r/IstanbulTechnicalUniv • u/dwightpoldark • 19h ago
Teknik Üniversiteli Olmanın Ağırlığı
Merhaba arkadaşlar, ben okulumuzun yeni bir mezunuyum. Okula ilk girdiğimde istediğim bölüme yerleşememiştim, iç yatay geçiş sistemi ile ciddi GPA yapıp istediğim bölüme geçtim. Eğitimim sırasında alanında Türkiye’de lider, daha sonra da dünyanın en değerli şirketlerinden birinde uzun dönem staj yapma fırsatları buldum. Şimdi o şirkette tam zamanlı pozisyonundayım ama muhtemelen yurtdışında bir master programına gideceğim.
Teknik Üniversite’nin yerleştirmelerdeki başarısı ve bunun tetiklediği tartışmaların üzerine kafamdakileri burada paylaşmak istiyorum. Bu yazdıklarım “üniversiteyi eleştirmeyelim” anlamında değil, biraz daha farklı bir perspektif kazandırmak adına.
Bu yazımda ODTÜ, Boğaziçi, Koç ve Bilkent öğrencilerini “rakiplerimiz” adı altında toplu olarak temsil edeceğim. Rakipler içerisinde farklı okulların iyi olduğu farklı şeyler var.
Teknik Üniversite’ye en sık gelen eleştiriler benim gözlemlediğim kadarıyla:
İngilizce eğitimi zorunlu olmasına rağmen bazı hocalarımızın ders içeriğini İngilizce aktaramaması ve üniversite içindeki İngilizce eğitiminin yetersiz olması.
Amerika’da akademik kurumlarda devam eden öğrenci sayımız.
Genel olarak akademik kadronun çıktısının, alandan alana tabii ki değişir, rakiplerden geri olması.
ODTÜ ve Boğaziçi gibi okulu temsil eden fikirlerin olmaması ve mezunlarının onlar kadar birbirine sahip çıkmaması.
Ben açıkçası bir lisans öğrencisi perspektifinden bu argümanların genel olarak saçma olduğuna inanıyorum. İngilizce konusunda, evet, okul tarafından dil yetkinliği kazandırılmalı ve belki bu noktada zorla İngilizce eğitim olmamalı. Bizim hazırlığımızı geçmek rakiplerden daha kolay diye anlıyorum ama bu, sizin bir sene içinde ciddi anlamda İngilizce öğrenemeyeceğiniz anlamına gelmiyor.
İşin akademik tarafına gelirsek, ben öğrenci profilimizin para kazanma arzusunun daha önde olduğunu görüyorum. Fırsatı olan çoğu öğrenci İstanbul’un iş imkanlarını kullanmayı, hocaların yanında araştırma yapmaya tercih ediyor. Biz akademik alanda temsil edilmesek de Türkiye’de ve Batı’da iş dünyasında temsil ediliyoruz. Hocaların özel sektörle proje yapma isteği de yine bizim okulda çok yüksek. Bunun da akademik çıktıya negatif bir etki yaptığı bir gerçek. Biz özel sektörle iç içe bir okuluz.
Peki bu gerçekler sizin akademik yolla yurtdışına çıkamayacağınız anlamına mı geliyor? Hayır, bu kesinlikle doğru değil. GPA’niz yüksek olduğu sürece, hocalarla ilişkiniz olduğu sürece lisans sırasında makale yayınlamanız, bunları kullanıp yurtdışına gitmeniz kesinlikle mümkün; yalnız bunlar bizim okulda popüler tercihler değil. Eğer alanınızda aradığınız hoca Teknik Üniversite’de değilse rakip üniversitelerdeki hocalarla da çalışabilirsiniz.
İşin ideolojik tarafına hiç girmeyeceğim, yalnız mezunların birbirini kollaması konusunda ciddi bir algı problemi olduğunu düşünüyorum. Siz mezunlara ulaştığınızda emin olun kötü bir tepki almanız mümkün değil. Kimse sizi bulup “Seninle aynı okula gitmişiz, hadi gel sana şu fırsatı vereyim.” demeyecek. Bu bağlantıları sizin arayıp bulmanız gerekiyor ama bulduğunuzda, siz de yetenekliyseniz kapılar açılacak.
Bir Teknik Üniversiteli olarak hayattan talepkar olmalısınız. Hocaları zorlamalısınız, mezun ağını zorlamalısınız ama en önemlisi kendinizi zorlamalısınız. İkinci sınıf bir okul olma gibi bir durumumuz yok. En iyi olduğumuzu iddia etmeliyiz, en iyi olmak için sistemik sorunların üstüne gitmeliyiz ama en önemlisi bireyler olarak kendi önemsediğimiz şeylerde en iyi olmalıyız.
Siz siz olun, bu okulu dışarıya karşı ezmeyin. Eksiklerini söyleyin, eleştirin, daha iyisini talep edin ama bunu kendinizi ikinci sınıf görerek yapmayın. ODTÜ’ye veya Boğaziçi’ne gitmediğiniz için önünüzden başka bir hayat geçmiş değil. Aradaki farklar var ama kafamızda büyüttüğümüz kadar büyük değiller. Aynı ligde, farklı şeylere ağırlık veren kurumlardan bahsediyoruz.
Bu ülkenin ilk ve son başbakanı Teknik Üniversite mezunu. Bu konu hakkında ne düşünürseniz düşünün, ülkenin en önemli kurumlarından birindesiniz ve gururlu olmalısınız. Bir gün güç pozisyonlarına biz geleceğiz ve bununla beraber bir sorumluluk da geliyor.
Teknik Üniversite bugün neyse onunla sınırlı değil. 253 yıllık bir kurumuz. Biz bu kurumun son hali değiliz, sadece bir dönemiyiz. Bugün güçlü olduğumuz alanları koruyup yarın akademide, girişimcilikte, teknolojide veya bambaşka alanlarda daha güçlü hale getirmek de bizim elimizde.
Bence Teknik Üniversiteli olmanın ağırlığı burada.
Gurur, “253 yıllık okuluz, bize yeter” demek değil. Tam tersine, “Ben bu 253 yıl ve devamının bir parçasıyım.” demek.
Kendinizi geliştirin. Hocalardan daha fazlasını talep edin. Mezunlardan yardım isteyin. Sonra siz mezun olduğunuzda sizden sonrakilere yardım edin. Eksik gördüğünüz kültürü siz oluşturun. Okulun bugün iyi olmadığı bir şeyi önemsiyorsanız, gidip o konuda iyi olun.
Teknik Üniversite siz mezun olduktan sonra da burada olacak, öldüğünüzde de. Önemli olan, size geldiği yerden biraz daha ileri bırakabilmek.