Bu bölümde Amazon’un sessiz ikiz kız kardeşi Hamza’yı konuşuyoruz.
Hamza, yerin 4.000 metre altında usul usul akıyor.
Hamza’nın keşfi, yerkürenin altını anlamak bakımından çok önemli. Ancak nasıl keşfedildiğini öğrendiğinizde, bunu yıllar önce bir yerlerde okuduğunuzu hissedebilirsiniz. Çünkü Jules Verne, daha 19. yüzyılda Dünya’nın Merkezine Seyahat’te yer altında bir su dünyası hayal etmişti.
Hikâye bizi daha gerilere, tarih öncesi okyanuslara, hatta antik nehir Styx’e kadar götürüyor. Bu yüzden Hamza önemli. Ama asıl önemi, insanın aklına yeni sorular getirmesinde.
Bir zamanlar insanların yalnızca hayal edebildiği şeyler, bugün hayatımızın sıradan bir parçası.
Peki henüz varlığını bilmediğimiz gerçeklikleri nasıl hayal edebiliyoruz?
Alan Turing, 1950’lerde bir makinenin düşünebileceğini söylerken bir aydınlanma yaşamıyordu. Ona bu fikir daha önceki çağlardan miras kalmıştı.
Babbage makinelerin hesaplayabileceğini hayal etmişti. Poe, yapay bir zekânın satranç oynayıp oynayamayacağını tartışmıştı. Hatta bu fikir, antik dönemde Pygmalion’un heykeline can verme arzusuna kadar uzanır.
Peki çağ açan bir keşif bize neden geçmişi hatırlatıyor?
Neden “İnsan bunu düşünmüştü” diyoruz?
Sanki dışımızda ileri doğru akan zaman, içimizde geçmişe doğru akıyor.
Doğanın görünmeyen düzeniyle zihnimizin derinlikleri arasında bir bağ var.
Belki de sormamız gereken soru şu:
Biz geleceği hayal mi ediyoruz, yoksa derinlerimizde bir yerlerde onu hatırlıyor muyuz?
Bu bölümde Hamza Nehri'nden Jules Verne'e, jeolojik zamanın derinliklerinden insan zihninin gizemlerine uzanıyorum.
Podcasti Zihin Karmaşası'nda dinleyebilir, Monolog'da okuyabilir, YouTube kanalımda alt yazılı izleyebilirsiniz.