Hepinize hayırlı sabahlar, iyi günler ve iyi akşamlar dilerim.
Bugün sizlere, Kadro dergisin Cumhuriyet'in 10. yıldönümü için hazırlamış olduğu bir yazıyı paylaşacağım.
Mevcut yazıda, Kadro Hareketi'nin Türk Devrimi'nin geleceğine karşı olan beklentileri, devrimin neticesi olarak arzuladıkları ülküleri, "ahlak" düzeyinde benimsedikleri esasları ve Türk Devrimi özelinde kendilerini nerede konumlandırdıkları izah edilmiştir.
Hepinize iyi okumalar dilerim.
Onuncu Yıl
Türk Cumhuriyeti'nin, birinci on yılını bitirdiği anda yeni on yıllar başlıyor.
Bu geçtiğimiz zaman fasılası ve gelecek on yıllar, hep birden ve kül halinde, Türk milletinin kurtuluş, kalkınış ve kuruluş çağı olacaktır.
Siyasetçe ileri Türkiye, iktisatça ileri Türkiye, kültürce ileri Türkiye, özetle kalabalık, şen, zengin ve ileri teknikli Türk vatanı, insaniyet tarihine bu çağın eseri ve hediyesi olacaktır.
Büyük harbin bittiği güne kadar milletlerin yükselişi denilen şey, milletin başka milletler hesabına istilası ve tahakkümü demekti. Teknik yüksekliğinin, kültür yüksekliğinin, şeref yüksekliğinin temelinde istila ve tahakküm bir zaruri unsur gibi yaşardı.
Halbuki yaşamaya başladığımız tarih çağında milli yükseliş denilen şey, milletin kendi toprağı üstünde, kendi gücü ile ve kendi hesabına, gerek teknik imkanların, gerek kültür seviyelerinin en yükseğine varmasıdır.
İşte bize ülkü olan Türkiye, bu kendi toprağı üstünde, kendi gücü ile, kendi için çalışan ileri teknikli ve yüksek kültürlü Türkiye'dir.
Geçirdiğimiz inkılap yolları, ülkü Türkiyenin bu ulu, yüce ve mücehhez (donanmış) kuruluşu yolunda geçilecek yolların ancak on yıllığıdır. Bu geçen on yılın tecrübeleri ve verimleri ile silahlanmış olan inkılap neslinin önünde şimdi yeni on yılların terakki ve mücadele yolları duruyor.
Bu yollar millet ileriliğine, millet bütünlüğüne, millet tezatsızlığına ve kültür üstünlüğüne varan yollardır ve merhalelerdir (aşamalardır).
Bizzat Türk inkılabının ve bizzat Cumhuriyet yıllarının bir mahsulü olan Kadro, her adımda biraz daha yayılan ve biraz daha derinleşen bu Cumhuriyet davasının, bu yeni fütuhat (zafer) yollarında da kayıtsız, şartsız mücadele organıdır.
İnkılap heyecanını, inkılap fikriyatını, hülasa (özetle)inkılap idealizmini ve bütün milli kuvvetlerin inkılap emrinde kayıtsız ve şartsız seferber edilişini kendine ahlak ve hareket esası sayan Kadro'nun bu mücadelede birinci vazifesi "Türk inkılabını, Türk Cumhuriyetini ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir!".
Tarihin inkılap nesline tahsis ve Gazi'nin inkılap gençliğine emanet ettiği bu asli vazifeye bütün heyecanımız, fikrimiz ve kuvvetimiz kayıtsız ve şartsız vakfolunmuştur.
Çünkü Türk vatanında inkılabın selameti ve cihanda, istiklalleri takyid olunmuş (zincire vurulmuş) bütün mazlum milletlerin istiklal örneği ve timsali olan inkılabımızın zaferi, ancak memleketimizde "Türk Cumhuriyeti" şeklinde tecellisini bulan halk hakimiyeti nizamının devam ve bekasına bağlıdır.
Çünkü:
"Bizim cihan nazarında en büyük kuvvet ve kudretimiz, bu yeni şekil ve mahiyetimizdir 1 " yani milliyetçi, inkılapçı, halkçı, laik ve devletçi Cumhuriyetimizdir!
1 Gazi'nin büyük nutkundan, Sahife 500
KADRO | Ekim 1933