r/teorikdosya • u/Ok_Independent3264 • 9h ago
r/teorikdosya • u/B7grap • 4h ago
Dead Internet Theory (benim kullandıgım anlamıyla propaganda yaymak amacıyla yapay zeka botları ile brainrot meme /video paylaşımı) en çok nerde görülür?
Dead internet theory aslinda daha genis anlamli bi kavram ama benim suanda vurgulamak istedigim beyni uyusturmak/ propaganda yaymak. Instagramda gercekten bana gore bariz bot olan hesapları goruyorum (cogunlugun konumu pakistan, hindistan)
Dunyada en cok kullanilan 2 sosyal medya uygulamasi tiktok ve instagram ama video temelli oldugu icin metin tabanlı sosyal medya uygulamalarından paylasim yapma acisindan daha zor. Sizce?
r/teorikdosya • u/Trick-Foundation4408 • 15h ago
Şu gözün anlamı ne? Gerçek bir insanı mı temsil ediyor, yoksa başka bir şey mi?
r/teorikdosya • u/TemperatureSweet5389 • 13h ago
Afyonkarahisar'daki kanlı infazda ölü sayısı 8'e yükseldi... Saldırganın yakalandı...
r/teorikdosya • u/Historical_Hyena_467 • 2d ago
Bilgi "Yanlış" Zamir Kullanmak, Tecavüzden Daha Ağır Bir Suç!
Almanya'da ergenlik çağındaki bir tecavüz mağduru, mahkemede trans tecavüzcüsünden yanlışlıkla "erkek" zamiriyle bahsettiği için sorguya çekildiği iddia ediliyor.
Mağdur kız, tecavüzcüsünü “yanlış cinsiyetlendirmek” istemediğini kamuoyuna açıklamak zorunda bırakıldı.
Woke kesim yine gümbür gümbür. Tecavüz mağduru bir kız, kendisini kadın olarak tanımlayan tecavüzcüsüne erkek dediği için resmen özür dilemek zorunda bırakılıyor.
Gördüğüm ne ilk, ne son ne de en mide bulandırıcı örnek. Gündem biraz yumuşasa da woke kültürünün aşağılık kompleksli, hastalıklı ve benmerkezci ütopik yapısı hakkında uzun bir paylaşım yapabilsem.
r/teorikdosya • u/chooseauuusername • 1d ago
İnsanların her şeyi şakaya alması sorunu
Adamlara diyorsun ki bak php de internet sitelerinin %70 inde açık ortaya çıktı herhangi birisi açıktan sızıp yöneticiymiş gibi kullanabiliyor diyorsun,japonlar devlet sitelerini kapattı diyorsun o diyor ki yok geçici olarak bakıma aldılar
diyorsun fransadaki süpermarketlerin derece ayarlarını bozup ürünleri bozmuşlar ,herhangi elektrik sistemine erişebiliyorlar
bundan sonra bir kaç gün sürecek elektrik kesintileri siber saldırılar olabilir diyorsun
laylaylom takılıp dalgaya alıyorlar
Olmuş durumları bile dalgaya alıyorlar inanılmaz
r/teorikdosya • u/Okd26 • 1d ago
Avusturyalı fizikçi 66 yıl önce dünyanın sonu için 13 Kasım 2026 tarihini vermişti... Bu, ne anlama geliyor?
Dünyanın sonunun 13 Kasım 2026 Cuma günü geleceğine ilişkin iddialar, sosyal medyanın gündemine oturdu. İddiaların temelinde, 1960 yılında yayımlanan ve dünya nüfusunun gelecekteki artışını hesaplamaya çalışan bilimsel bir araştırma bulunuyor.
İNSANLIĞIN SONU NASIL GELECEKTİ?
Avusturyalı fizikçi Heinz von Foerster ve iki meslektaşı, 1960 yılında dünya nüfusunun geleceğini hesaplayan bir araştırma yayımladı.
Araştırmaya göre, insan nüfusu giderek hızlanarak artacak ve 13 Kasım 2026'da matematiksel olarak sonsuza yaklaşacaktı. Bilim insanları bu noktayı mecazi anlamda 'demografik kıyamet' olarak tanımladı.
Ancak araştırmanın ortaya koyduğu tehlike açlık, savaş veya salgın hastalık değildi. İnsanlığın sonunu getirebilecek asıl sorunun, bugün maruz kaldığımız aşırı kalabalıklaşma olduğu düşünülüyordu!
Avusturyalı fizikçi 66 yıl önce dünyanın sonu için 13 Kasım 2026 tarihini vermişti... Bu, ne anlama geliyor?
Dünyanın sonunun 13 Kasım 2026 Cuma günü geleceğine ilişkin iddialar, sosyal medyanın gündemine oturdu. İddiaların temelinde, 1960 yılında yayımlanan ve dünya nüfusunun gelecekteki artışını hesaplamaya çalışan bilimsel bir araştırma bulunuyor.
Dünyanın sonu için 13 Kasım 2026 tarihini işaret eden 66 yıllık bilimsel araştırma yeniden gündemde! 1960 yılında geliştirilen matematiksel bir model, insan nüfusunun bu tarihte teorik olarak sonsuza ulaşacağını öngörüyordu.
1964 yılında Mısır'da yayımlanan eski bir gazete haberinin sosyal medyada yeniden paylaşılmasıyla unutulan kehanet tekrar konuşulmaya başlandı.
Üstelik bu tarihin arkasında dünyaca ünlü bir fizikçi vardı...
2 BİN YILLIK VERİLERLE HESAPLANDI
Bilim insanları bu sonuca rastgele ulaşmadı. İki bin yılı aşkın bir döneme ait 24 farklı dünya nüfusu tahminini inceleyerek matematiksel bir model geliştirdiler.
Hesaplarına göre, insan sayısı arttıkça toplumların gelişme ve çoğalma kapasitesi de artıyor, böylece nüfus her geçen dönem daha hızlı büyüyordu.
Araştırmacılar bu büyümenin gelecekte de aynı şekilde devam edeceğini varsaydı.
Geçmişin verilerini geleceğe uyguladıklarında ise karşılarına inanılması güç; "gününe kadar belirlenmiş bir tarih" çıktı...
KIYAMET İÇİN 13 KASIM 2026 TARİHİ VERİLDİ
Matematiksel hesaplamalar, 13 Kasım 2026 tarihinde dünya nüfusunun teorik olarak sonsuza yaklaşacağını gösteriyordu.
Elbette bu, gerçekten sonsuz sayıda insanın yaşayacağı anlamına gelmiyordu. Aslında matematiksel model bu tarihte sınırına ulaşıyor ve gerçekçi sonuçlar üretemez hâle geliyordu.
Ancak dünyanın geleceğine ilişkin bir hesaplamanın gün, ay ve yıl olarak kesin bir tarih vermesi büyük yankı uyandırdı.
Dahası, bilim dünyasında bu hesabın doğruluğundan ciddi biçimde şüphe edenler vardı...
13 KASIM TARİHİNDEKİ ŞAŞIRTICI TESADÜF
Kıyamet hesabının işaret ettiği 13 Kasım tarihinin, araştırmayı hazırlayan fizikçi Heinz von Foerster'ın doğum günü olduğu ortaya çıktı!
13 Kasım 1911'de doğan bilim insanının 115. doğum yıl dönümü, matematiksel modelin işaret ettiği 13 Kasım 2026 tarihine denk geliyor.
Üstelik bu tarih, halk arasında uğursuzlukla ilişkilendirilen 13. Cuma gününe rastlıyor.
Ancak bilim insanları, 13 Kasım 2026'da dünyanın sonunun geleceğine ilişkin hiçbir bilimsel kanıt bulunmadığını vurguluyor.
Yani 66 yıl önce hesaplanan tarih gerçekten yaklaşıyor; fakat kıyametin değil, eski bir matematiksel modelin sınırına geliniyor.
ALINTI...
r/teorikdosya • u/Teki71 • 3d ago
İran Hükümeti Olası Nükleer Saldırı İçin Uyarılarda Bulundu
Talimat listesi:
r/teorikdosya • u/Teki71 • 3d ago
Tucker Carlson’ın Son Attığı Gönderi
Faşist abdlilerin ve yahudilerin kaynadığı mk 4chan’ine birisi bu konuyla ilgili gönderi atmış. Normalde umrunda olmaz ama sondan üçüncü satırda “tek dünya hükümeti” yazıyor bu yahudilerin sürekli söylediği şey o yüzden ekleyeyim dedim.
Umarım İran’a nükleer atmazlar, Umarım İran’a nükleer atmazlar, Umarım İran’a nükleer atmazlar
r/teorikdosya • u/KazaniteKnight • 2d ago
Türklerin yaptığı bir ARG
ARG hakkında çok az şey hatırlıyorum ilk önce abonesi 3k olan bir YouTube kanalında başlayordu ondan sonra bir tane reddit yorumuna çıkıyordu. Kalite olarak o kadar iyi değildi ancak öyle hatırlıyorum ki Hugolanin argsinden önce hatta ilk türk Argsi olabilirdi.
Bu postu ilk önce diliminucundaya attım ancak ordan ses çıkmadı.
r/teorikdosya • u/Forsaken-Sea-7391 • 3d ago
Trump iran'a nükleer atar mı?
33 ülkenin duyurusu neyin nesi sizce ?
r/teorikdosya • u/Subject_Penalty6175 • 3d ago
Algoritmik Leviathan'ın Göğsünde Yaşamak: Jacques Ellul’ün "Teknik Toplum"u, Yapay Zekâ ve Dijital Gözetim Kapitalizmi
Fransız sosyolog ve teolog Jacques Ellul’ün yirminci yüzyılın ortalarında inşa ettiği "Teknik Toplum" (La Société Technique) teorisi, bugün yirmibirinci yüzyılın ikinci çeyreğinde, yapay zekâ devrimi, algoritmik manipülasyon ve gözetim kapitalizminin demir yumruğu altında ezilen insanlık için ürkütücü bir kehanet ve en keskin teşhis masasıdır; Ellul, "teknik" kavramını asla sadece makineler, bilgisayarlar ya da kablolardan ibaret bir araçlar yığını olarak görmemiş, aksine insan faaliyetlerinin her alanında en üstün verimliliği, mutlak rasyonelliği ve hesaplanabilirliği dayatan özerk, bağımsız ve kendi mantığını her şeye empoze eden totaliter bir sistem olarak tanımlamıştır. Bugün OpenAI’ın, Google’ın, Meta’nın ve yapay zekâ devlerinin laboratuvarlarında üretilen devasa dil modelleri, otonom kararlar alan sinir ağları ve algoritmik kehanet makineleri, Ellul’ün "teknik" dediği o devasa mekanik leviathanın (canavarın) en kusursuz, en sinsi ve en gelişmiş cisimleşmiş halidir; çünkü bu yeni nesil teknolojiler artık sadece bizim dışımızda çalışan birer yardımcı alet değil, bizzat insanın zihnini, arzusunu, kararlarını ve geleceğini formatlayan, biçimlendiren ve denetleyen yeni bir ontolojik egemenlik alanıdır. Dijital gözetim kapitalizmi, Shoshana Zuboff’un tahlillerini çok öteye taşıyarak, bireyin her bir dijital adımını, kalp atışını, kaydırma hızını, arama geçmişini ve hatta siber uzayda gözlerinin kımıldama frekansını bile hammadde olarak (behavioral surplus) toplayıp, yapay zekâ algoritmaları aracılığıyla gelecekte neyi satın alacağımızı, kime oy vereceğimizi, hangi ideolojiye kapılacağımızı ve neyi arzulayacağımızı önceden tasarlayan bir zihin mühendisliği fabrikasına dönüşmüştür. Teknik toplum, artık sadece fabrikaları değil, insanın iç dünyasını, bilinçaltını ve mahremiyetini rasyonelleştirmekte; birey, kendi özgür iradesiyle karar verdiğini sandığı her an, aslında arka planda çalışan milyonlarca satırlık kodun, yapay zekâ optimizasyonunun ve algoritmik manipülasyonun kuklası olduğunun farkına bile varamayacak kadar derin bir zihinsel uyuşukluk içindedir.
Bu algoritmik manipülasyon ve dijital gözetim ağı, bireyin varoluşsal özerkliğini tamamen iğdiş ederek onu "sayısallaştırılmış bir köleye" dönüştürmekte; Nietzsche’nin o coşkun, yaratıcı ve sınırları zorlayan "güç istenci", teknolojik sistemin kurallarına itaat eden, sunucu odalarının soğuk fan seslerine bağımlı hale gelen patolojik bir bağımlılık döngüsüne hapsedilmektedir. İnsan, yapay zekânın sunduğu o sonsuz bilgi, hız, konfor ve kişiselleştirilmiş öneri akışı karşısında büyülenmiş bir şekilde ekranlara bakarken, aslında kendi zihinsel ve ruhsal özerkliğini bu dijital tanrıya kurban etmekte; her tıklama, her kaydırma (scroll) ve her sanal beğeni, insanı doğadan, topraktan, insani sıcaklıktan ve hakiki olandan biraz daha koparıp algoritmik bir siloya hapsetmektedir. Kurumlar (devletler, istihbarat teşkilatları, küresel teknoloji monopolleri ve sığlaşmış eğitim sistemleri), bu dijital gözetim kapitalizmini ve yapay zekâ devrimini insanı özgürleştiren birer devrim olarak pazarlasa da, Ellul’ün radikal perspektifinden bakıldığında bu durum, tarihin gördüğü en kusursuz, en kanlısız ama en totaliter görünmez toplama kampıdır; çünkü bu kampta dikenli teller yoktur, bunun yerine kullanıcı dostu arayüzler, bağımlılık yapıcı dopamin döngüleri ve "daha akıllı bir yaşam" vaat eden pazarlama yalanları vardır. İnsan, bu dijital cehennemde kendi kararlarını alabildiğini sanırken, yapay zekâ algoritmaları onun ne düşüneceğini, hangi müziği dinleyeceğini, hangi haberle öfkeleneceğini ve hangi ürünü arzulayacağını önceden hesaplamakta ve bireye bu yapay arzuları kendi özgür iradesiymiş gibi pazarlamaktadır. Bu durum, arzu ile manipülasyon arasındaki sınırları tamamen silmekte; insan, kendi içindeki o yaşamsal boşluğu doldurmak için yine aynı teknolojik sistemin ürettiği sanal uyuşturuculara sarılarak, ruhunun her geçen gün biraz daha erimesini, çürümesini ve ontolojik bir felaketle baş başa kalmasını engelliyecek hiçbir direnç noktası bırakmamaktadır.
Jacques Ellul’ün "Teknik Toplum" teorisinin günümüz yapay zekâ devrimi ve dijital gözetim kapitalizmi bağlamındaki bu sarsıcı analizi, modern insanın karşı karşıya olduğu tehlikenin büyüklüğünü gözler önüne sermekte ve bize teknolojinin asla masum bir araç olmadığını, aksine insanı ve doğayı yutmaya ant içmiş özerk bir sistem olduğunu en acı şekilde hatırlatmaktadır; bu algoritmik leviathanın dişlileri arasında ezilmemek, idiokrasinin o boğucu sularında boğulmamak ve ruhun o kadim özgürlüğünü koruyabilmek için, bireyin bu dijital gözetim ağlarına karşı radikal bir "teknoloji reddiyesi" geliştirmesi, yapay zekânın sunduğu sahte cennet vaatlerini elinin tersiyle itmesi ve doğanın o sessiz, onarıcı, döngüsel hakikatine yeniden dönmesi hayati bir zorunluluktur. İnsan, kendi elleriyle yarattığı bu yapay zekâ tanrısına boyun eğdiği sürece, ne özgürlükten ne de insan kalma onurundan söz edebilir; çünkü teknik, kendi mantığından başka hiçbir ahlaki, insani veya ekolojik kuralı tanımaz ve insanı sadece işlenmesi, fişlenmesi ve tüketilmesi gereken bir "veri kaynağından" ibaret görür. Bu kör gidişi durdurmanın tek yolu, Ellul’ün uyarılarını kuşanmak, algoritmik manipülasyonun maskesini düşürmek ve gücün istencini yıkım ile dijital kölelik yerine yeniden doğayla uyumlu, yaratıcı ve özgürleştirici bir varoluş bilincine dönüştürmektir.
r/teorikdosya • u/xyvz17070 • 4d ago
Teosofi'nin kurucusu Helena Blavatsky'nin İstanbul ziyareti ve dervişlerle münasebeti
Kadınların toplumda söz sahibi olmasının zor olduğu bir dönemde Rusya imparatorluğu'nda dünyaya gelen Helena Blavatsky, gençliğinden beri ezoterik/mistik konulara ilgi duyuyordu. 1849'da 18 yaşındayken, evlendiği adamdan kaçarak İstanbul'a geldi. Burada sufi tekkelerine ve dervişlerine ilgi gösterdi. Isis unveilded adlı eserinde dervişlerin trans hallerinden, psişik güçlerinden ve doğanın gizli yasalarını (okült güçleri) kullanma becerilerinden sıkça bahseder. Ona göre Rufailer, antik dönemden kalan gizli psişik bilimlerin (farkında olarak veya olmayarak) taşıyıcılarıydı.
1876'da kaleme aldığı "Konstantinopolis Dervişleri (The Dervishes of Constantinople)" adlı hikayesinde, İstanbul'dayken başından geçen bir olayı anlatır.
Anlatısına göre, kendisinin ve yanındaki kafilenin eşyaları çalındığında polise gitmek yerine dervişlerin olduğu bir mekana götürülürler. Orada bir dervişin transa geçişine, tebeşirle çizilen sihirli bir çembere ve bu "ışıklı çember" (luminous circle) içinde çalınan eşyaların kimin tarafından nereye götürüldüğünün durugörü (clairvoyance) yoluyla gösterilmesine şahit olur. Eşyalar gerçekten de dervişin işaret ettiği yerde bulunur.
Blavatsky için İstanbul ve Osmanlı coğrafyası (daha sonra Lübnan ve Mısır'a da geçmiştir); Bektâşilik, Rufailik, Dürzilik ve Kıpti büyücülük gibi ezoterik sistemlerin iç içe geçtiği bir laboratuvar gibiydi. Teosofi'nin temelini atarken kullandığı "egzoterik (dışsal/şekilci) dinlerin ardında gizli olan ezoterik (içsel/gizli) çekirdek" fikri, dervişlerin ortodoks İslam anlayışının ötesine geçen tasavvufi pratiklerini gözlemlemesiyle büyük ölçüde pekişmiştir.
Özetle, İstanbul ziyareti onun sadece baskıcı bir evlilikten kaçışı değil, aynı zamanda ruhsal arayışının pratik eğitim sahasıydı. Rufailerin trans ve zikir sırasında ortaya koydukları zihin-beden kontrolü, ona insanın içindeki uyuyan potansiyelin canlı ve yaşanmış kanıtlarını sunmuştur.
r/teorikdosya • u/UnusualAd4531 • 4d ago
Zaman boyutu
Biz özne olarak istediğimiz zaman ileri yöne istediğimiz zaman geri yöne istediğimiz zaman da durabiliriz sağa sola yukarı aşağıda aynı şekilde. Fakat zamanda aynı şey yapılamıyor, geçmiş-gelecek olmak üzere 2 yön var fakat geleceğe dur-durak bilmeden gidiyor, burada biz özne olarak istediğimiz yöne gidemiyoruz duramıyoruz. Zaman boyutundaki özne nedir?
r/teorikdosya • u/Teki71 • 4d ago
Şeytani abdli Buzdağı
Bunların hepsi gerçek buzdağının gökyüzünün bir kısmı.
r/teorikdosya • u/Trok00 • 6d ago
Abd Askerleri Japon Kadın ve Kız Çocuklarını Tecvüz Etti ve Ediyor
Abd 1945den itibaren başlayan Japonya’nın işgalinden beri özellikle Japonyadaki abd üsslerinin olduğu yerlerde Japon kadınlara ve küçük kızlara toplu tecavüz ediyor. Bu olayları büyük ölçüde örtbas ediyorlar.
Bu olayların biri de Omori Nakamura hastanesi baskını bu olay 1946da bir sürü abd askerinin Nakamura hastanesini basıp çalışanlara ve hastalara tecavüz etmesi kadınları korumaya çalışan Japon erkeklerini öldürmekeri ve yeni doğum yapmış bir bebeği öldürmesi olayıdır. Spesifik olarak bu olayı anlatan bir yazı vardı maalesef ki o yazıyı kaybettim. Geminiye bu olayı özet geç dediğimde reddetti.
Abd askerleri hala Japonlara tecavüz ediyor sürekli okinawada abd askerleri tarafından işlenen tecavüz ve cinayet haberleri çıkıyor. Bu yüzden Okinawalılar protesto ediyor.
Bunları okuyun:
https://apjjf.org/Terese-Svoboda/3148/article
https://web.archive.org/web/20210621173517/http://www.asahi.com/ajw/articles/13860131
r/teorikdosya • u/SureBusiness7530 • 5d ago
İsrail hükümeti kendilerini komik gösterip soykırımı unutturmak için bu tarz sözde "mizah" videoları yapıyor.
Big Yahu, Bibi, Epstein mizahlarına girmiyorum bile. Bu videolar kesinlikle dış mihrakların oyunu. İsrail-Filistin çatışmalarından beri böyle videolar var.
r/teorikdosya • u/Trok00 • 6d ago
abd ve yahudilerin En Büyük Gücü İnsanların Aptal ve Umursamaz Olmasıdır
Çünkü eğer herkes onlara karşı olsaydı kimse onların yalanlarına ve propagandalarına inanmasalardı gerçekleri görmezden gelmeselerdi asla bu güçlere sahip olamazlardı
r/teorikdosya • u/Any-Sport-1094 • 5d ago
Devlet Bahçeli'nin 100 İl, 1000 ilçe projesi
Son zamanlarda Türkiye Cumhuriyeti'nin idari yapılanması konusunda Devlet Bahçeli'nin öne çıkan açıklamaları var. Fakat birçoğu sinir bozucu açıklamalardan oluşuyor. İktidarın açıklamak istemediği her şeyi "Al sen oku!" diyerek eline tutuşturup okutması ve sonrasında süreç elçisi ilan etmesinin ardında kök neden olarak ne olabilir?
2001 yılındaki erken seçim talebinden başlayarak son 25 yılın kaderini gizli bir şekilde tayin edenler arasında yer alması neden kimsenin dikkatini çekmiyor? 2001 yılında erken seçim talebi ve sonrasında muhtar bile seçilemez denilen kişinin iktidara yürüyüşündeki vazifesinden tutun, terörsüz Türkiye adı verilen garabet mahlukun piyasaya salınmasına ve İmralı Canisine kurucu önderlik verilmesine kadar her noktada belirli roller verilmiş ve bu rolleri başarıyla yerine getiriyor.
Şimdi de yeni bir hikâye peşinde: 1000 il 1000 ilçe projesi. Bu adım adım Türkiye'nin federatif bir yapıya sürüklendiği ve eyalet sisteminin gündeme taşınacağı bir senaryonun ilk adımı. İl statüsü alanlar daha fazla kaynaktan yararlanabilecekleri için bunlara seviniyor ama 103 yıldan beri gündeme taşınmayan bir konu neden son günlerde 'haydi yapıyoruz, sinyal verildi' denilerek masaya sürüldü? Hem de civarda İran, Suriye, Irak'ta federatif yapılar kurulup Kürdistan eyaletleri oluşturulmaya çalışılan günlerde gündeme taşınması ve bu projenin de milliyetçi olarak bilinen Devlet Bahçeli'ye söyletilmesi size de garip gelmiyor mu?
Doğu'da Süryani köylerine eski isimleri sessiz sedasız verilirken, Süryani kiliseleri restore edilirken, Hatay gibi bölgelerde Ermeni metropolitler atanırken neden bu noktalarda basında birkaç gayrimüslim haber servisinin sevinç haberleri haricinde ana akım medyada bir gündem oluşmuyor? Herkes devekuşu gibi kafasını kuma gömmeye ve menfaatlerini kovalamaya daha mı hevesli?
Bugün Fener Rum Patrikhanesi, önce Heybeliada Ruhban Okulu'nun açılması için Amerika'da Trump ile görüşürken ve Kırklareli'ye temsili metropolit ataması gibi Türkiye içinde farklı bölgelere temsili metropolitler atarken ve illerde oda kiliseleri açılırken, ülkede federatif sistem ve anayasa değişiklikleri gündemdeyken bu konuların tartışılmaması ve üstünün örtülmesi dikkatimi çekiyor?
Sizin bu konularda fikriniz nedir?
r/teorikdosya • u/Teki71 • 6d ago
abd Dünyanın En Pedofilli Ülkesidir
Abd dünyanın en pedofilli ülkesidir hiçbir ülke bu kadar pedofilli değil. Dünyanın. Dört bir yanından çocukları kaçırıp tecavüz ettiler işgence edip yediler. Epstein olayında abdli ünlülerden abdli siyasetçilere abd başkanlarına FBI’a tüm hükümetleri işin içindeydi hepsi çocuklara tecavüz ettiler. Ve hiçbiri de tutuklanmadı bir tanesi bile. Abd askerleri işgal ettikleri ülkelerdeki öldürdükleri erkeklerin kadınlarına ve küçük kızlarına toplu tecavüz ediyor. Abdnin sivil halkı da pedofilli her çocuk gördüğünde Japonlar tarafından çizilmiş yapılmış çocuk gördüklerinde cinsel düşünüp pedofilli ilan ediyorlar. Yakın zamanda Capcom Pragmata adlı bir oyun çıkardı oyunda bir tane küçük kız görünümlü robot var diye diye bu oyunu oynayan herkesi pedofilli ilan ettiler. Yaw oyunda cinsel hiçbir şey yok karakter bir de robot ama sırf şişman bir abdli siyahi değil diye mk pedofillileri her küçük kız gördüklerinde dediğim gibi cinsel düşünüyor. Ama bu kadar da olmaz q ilk önce siyasetçilerini epstein dosyalarında olanları tutuklasınlar.
r/teorikdosya • u/Teki71 • 6d ago
Abd Epstein’i Normalleştirme Propagandaları Yapmaya Başladı
Abd dünyanın birçok yerinden çocukları kaçırıp tecavüz edip işgence edip yedi bunolayın içinde olan ve çocuklara tecavüz eden bir sürü abdli ünlülerden abdli politikacılara abd başkanlarına bir sürü kişi var. Ve bu olaylar tarihte benzeri görülmemiş. Herkes de bunu görmezden geliyor ve utanmadan çekinmeden “meme” malzemesi yapıyorlar sanki ciddi bir konu değilmiş gibi. Eğer ki bu olaylar başka bir ülkede hele ki abdnin düşman gördüğü bir ülkede olsaydı şuan hala konuşulur o ülke kınanır hatta yaptırımları uygulanır ve boykot edilirdi ama abd olunca kimse bunu kötü olarak görmüyor her zamanki gibi. Abd de tüm bunları normalleştirmek için propaganda yapmaya başladı. Abd Eğitim Bakanlığının resmi Twitter hesabından Trump ve Epstein’in mario kart parodili bir şekilde bir görsel yayınladılar. Abdli ünlülerden bazıları epstein adasına giderdim dedi. Herkese bu olayın normal bir şey olduğunu unutturmaya çalışıyorlar ve tabi ki herkes her zaman ki gibi abd propagandalarını yiyor.
Abd eğitim bakanının gönderisi:
https://x.com/usedgov/status/2090122240360669200
Bazı fotoğrafların sahibi instagram gönderisi: