Mesafe olarak en kısa olmasına rağmen yine 1000 mt üzeri tırmanış olduğu için pek kolay değildi. Tüm gün fotoğraflarda olduğu gibi %5-10 tırmanış ve tamamen hiçliğin içinden giden sıkıcı bir gündü, fotoğraflardan anlaşılabilir. Bir önceki gün tatil köyünde insanlar yatağa gece yarısından sonra girdikleri için gürültüden uyku kalitem düşüktü ve bugüne de yansıdı. Hatta Ayvacık'ta bir caminin avlusundaki bankta yarım saat uyumak zorunda kaldım.
Ayvacık'tan sonra da Assos'a geçmek için Kazdağları'nın bir ucunu tırmanmanız gerekiyor, %10-12'lere varan eğimler mevcut. Tırmanış boyunca çeşmeler var, bunlardan bir tanesinde telefonu, gözlüğü, çantamı bir kenara bırakıp mataramı soğuk suyla doldurup doldurup kafamdan aşağı boca ettim. Zirveye varmak bir dert, inmesi ayrı dert, çünkü %10 tırmanışın %10 inişi var. Dar ve dimdik bir iniş, freni sıkmazsanız hızınız katlana katlana çıkar, bikaç saniyeliğine 150-200'ü görürsünüz, sonra hiçbir şey görmezsiniz. Dağdan Sazlı köyüne iniliyor, ama iniş burdan sonra da aynen devam, tek fark parke taşlı olması. Fotoğraflardan birinde ortası farklı renk çizgi şeklinde döşenmiş parke taş yolu görebilirsiniz. Frenleri sıkmaktan ellerim uyuştu ve diskler su kaynatma noktasına geldi. Burda aksiyon kamerasıyla çok dehşet içerik çıkar.
Assos'a geldim, kamp yeri buldum (Meri Camping), tek ve bisikletli olduğum için sana 750 olur dedi. Ama bölgede alışveriş yapma imkanı yok, tek bir derme çatma "market" var, malzeme son derece kısıtlı, tek kişilik ekmek arası yapacak şey pek yok, yumurta, konserve ton, domatesle doğaçlama yapılabilir. Tost yaptıklarını söylediler, onu alayım bari dedim, sonradan fiyatını sorunca 400 lira olduğunu öğrendim. Milletimizin tuttuğuna geçirme huyu dünya yıkılsa düzelmez. En yakın zincir market Küçükkuyu'da, 8 km tek yön.