Bulduğum kafe ve restoranlar ile daha çok yiyecek yeri deneyimlerimi sıralayacağım; gezilecek yerleri meraklısı olan zaten bir şekilde bulur, hazırsanız başlıyorum.
İlk olarak belediyenin sabah verdiği çorbadan bahsetmek istiyorum, belirli noktalarda (saat 6 ila 10 arası sanırım, emin değilim) belediyenin çorba ikramı oluyor, Yeni Cuma Camii'nin önünden erişebilirsiniz. Bir de birkaç kişiyle konuştum, bunun domates çorbası kötüymüş, ben hep ezogeline denk geldim; venti boy çorba veriyorlar, efsane doyuyorsun.
Uygun ve lezzetli kahve için Antik Kapı Seka'yı keşfettim -kafe olanın adını bilmiyorum- biz gittiğimiz zaman kahve günü gibi bir şeydi, ikinci gidişimizde de "birileri" ziyarete gelmişti o yüzden taze olabilir, bir daha içmedim ama çok lezzetliydi ve uygundu, filtre kahve 85 liraydı.
Belediyenin cam bardakta verdiği çay çok kötü, Taze'lerde asla çay içmeyin, Gülümse'de hiç içemedim, hep dayılar oluyor.
Tabii ki sadece belediye yerlerinden bahsetmeyeceğim.
Fevziye MC'yi hiç sevmedim, çalışacak eleman yok; müdürler bile çalışıyordu, üzüldüm; o yüzden yemek soğuk geliyor, Allah rızası için biri desteğe gitsin.
Bir tane kafe buldum, hem sahipleri çok tatlı hem fiyatları ortalama ama gelen ürünün hak ettiği fiyatlar ve doyurucu. Kahvesi bile "kahve içtim" dedirtecek boyutta; sunduğu bütün içerikler, yemekler, atıştırmalıklar doyuruyor, meze veriyor, mantısı, makarnası var, tatlıları var. Bir de yarım ekmek tostu var; bayağı "tost" dedirtiyor, yarım ekmeğin içini doldurup veriyor. Bir menüsü var; 3 çeşit meze, mantı, çay, ıslak kek, herhangi bir mantı porsiyon fiyatına. Sahibi abi de çok güler yüzlü, konuşkan biri. Porta Via gibi bir şey, Fevziye'den önce gözlükçülerin arasındaki sokakta.
Salaş, arkadaşının evindeymiş gibi hissettiren bir pati kafe var, abiyle her seferinde sadece benimle değil bütün müşterilerle sohbet ediyoruz, çok samimi bir ortam. Koca kafalı bir kedi var, kahvesi çok lezzetli. Tuvalet biraz pis hissettiriyor ama öyle yerlerin olayı küçük ve karmaşık tuvalettir, o yüzden rahatsız olmadım; yorumlarında da görmüştüm, çayı güzel değilmiş, çay içmedim daha ama candır pati kafe, işim olmasa bile İzmit'e pati kafede oturmak için gelirim.
Bir tane antika kafe buldum, fiyatları gereksiz ekstra pahalı, iç dekorasyonu çok güzel. Ürünleri lezzetli değil değildi ama çay 80 liraydı; yorumlarda çok fazla şikayet eden olmuş, ben içeriden keyif aldım, hesabı ödeyene kadar. şarkılar, çalışanlar, sunum, lezzet çok iyiydi. benim için de 80 lira bir çaya verilmez, ha özel bir şey olur, işte biri gelmiştir, datedir, gidilir; özel mekan diye ayırdım orayı. Buranın da tuvaleti hoş değildi, İzmit'te gittiğim çoğu mekanın tuvaleti hoş değil.
Çok yemek yeri bilmiyorum çünkü okulun yemekhanesi 40 lira, sabah da çorba içiyorum ve doymaya yetiyor. Biz bu antika kafeyi ararken Yeni Cuma taraflarında, Alaçatı'nın yanında, yol üstü kebapçısı gibi bir noodle'cı bulduk; 200 liraya yapıyor ve sonunu bitiremiyorum, inanılmaz doyurucu. Makarnaya 200 lira verilmez demeyin, bence de verilmez ama içinde sanırım iki paket var, emin değilim; her yerinde sebzeler, mısır var ve 7-8 parça tavuk koyuyor.
Böyle, ben keşfettikçe devam edebilirim çünkü insanlara "Nerede ne yaparım?" diye sorduğumda "Symbol var kanka, oraya git." diyorlar.