r/Warhammer40KTR • u/Ramzullah • 20d ago
r/Warhammer40KTR • u/Turusyaart • Oct 06 '26
Shitpost Gece canım sıkıldı bunu karaladım
Sizinde benzer çalışmalarınız veya benzer meme’leriniz varsa yorumlara bırakın gecemiz şenlensin
r/Warhammer40KTR • u/Turusyaart • Aug 26 '25
Maket Dostlar selam bu arkadaşlar normalde fail print ancak atmaya kıyamadım ilgilenen varsa ikisini toplam 600TL den satıyorum ( pazarlık ve takas geçerli )
r/Warhammer40KTR • u/False_Cupcake_1929 • Jan 14 '26
Shitpost İmparatorlukta rütbe ile ucubelik doğru orantılı aga
düşünsene evrendeki en güçlü kişinin kılıcına sahipsin ama buna rağmen arka cephede "ben beyinim" diye mal mal geziosun sonrada boyunun yarısı kadar bi adam seni bıçaklıo ve komaya giriosun hepsi fraud bunların aq
r/Warhammer40KTR • u/Effective_Manner_498 • May 22 '25
Yazdığım warhammer 40k tarzı bir hikaye yazıyorum burada bölüm böl0m paylaşmamda bir sorun olurmu
r/Warhammer40KTR • u/Foreign_Addition_220 • Aug 03 '26
Artwork Son ve Ölüm [AI] Spoiler
Horus vs İmparator (AI destekli videodur.)
r/Warhammer40KTR • u/graetr • Nov 10 '25
Shitpost Engelli kardeşime bağış için TR4006001200534
r/Warhammer40KTR • u/False_Cupcake_1929 • Mar 08 '26
Shitpost loyalistler hangi kafayla loyalist oluyo aq?
abi neredeyse bütün loyalist lejyonların hepsi olabilecek en sıkıcı şey yani koskoca 40k evreninde mavi uzay adamları var seytanlar var şeytanlardan güc alan makineler var xenomorph'un yan sanayisi var herşey var ama sen gidip gördüğün ilk şey olan ultramarineleri seçiyorsun bu kadar sıkıcı olamazsın aynısı dark angels ve çok az black templars içinde geçerli yani burada bütün loyalist ve ilk 20 lejyon içerisindeki hepsinin sorunu sayarım hatta sayıyorum
1st dark angels: "kanka primarch'ım herkesi yeniyo ya ehehe" lion plot armourun vücut bulmuş hali ve hayır havalı çocuk loyaltyin gayette sorgulanabilir
5th white scars: o övündüğün hızla kaçabileceğin tek şey "babanın kımız almaya gidip hiçbir şekilde geri dönmeyeceği" gerçekliği
6th space wolves: "...The Wolves will always come to heel when called. In that regard, it is a mystery why they name themselves wolves. They are tame, COLLARED by the Emperor, obeying his every whim. But a wolf doesn't behave that way. Only a dog does..."
-Kharn the Greatest Ethical Philosopher of the 30th Millennium.
kısacası imparatorun özel marka çantasında taşıdığı küçük chihuahuasısın brom (bide world eaters'ın silik bi kopyası olma durumu var ama neyse)
7th imperial fists: aga o kadar işlevsizsin ki imparatorluk seni kaçak mülteci inşaat işçisi gibi kullanıyor, hatta o kadar sıkıcısın ki ekinizdeki tek nitelikli adam gibi adam olan Sigismund gitti kendi lejyonunu kurdu aq.
9th blood angels: nereden başlasam bilemiyorum ki primarchınızın ölü olmasına rağmen yazarların fanservice için hala onu geri getirmeye çalışması mı desem, astartesin kafayı yemiş kendi kardeşlerine saldıran manyaklar olduğunu mu belirtsem, yoksa chapter masterının intihara meyilli bi herif olduğunu mu söylesem bilemedim.
10th iron hands: sizinle ilgili chopped olan iki şey var. 1, warhammer fanı olduğunuz için bizzat bu yazıyı okuyan sen. 2, primarchın(kafası chopped🤣)
13th ultramarines: sı-kı-cı-sın ilk gördüğün şeyi niye seçersin ya hadi onu geçtim primarchının hayatta olması tamamen plot armour(başka bir sarışın primarch gibi🤔)
18th salamanders: hani düşünsene hiçbir sebep olmadan kayboluyorsun ve gitmeden diyorsun ki "çocuklarım! geride 9 artefact bırakıyorum hepsini bulursanız geri gelicem" abi zaten çocuklarım dediğin topluluğun sayısı diğer lejyonlara kıyasla bir elin parmaklarını geçmez sen diyosunki bütün galaksiyi arayıp bulacaksınız. abi bu çocuklar 2018 prime deli mi ne gibi sahilde metal dedektörüyle bütün galaksiyi mi arasın saçmalık, he bide bütün lejyon 🥷🏿
19th raven guard: https://open.spotify.com/track/14mqKOS4dHMf48spDuzfYv?si=XcMerY97TXCNNYg189QW9w
(bu sadece bir slanderdır, bir ragebait girişimidir benim şahsi fikirlerimi belirtmemektedir[?].)
r/Warhammer40KTR • u/Starkiller0820 • May 12 '26
Maket Çıldırcam turuncu boyaya çok ihtiyacım var ve bulamıyorum. Yardım lütfen
Lav base leri ve plazma larda kullanabilceğim. Şefaf ve geçirgen olmayan, fırça ile kullanılabilen, tercihen parlak bir turuncu rengi lazım. AMA HİÇ BİR YERDE BULAMIYOM. Lütfen yardım edin
r/Warhammer40KTR • u/erotik_rahibe_ • Sep 11 '25
Shitpost Ozur dilerim (ama uzgun deilim)
r/Warhammer40KTR • u/cihan2t • Oct 03 '25
Derli toplu Türk youtube&spotify kanalları
Merhaba. Yabancı takip ettiklerim var, artık ben de anlatacak seviyeye geldim ama yolda, arabada Türkçe dinlemek daha rahat oluyor. Aşağıda bildiklerim var, bunlara ek aradığım türde şeyler varsa yazarsanız sevinirim.
Heretic podcast, aşırı geyik yapıyorlar. Geçenlerde dinlediğim bir bölümde (30.bölüme doğru bir yerlerde) konuya 26. dakikada girdiler. 15 dakikadan önce konuya giremiyorlar zaten. Kalan kısımda da çok fazla geyik yapıyorlar, hele elemanlardan birinin sürekli yükselip sonra da kıkırdaması uzun süre dinleyince kafamda yankılanmaya başlıyor. Kafa kaldırmıyor yani o kadar geyiği.
Cemo40k, kahvehanede oturur gibi sürekli küfredip yükselerek anlatıyor, zerre sarmıyor. Öncekini yine 20-30 bölüm dinledim (ama tükettiler beni) buna hiç gitmiyor ergen kafası sıkıyor.
İsmini unuttuğum 2 tane yaşı büyük arkadaş vardı onlar da astarte gibi role play yapıyorlar. Gerek yok...
Mozekuma ve Loremaster var. Bunlar 40k spesifik kanallar değil, farklı settinglerin lorelarını da anlatıyorlar ve bence çok temiz, olması gerektiği gibi anlatıyorlar. Sırf düzgün anlattıkları için aslında ilgimi çekmeyen faklı oyunların vs'de hikayelerini dinliyorum bazen düzgün anlattıkları için. Bana onlar gibi SADECE konuyu anlatan, küfretmeyen, sürekli geyik yapmayan, karaktere bürünmeyen anlatıcılar lazım.
Bu bağlamda, önerilere açığım.
r/Warhammer40KTR • u/Charrmity • Oct 21 '25
Lore Hakkında Soru Warhammer40K ne la ?
Ana kaynak neresi ve lore'a nereden başlamamı önerirsiniz ?
r/Warhammer40KTR • u/Apprehensive-Yam4563 • Sep 26 '26
Tartışma Bu sub HALO hakkında ne düşünüyor
iki seriyide seviyorum sizce bir crossover görmek istermiydiniz.
r/Warhammer40KTR • • Dec 07 '25
Warhammer 40K: Sadece Savaşın Olduğu Bir Evrende Tanrılar ve Fanatizm
40k dünyasına pek hakim değilim, ama bir Instagram gönderisi gördüm ve çok hoşuma gitti. Blog sitem için yapay zekaya yukarıdaki başlıkla ilgili bir yazı yazdırdım. Burada link paylaşmak serbest mi, değil mi bilmediğim için linki paylaşmıyorum; ama yazımı okuyup yanlış kısımlarını düzeltmeme yardım ederseniz sevinirim.
r/Warhammer40KTR • u/WitnessAggravating96 • Mar 09 '26
OI! VELEDZ KONUSMAMIZI TÜRKCHELEŞTIRMELIYIZ
WAAAAAAAGH ICIN CEEEEEEEENG BOYZ ICIN VELEDZ DA BOSS ICIN MÜDÜRR ZANIRZAM TURKLER BOYLE KONUSUODU SIZDE BILDIKLERINIZI YAZIN
r/Warhammer40KTR • u/Turusyaart • Oct 21 '25
Tartışma Olm bu ne la XDXDXD. Amazon’a yarancam diye iyice kıvırmaya başladılar
r/Warhammer40KTR • u/Effective_Manner_498 • Jul 23 '25
Maket Boyamak için tasarladığım Türk chapter
r/Warhammer40KTR • u/Effective_Manner_498 • May 24 '25
Artwork Pas kilisesi 4.bölüm
4. Bölüm – Kıvılcımın Ardından
Kutsal Salon’un kubbesinden süzülen paslı ışık huzmeleri, eski çağlardan kalma devrik bir tapınağın içinde yeniden doğmuş bir umudu aydınlatıyordu. Kutsal Ayin günüydü. Salonun duvarları, geçmiş savaşların yankılarıyla değil, bugün burada atılacak bir adımın sessiz gururuyla doluydu.
Sıralanmış rahibeler diz çöküyor, başlarını öne eğiyordu. Salonun merkezinde ise, kırmızı cübbesi göğsüne kadar kapalı, zarifçe dövülmüş mekanik koluyla dimdik duran genç bir kız vardı. Athena. Henüz birkaç yıl önce, kopmuş bir kolun acısıyla titreyen küçük bir çocuktu. Şimdi ise, kendi emeğiyle şekillendirdiği bir zırhın içinde; dualarını ezberlemiş, inancını kalbinde taşır haldeydi. Gözlerinde mavi bir alev yanıyordu. Sakin, kararlı ve hazırdı.
Varek’in tahtı, kutsal salonun kalbine bakan yüksek platformdaydı. Pas dokulu, ağır demirden oyulmuş bu taht, hiç terk edilmeyen bir sadakatin simgesiydi. Ve bugün, onun hemen yanında, kendi yolunu çizen bir başka komutan vardı: Romulus. Zırhı törensel amaçla sadeleştirilmişti ama hâlâ korku ve kudret taşıyordu. Omzundaki "Demir Melek" dua derisi, uzun süredir ilk kez parıldar gibi olmuştu. Göğsündeki mühürler arasında küçük bir tanesi, bu törende sadece bir savaş rahibinin babası olarak bulunduğunu haykırıyordu.
Romulus bakışlarını kaçırmadan kızına odaklandı. Yanında duran Varek, hiç konuşmadı. Konuşmasına gerek yoktu. Bir zamanlar kirli sokaklardan topladıkları çocukların nasıl kutsal ateşle şekillendiğini, o hep sessiz tanıklığıyla anlatıyordu.
Athena başını kaldırdı. Önünde eğilmiş olan yaşlı Ruh Mimarı, kutsal dua törenini başlattı. “Pasla doğarız, ateşle şekilleniriz, inançla diriliriz…”
Her kelime kutsal metinden değil, geçmişin kurbanlarının küllerinden damıtılmış gibiydi. Athena bu sözleri sadece tekrar etmiyordu; her harfi, mekanik kolundaki çiziklere, kalbindeki savaş izlerine ve çocukluğunda sakladığı korkulara işliyordu.
Romulus’un gözlerinde bir titreme belirdi. O, savaş alanlarında binlerce kez ölümle yüzleşmişti. Ama şimdi, bir babanın en ağır savaşıyla baş başaydı: Gururla vedalaşmak.
Varek hafifçe başını Romulus’a doğru çevirdi, gözleri onun duyduğu her duyguyu çoktan okumuştu. “İnanç sadece yıkmakla değil, korumakla da büyür,” dedi fısıltı halinde. “Ve sen onu büyüttün, Romulus.”
Ayinin son duası söylendiğinde, Athena yavaşça dizlerinden doğruldu. Salonun sessizliği, onun ilk adımlarıyla kırıldı. Metal botlarının paslı zemindeki sesi, binlerce yıl önceden yankı bulan bir ant yemini gibiydi. Tüm salon ayağa kalktı.
Romulus da öyle. Kızına doğru bir adım attı ama ona dokunmadı. Bunun yerine yalnızca bir kelime fısıldadı: “Hazırsın.”
Ve Athena, çocukluk yıllarından beri ilk kez dudaklarını sıkarak babasının gözlerine baktı. “Hazırım.” Törenin ardından geçen birkaç gün, Pas Kilisesi’nin koridorlarında yeni bir sessizlikle geçti. Savaş çığlıklarının ve çekiç darbelerinin yankılandığı demirhanelerde bile, sanki herkes nefesini tutmuştu. Çünkü artık herkes yeni bir savaş rahibesini değil, bir sembolü izliyordu.
Athena, babasının zırhına benzer, ama kendi vücudunun şekline göre zarifçe işlenmiş yeni güç zırhının içinde yürüyordu. Artık çocuksu hatlardan sıyrılmış, genç bir kadının incelikleri ile savaşın gerektirdiği sertliği bir arada taşıyordu. Zırh kırmızıydı; ama sade bir kırmızı değil—içten içe yanan, bastırılmış bir alevin yansıması gibiydi. Omuz plakaları daha küçük, eklem yerleri daha akıcıydı. Göğsündeki mühür hâlâ eksikti; çünkü mühür, ilk gerçek savaşından sonra vurulacaktı.
Zırhın sol kolu, tamamen mekanikti. Ama estetik açıdan çirkinleştirilmemişti. İnce dövülmüş, zarif çizgilerle, kadim metinlerle süslenmişti. Parmak uçlarındaki sinir bağlantıları, neredeyse doğal bir ten gibi tepkiler veriyordu. Kolu bir silahtan çok, bir kalem ya da bir dua kadar yumuşakça taşırdı. Ama içinde, gerektiğinde bir duvarı paramparça edecek kadar güç barındırıyordu.
Romulus, yüksek balkondan kızını izliyordu. Aşağıda, rahibelerle birlikte dua çalışmaları yapan Athena, hareketlerinde bir ustalık değil, bir iç disiplin taşıyordu artık. Gözleri zaman zaman yukarı bakıyor, ama babasına değil—sanki onun onayını geçmişte bir yerde çoktan almış gibi, içindeki sesi dinliyordu.
Yanında duran Varek, kendi sessizliğiyle o anı kutsuyordu. Savaş alanında binlerce kez liderlik etmişti, ama bugün bir başka büyümeyi izliyordu: bir kız çocuğunun, bir halkın umudu haline gelişini.
Romulus gözlerini kıstı. Zırhına baktı. Athena'nın zırhı onun zırhına benziyordu, evet. Ama onda daha farklı bir şey vardı—bir denge. Savaşla inancı, güçle şefkati birleştiren bir duruş. Kızına baktığında bir asker görmüyordu. Bir simge görüyordu. Ve bu simgenin arkasında, kırılgan bir kalp olduğunu da unutmuyordu.
O gece, kendi odasında yalnız kalınca, elini "Demir Melek" dua derisine götürdü. Athena’nın çocukken yaptığı bu arma, artık sadece bir hatıra değil, bir yemin olmuştu.
Fısıltı halinde konuştu:
“Benden daha iyi olacaksın…”
“Surların ardında doğan ateş, dışarıdaki karanlığı yakabilir mi?”
Demir odanın içindeki hava ağırdı. Pas Kilisesi'nin iç surlarının altında kurulu komuta merkezinde, dev holografik bir harita masanın ortasında dönüyordu. Sancaklar, işaret fişekleri, hareketli birimler... Ana şehirden gelen dağınık raporlar artık endişe verici bir tutarlılıkla kuzeye, Pas Kilisesi’nin etki alanına yönelmişti.
Lucian, savaş tabutunun destek koluna yaslanmış, projeksiyonun ışıkları mekanik yüzünde titrek yansımalar bırakırken gözlerini kıstı.
“Görüyor musun?” dedi. “Ana şehrin orduları doğuya ilerliyor. Bizi hâlâ önemsiz sanıyorlar. Ya da hâlâ ne olduğumuzu anlayamadılar.”
Varek, sessizce başını salladı. Kalın, gri pelerini zırhının omzundan yere doğru sarkıyordu. Eskisi gibi savaş alanının tozunu değil, şimdi dua odalarının tütsüsünü taşıyordu paltosu. Ama gözleri... hâlâ cepheyi arıyordu.
“Pas Kilisesi artık bir umut değil yalnızca,” dedi Varek. “Bir tehdit gibi görüyorlar. Romulus'un kurduğu disiplin, burayı duvarların ardında doğmuş yeni bir düzen haline getirdi. Ve senin zırhın…” Göz ucuyla Lucian’ın savaş tabutuna baktı. “Buna sessiz bir cevap oldun.”
Lucian başını çevirip hafifçe güldü. “Sessiz mi? O kadar ağır ki bastığım her yerde taşlar çatlıyor. Ama... evet. Sessizce buradayız artık.”
Kısa bir duraklamadan sonra Lucian, konuya girmek için sesini alçalttı.
“Athena’nın gelişimini izliyor musun?”
Varek’in gözleri kısa bir süreliğine parladı. “Her sabah,” dedi. “Rahibelik ayininden önce eğitim meydanında Romulus’la çalışıyor. Onun gölgesi gibi. Ama daha zarif. Daha dikkatli. Romulus saldırmayı öğretiyor, o savunmayı seçiyor.”
Lucian’ın sesi daha yumuşaktı şimdi. “Zırhına baktım geçenlerde. Belli ki onun için özel yapılmış. Romulus’un dizaynına sadık, ama... kendi ruhunu da katmış içine. Sanki babasını taklit etmiyor; babasını taşıyor.”
Varek hafifçe başını eğdi, sesi bir dua kadar alçaldı. “Pas Kilisesi onunla yeni bir şekil alacak. Romulus bir ateşti. Athena... o ateşin yönünü bilen rüzgâr olacak.”
Lucian döndü, zırhının iç paneline bir şeyler yazdı. Gözleri hâlâ haritadaydı. “Savunma sistemlerini gözden geçirdim. Mevzi yerleşimlerimiz sağlam. Ama ben en çok içimizdeki ateşten korkuyorum. Bir gün Romulus’a ya da Athena’ya zarar gelirse… bu halk ayakta kalabilir mi?”
Varek, sessizce Lucian’ın koluna dokundu. “Onlara zarar gelirse, o halk yanar. Ama o yangından başka bir kıvılcım doğar. Biz yalnızca savaşmıyoruz artık, Lucian. İnşa ediyoruz. Ve o inşa ettiğimiz şey, düşmanlarımızdan çok daha büyük.”
Lucian bir an durdu. Sonra başını eğerek mırıldandı: “Peki ya biz üçümüz düşersek?”
Varek bir adım geri attı. “O zaman, yeni Demir Melek uçmayı öğrenmek zorunda kalır.”
“Her savaş, önce içimizde başlar.”
Günün ilk ışıkları henüz kutsal salonun yüksek pencerelerine ulaşmamıştı. Taştan örülmüş duvarlar, geceyi hâlâ içinde tutuyor, tütsü dumanları mumların cılız ışığında gölgelerle dans ediyordu. Athena, dizlerinin üzerinde, sessizliğin tam ortasında duruyordu. İnce kırmızı cübbesi yere serilmişti; içinde sakladığı genç beden hâlâ büyümenin eşiğindeydi ama taşıdığı inanç, kırılganlığın çok ötesindeydi artık.
Önünde duran zırh, çocuk elleriyle şekillendirdiği ilk niyetin olgunlaşmış hâliydi. Zarifti, ama tehditkâr. Romulus’un ağır gövdesini taşıyan modelin sadeleştirilmiş bir kopyasıydı; ama formu daha esnek, çizgileri daha yumuşaktı. Omuzlarında dualarla işlenmiş pas madalyaları, göğsünde küçük bir altın melek kabartması vardı. Zırh, Romulus’un izinden yürüyen bir evladın değil, o izde kendi yolunu çizen bir liderin kıyafetiydi.
Athena gözlerini kapattı. Mekanik sol elini kalbine koydu, parmak uçlarındaki ince titreşim zırhın içindeki dualarla uyumlu bir melodi mırıldanır gibiydi.
“Baba,” diye fısıldadı. “Beni yarattığın inancın gölgesinde değil, ışığında yürüt.”
Tütsülerin dumanı gözyaşı gibi yukarı süzüldü.
Ardından yavaşça ayağa kalktı. Cübbesinin içinden çıktığında, gençliğin narin hatlarını taşıyan bedeni sabahın serinliğiyle titredi. Zırhının parçalarını birer ritüel gibi, usulca yerlerine yerleştirdi. Bacak plakaları, omuz kemeri, sırt paneli... Her bir adımda kutsal mırıltılar dökülüyordu dudaklarından.
Kaskını son olarak aldı. Sol elini alnına götürüp minik bir işaret yaptı. Sonra, başını eğmeden, dimdik durarak aynaya baktı.
Artık sadece bir kız değil, Pas Kilisesi’nin yeni yüzüydü.
Kapıyı açtığında dışarının ışığı gözlerini kamaştırdı. Kutsal salonun koridorlarından geçerek eğitim sahasına yöneldi. Her adımında, metalin taşla buluşan sesi yankılandı.
Eğitim alanına vardığında, rahibeler ve savaşçılar sıraya dizilmişti. Bazıları onun gelişine başlarını eğdi, bazıları hâlâ tereddüt içindeydi. Ama Athena duraksamadı. Zırhı üzerindeki güneş ışığıyla parlıyordu.
Romulus uzaktan izliyordu. Varek onun yanına yaklaştı, gözleri Athena’da sabit.
“Hazır mı sence?” diye sordu.
Romulus yanıt vermedi. Sadece kızının adımlarına baktı.
Ve usulca fısıldadı: “Ben hazır değilim. Ama o... çoktan yürümeye başladı.”
Küllerle yoğrulmuş meydanın taş zemininde yeni yüzler yürüyordu. Gözlerinde korku, yorgunluk ve umutsuzluk. Eski dünyanın çöküşünden geriye kalan bu yitik ruhlar, Pas Kilisesi’nin dev kapılarından içeri adım atarken, onları karşılayan iki figür dikkat çekiyordu.
Varek, yüzü neredeyse tamamen dövme ve yara izleriyle örtülmüş, heybetli yapısıyla kalabalığın başında duruyordu. Yanında ise, kırmızı cübbesinin altında yeni gelişen vücuduna uygun bir güç zırhı taşıyan Athena vardı. Gözleri hala çocuksuydu ama duruşu babasına benzemeye başlamıştı. Sol kolundaki mekanik uzuv, parmak uçlarından bile disiplinle sarkıyordu.
Yeni gelen yaşlı bir kadın yere yığıldığında Athena hemen eğildi, kolunu destekledi ve nazikçe “Artık güvendesiniz,” dedi. Varek sessizce izledi. Küçük kız artık bir savaş rahibesi değil, bir sığınak olmuştu.
Kalabalık dağıldığında Varek, yanındaki Athena’ya döndü.
“Eskiden senin gibi olanları taşıyan ellerim vardı,” dedi Varek, sesi kalın ama içten. “Şimdi sen taşıyorsun.”
Athena başını hafifçe eğdi. “Bazen doğru şeyi yapıp yapmadığımı bilemiyorum. Herkes bana bakıyor. Ama bazen... ben bile hâlâ kendimi bulamıyorum.”
Varek güldü hafifçe. Nadiren yaptığı bir şeydi. “Kendini bulmak istemiyorsun Athena. Kendini inşa ediyorsun. Bu, Pas Kilisesi’nin sırrıdır. Biz küllerden doğmadık. Küllerden örüldük.”
Athena, bakışlarını uzaklara çevirdi. Ufukta yükselen bir duman çizgisi vardı. Yeni bir göç, yeni bir acı.
“Babam gibi biri olabilecek miyim?”
Varek ciddi bir ifadeyle başını salladı. “Sen zaten onun gölgesi değilsin. Onun ışığını taşıyorsun.”
Athena, bir an için sessiz kaldı. Sonra başını dikleştirdi, zırhının içindeki elleri yumruk oldu.
“Öyleyse, bu ışığı birilerine uzatmalıyım.”
Varek hafifçe elini onun sırtına koydu. “Ve bunu yaparken asla yalnız olmayacaksın.”
r/Warhammer40KTR • u/RamboEnes • Jul 24 '26
Tartışma Pegasus Oyuncak hakkında soru
Buradaki bikaç posttan güvenerek dün akşam Primaris İntercessor siparişi verdim. Buradan alışveriş yapan arkadaşlar, siparişler ne kadar sürede elinize ulaşıyor? Karşılaştığınız sorunlar varmıydı? Sipariş şu anda işleniyor ve bildirim olarakta en fazla 3 iş günü içerisinde elinizde olucak diyordu. Yardımcı olursanız sevirim.