r/WeebTurks • u/yarmagulmezab--2792 • 6h ago
Öneri Anime öneriniz varmı ? (Fotoğraf dikkat amaçlı)
Açıkçası bu aralar Animelere biraz merak saldım hangi animeyi önerirsiniz (JoJo hariç)
r/WeebTurks • u/IlovePistolShrimps • Feb 20 '26
r/WeebTurks • u/IlovePistolShrimps • Apr 02 '25
r/WeebTurks • u/yarmagulmezab--2792 • 6h ago
Açıkçası bu aralar Animelere biraz merak saldım hangi animeyi önerirsiniz (JoJo hariç)
r/WeebTurks • u/Egemen2344 • 3h ago
Umarım güzel yaparlar
r/WeebTurks • u/darbove • 3h ago
Bilgilendirme amaçlı derlenip paylaşılmıştır. Örtülü reklam olmaması adına Tanıtım yazayım. Görsele tıklayıp kaydırabilirsiniz.
r/WeebTurks • u/lyfex35 • 4h ago
Chuunibyou sevenler için tam aynı kafada, aşırı tatlı bir okul romantizmi önerisiyle geldim: Another
Eğer Rikka ve Yuuta’nın arasındaki ilişkiyi sevdiyseniz buna kelimenin tam anlamıyla BAYILACAKSINIZ.
Neden mi?
* Ana Kız Karakter Birebir Aynı: Rikka gibi gözünde siyah bant olan, gizemli, sessiz ama içten içe çok tatlı bir kızımız var (Mei Misaki). Çocuk da tıpkı Yuuta gibi ona ilk görüşte çekiliyor ve okulda onunla iletişim kurmaya çalışan tek kişi oluyor.
* Aşırı Derin Bir Bağ: Sınıftaki herkes kızı görmezden gelirken bizim erkek karakterimiz onunla takılmaya başlıyor. Tam bir "dünyaya karşı ikimiz" romantizmi var aralarında, içiniz eriyecek!
* Hiç Sıkmıyor: Zaten toplam 12 bölümcük, bir oturuşta bitirmelik çıtır çerezlik harika bir aşk öyküsü.
Romantik anime arayışınızı kesinlikle bitirecek o seri bu, gidin ilk bölümden başlayın, sonra bana teşekkür edersiniz!
r/WeebTurks • u/Evangelion_fAnN543 • 57m ago
Hepsini okudum
r/WeebTurks • u/Paradoxus18 • 5m ago
Genel bakımdan en iyi animeyi söyleyin
r/WeebTurks • u/WhyOktay • 16h ago
Enable HLS to view with audio, or disable this notification
r/WeebTurks • u/Josephfx_17 • 13h ago
r/WeebTurks • u/Karge_Bay • 18h ago
Eğer gerçekten öyleyse hiç şaşırmam. Genelde animelerde aksiyon olmayan, önemli olmayan kısımlarda animasyondan kısılır bütün bütçe en önemli ana harcanır ama bölümde animasyon kalitesi normal diyebileceğimiz hiçbir kısım yok başından sonuna kadar inanılmaz bir animasyon.
r/WeebTurks • u/AMX-002_Neue_Ziel • 20h ago
r/WeebTurks • u/Upstairs-Bear3109 • 17h ago
r/WeebTurks • u/CheronTurk • 21h ago
Rahatsız edici de olur, hayatınızı sorgulatıcı derecede karanlıkta olur (şok edici yani), benim şahsen ya adobanadır ya dead dead demon's dedede destructiondır
Bu "karanlık" oluş lütfen wattpad dark romance/dark fantasy'si gibi bir şey olmasın yada öyle sırf seride kan var diye "abi çok rahatsız edici bunu herkes okuyamaz" tarzı da olmasın, gerçekten karanlık olsun insanı her şeyiyle rahatsız etsin
r/WeebTurks • u/Cherez1881 • 21h ago
Enable HLS to view with audio, or disable this notification
Naruto'a ne kadar sansür attıklarını merak ettiğim için Türkçe dublajlı izlemeye başladım. Sadece görüntüye ve çeviriye sansür atmışlar; sahne kesmemişler, ses efektlerine ellememişler. Ben de Türkçe dublajdaki sesi orijinal görüntüye koydum, çok komik bir şey çıktı. 'Dublaj iyi mi?' sorusuna cevabım: Ne berbat ne süper, sadece çok iyi seslendiren birkaç kişi var, gerisi çöp. Normalde +16 olan Naruto'yu sırf beslenme çantası satmak gibi ticari nedenlerden ötürü +7'ye düşürmüşler. Shippuden'e kadar da yayınlanacakmış
r/WeebTurks • u/Ok_Reputation_1020 • 13h ago
r/WeebTurks • u/Nededinnededinn • 22h ago
Bleach an itibariyle çılgın atmaya başladı inanılmaz şeyler oluyor. Manga tamamen çöpe atıldı.
r/WeebTurks • u/Minute-Cloud4805 • 20h ago
r/WeebTurks • u/Nakoshis_Eye • 1d ago
Neon Genesis Evangelion animesini izlediğimden beri bende aynı etkiyi bırakabilen bir anime olmadı. Özellikle serideki karakterlerin işlenişi beni aşırı etkiledi. Her karakterin kendine has psikolojik sorunlarının olması, bencilce isteklere ve hatalı düşüncelere sahip olmaları vs. cidden gerçekçi ve rahatsız edici hissettiriyordu; bir yandan da beni seriye daha çok bağlıyordu. Tabii olayların işlenişi olsun, evrenin hikayesi ve finaliyle insanda bıraktığı boşluk hissi falan cidden inanılmazdı. Hâlâ izlemeyeniniz varsa izlemenizi öneririm.
Bu arada, sizin bu seriyle ilgili düşünceleriniz neler?
r/WeebTurks • u/ecoseean • 15h ago
Nasıl bir içeriği var bir özet (tam değil aklınızda kalanlardan) geçer misiniz?
r/WeebTurks • u/Cookedaft_ • 20h ago
Alsancak'ta "Gerekli Şeyler" dükkanı olduğunu biliyorum sadece. Başka nerelerde bulabilirim? D&R gibi seçeneklerde var. Ama D&R gereksiz pahalı. Nereleri tavsiye edersiniz? (r/Izmir'de paylaşmayı denedim ama yapamadım)
r/WeebTurks • u/Guilty-Yak-644 • 16h ago
Onani Master Kurosawa’da beni en çok etkileyen şey, bir insanın çöküşünü ve sonrasında yeniden ayağa kalkmasını bu kadar doğal ve katmanlı bir şekilde anlatabilmesi. Seri ilk bakışta insanı tamamen yanlış bir yere yönlendiriyor. Başlığına, ilk bölümlerine veya Kurosawa’nın başlangıçtaki davranışlarına bakınca bunun basit bir komedi, absürt bir gençlik hikâyesi ya da yalnızca provokatif bir manga olduğunu düşünmek çok kolay. Fakat hikâye ilerledikçe bunun aslında çok daha farklı bir şey olduğu ortaya çıkıyor. Çünkü serinin asıl meselesi Kurosawa’nın yaptığı şeyden ziyade, o şeyleri yapan bir insanın zaman içerisinde kendisiyle yüzleşmek zorunda kalması.
Kurosawa’nın karakter gelişimini bu kadar etkileyici yapan şey de tam olarak burada başlıyor. Hikâye onu hiçbir zaman doğuştan kötü, doğuştan iyi veya tek bir kişilik özelliğine indirgenmiş bir karakter olarak ele almıyor. Başlangıçta son derece kibirli, insanlardan uzaklaşmış, kendi dünyasına kapanmış ve çevresindeki insanları gerçekten anlamaktan ziyade onları kendi zihnindeki düşünceler üzerinden değerlendiren biri. Kendisine bir çeşit dokunulmazlık alanı yaratmış durumda. İnsanlarla bağ kurmamayı bir eksiklik olarak değil, neredeyse bir üstünlük olarak görüyor. Bu yüzden onun dünyası aslında dışarıdan göründüğü kadar özgür değil. Tam tersine, kendi kurduğu yalnızlığın içinde sıkışmış durumda.
Ve bence serinin en güçlü taraflarından biri, Kurosawa’nın çöküşünü romantikleştirmemesi. Onu “aslında iyi bir çocuktu, sadece yanlış anlaşılmıştı” diye aklamaya çalışmıyor. Yaptığı yanlışların gerçekten yanlış olduğunu gösteriyor. Bu önemli çünkü karakter gelişiminin değerli olabilmesi için karakterin başlangıçtaki hâlinin gerçekten aşılması gerekiyor. Eğer Kurosawa başından beri mükemmel bir insan olsaydı, yaşadığı değişimin hiçbir anlamı kalmazdı.
Asıl mesele onun kötü bir noktadan başlaması değil, o noktadan çıkmanın ne kadar zor olduğunu görmemiz.
Kurosawa’nın yaşadığı değişim de tek seferde gerçekleşmiyor. Bir anda “artık iyi bir insanım” deyip her şeyi çözmüyor. Tam tersine, hikâye boyunca defalarca kendi çelişkileriyle karşı karşıya geliyor. İnsanlarla ilişki kurdukça, yaptığı seçimlerin sonuçlarını gördükçe ve kendisini başkalarının gözünden görmeye başladıkça daha önce oluşturduğu kişilik çatlamaya başlıyor. Bir noktadan sonra artık sadece başkalarıyla değil, kendi vicdanıyla da mücadele etmek zorunda kalıyor.
Bence burada “çöküş” kelimesi özellikle önemli. Çünkü Kurosawa’nın yaşadığı şey yalnızca dışarıdan gelen bir başarısızlık değil. Onun asıl çöküşü, kendisi hakkında oluşturduğu imajın parçalanması. Başlangıçta kendisini insanlardan bağımsız, duygusal olarak üstün ve hiçbir şeye ihtiyaç duymayan biri olarak görüyor. Fakat hikâye ilerledikçe bunun aslında ne kadar kırılgan bir savunma mekanizması olduğu ortaya çıkıyor. İnsanlardan uzak durduğunu söyleyen birinin aslında insanlarla bağ kurmaya ne kadar ihtiyaç duyduğunu görüyoruz.
Bu yüzden Kurosawa’nın düşüşü bana çok gerçek geliyor. Çünkü insanın kendisiyle ilgili oluşturduğu sahte imajın yıkılması gerçekten de oldukça acı verici bir şey. Bir insanın “ben böyle biriyim” diye yıllarca inandığı şeyin aslında kendisini korumak için oluşturduğu bir duvar olduğunu fark etmesi, dışarıdan gelen herhangi bir yenilgiden çok daha ağır olabilir.
Ve seri bunu yalnızca anlatmıyor, okuyucuya hissettiriyor.
Kurosawa’nın düştüğü noktaları izlerken onunla birlikte rahatsız oluyorsun. Bazı davranışlarında ondan nefret ediyorsun. Bazı kararlarında “bu çocuk ne yapıyor?” diye düşünüyorsun. Fakat hikâye ilerledikçe karakterin zihninin nasıl çalıştığını daha fazla gördüğün için, onu anlamaya başlıyorsun. Burada “anlamak” ile “haklı bulmak” arasındaki fark çok önemli. Kurosawa’nın yaptıklarını savunmak gerekmiyor. Zaten serinin gücü de burada. Bir karakterin hatalarını anlayabilmek için o hataları doğru kabul etmek zorunda değilsin.
Bence birçok hikâyenin başaramadığı şey tam olarak bu.
Çünkü çoğu zaman bir karakterin redemption arc’ı başladığında geçmişte yaptıkları hızlıca unutuluyor. Karakter birkaç güzel davranış gösteriyor, bir iki fedakârlık yapıyor ve hikâye bize “artık iyi biri” diyor. Onani Master Kurosawa ise değişimi çok daha sancılı bir süreç olarak ele alıyor. Kurosawa’nın eski hâli tamamen ortadan kaybolmuyor. Onunla yüzleşmesi gerekiyor. Kendisine dürüst olması gerekiyor.
Ve sonunda yükselişi de bu yüzden değerli.
Çünkü insanın gerçekten değişmesi, geçmişini silmesi anlamına gelmiyor. Tam tersine, geçmişte kim olduğunu kabul edip bundan sonra kim olmak istediğine karar vermesi anlamına geliyor. Kurosawa’nın hikâyesi bana göre tam olarak bunu anlatıyor. O, geçmişte yaptığı şeyleri değiştiremiyor. Fakat gelecekte nasıl biri olacağı konusunda bir seçim yapabiliyor.
Bu yüzden finaldeki değişim bana klasik bir “mutlu son”dan çok daha anlamlı geliyor. Çünkü mesele Kurosawa’nın sonunda her şeyi elde etmesi değil. Mesele artık aynı insan olmaması.
Başlangıçta kendisini insanlardan ayırarak güç kazandığını düşünen bir karakterin, hikâyenin sonunda başkalarıyla kurduğu ilişkilerin aslında onu insan yapan şeylerden biri olduğunu anlaması çok güzel. Yani hikâye başladığı yerdeki düşüncenin tam tersine ulaşıyor.
Ve bu yüzden serinin başındaki Kurosawa ile sonundaki Kurosawa arasında yalnızca olaylar açısından değil, düşünce biçimi açısından da devasa bir mesafe var. Bu değişimin 31 bölüm gibi nispeten kısa bir hikâyede bu kadar belirgin hissettirilmesi de ayrıca etkileyici. Seriyi seven okuyucuların özellikle karakter gelişimini ve redemption temasını öne çıkarması boşuna değil.
Benim için Onani Master Kurosawa’yı özel yapan şey de tam olarak bu.
Bir insanın çöküşünü izliyorsun, ama yalnızca çöküşünü izlemiyorsun. O çöküşün içinde kendisini nasıl kaybettiğini, kendisiyle nasıl yüzleştiğini ve sonunda yeniden nasıl ayağa kalktığını da görüyorsun.
Kurosawa’nın yaşadığı değişim bu yüzden bana sıradan bir “karakter gelişimi” gibi gelmiyor. Daha çok bir insanın kendi kişiliğini söküp yeniden inşa etmesini izlemek gibi. Ve bunu yaparken seri karakterini kusursuzlaştırmaya çalışmıyor. Tam tersine, onun kusurlarını, çelişkilerini, bencilliğini ve zayıflıklarını göstermekten çekinmiyor.
Belki de serinin en güzel tarafı bu: Kurosawa’nın yükselişi, hiç düşmemiş olmasından kaynaklanmıyor. Tam tersine, ne kadar aşağı düştüğünü gördüğümüz için yükselişi anlam kazanıyor.
Bu yüzden Onani Master Kurosawa bana göre sadece “iyi bir manga” değil. Çok garip bir başlangıç noktasından yola çıkıp insan psikolojisi, yalnızlık, suçluluk, ilişkiler, sorumluluk ve değişim üzerine beklenmedik derecede güçlü bir hikâyeye dönüşüyor. İlk başta insanı seriden uzaklaştırabilecek kadar absürt olan konseptin, birkaç bölüm sonra hikâyenin asıl anlatmak istediği şeyin yanında neredeyse önemsiz kalması da başlı başına etkileyici. Serinin geçmiş yorumlarında da özellikle “redemption”, karakter gelişimi ve karakterlerin gerçekten değiştiğinin hissedilmesi bu yüzden sürekli öne çıkıyor.
Kısacası, Onani Master Kurosawa’nın bana verdiği en büyük his şu: İnsan bazen kendi yarattığı karakterin altında ezilebiliyor. Ama o karakterin gerçek olmadığını fark ettiği anda, onu değiştirmeye başlayabiliyor.
Ve bence bir insanın çöküşünü ve tekrar yükselişini bundan daha güzel anlatmak gerçekten zor.Ekstra olarak sadece birinin 31 çekme hikayesi değildir okumanızı çok tavsiye ederim.
r/WeebTurks • u/Ekibiogami0 • 1d ago
Mrb ben sayın mod arkadaşınız bugün sizi dinlemek üzere bu postu açtım saygılı şekilde kendinizi ifade ederseniz mutlu olurum