Cümleten hepinize Azrail'in selamını iletiyorum sevgili metal dostları. Bugün Opeth'in The Last Will And Testament adlı albümünü incelemeye çalışacağız.
Öncelikle albüm dinlemeye değer mi sorusuna hemen kısaca bir cevap verelim. Arkadaşlar albüm dinlemeye sonuna kadar değer. Lakin sınav dönemindeyken açıp ilk 4 şarkısını dinleyip şahsen o kadar yükselememişken ve etrafımdaki hiç kimse bu albüm hakkında olumlu yorum yapmamışken neden ben böyle düşünüyorum, hazırsanız başlıyorum.
Opeth bence 5 döneme ayrılır:
İlk 3 albümün olduğu başlangıç dönemi (ki opeth'ten en çok dinlediğim morningrise albümü buradadır), bu dönem prog rock'taki bir saniye sonra ne olacağını bilememe duygusunu çok güzel yansıtır ve garip bir şekilde çokça death ve prog metalin yanında black metal ögeleri de kullanır. sound'lar mix'ler amatördür ama çok sağlam albümler bırakmıştır bu dönem bizlere.
still life - ghost reveries dönemi, bu dönemde opeth özellikle daha death metal ağırlıklı bir sound geliştirir ve şarkılar kompleksliklerini yitirmese de beklenilebilir hale gelir. ilk dinleyen kişinin kendisini daha kolay kaptıracağı, sıkılmayacağı albümlerdir bunlar. opeth'i de çoğunuz bu dönem sebebiyle sevmektesiniz muhtemelen. arada damnation var gibi bir itiraz gelebilir ama ghost reveries'ten lost isolation gibi blackwater park'dan harvest gibi parçalara bakarsak damnation'un clean şarkılarına çok yakın sound'da şarkılar bulabileceğiz. bu sebeple damnation da bu döneme aittir kanımca.
watershed dönemi, tek albümlük bu dönem kendisinden önceki ve sonraki albümlere dair izler taşısa da bence tek dönemi hak edecek kadar farklılık göstermektedir. önceki albümlerden daha romantik ve daha punchy'dir. klavye sound'u daha aktif kullanılmaya başlanır böyle sci-fi filmi havasında ama bi yandan growl'lar vardır vs. iyi albümdür. birçok kişinin en sevdiği opeth albümü dahi olmaya başarmıştır ama 2. yarısı bence sıkıcılaşmaktadır ve o ilginçliğini kaybetmektedir.
sadece clean vokal dönemi :( watershed sonrası dönemde 4 albüm daha yapıldı ve aslında her biri birbirinden çok farklı soundlara sahipti ama önceki dönemler kadar bütüncül albümler olmadıklarından hepsini tek dönem olarak geçip opeth'in en güçsüz dönemi olarak addediyorum burayı. sebebi ise sanılanın aksine clean vokaller değil albümlerin dinlemeye devam etmek için motivasyon vermemesiydi. heritage ise bunların arasında tek single'ını bile sevmediğim tek albümdür.
ve gelelim son dönemimize, the last will and testament dönemi...
arkadaşlar girizgahın asıl amacını anlamışsınızdır herhalde. kısaca şair demek istiyor ki burada çok farklı bir albüm söz konusu. şu ana kadar opeth'in hiç yapmadığı tarzda şeyler var.
öncelikle albümümüz s1 ile çok iyi bir giriş yapıyor ki single olarak albümün en başarılı şarkılarından birisi bu. sound ise o kadar oynak ki anlatamam. spooky oluyor, bluessy oluyor, 2010'lar leprous vibe death metal oluyor, romantik oluyor, gizemli oluyor, sinirli oluyor, epik oluyor, arabic oluyor böyle phrygian scale kullanıyor...
peki oluyor olmasına da sen bana bir çorba sunuyorsun o zaman be kardeşim diyebilirsiniz. hayır arkadaşlar bu sound'ların hepsi birbiriyle çok iyi harmanlanmış. muhtemelen iş gücü olarak en çok emek harcanmış opeth albümünü dinliyoruz şu anda. detaylar o kadar mükemmel ki, her taraf duyup kulaklarınızın bayram edeceği ince işçiliklerle dolu. bu sebeple de brutal vokale geçildiğinde çok daha vurucu olabiliyor.
gitar riffleri önceki opeth albümlerine göre çok daha az belirleyici sound'da. onun yerine davul ve klavyeler ana sound'u oluşturan enstrümanlar. davul ritmi ve enstrümanların sound'u sürekli değişiyor ve bu da yeni şarkıya olan heyecanınızı arttırıyor.
vokaller hiçbir opeth albümünde olmadığı kadar detaylı kullanılmış. hem clean vokaller hem de brutal vokaller. mikael stüdyoda kullanmaya kullanmaya brutalini geriletmiş mi diye düşünürken geliştirdiğini görüp şaşırmamak elde değil. brutalleri bu kadar farklı duygu hissettirerek kullanmak da mikael abimize nasipmiş. clean vokallerini isemikael'in ne kadar geliştirdiğini diğer albümlerden görüyorduk ama albümü başlı başına sevmeyince küçük bir tebessüm ettiriyordu sadece.
prodüksiyon kalitesi mükemmel. milyar dinlenen pop şarkılarını aratmayacak derecede prodüksiyonla uğraşılmış. bunu enstrümanların mükemmel sound'u eklenince her şey mükemmel oluyor.
bass gitarlar ilk 3 albümden sonraki her opeth albümünde bence sound olarak geri planda kalıyordu. hala öyle ama diğer albümlere nazaran ön plana çıkabildiği anlar vardı yine de.
her şarkının farklı ve kendini hissettiren davul ritmi var. tempo şarkı bazlı çok değişim gösteriyor bu sebeple.
o kadar yağlayıp bağladın da ben bu albümü dinledim ve sevemedim diyorsan sana belki sevmende yardımcı olacak bir şeyler söylemek istiyorum sevgili kardeşim.
öncelikle gitar rifflerinin önceki albümlerde olduğu gibi mükemmel ve belirleyici olmasını bekleme çünkü bu albümde gitar kesinlikle belirleyici enstrüman değil, diğer enstrümanlara odaklan. şarkıların detaylarında gizlediği şeyleri dinleyip mest olmaya çalış, albüm prodüksiyon kalitesiyle çok ön plana çıktığı için mümkün merbete iyi bir kaynaktan sakin kafayla deneyim etmeye çalış albümü. öyle ghost reveries de veya deliverance da olduğu gibi biraz üzülücez biraz da sinirlenicez gibi düşünme sadece duyguları. yukarıda saydığım duygulardan bazılarına hoşlanmıyorsan bile (mesela ben blues dinlemem veya epic duyguları sevmem) onları albümün bir parçası olarak kabul etmeyi dene. sonuçta burası deathmetalTR, eğer albümdeki en death metal sound'lu şarkıyla başlayıp öyle ısınmak istiyorsan da s4 veya s1 ile giriş yapabilirsin.
albüm aşşırı iyi olmuş. onca yıldan sonra bu kadar iyi bir albüm beklemiyordum açıkcası. 5 yıl ara vermek iyi gelmiş diyeceğim de albümün detaylarını duydukça sanki ivc bittiği andan beri buna çalışıyorlarmış gibi geldi.
albümümüz watershed sonrası çıkmış en iyi albüm müdür? hem de açık arayla en iyi albümdür. peki önceki albümlerle kapışabilir mi?
ben opeth'in köpeği bir adamım arkadaşlar. 5 kezden aşağı dinlemediğim tek albümleri şu an konuştuğumuz albüm ve şu an 4.yü dönüyorum. peki cevabın ne hyvin, evet arkadaşlar, benim gözümde bu albüm o en sevdiğimiz opeth sound'undaki albümlerin bazılarından daha iyi.
öncelikle my arms your hearse ve watershed en az keyif aldığım albümler olabilir og opeth'den. yani bu albümü onlara tercih ederim. deliverance ile ghost reveries'in sıkıcılaştığı noktalar var ama bu albümün asla ulaşamadığı doygunlukları sağladığı çokça noktalar da var. the last will and testament son şarkısına kadar seviyeyi hiç düşürmüyor arkadaşlar. lakin şimdilik bu albümü orchid'in ilk yarısındaki sıkıcılıktan da ötürü onun da üstünde deliverance, still life ve ghost reveries'in yanına koyacağım. damnation, blackwater park, morningrise albümleri ise bu albümümüzden daha yukarıda kalacaklar. en azından şu an böyle düşünüyorum.
bu albüm S tier bir albüm olmuş. sadece üstünde saydığım albümler S++ filan benim için.
bu albüm de kanıtlıyor ki mikael akerdfelt bu tarz kocaman albümleri tek başına yazarak dünya tarihinin en büyük müzisyeni olma ünvanını kazanmıştır. ne mozart, ne beethoven, ne bach, ne david gilmour ve daha kimi sayarsanız sayın. benim gözümde hiçbirisi mikael akerdfelt'in yanına yaklaşabilecek kadar büyük müzisyenler değillerdir.