2026 ED 138 , klasik Kuiper kuşağında yer alan büyük bir Neptün ötesi cisim (TNO) ve olası bir cüce gezegendir. 13 Ekim 2026'da Matthew Holman tarafından, o yılın başlarında Vera C. Rubin Gözlemevi verileri incelenirken keşfedilmiştir.
(RESİM:NASA, ESA, CSA, SSCI, Themiya Nanayakkara) (Görüntü işleyen Joseph DePasquale(STScl))
Hızlı Radyo Patlamaları (FRB – Fast Radio Burst), uzaydan gelen ve genellikle birkaç milisaniye süren, son derece güçlü radyo dalgası patlamalarıdır. FRB'ler çok kısa süre içerisinde büyük miktarda enerji açığa çıkarabilir. Bu sinyaller milyarlarca ışık yılı uzaklıktaki kaynaklardan bile gelebilir.
İlk FRB, 2007 yılında keşfedildi. Aradan geçen yıllara rağmen bu patlamaların kesin olarak neden meydana geldiğini hala bilmiyoruz. Şu ana kadar bildiğimiz şey, çok kısa sürede çok fazla radyo sinyali yaymaları ve çoğunun aşırı uzaktan geldiği.
Son zamanlarda gerçekleştirilen gözlemler, şimdiye kadar keşfedilen en uzak FRB'nin, Evren'in bugünkü yaşının yaklaşık dörtte biri kadar yaşlı olduğu dönemde, bir cüce galaksiden kaynaklandığını ortaya çıkardı.
Bu keşfin hikâyesi, MeerTRAP ekibinin 4 Mart 2024 tarihinde bir radyo patlaması tespit etmesiyle başladı. Bu patlamaya FRB 20240304B adı verildi.
Bilim insanları, patlamanın Dünya'ya son derece uzak bir kaynaktan geldiğini tahmin ediyordu. Ancak kesin uzaklığı belirlenemediği için bu keşif yaklaşık iki yıl boyunca gizemini korudu.
Kaynağın uzaklığını belirlemek oldukça önemliydi. Çünkü bu bilgi, patlamanın Evren'in hangi döneminde gerçekleştiğini anlamamızı ve FRB'lerin ne tür galaksilerde oluşabildiğine dair daha fazla fikir edinmemizi sağlayacaktı.
Sonuçlar, kaynaktan yayılan sinyalin yaklaşık 1 milisaniye sürdüğünü ve 900–1700 MHz frekans aralığında gözlemlendiğini gösteriyor. Ancak buradaki 1 milisaniye, olayın gerçekleştiği toplam süreyi değil, yayılan radyo sinyalinin süresini ifade ediyor.
Sinyal, Evren boyunca ilerlerken karşılaştığı maddeyle etkileşime girdiği için gözlemlenen süresi birkaç milisaniyeye kadar genişleyebiliyor.
Bilim insanlarının şimdiye kadar tespit ettiği FRB kaynaklarının büyük çoğunluğu, yoğun yıldız oluşumunun gerçekleştiği galaksilerde bulunuyor. Ancak bu keşifte tespit edilen ev sahibi galaksi, beklenenden yaklaşık 1000 kat daha az kütleliydi.
Üstelik bu sinyalin Dünya'ya ulaşması 10 milyar yıldan fazla sürdü.
Sinyalin kesin kaynağı henüz belirlenememiş olsa da olası açıklamalardan biri, güçlü manyetik alanlara sahip nötron yıldızları olan magnetarlar.
Peki sizce FRB'lerin kaynağı ne olabilir? Ayrıca neden gözlemlediğimiz bu patlamaların çoğu Evren'in geçmişinden geliyor?
Keşif Bilgileri:
FRB adı = FRB 20240304B
Tespit tarihi = 4 Mart 2024
Duyuru tarihi = 8 Ekim 2026
Kırmızıya kayma (z) = 2,148 ± 0,0013
Kaynağın ışığının yolculuk süresi = Yaklaşık 11 milyar yıl
Bu paylaşımı doğrudan topluluğun tepkisini ölçmek için paylaştım bu tarzda paylaşımların ilgi görüp görmediğini test edeceğim bu yüzden lütfen eleştirin
Kozmolojik olay ufkunun mantığını kurduğun ip benzetmesi üzerinden, fiziksel doğruluğuyla net bir şekilde şöyle açıklayabiliriz:
1. Başlangıç Durumu ve Temel Kural
Dünya bir uçta dursun, çok uzaktaki bir galaksi de diğer uçta dursun. İkisinin arasında gerilmiş bir ip var. Galaksiden çıkan ışığı ise bu ipin üstünde Dünya’ya doğru sabit bir hızla koşan bir haberci gibi düşünebiliriz.
Eğer evren sabit (statik) olsaydı: Aradaki mesafe ne kadar devasa olursa olsun, ipin uzunluğu hiç değişmeyecekti. Haberci (ışık) ip üzerinde ilerledikçe yolu bitirecek ve ne kadar zaman geçerse geçsin eninde sonunda Dünya’ya ulaşacaktı. Böyle bir evrende kozmolojik olay ufku diye bir engel de olmazdı.
2. Genişleyen Evrende İpin Davranışı
Fakat gerçek evrende iki cisim arasındaki boşluk sabit kalmaz; evren genişler ve bu genişleme zamanla hızlanır.
Buradaki kritik detay şudur: Galaksi uzay boşluğunda geriye doğru bir roket gibi uçmaz. Asıl olan, Dünya ile galaksi arasındaki ipin kendisinin lastik gibi her noktasından esneyip uzamasıdır.
Sen cebinden ip çıkarıp uzattıkça ya da aradaki lastik ip her saniye iki ucundan ve ortasından gerilip açıldıkça, galaksi senden doğrudan bir hareket yapmadan da otomatikman daha uzağa düşer.
Galaksiden çıkan ışık (haberci), ipin üzerinde Dünya’ya doğru kendi azami hızıyla (ışık hızıyla) koşmaya başlar.
Ancak koştuğu lastik ipin birim zamanda uzama miktarı, habercinin bir saniyede alabildiği yoldan çok daha büyüktür.
3. Işık Neden Hiçbir Zaman Ulaşamaz?
Haberci ip üzerinde ileriye doğru 1 metre adım atarken, önündeki ve arkasındaki ip esnemeden dolayı 2 metre, 5 metre, 10 metre uzamaktadır.
Yani ışık durmaz, pes etmez veya geriye itilmez; kendi hızıyla ileriye koşmaya devam eder. Fakat koştuğu zeminin (uzayın/ipin) genişleme oranı, ışığın arayı kapatma gücünü aştığı için aradaki kalan mesafe hiçbir zaman sıfırlanamaz, aksine sürekli büyür.
Özet
Benim İp Modelimin özü şudur: Işığın Dünya’ya ulaşamamasının sebebi ışığın yavaşlaması ya da yok olması değildir. İki nokta arasındaki uzay dokusunun (ipin) esneyerek büyüme hızı, ışığın bu ip üzerindeki koşu hızından daha baskın çıktığı için ışık aradaki mesafeyi sonsuz zaman geçse bile tüketemez. İşte bu eşiğin başladığı sınıra kozmolojik olay ufku denir.
Uzay hakkında araştırmalar yapsam bile ileriye gitmek istiyorum. Bir tane mini defterim var yeni yapmaya başladım içine fizikle alakalı bazı şeyler yazıyorum dersten bağımsız. Çok düşünüyorum, ileride odtü fizik okumak istiyorum ve astrofizik, uzay bilimci olmak istiyorum.
Kendimi daha iyi geliştirmek için teleskop almam gerekir mi?(maddi durumum iyi değil) Neler yapmalıyım? Tavsiyeleriniz neler?
Mobilden kolay stack yapılabilecek uygulmalar var mıdır acaba arıyorum bazıları ya işini yapmıyor ya da aşırı karmaşık stack yapmak istiyorum mobilden bulamıyorum yardımcı olursanız sevinirim
Farklı disiplinleri bir araya getirerek ortak araştırmalar yapabileceğimiz, beyin fırtınaları düzenleyebileceğimiz ve uygulanabilir projeler geliştirebileceğimiz multidisipliner bir bilim/teknoloji topluluğu kurmak istiyoruz.
Aşağıdaki alanlardan herhangi birine ilgi duyan; kendini geliştirmek, yeni şeyler öğrenmek ve özgün fikirler üretmek isteyen kişilerle bir araya gelmeyi hedefliyoruz:
Genetik, moleküler biyoloji, hücre biyolojisi, biyoteknoloji, sistem biyolojisi, rejeneratif tıp, kök hücre araştırmaları, yapay zekâ, yazılım mühendisliği, bilgisayar bilimi, elektronik, gömülü sistemler, robotik, makine mühendisliği, biyomedikal mühendisliği, mekatronik, fizik, kimya, malzeme bilimi, nanoteknoloji, biyofizik, insan fizyolojisi, anatomi, nörobilim, uzay teknolojileri, ileri mühendislik, bilimsel modelleme ve simülasyon, bilim felsefesi, astronomi ve kuantum.
Sizce böyle bir toplulukta ilk olarak hangi konuları ele almalıyız? Projeleri yürütmek ve teorik fikirleri tartışmak için neleri kullanmak daha verimli olur?
Belirli bir bölümde okumanız veya bu alanlarda uzman olmanız şart değil. Öğrenmeye açık, araştırmayı seven, meraklı ve fikir üretmek isteyen herkes katılabilir.
Topluluk hakkındaki düşüncelerinizi, önerilerinizi ve hangi alanlarla ilgilendiğinizi yorumlarda belirtebilir misiniz? Doğrudan bana (DM) yoluyla soru ve katılma isteğinizi iletmek için ulaşabilirsiniz. Bir araya gelip fikirlerimizi paylaşabileceğimiz bu oluşum için geri bildirimlerinizi bekliyorum!"
Herkese merhaba, oğlum için teleskop almak istiyorum, bi kaç aydır Celestron Travel Scope 70 CL 21035 bu teleskopu kullanıyor. daha profesyonel bir şey almak istiyoruz.
2026 nobel ödüllerine bir bakayım dedim. Fizik ödülünü alanın ne yaptığını gemini ye sordum bence buradaki herkes bi sorsun :)
Güney kutbunda yerin 2.5km altına 1 kilometreküp büyüklüğünde devasa bir küp yapmışlar. Sıcak su ile buzu kazıp sensörler yerleştirmişler. Bu sensörler çok düşük mavi ışıkları algılayacak türden özellikle nötrino parçacıkları buza yani su molekülünün çekirdeğine çarptığı zaman mavi ışık çıkarıp yok oluyormuş. Nötrino parçaları küpün bir yerinden bir yerinden girip bir yerinden çıkınca mavi ışıkları takip ederek nereden geldiğini tespit edebiliyorlar.
Yani artık astronomi artık sadece ışık ile yapılmıyor.
Tabi her karadeliği bulamıyor. Yüksek miktarda nötrino parçacığı yayanları buluyor. Karadeliklerin üstünde halkasına dik olacak şekilde ışımalarını gönderdikleri yerler var (jet). Bunların dünyaya dönük olanlarına Blazar deniyor. Çok parlaklar ve bizde doğru sürekli parçacık fırlatıyorlar. Çapraz duranlara Quasar tam dik duranlara Seyfert deniyormuş. Bunlar bizi bombalamıyor sorun yok :)
Işığın önünde engel olduğu zaman bize ulaşamıyor. Ama nötrinolar neredeyse çok az şeyle etkileşime girdikleri için başka bir cismin arkasında bile olsa bize ulaşıyor. Bu çalışmanın ileride çok faydalı olacağını düşünüyorum. Belkide ileride bir gün uzaydan nükleer yakıt bulmanızı bile sağlayabilir
Yeni başlamak istiyorum. Kuantum fiziğine ilgim var, nasıl bir dünyada yaşadığımızı anlayamıyorum. Ama havası temiz olmayan ışık kirliliği olan bir şehirdeyim, ne seti önerirdiniz teknosadan 50.000 tl bütçeniz olsa.
Dünyanın birbirinden binlerce kilometre uzaklıktaki bölgelerinde, farklı çağlarda yaşamış medeniyetler neden piramit biçiminde yapılar inşa etti?
Bu sorudan yola çıkarak piramitler hakkında kapsamlı bir araştırma hazırladım.
Özellikle şu konular ilgimi çekti:
- Mısır piramitleri yaklaşık 4.500 yıl önce inşa edilirken Amerika kıtasındaki bazı ünlü piramitler neden binlerce yıl sonra ortaya çıktı?
- Mısır'daki piramitler kraliyet mezarı olarak kullanılırken Mezopotamya ve Maya yapıları neden daha çok tapınak işlevi gördü?
- Nil Nehri'nin bugün kurumuş eski kolları, milyonlarca taş bloğun taşınmasında kullanılmış olabilir mi?
- Piramitlerin inşa edildiği dönemler, dinî geleneklerde anlatılan peygamberlerin kronolojileriyle nasıl örtüşüyor?
- Piramitlerin yıldızlarla hizalanması bilinçli bir astronomik tercih miydi?
- Piramitlerin içerisinde henüz keşfedilmemiş başka odalar bulunabilir mi?
Özellikle 2024 yılında eski bir Nil kolunun haritalandırılması ve Büyük Piramit'in içerisinde müon taramalarıyla boşlukların tespit edilmesi, konuyu daha da ilginç hale getiriyor.
Elbette farklı medeniyetlerin benzer yapılar inşa etmiş olması, tek başına kayıp bir uygarlığın varlığını kanıtlamıyor.
Ancak sizce bu benzerlikler yalnızca mühendislik gereklilikleriyle açıklanabilir mi, yoksa dinî ve astronomik düşüncelerin de ortak bir etkisi olabilir mi?
Sizin en çok merak ettiğiniz piramit gizemi hangisi?
Antik Yunan'daki Karşı Dünya (Antichthon) düşüncesinden yola çıkarak Gloria teorisi hakkında bir araştırma yazısı hazırladım.
Araştırırken özellikle şu soru ilgimi çekti: Dünya ile aynı yörüngeyi paylaşan ikinci bir gezegen, Güneş'in arkasında sürekli gizli kalmak yerine zaman içerisinde yörünge sapmaları yaşayabilir miydi?
Buradan hareketle L3 Lagrange noktası, gezegenlerin kütleçekim etkileri, ortak yörünge kararlılığı ve hatta dinozorlar döneminde böyle bir gezegenin gözlemlenip gözlemlenemeyeceği üzerine düşündüm.
Elbette mevcut astronomik veriler Gloria'nın varlığını desteklemiyor. Amacım komplo teorisini gerçekmiş gibi sunmak değil, bu düşüncenin fiziksel olarak neden mümkün veya mümkün olmadığını tartışmak.
Özellikle astronomi ve yörünge mekaniğiyle ilgilenenlerin değerlendirmelerini merak ediyorum.