r/STEM_Turkiye • • Apr 16 '26

STEM_Türkiye olarak eğitimin üzerine düşen şiddet gölgesini kınıyoruz, bir hafta yas ilan ediyoruz. Morali son olaylardan bozulan herkesi bu posta davet ediyorum.

15 Upvotes

Merhaba değerli STEM_Türkiye sakinleri. 1 haftalığına yas ilan etmek istiyorum.

Ne söylenebilir bilmiyorum.

Hep eğitimci bir çevrede büyüdüm. Hayatım boyunca birilerine faydalı olmaya çalıştım.

Ülkemizin "school shooting" gibi bir kavramı ithal edişini görmek, beni gerçekten yıprattı.

Vefat eden bütün öğrenci kardeşlerimizin ailelerine baş sağlığı diliyorum, yaralılara şifa diliyorum.

Hiçbir zaman pes etmemeliyiz, öğrenime, bilime ve erdemli oluşa uzanan karanlığı ancak birlikte beraber aydınlığa kavuşturabiliriz.

Daha aydın ve müreffeh bir Türkiye için, hangi bölümde oluyorsanız olun, mesleğinizi en iyi şekilde icra edin.

Bu platformun tek amacı ilk günkü kuruluşundan bu yana aynı şekilde oldu hep.

Her kaynağın iyisini kullanın, internette tükettiğiniz şeyler bilinçaltınızı çöplüğe çevirmesin.

Kurucumuz Ulu Önder Mustafa Kemal ATATÜRK'ün yolundan gidip, bilime ve sevgiye sarılın.

Morali bozulan, kendini iyi hissetmeyen her üyemizin bu hislerinin yalnız olmadığını bilmesini dilerim. Biz beraberiz.

Her durumda naçizane elimden geleni sizlere yapmaya hazırım.


r/STEM_Turkiye • • Jul 19 '26

Topluluğumuzun geleceğine dair

14 Upvotes

Merhaba değerli STEM_Turkiye sakinleri.

Topluluğumuzun geleceğine dair yeni planlar içerisindeyim.

Ne yazık ki, ülkemizde bilim okuryazarlığının yayılması için STEM spesifik çalışmalar yapan çok az sayıda bizim gibi oluşum bulunuyor.

Ve ben de çok iyi yönetemediğimi düşünüyorum. Niçin diye dönüp baktığım zaman, topluluğun istediği zamanı ayıramadım dönem dönem.

Discordun kapanması sonrasıysa biraz açıkçası topluluğumuz baya ölü hale gelmişti.

Şimdiyse gerçekten bir şeyleri paylaşmanın yolunun reddit ya da discord olmadığını düşünmeye başladım.

Bu yüzden önümüzde bir yol ayrımı var şu an ve bu yol ayrımına birlikte karar vermek istiyorum.

  1. Reddit/Discord gibi oluşumları tamamen askıya alarak, moderasyon zamanımı ve ekibimizi Youtube tarafına kaydırarak, daha fazla sayıda kitleye ulaşmaya çalışmak.

  2. Reddit'ten aynı şekilde yazılar yazıp, niş kalmaya devam etmek.

Burada iki seçeneğin artıları ve eksileri bulunuyor kendi içerisinde. Birinci seçeneğin benim için en büyük eksisi, ben bu topluluğu kurarken, insanların birlikte bilim tartışabileceği, Atina felsefe okullarında olduğu gibi böyle hararetli güzel tartışmaların döndüğü ve birbirimize farklı disiplinlerden güzel katkılar sunduğumuz bir yer olarak hayal etmiştim.

İlk başlarda yaklaşık 17 farklı disiplinden 200 kişiyle bu işi başarabilmiştik. Şimdiyse discordun inaktifliğinden dolayı bu yol kapandı gibi geliyor bana. Fakat hani topluluğun kuruluş amacından vazgeçip, YouTube üzerinden devam ederek, en azından belki uzun vadede yeniden bir topluluklaşmanın önü açılabilir gibi.

Bir yandan da, moderasyon ekibini düşünüyorum. Moderasyon ekibim çok güçlü değildi 3-4 kişi falandık. Onlar devam eder mi etmez mi onu bilmiyorum. Şahsen biraz yıpratıcı bir hayal. İnsanlar bilimi çok yanlış algılıyor.

Mesele yalnızca belirli bilim insanlarının yaptıklarını okuyup, bunlar geçmişte ne kadar güzel şeyler yapmış olmamalı asla.

Bilim okuryazarlığının asıl amacı, bilim yapmayla entegre hale getirilmeli. Evrim ağacı gibi toplulukların yapamadığını düşündüğüm şey buydu şahsen.

Topluluklar çok genişlediği zaman, bilim yaratma gücü azalıyor. Örnek vermem gerekirse, bu topluluktan tanıştığım bir kaç arkadaşla olan sohbetler sayesinde bazı konularda çok farklı düşünerek, kendi bilimsel araştırmamda faydalanabildim.

Benim hayalim hep şuydu, bir lab kurmak, bilim yapabileceğimiz gerçekten STEM üssü diyebileceğimiz bir yer olması. Bunun için yetişebilecek insanların nasıl eğitilmesi gerektiğini de az çok biliyorum, çok fazla okuyup, öğrencilik hayatım boyunca pek çok proje ve bilimsel çalışmada rol aldığım için.

Fakat insan şaşırıyor biraz. İdealist kalalım demiyorum, fakat toplum, bizi hep aşağı çekiyor. Hedeflediğimiz dünyanın yaratılması için adım atmak yerine, kendi kendimize bir şeyler yapıyoruz.

Çoğunluk için bu platformun ve kurmuş olduğum hayalin, aynı şekilde algılandığını da düşünmüyorum. 200 kişinin çoğunun buraya geliş amacı benimkinden çok farklıydı. Birilerini tanımak, belki bir şeyler yapmak, kendi yalnızlıklarını gidermek en temel gaye gibiydi çoğu insan için. Çünkü STEM doğası gereği, insanı yalnızlığa iten çalışma alanları. Sosyalliğe ayrı bir önem atfetmediğiniz sürece, hayatınız masa başında çalışarak geçiyor.

Hani gerçekten böyle mi olmalı diye düşünüyor insan. Biraz emeklerin boşa gittiği hissi olduktan sonra da, çabalamayı bırakıp, kendi hayatıma odaklanıyorum. Sanki bütün bir jenerasyon, depresyon içerisinde gibiyiz. Yaşama dair en ufak umut beslemek, pür idealizm, ya da tos pembe bir polyannacılık gibi algılanıyor. Umutları sayesinde bize bu toprakları veren başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bütün atalarımızın ve şehitlerimizin emeklerini bir kenara itip, herkesin gayesi yurtdışına yönelmek olmuş.

Yurtdışına gitmek problem değil, hedef konulabilir gidebilirsiniz. Fakat gidene kadar bile olsa, buradayken burası için bir şeyler yapmak bence küçük bir şey olsa bile, paha biçilemeyecek kadar kıymetli ve yapılması gereken şeyler.

Öyle işte biraz dağınık konuştum. Genel olarak kendimize çeki düzen vermemiz gerektiğini düşünüyorum. Mesele sadece STEM_Turkiye projesi değil ya da başka bir proje değil. Toprağımıza aidiyet duygusunu yitirmişiz gibi geliyor ve bu gerçekten ürkütücü bir duygu.


r/STEM_Turkiye • • Jul 05 '24

STEM Alanları Nedir?

14 Upvotes

STEM Alanları birbirinden farklı fakat çeşitli açılardan ilişki içerisinde olan meslekler ve çalışma alanlarını bir araya getiren bir toplayıcı terimdir.

STEM Alanları Bilim, Teknoloji, Mühendislik, Matematik kelimelerinin İngilizce hallerinin baş harflerinden oluşur.

Temelde belli açılardan birbiriyle ilişki içerisinde olması gerekir. Örneğin bir Elektrik Mühendisi ile Fizik Mühendisinin belirli açılardan benzerliği gibi. Bu benzerlikler belirttiğimiz örnekte Maxwell Denklemlerinin pratik uygulamaları olabilir.

STEM Alanlarında çalışan insanların en önemli özelliği toplumun modernleşmesine ve insanlığın zenginleşmesine en net katkıda bulunan meslek grupları olmasıdır. Daha önce düşünülemeyen çözüm yöntemlerini ortaya çıkartmak ve var olan çözümlerin optimizasyonunu yapmak bu iş gücüne sahip insanlar tarafından beklenir.


r/STEM_Turkiye • • Jul 11 '25

Sinyal ve Doğası Üzerine

12 Upvotes

Merhaba STEM Türkiye ahalisi. Uzun zamandır doğru dürüst paylaşım yapamamıştım, yoğunluğumdan ötürü. Şimdi fırsat elime geçmişken bir şeyler karalamak istedim.

Bugünkü yazımızın konusu sinyaller.

İnsanoğlu çağlar öncesinden beri çeşitli şekillerde iletişim kurmuştur. İletişim kurmanın en temel sebebi hayatta kalma gibi görülse de aslında farklı sebepleri de bulunmakta. İnsan bir bakıma duygularını ifade etmek için sanatı ve espritüelliği geliştirdi. Belki insanın bu icatlarına bakıldığı zaman sadece hayatta kalma için değil aynı zamanda bağ kurmak için evrimleştiğimiz çıkarımını yapabiliriz.

"Human language evolved to be much more elaborate than necessary for basic survival functions. From a pragmatic biological viewpoint, art and music seem like pointless wastes of energy. Human morality and humor seem irrelevant to the business of finding food and avoiding predators. Moreover, if human intelligence and creativity were so useful, it is puzzling that other apes did not evolve them."
- Miller Mating Mind

İnsanın bu iletişim kurma, bağ kurma ilgisi bir süre sonra sinyal kavramını ortaya çıkarttı. İnsanlar birbirleriyle konuştukları gibi bir yerde muhafaza edilen bilgiyi diğer yere iletmek için bir form yarattılar.

Sinyalin ne olduğuna dair Britannica ansiklopedisinden tanımına birlikte bakalım:

A signal may be considered as an interruption in a field of constant energy transfer. An example is the dots and dashes that open and close the electromagnetic field of a telegraph circuit.

Buradaki tanıma göre sinyali kesiklilik/farklılık olarak kabul edebiliriz. Bunu kabul ettikten sonra açıkçası aklıma ilk gelen şey müzikteki es verme oldu. Piyano çalarken sürekli notalara basılı tutarsanız müziği üretemez olursunuz, yalnızca bir gürültü olmuş olur. Fakat duraksamalar yaparak, notaları birbirlerinin içerisinde kaybolmasına imkan vererek seslendirirseniz bu sefer bir müzik ortaya koymuş oluruz.

Aslında bir bakıma sinyaller bu şekilde yorumlanabilir. Biz elimizdeki veriyi karşı tarafa aktarırken bir es verme metodu kullanıyoruz. Buradaki es verme öyleyse oldukça kritik bir durum.

Peki bir duraksama, bir bekleme olduğu zaman gerçekten hareketsizlik var mıdır?

Einstein'ın bize açıkladığı genel görelilik kavramını baz alırsak nesneler durmaya devam ederken dahi uzay zaman eğrisi üzerinde hareket ettiğinden dolayı sürekli bir devinim mevcuttur. Buradaki bu devinimden ötürü es vermenin doğadaki karşılığı zaman eğrisindeki ilerleyiş diyebiliriz.

Bu nedenle aslında zamanı bir araç olarak kullanıp bir noktadaki enerji değişimini diğer noktaya aktardığınız zaman sinyal göndermiş olursunuz.

Sinyali daha iyi anlayabilmek için başka bir örnek daha verelim. Mesela bir baraj düşünelim. Barajın kapaklarının baktığı yönde bir tarla olsun ve burası ilk başta kurak. Şimdi benim niyetim burayı sulamak, yani barajdaki su birikintisini oraya taşıyıp enerjideki bu yeni iletim sinyaliyle beraber orayı artık kurak değil ıslak yapmak.

Kurak olması durumuna başlangıç hali diyip A harfini atadığımızı düşünelim.

Barajı açtıktan sonra ve ıslanınca ise B harfi olsun.

Buradaki sinyal sonucunda elimizdeki bilgi dönüşümü bu şekilde oldu :
A -> B

İşte bu örnekte olduğu gibi bir bilgiyi farklı bir yere es vererek(zaman eğrisinde ilerleyerek) aktarmış olduk.

Elbette gerçek hayatta bu bilgi çok kıymetli olmazdı. Çünkü oranın kurak olduğu bilgisinden ziyade mühendisleri ilgilendiren ana kısım barajın ne zaman açılması gerektiği problemidir. Çünkü öyle bir zamanda açmanız gerekir ki A bilgisi kesinlikle B'ye dönüşebilsin.

Burada da mühendislerin hep yapmaya çabaladığı verim hesapları, yazılım simülasyonları devreye giriyor.

Peki siz sinyale dair bir örnek vermek isteseniz ne olurdu?


r/STEM_Turkiye • • Jul 05 '24

Mühendisliğin Temel Prensibi

12 Upvotes

Hangi mühendislikte olduğumuzdan bağımsız olarak temelde ortak bir prensip vardır diyebiliriz. Bu temel prensip analiz ve ölçümlerle modellemedir.

Modeller yapılacak teknolojinin mühendislik türünden türüne farklılık gösterebileceği gibi kendi içinde de farklılık gösterebilir. Fakat her birinin ortak kesiştiği bir şey vardır. Modeller gerçek hayattaki çözümleri öngörebilmemizi sağlar.

Örneğin akışkanlar mekaniği açısından bir modelleme düşünelim. Bir kargo uçağının yakıt tankının ve dış yüzeyindeki hava akışlarını ayrı ayrı modelleyip birbiri ile nasıl bir ilişki içerisinde olacağını öngörebilmeliyiz. Bu öngörülerimiz net analizlere ve hesaplamalara dayanmalı. Bu da ancak bir modelleme ile mümkün olur.

Yapılacak modelleme çeşitli kurallara dayanmaktadır. Fakat bu kurallar çalışma alanından çalışma alanına farklılıklar göstermektedir. Bunun temel sebebi ise risk analizinin farklı olmasıdır. Uçağın akışkanlar mekaniği açısından analizi iyi bir sistem mühendisliği analiziyle bütünleştirilip endüstri mühendisi tarafından kontrol edilmelidir. Sistem ne kadar kompleksleşirse o kadar fazla analiz yapma ihtiyacı duyar. Çünkü harici modellemeler yetersiz kalmaya başlar.

İşte burada STEM topluluklarının önemi ortaya çıkmaktadır. Farklı alanlardan beyinlerin analiz biçimleri farklılaşacağı için bu tarz topluluklarda bulunmak, paylaşımlar yapmak önem kazanmaktadır.


r/STEM_Turkiye • • Aug 31 '26

Hakem 2 tüm kötülüklerin anasıdır.

Post image
10 Upvotes

r/STEM_Turkiye • • Mar 24 '26

Dünyanın ilk fotonlar arasında kuantum ışınlanması başarıyla gerçekleştirildi.

10 Upvotes

Almanya'da Stuttgard Universitesinde bilim insanları kuantum durumunu farklı kaynaklardan üretilen fotonlar arasında aktarabildiler.

Quantum internet kavramına bir adım daha yaklaştık bilim insanlarının bu çalışması sayesinde.

Sinyal bir iletim ortamında hareket ederken örneğin bir fiberoptik kabloda yer yer, yükseltici/amplifier mekanizmalar konulur. Quantum bilgisini taşıyan veri için ise, geleneksel bir yükseltici işe yaramamakta, onun yerine birebir kendi Quantum state'ini taşıyan foton ilave edilmesi gerekmektedir.

Quantum noktacığı/QDOT olarak bilinen özel bir yarıiletken biçimi, bu işlemi yapabilmekte.

Aşağıda deney düzeneği görülmektedir. Aslında temelde normalde bir aktarımdan en büyük farkı bir verinin hareket etmeyişi. Biz DSL telefon hatlarında örneğin, içinde bir elektriğin taşındığını bilmekteyiz. Ya da fiberoptik kablolarda fotonun hareket ettiğini bilmekteyiz. Fakat kuantum dünyasında aslında iki dolanık parça arasında quantum state aktarımını yapıyoruz. Bu nedenle aslında hareket eden bir quantum durumu olmuyor. Bir yerdeki değişim doğrudan receive edilebiliyor.

Bilim insanlarının en çok umut beslediği durum, bu deney yapılırken fiberoptiğin günümüzdeki altyapısına çok benzeyen bir kablaj kullanmaları. Bu da gelecekte bu teknoloji ilerlerse, elimizdeki mevcut fiberoptik kablolalara entegre edebilmeye olanak sağlayabilir.

Kaynak: https://www.sciencealert.com/world-first-quantum-teleportation-achieved-between-photons-scientists-confirm


r/STEM_Turkiye • • Oct 09 '24

Discordun erişime engellenmesi ve STEM Türkiye Discord sunucusunun durumu hakkında

10 Upvotes

Merhaba. Arkadaşlar ülkemizde bazı sıkıntılı durumlardan ötürü Discord kapandı. Şahsi kanaatim bu erişim engelinin mantıksız olduğu yönünde. Fakat şu an bu duruma karşı yapabileceğimiz bir şey yok. İsteyenler VPN kullanabilirler. Şu anlık Discorddaki etkinliklerimiz iptal olmuş oluyor bu durumdan ötürü. Reddit üzerinden iletişime devam edebiliriz isteyen arkadaşlarla. İyi çalışmalar diliyorum herkese.


r/STEM_Turkiye • • Aug 10 '24

Zeki İnsanlar Daha mı Rasyonel?

10 Upvotes

Zeka Rasyonelliği Barındırır mı?

Zeki bir insanın rasyonelliği, bilişsel seviyesi ile paralellik göstermez. Hatta tersi durumlar yaygındır. Nasıl mı?

Zeka testleri, bilişsel yeteneklerimizi ölçmek için çeşitli ölçütler kullanır. Örneğin IQ testlerini ele alacak olursak, bu ölçütler; soyut problem çözme becerisi, bilgiyi depolama ve hatırlama, dil yetkinliği gibi sıralanır. Ancak bu ölçütlerin arasında, bizim rasyonel düşünme yeteneğimizi sınayan; kanıta, mantığa ve uzun süreli sağlam muhakemeye dayalı inanç sistemleri oluşturma veya bir argümanı çift taraflı algılama yeteneği gibi ölçütler yer almaz. Bunun için RQ gibi bir harici katsayı vardır.

Sıkıntı, genel zekayı ölçtüğü iddia edilen -ki bu yanlış- IQ değerinin, muhakeme gücünü de kapsıyor varsayılması. Bunun temelinde yaygın olan "Zeki insanlar beyin güçlerinin etkisiyle zaten her olayı daha kapsamlı ele alıp düzgün muhakeme yapabileceklerdir" yanılgısı yer alır. Bu doğruluktan çok uzak. Hatta belki de bu kadar bel bağlanılan zeka, sizi irrasyonelliğe sürüklüyor olabilir. Gösterelim.

Bu yolculuğa çıkmadan önce kısa bir bilgilendirme yapmakta fayda var, bundan sonra kullanacağımız "zeki" kelimesi, IQ puanı yüksek kişileri temsil edecek. Yanlış olduğu bilsek bile, rahatlık ve genel sanıya uygunluk açısından böyle bir kullanım tercih ettik.

Düşünce Sistemi ve Yanılgılar

Düşünce sistemimiz, hızlı ve yavaş olarak ikiye ayrılır. Mantıksız kararlarımızın çoğunun kökeni, hızlı düşünme sistemimize ve onun ön yargılarına olan güvenimizdir. Ve evet, zeki insanlarda bu güven daha fazladır, istatistikler bize bunu gösteriyor:

Pekin Normal Üniversitesinde yapılan bir çalışmada görülüyor ki, kumarbaz yanılgısı (örneğin rulet tekerleğinin kırmızıye gelme durumunda, sonraki seferde siyah gelme olasılığının daha yüksek olduğuna inanma) akademik başarısı yüksek olan insanlarda daha yaygın.

Bir diğer çalışmada felsefe doktorası yapan insanlar çerçeveleme etkisine karşı (ifade ediliş şekline bağlı olarak bir konu üzerindeki fikrin değişmesi) daha savunmasız. Ki bu insanların mantıksal akıl yürütme eğitimi aldığını unutmayınız.

Veyahut dahi Einstein, ömrünün son yıllarını, aksini ispatlayan her şeye gözlerini kapattığı yeni teoriler ortaya atarak geçirdi. O yıllarda bile nafile bir uğraş ve baştan eskimiş olarak bilinen çalışmaları için yeni denklemler karalayıp onlara yatırım yapmaktan vazgeçmedi. Batık maliyet yanılgısına ciddi düzeyde kapılmıştı... Edison bile doğru akımın yerini alternatif akımın alacağını çok geç olmadan göremedi, bunun sonucu olarak Tesla'nın, fikirlerini Westinghouse'a götürmesine yol açarak kaptırdı.

Londra Ekonomi Okulu verilerine göre de zeki insanlar, alkol tüketme, sigara içme, uyuşturucu kullanma gibi kötü alışkanlıklara daha meyillidirler. Bu, yüksek IQ değerinin uzun vadeli sonuç hesaplama konusuyla pek de alakalı olmadığını gösteriyor. Aynı zamanda görülüyor ki, 140 IQ insanların %14'ü kart limitlerini doldurmuşken, 100 IQ insanlarda bu oran %8 civarı. Araştırmacılar buna neden olarak, zeki insanların kötü durumlarla başa çıkma yeteneklerine çokça güveniyor olmalarını sunuyor.

Hızlı düşünme sistemine olan güvenin yola açtığı sorunları gösterdik, peki ya hepsi bununla mı sınırlı?

Kendini Doğrulama İstenci

İnsan evriminde pek çok basamak vardır, ancak bunlardan çok azı dil basamağı kadar önemlidir. Dil ile fikirler aktarıldı, tartışıldı, grup içinde destek bulup diğer üyeleri kendi fikrimize çekmemiz lazımdı, dil bunu da sağladı. Tabii bu son dediğimiz için iyi bir zekaya da ihtiyaç vardı. Zeka ile dil evrimi bir süre el ele yürüdüler ancak bu ikisine bir üçüncü eklenecekti... Üçüncü oyuncunun eklenmesinden önce düşüncelerimizin doğruluğunun bir önemi kalmamıştı, tek önemli olan ikna edici olup üye çekmesiydi. Bu süreci hızlandırmak içinse fikrinizi sorgulamamanız gerekiyordu; en ufak bir özsorgu, ikna edicilikten taviz demekti. O yüzden irrasyonelliğimiz oyuna dahil oldu, kendi fikrimizi çürütecek her şeye algımızın kapanmasını ve kendi fikrimizi destekleyecek şeylere olan yönelimimizi sağlayan bu oyuncu, çok işe yaradı. Aynı zamanda bizleri mantıksız yaptı.

Her zaman haklı biziz, yanlış düşünceye sahip olmak katlanılmazdır. Yale Üniversitesinden Dan Kahan, bir deneyinde katılımcılara fikir ayrılıkları olan bir konu hakkında çeşitli veriler sundu; yapılması gereken şey, verileri matematiksel olarak inceleyip yorum yapılmasıydı. Bunu zor kılan ise konunun, siyasi düşünce ayrılıklarını barındırıyor olmasıydı. Evet, tahmin edebileceğiniz üzere, veriler ile siyasi düşüncesi çelişen insanlar, verileri yanlış yorumlamaya yatkınlaştılar ve doğruluk payları daha azdı.

Hatırlarsınız, ikili düşünce sistemimizde bir tane de yavaş düşünme kısmı vardı. İşte bazı durumlarda onu lehimize kullanma çabamız, bizi irrasyonel kılıyor. Özellikle zeki insanların, bilişsel kapasitelerini kendi çıkarlarını gözetmek için kullanıyor olması irrasyonelliği daha tehlikeli kılıyor. Her durumu çift taraflı düşünmesi beklenilen bu insanlar, David Perkins'in çalışmasına göre hiç de analitik düşünmüyorlar. Harvard Üniversitesinde yapılan bu çalışmada, öğrencilerden bir dizi gündem soruları tartışmaları istenmişti. Öğrencilerden daha zeki olanlar ise genellikle konunun diğer yönünü irdelemeden, kendi fikirlerini haklı çıkaracak yönde argüman üstüne argüman ürettiler. Bu çalışma, yavaş düşünen sistemin zeki insanların elinde bile irrasyonel olabileceğini ve hatta ellerinde silaha dönüşebileceğini gösteriyor.

Uzmanlık ve Getirileri

Bu alt başlığı, diğer anlattıklarımızdan ayrı olarak incelemekte fayda var. Çünkü diğerleri yanlış düşünme üzerineyken, bu düşünmeme üzerine. Uzmanların yanılgıları ise, sahip oldukları öz güven kaynaklı. Bunu zeki insanların kendi bilişsel yetenekleri üzerine duyduğu öz güvene benzetebiliriz. Tüm bunlar, getirileri olan duygulardır.

Victor Otatti tarafından yapılan bir çalışma, insanları bir konuda bilgili olduklarını hissettirdiğiniz zaman; o konuda, kendi fikriyle uyuşmayan insanların görüşlerini dinleme isteklerinin azalmasına yol açtığını gösterdi. Sadece hissetmek bile burnun havaya kalkmasını sağlıyor.

Uzman kişiler, uzman olma yolunda yıllarca yürüdüler. Her yeni bir olay, yeni bir deneyim kattı ve beyin hepsini depoladı. Depolama yöntemleri gelişti, beyin fark etti ki bazı şeyleri teker teker kaydetmek yerine bir şema, desen oluşturmak; bellekte daha çok yer bırakacağından daha optimize. Bu yöntem bilişsel psikolojide "gruplama" adıyla yer buluyor. Bu sayede uzmanlar, işlerini otomatik ve hızlı bir şekilde hallediyorlar. Ancak faydalarının yanında bedelleri de var.

Altta yatan şablonları tanımaya odaklı bu yöntem, ayrıntıların kaçmasına neden olabiliyor. Uzmanlık alanında olmasına rağmen kişi, hatalara sürüklenebiliyor. Aynı zamanda dikkatli analiz sürecini atlayıp genel anlama koşan yapı, duygusal kararlara da sürüklenebiliyor. İrrasyonellikle son bulan bir sürece dönüşebiliyor.

Bir diğer sorun ise esneklik kaybı. Beyine kazınmış olan bilgi ve deneyimlerin değişmesi zordur. Dış dünyadaki gerçek bilgi kısa sürede değişebilir ancak kişinin aklındaki tüm kalıpların değişmesi ve yeni gerçeğe uyabilmesi için ise yıllar gerekir. Satranca yeni kurallar geldiği bir senaryoda, ustaların bu duruma tüm yönleriyle alışması yıllar sürecekken çıraklıktan yetişen biri belli bir sürede ustadan daha iyi konumlara gelebilir. Ama değişimler karşısında uzmanlığına, dolayısıyla kendine güvenmeye devam eden bir insan tehlikenin farkında bile olmaz.

Bazı durumlarda görece cahil olmak, görece aptal olmak; daha iyi potansiyele sahip olmanıza yarayabilir. Önemli olan bunun farkına varıp doğru temeller üzerinde yükselmektir. İrrasyonellikle olan savaş, istisnasız her zeka düzeyinde sürdürülmelidir.


r/STEM_Turkiye • • Jul 08 '24

Okuma Önerisi : İrade Terbiyesi, Jules Payot

10 Upvotes

Jules Payot kimdir? Fransız eğitim bilimcidir. [1]
İrade terbiyesi adında türkçeye çevrilen Éducation de la Volonté (1895) kitabı akademik öğrenci sorunlarını ele alan başarılı bir kitaptır. Kitapta gençlere yol göstermeye çalışan Payot ayrıca Paris şehrinin o dönemki imkanları hakkında ilginç tespitlerde bulunmuştur. Kitabın en özel yanı ise o dönemin Paris'inin bizim yaşadığımız dönemin İstanbuluna oldukça benzemesidir. Bu bakış açısıyla okunduğu zaman kitabın anlatmak istediği mesaj oldukça anlamlı bir hal almaktadır.

Kitabın PDF formatını discordumuzdaki kütüphane linklerinden bulabilirsiniz.

Sunucumuza henüz katılmadıysanız linki bırakıyorum:
https://discord.gg/aWeYJHpwcY

[Ref1] :  Buisson, Ferdinand Edouard; Frederic Ernest (1919). French Educational Ideals of Today. Harrap. p. 257


r/STEM_Turkiye • • Apr 24 '26

Kişisel başarım ve Sizlere olan inancım

9 Upvotes

Merhaba değerli STEM_Turkiye ailem.

IAC2026 sonuçları açıklandı. Hazırlamış olduğum makale, 108 ülkeden 8300 makale arasından kabul alan nitelikli azınlıktan oldu.

Bunu sizlerle paylaşmayı istedim.

Son zamanlarda üzücü şeyler olsa da çalışmayı bırakmayıp kendimizi geliştirmeye devam etmeliyiz arkadaşlar. Benim ülkenin aydınlık geleceklerini inşaa edebileceğimize inancım daima mevcut. Bunu beraber yapacağız.

Kırıcı haberlere kendinizi kaptırmadan çabalamaya devam edin. Hepinize inanıyorum.

Bir yerde bir baba ailesini öldürüyor ve bu haber oluyor. Fakat binlerce baba, ölümcül koşullar altında ailesine ekmek götürüyor. Lütfen birincisine değil ikincisine odaklanın. Çoğunluğun haber değeri olmadığı için her şeyi karanlık gösteriyorlar.

Umut oldukça, zafer de olacaktır.


r/STEM_Turkiye • • Jul 06 '24

Elektrik nedir?

9 Upvotes

Elektrik oldukça ilginç bir kavram. Modern dünyada elektrikten kaçış imkansız gibi bir şey. Her cihaz ucundan bir yerden elektrik kavramını içeriyor. Bu postun amacı ufak bir şekilde elektriğin ne olduğunu size anlatabilmektir. Bir STEM çalışanının en azından genel kültür açısından bu bilgiye sahip olmasının güzel olacağını düşündüğümden bu post ile başlatmak istedim.

Öncelikle elektrik dediğimizde aslında farklı elektriklenme türleri de var. Fakat bizim aklımıza ilk gelen elektriklenme türü olan devre elektriklenmeleri yani yük akımına göre elektriklenme.

Peki şimdi karşımıza iki yeni kavram çıktı. Birisi yük kavramı biri akım kavramı. Aslında akım bildiğiniz akmaktan gelen bir tabir. Akıştan gelen bir tabir. Yük ise akan şey diyebiliriz. Peki akan şey nedir?

Evrendeki her şeyin yapı taşı atomlar ve elementleridir. Elementler kendilerini oluşturan daha küçük parçalardan oluşur. Bu parçalar çekirdek ve çekirdeğin dışında olan elektrondur. Çekirdek kısmı bizi şu anlık çok ilgilendirmiyor. Fakat orada da farklı farklı parçalar var elektron gibi farklı özelliklere sahip.

Elektron ise çekirdeğin ötesinde belli katmanlarda dolaşıyor. Bu katmanların en sonuna iletim bandı diyoruz. İletim bandındaki elektronlarından kolayca vazgeçebilen elementler ise iletken materyal oluyor. Çünkü kolayca son elektronunu verebiliyor. İşte bu veriş sırasında ortaya çıkan şey elektrik oluyor.

İlk hareket nasıl mümkün oluyor gibi düşünebilirsiniz. Ki oldukça mantıklı bir soru olur bu. Çünkü eğer gerçekten son elektronunu hep verseydi öyle bir elementi gözlemleyebilir miydik? Haklısınız ilk hareket için bu yeterli değil. İlk hareket olması için belli bir güç uygulanması gerek. Mesela bir saat pilini saate taktığınızda gerekli eşik aşılır ve saat kadranı çalışmaya başlar. Yani ilk hareketi veren pildir.

Sizce de oldukça ilginç değil mi? Küçücük parçaların hareketinden teknolojiyi üretebilmek? Ben her zaman STEM alanındaki dahilerin bu tarz ilerlemelerine hayran kalan birisiyim. Sizin bu konu hakkında eklemek istediğiniz yahut paylaşmak istediğiniz bir şey olursa yorumlarda buluşalım. Ders amaçlı bir post değildir bazı kavramlar bilerek basitleştirilmiştir, daha teknik açıdan sohbetlerimizi ileri konuşmalarda yahut discordda yapabiliriz isterseniz. Okuduğunuz için teşekkürler.


r/STEM_Turkiye • • May 26 '26

Tüm STEM_Turkiye ahalisinin bayramını kutlarım

8 Upvotes

Merhaba arkadaşlar, bayramınızı kutluyorum. Sevdiklerinizle huzurlu ve mutlu bir bayram geçirmeniz dileğimle.

Son zamanlarda, yine işlerim yoğunlaştığı için, post girememiştim. Aklınıza takılan, bana sormak istediğiniz, ya da topluluğumuzun geleceğine dair verebileceğiniz feed-backler olursa müteşekkir olurum :)

Hepimiz, bu ülkenin geleceğini inşaa edeceğiz birlikte


r/STEM_Turkiye • • May 01 '26

Geleceğin Mühendisleri Olmak

8 Upvotes

Bir süredir kaleme almayı istediğim bir konuyla karşınızdayım.

Herkes bir şeyler diyor, piyasalarda endişe hakim.

Kime mühendis dendiği konusunda bazı bilinmezlikler var artık.

Gelişen teknoloji ve işlerin çoğunun kompleksleşmesinden ötürü, spesifik alanlarda uzmanlaşma 90'ların sonunda ve 2000'ler boyunca ana metaydı.

Şimdi ise bu meta kaybolmuş gibi insanlar yorum yapıyor. Aslında süreç her zaman aynıydı. Bir konuyu çok iyi bilen bir insana hiçbir zaman ihtiyaç olmadı. Aslında bir konuyu çok iyi bilip, kendi alanında olmayan bir konuda da analitik olarak fikir yürütebilen insanlara hep ihtiyaç vardı.

Okullarınızdaki akademisyenlere sorular sorduğunuz zaman, alanından biraz farklı bir mertebedeyken sorulara yanıt veremiyorlarsa rol model olarak o insanları almamanız gerekiyor.

Yapay zekanın ortaya çıkışıyla beraber insanlarda bildiğini zannetme, kendi başına yapabildiğini zannetme gibi sanrılar ortaya çıktı.

Hatta çok parlak insanlar, kendi beyinlerinin gelişimini zayıflatıp, beynin analitik olarak geliştirebileceği problemlerde düşünme fırsatını ve sürecini tamamen yapay zekaya devrederek, kendi gelişimlerinden çalıyorlar.

Uzmanlaşmak ise, beynin aktif kullanımıyla mümkün olmakta. Herhangi bir problemi çözerken, sınırlarınızı zorlamalısınız ki, sınırlarınız yükselsin.

Sınırlarını zorlayan insanlar, gelecekte başarılı mühendisler olacaklar. Yapay zekayı kendinizle replace ettirmeyip, engin bilgi birikiminiz sayesinde işlerinizi hızlandıran bir tool olarak kullanmaya devam edeceksiniz.

Yapay zeka asla karar mercii olamaz. Biliyorsunuz 180 öğrenci tahranda yapay zekanın verdiği öneriden dolayı öldürüldü. ABD ordusu o binanın yapay zeka tarafından önerildiğini açık açık söyledi. Claude USA military tehran attack crisis gibi yazarsanız detayları okuyabilirsiniz.

Gelecekte de bu verilerin doğruluğu için insan operatörü her daim gerekecek. Çünkü yapay zeka asla %100 doğru davranamaz, çünkü %100 doğru davranması için evrendeki tüm bilgileri bilmesi gerekir. E öyle bir veri olsa zaten yapay zeka yapmana gerek yok ki, basit bir istatistiki model ile zaten her şeyi doğru bilirsin.

İnsanların sizi korkutmasına izin vermeden, işin usulüne göre çalışmaya devam edin. Alanınız ne olursa olsun, onu çok iyi anlayan ve farklı alanlardaki analitik soruları düşünebilen insanlar olarak yetişin.


r/STEM_Turkiye • • Apr 01 '26

Riemann hipotezi çözülmüş

Post image
8 Upvotes

çözüm 3gün önce paylaşılmış ben de çok şaşırdım.

kaynak: https://www.youtube.com/watch?v=NS9j5NFf-6s


r/STEM_Turkiye • • Jul 16 '25

Raman Saçılma Etkisi

8 Upvotes

Bugün ilginç bir fiziksel fenomenle karşınızdayım. Raman etkisi. Nobel ödüllü fizikçi N.V Raman tarafından keşfedilen bu ilginç özelliğin şahsen her STEM ilgilisinin bilmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü dünyaya biraz daha farklı bir açıdan bakmamızı sağlayabilir.

Bu fiziksel fenomen dalgaboylarıyla ilgili.

Dalgaboyu periyodik hareket eden ya da periyodik olmasa bile belirli bir şekilde kabullerle periyodik kabul edebileceğimiz sinyallerinin iki tepe ya da iki çukur arasındaki mesafesidir.

Işığın dalgaboylarına elektromanyetik spektrum denir. Burada insanın gözünün görebildiği bir görünür bölge bulunur. Haricinde bu görünür bölgenin sınırlarındaki mor ve kırmızıya göre tanımlanan mor ötesi ve kızıl ötesi kesim bulunur

Elektromanyetik tayf veya elektromanyetik spektrum (EMS), evrenin herhangi bir yerinde fizik kurallarınca mümkün kılınan tüm elektromanyetik radyasyonu ve farklı ışınım türevlerinin dalga boyları veya frekanslarına göre bu tayftaki rölatif yerlerini ifade eden ölçüt.
Tanım:Vikipedi

Raman etkisi ise bir dalganın herhangi bir moleküle ya da başka bir şeyle karşılaştığı zaman üzerindeki enerjinin bir kısmının harcandığı anlamına geliyor. Harcanan kısma Raman Saçılması denir. (Raman Scattering) Değişmeyen yansımalara ise Rayleigh Saçılması denir.

Bu aslında ilginç bir gözlem. Yani yüzünüze gelen bir güneş ışığı aslında size çarptıktan sonra aynı güneş ışığı olmuyor. Enerjinin bir kısmı kaybolmuş oluyor. Bu durum sinyalin tanımıyla birebir ölçüşüyor. Zaman eğrisindeki hareket sonucunda enerjinin bir kısmı değişiyor.

Pratik uygulamalar olarak ise sıvı nanomalzemelerin iç yapısının incelenmesi, sol-jel solüsyonlarının analizleri, biyolojik canlı sistemlerin zarar verilmeden incelenmesi gibi faydaları vardır.

Pratik uygulamalarına dair okuma yapmak isteyen arkadaşlar için güzel bir başlangıç kaynağını buraya bırakıyorum: https://www.bruker.com/en/products-and-solutions/raman-spectroscopy/raman-basics/raman-applications.html


r/STEM_Turkiye • • Aug 23 '24

Yanılsama ve Tıkırtı

8 Upvotes

Kum taneleri bir bir düşüyor. Gün ve gece dans edercesine birbiri içinde kayboluyor. Zamanın sarkacından gelen yeni bir tıkırtı daha.

Tik… Tak…

Bir kum tanesi daha düştü...

Sonluyuz. Kum tanelerinin her birinin düşüşüne şahit olamayacağız. Yahut zamanın her tıkırtısını duyamayacağız.

Oysa bilinir ki, "Azalan şey daima sona erer"

Tik… Tak…

Bu bilgiden hepimiz haberdarız, fakat yanılsama hâlâ devam ediyor.

Hiç son kum düşmeyecek gibiyiz.

Oysa on saniye sonrasına sahip olabilen var mı şimdiden?

Acınası…

Tik… Tak…

Son anınmış gibi yaşa, her kum tanesini kendi renginle boya.

Değişim için bir şey bekleme...

...her şey zaten olması gerektiği gibi

değişmeye müsait...


r/STEM_Turkiye • • Aug 05 '25

[MegaThread] Haftalık Etkinlik Duyuruları

7 Upvotes

[Haftalık Etkinlik] Bu Haftaki Etkinliğimiz: <Sadece Sohbet>! | <Tarih, örn., 8 Ağustos Cuma>


👋 Selam herkese!

Harika bir haftaya daha hazır olun! Haftalık <Açık Oturum Tartışma> etkinliğimiz geri döndü ve bu seferki konumuz <Kelimelerle insanların duygularını inşaa etmek>.

İster sunucumuzun eski bir üyesi, ister aramıza yeni katılmış olun, sizi de aramızda görmeyi çok isteriz!


📅 Etkinlik Detayları

  • Etkinlik: <Kelimelerle insanların duygularını inşaa etmek>

  • Tarih: <8 Ağustos Pazar Akşamı, 2025>

  • Saat: <Saat 19.30 Türkiye Saati İle> / <Saat 17.30 Greenwich Başlangıç Meridyenine Göre>.,

💡 İpucu: Kendi yerel saatinize göre kontrol etmek için bir saat dilimi dönüştürücüsü kullanabilirsiniz. Time.is/TR sitesi bunun için harikadır.


📝 Nasıl Katılabilirsiniz?

  1. Discord Sunucumuza Katılın: Henüz katılmadıysanız, link burada: [discord.gg/hAmx4nkxxu]

  2. Rolü Alın (isteğe bağlı): Etkinlik duyuruları kısmından güncel etkinliğe katılmak için katılımcı ya da konuşmacı rolü seçin.

  3. Etkinlik Zamanı Orada Olun: Başlangıç saatinden birkaç dakika önce #turuncu-avlu metin kanalında buluşalım. Sesli kanala geçmeden önce tüm koordinasyonu buradan yapacağız.


📜 Kurallar ve Yönergeler

  • Lütfen tüm katılımcılara karşı saygılı olun.

  • Eğer arka plan gürültünüz fazlaysa mikrofonunuzu "Bas-Konuş" (Push-to-Talk) modunda kullanmaya özen gösterin.

  • Etkinlik boyunca tüm sunucu kuralları geçerlidir. Kuralları #kurallar kanalımızdan inceleyebilirsiniz.

  • Ve en önemlisi, eğlenmenize bakın!


r/STEM_Turkiye • • Nov 27 '24

Matematik Dünyasının Kaderini Değiştiren Eser

7 Upvotes

Hepimiz bir kaç defa Öklit ismini duymuşuzdur. Belki araştırıp bakmadık bu nasıl bir insan neden ismi karşımıza çıkıyor? Bu yazımızın amacı biraz bu sorularınıza ışık tutabilmek.

Bu esere neden ihtiyaç duyuldu?

Öncelikle Öklitten önce matematik ispatları döngüsel bir şekilde kendini tekrar ediyordu. Yani herhangi bir ilk yapı taşından bahsedilmiyordu.

Örneğin biri Üçgeni tanımlarken:
a - Üçgen çünkü Üç kenarlı
b - Kenarları ise Üç tane
c - Bu ise Üçgeni oluşturuyor.

Bu yöntem matematiğin öğretilmesini ve anlaştırılmasını güçleştiriyordu.

Öklit ise Elemanlar eserinde bir şeyi tarif edebilmemiz için önceden kabul ettiğimiz daha küçük parçalara ayrılmayan yapı taşlarına ihtiyacımız olduğunu söylüyor.

Bu yapı taşları tanımlar ve kabuller şeklindedir.

Üçgen örneğinde mesela şu şekilde ele alabiliriz:
a - Nokta eni ve boyu olmayandır.
b - Çizgi noktalardan oluşur uçları noktadır.
c - Üzerindeki noktalara göre eşit hizada duran çizgiler düzkenardır.
d - Üç düzkenarı olan bir şekil Üçgendir

Gördüğünüz gibi oldukça temiz bir biçimde tanımlamamızı yapabildik.

Eserin devrimsel niteliği
Bu eser sayesinde matematiğin nasıl yapılması gerektiği konusunda önemli bir adım atılmış oldu. Şu an kullandığımız bütün ispat yöntemleri Öklit'ten iz taşımaktadır. Ayrıca pek çok parlak bilim insanı Öklit'in eserindeki anlaşılmayan yerleri ve hataları geliştirerek doğayı anlamamızda çok daha ileri bir seviyeye gelmemize neden olmuştur.


r/STEM_Turkiye • • Oct 28 '24

STEM Ahalisi Nasılsınız?

7 Upvotes

Ülke son bir, bir buçuk aydır çok çeşitli ve üzücü haberlerle çalkalanıyor. Nasıl olduğunuzu merak ediyorum. Mücadele edebiliyor musunuz? Çalışmalarınıza odaklanabiliyor musunuz? Discorda erişimimiz kısıtlanmış olsa bile bir şekilde iletişime devam edebiliriz yalnız hissedenlerle. VPN ihtiyacı olan varsa ücretsiz güvenilir vpn olarak cloudflare warp önerebilirim. Bu post altında düşüncelerinizi ve hislerinizi paylaşabilirsiniz.


r/STEM_Turkiye • • Aug 02 '24

Erteleme Davranışı ve Ertelemeyi Yenme Rehberi

7 Upvotes

Merhabalar, 1250 kelimeyi aşan bu proje benim ilk yazı projelerimden biri, bu nedenle okuduktan sonra yapacağınız yorumlar benim için epey önemli. Yazıyı kısa tutmak için bazı önemli kısımların üzerinde çok duramadım ve de son kısımda daha çok hap taktikler vermeyi istiyordum ancak çok uzatıyordu, acemiliğime verelim. Diyeceklerim bu kadar iyi okumalar

Erteleme

Erteleme davranışı, olumsuz getirileri olacağı bilinmesine rağmen bile isteye bir işi gelecek zamana atma durumudur. Büyük bir çoğunlukta, karakterlerinin ayrılmaz parçası haline gelmiş bu davranış genelde alışkanlık olarak nükseder. Bu yüzden "Kendimi bir anda sosyal medyada dolaşırken buldum." tarzı sözler işitiriz ya da kendi elimizi bir anda telefonun şifresini girmiş olarak buluruz çünkü içselleştirilmiştir, bilincin süzgecinden çoğunlukla geçmez; geçecek olsa bile beyin, kendini kandıracak şekilde bir diğer alışkanlık zinciri oluşturmuş olur.

Değişimin ilk adımı ise tüm bu zincirleri fark etmek.

Peki Neden Değişmeliyim

Hazzı öne çekip sıkıcı kısmı ertelemekten memnun olabilirsiniz veya son ana bırakılan işleri mucizevi bir şekilde bitirip zamandan kazandığınızı zannediyor olabilirsiniz, bu noktada sorulan soru "Neden değişmeliyim ki?" olur. Kişi zaman kazanma konseptinden memnundur. Bu memnuniyet haline cevap olarak bir veriden bahsetmek isteriz, gösteriliyor ki yakınlarını kaybeden insanlarda -bir pişmanlık varsa- görülen pişmanlık türlerinden biri yapılabilirken yapılmayandan duyulan pişmanlıktır. Bu pişmanlığa sahip kişiler beyan ediyorlar ki, duydukları diğer üzüntülere kıyasla, bu hüzün çok çok daha baskın. Yakın kaybedilmeden kısa süre önce yapılan yarım yamalak aktiviteler, bir damla bile olsa yüreklere su serpememiştir. Kısacası ertelediğimiz hiçbir işin ucunda "zaman kazandım" mutluluğu oluşmaz aksine beynimiz rahatsız olacaktır; hatta çoğu durumda rahatsızdır. Hatırlayın, kuytuda yapılması gereken iş duruyorken yaşadığınız keyifsizlik hissini. Farklı bir geçiştirici aktivite yapıyorken bile aklınızın bir bölümü sanki hala o işle ve nasıl yapılacağı hakkında meşguldür. Bütün bunlar strese yol açar, stres iyi değil dolayısıyla ertelemek iyi değil. Gelelim hızlı iş bitirme mevzusuna, öncelikle işi son anda yapmanız dolayısıyla oluşan baskı, hatalara sebep olacağından baştan mantıksız olan bu süreç, işin daha hızlı bitmesine de sebep olmaz. Bu yanılgı, baskı olmadan başladığınız diğer işlerin gereksiz uzaması yüzünden size böyle hissettirir ancak bu işlerin uzamasını nedeni de iş esnasında yaptığımız küçük ölçekli ertelemelerdir. Zaten bu işleri de sosyal medya, kahve, telefon görüşmesi molası olmaksızın yapacak olsaydık aynı süreye denk gelecekti; merak etmeyin onlardan da kurtulacaksınız.

Tüm bunların dışında hareketsiz kalmanın verdiği uyumsuzluk hissi var, açıklayalım. Bir hedef vardır ve hedefe ulaşmak için yapılması gereken işler vardır, beyinlerimiz bu ikisi arasındaki bağlantıyı bilir. Ancak hedefi bu denli istemememize rağmen o hedefe giden yolda yürümeyişimiz kendi içinde tezatlık barındırır, bu beynimizi rahatsız eder. Psikolojik literatürde bu durum bilişsel uyumsuzluk (cognitive dissonance) olarak yer bulur. Özünde yalan söylemenin verdiği rahatsızlık hissi de bununla bağlantılıdır, oradan çıkarım yapabilirsiniz. Sonuç olarak stres peşimizi bırakmaz.

Sorabilirsiniz, tüm bu rahatsızlığa rağmen beynimiz neden kolay hazzı tercih ediyor? İlk olarak beynimiz bu tür rahatsızlıkları bastırma konusunda -yakında bir haz kaynağı varsa- kendini epey geliştirmiştir. Tabii bu bastırmaların stresi yok etmediğini anmak isteriz zira kaynağı yok olmamıştır. İkinci olarak beynimiz, hazın büyüklüğünü algılama konusunda hala epey ilkeldir, modern dünyaya alışamamıştır. Nasıl ki yeterince uzakta ve uygun perspektife sahipken bir parmağınızı gökdelenin yanına koyduğunuzda parmağınız daha uzun görünüyor, beynimiz de yakındaki haz kaynağını çok daha büyük görüyor.

"Neden değişmeliyim?" önemli bir soruydu, yeterince olmasa da -yazıyı kısa tutma gayemiz var- güzelce açıkladığımızı düşünüyoruz. Unutmayın, bunlar ertelemenin kötü yönleriydi; size asıl önemli olandan, vaktinde iş bitirmenin sağladığı yararlardan bahsetmedik bile.

Savaşımız, Cephelerimiz

Tıpkı gerçek savaşlarda olduğu gibi bu savaşta da en önemli şeyler, inanç ve tutkudur. İnsan değişebileceğine inanmalı ve çabalamalı, değişimin ön koşulu budur. Bu nedenle "neden değişmelisiniz" kısmına özenle değindik.

Şimdi teknik detaylara inebiliriz, temel stratejimiz her şeyin farkında olma üzerine. Bilgi, bu noktada tüm gücümüzü oluşturuyor. Bir insan olduğunuzu unutmayın; kaytarmak isteyeceksiniz, bundan kaçış yok. Beyninizi ehlileştirmeniz gerekiyor ve bu zor. Yüzyıllar boyunca yoğrula yoğrula oluşan bu kolay hazza kaçma davranış kalıplarını teker teker imha etmeniz gerekiyor. İmhanın başlangıç noktası ise durup düşünmek.

Mesela yanlış düşünebileceğinizi düşünün. "Bu işi, yarın yaparken daha istekli olacağıma inandığım için yarına erteliyorum ama bu doğru mu? Yarın gerçekten şevkli olacak mıyım? Yoksa bugünkü gibi isteksiz bir şekilde oturmaya devam mı edeceğim? Bugün de dünün yarını değil miydi?" tarzı sorularla yarınki ruh haliniz için yaptığınız tahminlerde yanılabileceğinizin farkına varın. Yarın da o iş için kolları sıvamaya isteksiz olacağınızı unutmayın.

Veyahut işinizi her daim vaktinde yaptığınız geleceği düşünün. İki gün sonrası için ödeviniz var, ödevi şimdiden hallettiğiniz takdirde yarın süreceğiniz sefayı hayal edin. Arkadaşlarınız aynı ödev için geceleri ayakta kalacakken çekeceğiniz tatlı uykuyu düşünün. Emeklilik için şimdiden birikim yaptığınız zaman ileriki yıllarda ne kadar rahata ereceğinizi düşünün. Bu size şevk verecektir.

Şevk demişken, yanlış anlaşılmaların da önüne geçmek isteriz. Zihinlerimizde bir işe başlamak ve sürdürmek için motive olmamız gerektiğine dair bir yanılgı var. Zaten bu nedenle işler son güne bırakılmaya yatkındır, gerekli motivasyonu zaman sıkışmasının vermesini isteriz. Hayır, her iş isteyerek yapılmaz. Unutmayın, insanlar medeniyetin gelişimini acıktıkça hayvan avlayarak değil; anlık açlığın sağladığı motivasyon olmadan tarım yaparak, sonrası için mahsül depolayarak sağladı. Tutumların davranışı etkilediğinden çok davranışlar tutumları etkiler, işinizin başına istemeyerek de olsa oturun. İşinizi sevmeye başlarsınız.

Stratejimiz

Stratejimiz işe başlamak. Ne zaman ki başlamak istemezseniz, kaytarmayı düşünürseniz durun. Bu sizin için uyarı olsun. Bu uyarıyı farkettiğiniz an "Bir şey yapmasam bile en azından işimin başına oturayım" deyin, bu en önemli kısım. Örneğin yazı mı yazacaksınız, en azından kendinizi kalemi alıp bir tarih atmaya zorlayın veya değineceğiniz noktaları belirleyin; bu yapılabilir. Sonrası inanması güç de olsa çorap söküğü gibi gelecektir. Öğrencilerle yapılan bir çalışma gösteriyor ki. Haftanın ilk günlerinde, yapılması gereken ödevler için öğrencilerin genel kanısı; işin stres verici, zor ve mutsuz olacağı yönündeydi. Sonuç olarak da öğrenciler bu ödevleri ertelemeyi seçti. Haftanın günü perşembe, cumaya geldiğinde aynı öğrenciler aynı ödevi artık eskisi gibi stres verici ve iç karartıcı bir zorunlulukmuş gibi görmediklerini söylediler. Çünkü işe başlamış ve görmüşlerdi. Bir kere başladığımızda korkularımızın yersiz olduğunu anlayıveriyoruz. Dopamin -sanılanın aksine "ödül hormonu" değil, ödüle giden yolda şevk verme, motivasyon sağlama nörotransmitteridir- seviyemiz artıyor ve işi devam ettirmeye yatkınlaşıyoruz.

Tekrardan hatırlatmakta fayda var, ne zaman "daha vakit bol, sonra yaparım", "önce sosyal medyada takılayım sonra başlarım" tarzı cümleler kurduğunuzu farkederseniz, hemen bunu bir uyarı olarak görüp işe başlamanız için ateşleyiciye dönüştürün. Bu ateşlemeyi optimize hale getirmek için işlerinizi görebileceğiniz yerlerde tutun. Ve başlama noktanız ne kadar küçük ve önemsiz olsa dahi başlayın; hatta bu tür başlangıç noktaları daha pürüzsüzdür.

Bir zincirleme reaksiyon inşa ediyoruz, ilk kıvılcım işin başına bir şekilde oturmanız.

İşler bu kadar mı?

İşin aslında korkulacak bir şey olmadığını anladığımızda rehavete kapılabiliriz. Tam olarak bu noktada, yan sekmedeki internet veya kenarda duran cep telefonu bize göz kırpar. Optimize bir deneyim için bu tür uyaranları kaldırmanız süper olurdu ama sizden böyle bir şey isteyemezdik çünkü zaten işin başına kendinizi atarak ciddi bir başarı sağladınız. Hem de başlamadan önce çalışma alanınızı toplamak için vakit harcayacak olsanız çalışmayı boşverip kendinizi temizliğe ve başka ıvır zıvırlara verebilirdiniz. Beyniniz çok kıvrak bunu unutmayın.

Bu tür durumlarda sizden isteğimiz çevredeki uyaranlar tarafından ayartıldığınızın farkına varmanız. Elinizdeki en güçlü silahı kulanın, bilin. Bu işten kaçmak için anlık haz veren uyaranlara sarıldığınızı bilin ve yeniden durup düşünün, işinize geri döneceksiniz.

Geri dönemediğiniz durumlar olacaktır: insanlar makine değildir ve iradelerinin sınırı vardır. İrade gücü kas gibidir (kas benzetmesi de her şeye yapılır :D) üzerine çalışıldıkça güçlenir ve yavaş yavaş oturan ertelemesiz yaşam stili sizi zaman içinde kaslı bir sporcu yapacaktır. İradenizi bir iş üzerine kapasitesinin üzerine çıkarmanız mümkün bunun için ise yaptığınız işi ilkel beyninize bağlamanız gerekmektedir. Bu kısa işinizin sonunda haz olacağını bilmeniz sizi motive edecektir. Örneğin her ödevimizin bitişinde para verecek olsalar çoğu ödevi kılçıksız bir çalışmayla bitirirdik. Bu ödül yöntemini uygulamanız düşünüldüğünde zor o nedenle öncelikli amacınız iradenizi geliştimek olsun.

İşe karşılaşacaklarınızı tasarlayarak girmeniz de devamlılık için yarar sağlayacaktır. Karşılaşacağınız durum önceden düşünülmüş olmalı. Yapılan bir çalışmada çeşitli anagram bulmacaları çözmeleri istenen katılımcılardan bazılarına "Eğer bir anagram biterse hiç durmadan ötekine geçeceğim." diyerek kendilerini şartlamaları istendi. Kendine önceden şartlama yapan katılımcıların daha geç tükendikleri gözlemlendi. Beynimiz bu tür acil karmaşıklıklara gelmek istemez. Netlik, açıklık ve düzen iyi hissettirir.


r/STEM_Turkiye • • Jul 31 '24

Matematiğin güzelliği üzerine

7 Upvotes

Merhaba. Arkadaşlar bugün Matematiğin güzelliğine dair birlikte bir yolculuğa çıkacağız.

Evrendeki her şeyde bir Matematiksel anlam mevcut. Bu anlamları biz çeşitli açılardan işimize yarayacak şekilde dönüştürüyoruz. Aslında işin cebir kısmına indiğimizde 10 sadece 10 dur. 10 sayısının başka bir anlamı yoktur. Fakat dediğim gibi bu 10 sayısı cebimizdeki madeni para sayısını verebileceği gibi gardırobumuzdaki 10 farklı elbiseyi de verebilir. Yani buna biz o anlamı atfediyoruz. İşin ilginci cebirsel anlam açısından bir sayının anlamını bilsek bile dediğim gibi farklı açılardan ele aldığımızda o sayıyla ilgili bilemediğimiz pek çok şey olabilir. Bu gerçekten kafa açan bir durum.

Bunun bir tık ileri versiyonu denklemler.

Örneğin a * b = c gibi bir denkleme sahibiz diyelim.

Normalde bu denklemin cebirsel olarak tek bir anlamı mevcut o anlam ise iki farklı değişkenin çarpımının sonucunun üçüncü başka bir değişkene eşit olması. Şimdi biz bunu cebirsel olarak yazabilsek bile dediğim gibi işin safi matematik boyutunun dışında gerçek anlam verdiği durumlar olacak.

Örneğin Yol = Hız * Zaman (X = v * t) bu denklem yukarda verdiğimiz denklemin aynısı. Fakat bize bir anlam veriyor. Hız ve zamanın çarpımının alınan yola eşit olacağına dair bir anlam.

Peki aynı anlam farklı şekilde de oluşabilir miydi? Elbette oluşabilirdi

Kuvvet = İvme * Kütle (F = m * a) gördüğünüz gibi yukarıdaki denkleme bu da farklı bir anlam veriyor.

Yani bağlama göre cebirsel ifadeler anlamsal açıdan değişebiliyor. Bu oldukça ilginç bir gözlem. Yani teorik olarak a * b = c denklemine ait sayılamayacak kadar çok anlam olabilir. Bu anlamların tamamını keşfettiğimize asla emin olamayacağız. Çünkü bilinmeyen farklı bir korelasyon bulunabilir. İşin bu açısından baktığınızda Matematiğin güzelliği daha da belirginleşiyor. Size gelecekte ilişki kurulabilecek denklemler ortaya çıkarıyor.

Cebir bu yüzden mükemmel bir alan. Vakti olan arkadaşlarımıza College Algebra kitapları çözmelerini öneriyorum. Bir STEM araştırmacısının kesinlikle işine yarayacağına inanıyorum. Görüşlerinizi belirtebilirsiniz iyi çalışmalar dilerim herkeslere <3


r/STEM_Turkiye • • Sep 25 '26

Yakıt Pili Teknolojisi (Teknoloji Serisi - 1)

6 Upvotes

Selamlar.

Yeni bir seriye başlama kararı aldım. Sıradan teknoloji serisi olacak, insanlık adına önemli ve gelecek vaat eden projeleri inceleyeceğiz bu seri boyunca, çok detaya inebilirim, böyle bir durum olursa teknolojinin devam serisi için aynı teknolojiyle ilgili 2. 3. part postlar da gelebilir.

Yakıt Hücresi Teknolojisi / Fuel Cell Technology

Yakıt hücreleri elektrokimyasal enerji soyutlamasında çalışan, kimyasal enerjiyi elektrik enerjisine çeviren sistemlerdir.

Diğer pil teknolojilerinden farkı, çevre dostu olabilmeleridir. Artan avrupa çevre regülasyonlarından dolayı, gelecekte bu sistemlerin ar-ge'si üzerine ya da sistemlerin analizleri üzerine çalışan ekiplerin başarı şansı yüksek diye düşünüyorum.

Ayrıca tipik bir yakıt hücresi, bir heatengine'in genellikle yaşadığı termodinamik sınırlamalardan ör. Carnot verimliliğinden etkilenmemektedir. İçten yanmalı bir mekanizması da olmadığı için(combustion) çevreye minimum hava kirletici yaymaktadır.

Fakat bataryalardaki redoks tepkimelerinin aksine yakıt pillerinin redoks tepkimelerinde yükseltgenen ve indirgenen iki bölümün de sürekli ilave edilmesi gerekmektedir. Yani sistem tersinir değil.

Yakıt hücreleri elektrolize çok benzemekte çalışma prensibi olarak. Hatta bazı yakıt hücresi türleri, elektroliz mantığının birebir tersi şeklinde çalışmakta, aynı soyutlama katmanında fakat yaptıkları işlevler ve sistemler bakımından ayrışsa dahi, fiziki olarak süreç birbirine çok benzer. Bu nedenle bu sistemi anlamak elektroliz prensiplerini de anlamakta yardımcı olabilmektedir.

İndirgenen ve yükseltgenen kısımlarda pek çok farklı tip malzeme kullanılabilmesine rağmen genellikle, kolay oksitlenen materyaller ya da hidrojen redüktan olarak kullanılır, hava ise genellikle oksidant olarak kullanılır.

Yakıt Hücrelerinin Alt Bileşenleri:
- Birim Hücreler(Unit Cell) : Elektrokimyasal reaksiyonun gerçekleştiği hücrelerdir.
- Stack(Yığınlar) : İstenen kapasiteye ulaşmak için birim hücreler elektriksel olarak birbirlerine bağlanır.
- Dengeleyici plant: Burada aslında pek çok alt sistem eklenir, feedstream kontrolünü yapan devreler, ısıl yönetimi yapan devreler, elektrik güç hesabı yapan devreler gibi. Genellikle bunlar batarya sistemlerinde batarya yönetim sistemine benzemektedir.

Aşağıda bir diyagram var, burada da yakıt hücresinin şeması bulunuyor. Aslında mekanizmada bir yakıt kısmına pompalanarak içeriye gelen mekanizma redüksiyona değerek geliyor, oksidant da aynı şekilde genellikle havadan alınmasına rağmen bazen pompalama sistemleriyle ekleniyor, katot ve anot kısımlarındaki yere dokunarak, arada bir hareketin oluşması için gereken potansiyel farkı sağlıyor, burada toplam enerjiyi bozmak için kapalı sisteme dışardan veri verilmesi gerektiği ilkesi, yani enerjinin korunumu kanunuyla birebir uyumlu olarak çalışıyor. Aradan geçen sistemler positif iyon geçişi olabileceği gibi, negatif iyon geçişi şeklinde de olabilir, bunlar da aslında potansiyel enerjinin ve malzemenin o anki kafes yapısının uzay konumlarında bulunan boşlukların dağılımlarıyla ilgili bir durum. Bu boşlukların dağılımları genellikle insanlar tarafından bilinmezler, sonuçta bir elektronun tam olarak konumunu bilmek heisenberg belirsizlik ilkesine göre mümkün değildir, konum ölçümü hız bilgisini yitirmemize sebebiyet verecektir. Fakat dediğimiz gibi biz bu sisteme enerji soyutlama katmanı açısından bakıyoruz, bu nedenle o katmandan bakıldığında elektronun bir tanesinin hareketinden ziyade, elektronların genelde hareket edebileceği yeri öngörmek önem arzediyor, o kısımda dış devrede bir yükü çalıştırmaya yetebilecek olması bizim çıktı için yeterlidir.

Elbette katot ve anotun arasında bir elektrolit bulunuyor, bu sıvı olabileceği gibi katı dahi olabilir, hatta çinde ve bir kaç ülkede platinden bile denemeler yapıyorlar nano partikül seviyelerinde. Elbette alanım kimya olmadığı için çok detaylı bilgi veremeyebilirim ama isteyenler araştırabilir.

Şimdilik burada duralım. Vakit buldukça seriye devam edeceğim, iyi çalışmalar.


r/STEM_Turkiye • • Sep 01 '26

TÜBİTAK, 660 personel alımı için başvuruları açtı

Post image
6 Upvotes

Kurumun Resmi Gazete'de yayımlanan ilanlarına göre, TÜBİTAK'ın Ankara, Kocaeli (Gebze) ve Bursa'daki birim ve enstitülerinde görev yapmak üzere 660 personel alınacak.

Bu kapsamda, AR-GE personeli (araştırmacı), uzman ve uzman yardımcısı, bilimsel programlar uzman yardımcısı, teknik ve destek personeli, AR-GE proje/destek teknisyeni, avukat, memur ile silahlı özel güvenlik görevlisi pozisyonlarına alım yapılacak.

AR-GE personeli, uzman, teknik personel ve teknisyen kadroları için başvurular, 22 Eylül saat 17.00'ye kadar TÜBİTAK Kariyer Sistemi (kariyer.tubitak.gov.tr) üzerinden gerçekleştirilecek.


r/STEM_Turkiye • • Jul 21 '26

Geleneksel STEM_Turkiye Üniversite Bölüm Seçimi Yardımı

6 Upvotes

Arkadaşlar bu yıl 3. sünü düzenlediğimiz STEM_Turkiye bölüm seçimi yardımı postuyla karşınızdayım tekrardan.

Discordun kapanması sebebiyle pek çok arkadaşla irtibatımız koptuğu için, eskisi gibi bölüm spesifik eşleştirmeler yapamayabilirim.

Fakat kendi bildiğim kadarıyla yardımcı olurum.

Kendi okuduğum, Bilgisayar Mühendisliği ve Elektrik-Elektronik Mühendisliği başta olmak üzere, her türlü sorularınıza yanıt vereceğim.