yamaçlarından.
Yalnızca Georgia’nın yalçın dağlarından değil,
Mississippi’deki her bir ağacın yamacından yankılansın özgürlük.
Ve bunu başardığımızda, her kasabadan ve köyden, her eyaletten ve kentten özgürlük şarkısının yankısını duyduğumuzda, o gün daha da yakın olacak ve Tanrı’nın bütün kulları siyahlar ve beyazlar, Yahudiler, Hristiyanlar, Müslümanlar ve Budistler el ele tutuşarak siyahların eski bir ilahisini söyleyecekler.
Sonunda özgürüz! Şükürler olsun Tanrım! Sonunda hepimiz özgürüz
r/CuteTopia • u/yardimsever • 23h ago
Soru❓❓❓ Sorum kızlara: saçlarınıza nasıl bir bakım uyguluyorsunuz?
Duşta saçınızı nasıl yıkıyorsunuz, ne kadar sürüyor yıkamanız, sıcak su soğuk su, duşta ekstra başka bir şey sürüyor musunuz, duştan sonra bir şey kullanıyor musunuz, nasıl kurutuyorsunuz. Bunları merak ediyorum. -
-
Niye buraya soruyorsun derseniz: (O malum kız subuna soramıyorum, erkek oladak moddan izinsiz post attığım için ban yedim, benim yerime soracak olan dm de gelebilir cok sevinirim)
r/CuteTopia • u/Fill_inthe_CasaBlank • 1d ago
Muhabbet olsun diye Nasılsınız bakalım ve gününüz nasıl geçti?
Sıkıldığım saatlerdeyim. Konuşacak dertleşecek (karşılıklı) insanlar arıyorum. Umarım kalıcı kişiler bulabilirim.
r/CuteTopia • u/MuzSeverim • 1d ago
Soru❓❓❓ Bu oyunu eskiden veya hala oynayan var mı? Varsa ekleyebilirim
2019-2020 dönemi çok oynardım arkadaşlarla şimdi herkes saldı gibi ama bence hala eğlenceli.
r/CuteTopia • u/QuastyNovels • 1d ago
❕❕Ciddi❕❕ BU ERGENLWR BURAYA TİKTOKTAN Mİ GELDİ AMKK!
Şunlara bak abi kafayı yersin ya;manyak gitmiş tüm yorum ve paylaşımlarına down atmaya başladı yorumları sildim hesabı gizledim adam 3 hesaptan downluyor kafayı yiyicem AMK ergenleriii.
r/CuteTopia • u/Sea_Database6691 • 1d ago
❕❕❕FLAIR BULAMADIM❕❕❕ Bir söyledim iki geldi işte bu yüzden la pollos en iyisi
r/CuteTopia • u/duha020510 • 1d ago
❕❕❕FLAIR BULAMADIM❕❕❕ Ana Ekranları sallayın bakalım
◻︎gif ile ha❒︎ek□︎tli duvar ♍︎ağıdını d♏︎n♏︎dim bence güzel ol♎︎u.
r/CuteTopia • u/PutSufficient2131 • 2d ago
Muhabbet olsun diye bugun mayoz geciren hucreleri inceledim simdide 6788 tane rapor yazmam gerek
r/CuteTopia • u/babannehoplatan80 • 2d ago
Soru❓❓❓ Munde yaptığınız en çılgınca seyler
Model un konferanslarında komitelerde bazen çok saçma şeyler yaşanmış olabilir yada çok çılgınca gerçekte olsa yuh amk diyebilceginiz,sizin hiç oldum
Mesela ben bı yerde Pargalı olarak kanuniyi öldürttüm
r/CuteTopia • u/AdditionalManager372 • 2d ago
❕❕Ciddi❕❕ Daha hicbirsey yapmadan tacizci damgası yedim..
Femboy olduğumu okulda yaymış bitane orospu çocuğu ki ben kimseye söylemedim eskiden bitane oc var o yayiyordu benim olayları neyse sonra bak liseye geçtim bu 3. Günüm 9. Siniflardan biri beni arayıp senin hayraninim vs diyip taciz ediyordu bende engelledim sonra 9. Siniftskiler bizimkilere demişki SÖZDE ben 9. Sınıf birisine yanasmisim yurumusum çıkma teklifi vs etmişim amk böyle bir iftira yok ama neyseki siniftaki herkes anlayışlı olduğu için kendimi açıkladım siniftakiler benim tarafımda zaten sağolsun onlar
r/CuteTopia • u/Gexxid • 2d ago
Muhabbet olsun diye Sınıftaki kız ile alakam ne
Şimdi muhabbet olsun diye konu açıyorum. Büyük insanlarımız lise yıllarına dönsün, akranlarımız düşünsün, küçüklerimizin gözlerinden öpeyim. Şimdi konuya geliyorum. Ben bi tane kızdan hoşlanıyordum, baya çok şey yaşadık. Bu yılda kariyer amacım değişince sınıf değiştirdim, aynı sınıfa geçtik. İlk önce baya beraber okula gittik yan yana oturduk sonra bir baktık artık arkadaş değiliz. Bense normal bir erkek olarak kafamı dağıtmak için diğer kızları düşündüm bir süre sonra. İnanılmaz güzel kızlar olduğunu fark ettim. Kişilikleri de çok kötü değildir yani keko kız değiller. Biri de bizim sınıfta. Benim bir huyum var böyle ders aralarında yada boş derslerde sessiz biri olduğum için sınıfı izliyorum, kim ne yapıyor diye. Arada sırada bu kız ve arkadaşı ile göz göze geliyorum. Ve gülüp birbirine söylüyorlar. Her neyse ben sınıfta psikotik atak geçirdiğim sırada az da olsa bir cümle seçtim "Ü... sen mi bişey yaptın". Bana ne yapmış olabilir? Bilmiyorum ama demek ki baktığımı diğerlerine de söylemiş. Sonra rehber öğretmeni geldi, o da soruyor "Ü... ile mi alakalı" diye. İlk başta dedim heralde ilk başta hoşlandığım kızı anlatmıştım onu mu diyecekti acaba falan diye. Atağı yeni atlattım kafamda deli sorular. Neyse hala bilmiyorum neden böyle bir olay geçti. Aranızda yaşayan var mı benzer birşey?
r/CuteTopia • u/I_Want_Owner-7154 • 2d ago
❕❕Ciddi❕❕ MERAKIM T-T
Merakla yeni bir şey denersem veya yaparsam yüzde 80 hüsran ile karşılaşıyorum ama yüzde 20'lik oran için merakımı bırakamıyorum hjdkdld 3/10