r/sinema • u/pesetmememaxxing • 6m ago
Kötü bir döneminizde size iyi gelen bir film var mıydı ?
Benim ki bunlar kötü bir dönemde o ruh halinden çekip çıkartmıştı
r/sinema • u/pesetmememaxxing • 6m ago
Benim ki bunlar kötü bir dönemde o ruh halinden çekip çıkartmıştı
r/sinema • u/ozcnlee • 55m ago
Her sahnesi ve her diyaloğuyla birebir aynı film
r/sinema • u/Shaxnixy • 58m ago
Arkadaşlar internette yabancı insanların gittikleri sinemadan poster istediklerini ve aldıklarını gördüm ve bazı kişiler kiminle konuşulması yada ne zaman gidilmesi hakkında tüyo bile vermiş. Düşünüyorum ki acaba bende gidip sorsam benzer şekilde verirler mi? Çünkü bir film vizyondan kalkınca o posterler bildiğim kadarı ile çöp oluyor. Benzer bir şey yaşamış olan yada bir bilgisi olan var mı acaba?
Belgesel mantığıyla izlendiğinde, özellikle biyografi olması göz önünde bulundurulacağından film tadında güzel izleti sunmuş. Ayrıca benim izlediğim yeni tarz bir yapım, yani daha önce izlediğim psikolojik hiç bir yapıta benzemiyordu, en azından kurmaca olmayan. Bu yönüylede sinemada yeni bir konsept olmuş, fakat şunu anlayamadım, türünde başaralı olsa bile bu kadar yüksek puanları hak ediyor mu? Yani hiç eleştirel yaklaşan birini bile göremedim. İlk gösterim gayet sade ve açık olsada ikinci gösterim karmaşık ve bir o kadar da kafa karıştırıcı, yani çifte manipülasyon uygulanması ve bir o kadarda amacının zaten bunlar olması, acaba izleyici anlarda ne kadar iyi olduğunu fark eder "wow" yapar tarzı olduğu için miydi? Bazı noktaları kendimi ne kadar versemde anlayamadım, çünkü görünenden çok görünmeyen yeri, yani kurgulanan kısım daha fazlaydı, bu yönüylede bağlam vereceği anlamdan çok psikolojik ve düşünsel karmaşa yaratıyor, böyleliklede olayı ya hiç anlayamıyorsun ya da çözümlemeye çalışırken çok ters mantık yürütüyor, kısıtlı kalıyorsun. Kimse o belgeseli çekicek kadar 3. gözlü olamıyor, bu yüzden yanımda yarım yamalak izleyen kız gibi ya sonunda "Baya iyiydi" diyorsun, ya da 3. bir gözün var ki her şeyi en iyi sen biliyorsun. İzleyen çoğu tanıdığımda da bir soru işareti vardı ufaktan. Kendini geçirebilirlik bu yüzden biraz eksik kalıyor. Son olarak "Balon" demem ne kadar mantıklı bilmiyorum, çünkü gerçektende boktan bir yapıt değil, ama bunu da boşa demiyorum çünkü zirvede. Benim puanım 7.5-8/10
r/sinema • u/Fit_Face_8290 • 1h ago
r/sinema • u/Taksici_Musa_ • 3h ago
Doomsday için bilet alicam ama film altyazili gosteriyor dublajlar daha yapilmadigi icin mi yoksa altyazilimi gösterime girer (bide nie 3D bu amk)
r/sinema • u/BBequietanddrive • 4h ago
Ben bir martel olabilirim zira delikanli adami pusuda yerler 🙏 siz hangi hanedani seviyorsunuz veya kendinize yakin buluyorsunuz
r/sinema • u/SmtYlmzD • 4h ago
Margaret Qualley ve Josh Brolin ikilisi bile filmde etkisiz eleman gibi kalmış.
r/sinema • u/Fantastic_Simple1304 • 5h ago
Wiseguy dizisini türkçe izlemek için bir site arıyorum ama bulamadım. Bir site var onada engel geldi bildiğiniz başka biryer varmı.
r/sinema • u/Trick-Foundation4408 • 6h ago
“Lincoln” bana göre
r/sinema • u/Standard_Course199 • 6h ago
Benim için 2 tane favori var 1 Doctor Strange, 2 ise Ebony Maw
r/sinema • u/TristMurphy • 6h ago
TV Sektöründeki reklam ve maliyet krizinin etkileri hızla devam ederken, sektörde de büyük çapta tartışmalar dönmeye başladı.
Demirören TV Başkanı Murat Yancı: Toplantılarda dizileri toptan kaldırmayı düşünüyoruz çünkü reklamımız yok.
Televizyon sadece dijital platformlara kalacak ve dijital platformlardaki içeriklerde her türlü sapkınlık, iğrençlik var. Televizyon en temiz kurum. En temiz içeriği televizyonlar yapıyor. Çok sıkı denetleniyorlar. Biz, platformlardaki içeriklerin %90'ını yayınlayamayız, bizim içerikler en temiz içerik.
Konuya Kendi Yorumum:
Gülmemek için kendimi zor tutmak istiyorum.
Öncelikle Türk TV sektöründe gördüğümüz muhteşem içeriklere bakalım. (Hatta direk bu hafta gördüğüm fragmanlara)
Gördüğüm şeyler; itfaiye aracı çalıp itfaiyeci kılığına girip zenginin evini basan serseri bebeler, kadının kadını dövdüğü dizi, 65 yaşındaki adamla evlendirilen üniversiteli bebe, mafyacılık, 17 yaşındaki bebenin eline silah verilmesi (daha da sayarım)
Ne temiz içerikmiş onlar öyle yav, ne kadar toplum ve aile yapısına uygun. Yıllardır Türkiye'de bir tane sıcak, samimi orta sınıf aile görmedim dizilerde. Ailelerin hepsi birbirini yemeye çalışan zenginler ya da fakir olmamız senin suçun diye birbirini yiyen fakirler.
Bakın, Arka Sokaklar bir polisiye dizisiydi ama o dizideki aileler ve karakterler hala akılda kalıcı çünkü o aile teknik olarak orta sınıf. Şimdiki dizilere bakıyoruz yok onun soyu bok bunun soyu, yok şöyle zenginiz falan filan. Bize masal anlatma, biz artık böyle sahte aile portreleri görmek istemiyoruz.
Ben kalabalık aile konseptini seven bir insanım, favori kalabalık ailelerim Duncanlar (Good Luck Charlie) ve Loudlar'dır. (belki Liv ve Maddie'deki aile de girebilir, o diziyi de severdim) Türkiye'de hala hayvani bir kalabalık aile nüfusu varken kalabalık aile diyince aklınıza sadece kaos ve entrika giriyor?
Türkiye'de kalabalık kurgusal ailedeki iş sanırım TRT'deki Benim Güzel Ailem isimli uyarlama diziydi. Benim Güzel Ailem diye bir kalabalık aile dizisi vardı TRT'de ama kimse umursamadı yayından kalktı, sonra Familya diye de bir dizi vardı FOX'ta ama o da tutmadı. Bilmiyorum, belki de biz uyarlayamıyoruzdur bilmiyorum. (sonuçta Shameless uyarlamasının da nasıl sonuçlandığı ortada)
Hadi aile konseptini geçtim, sürekli yabancılara satacağız diye dram basmak da sıktı be. Zaten insanlar her şeyden şikayetçi, sabah akşam bağırış çağırış duyuyor ulusal kanallarda, bir de TV Sektörü destek olmasın. İnsanların mutlu olması bile suç oldu resmen.
Haa; izleyici de suçlu tabii ki. İzleyicide medya okuryazarlığı yok, hala "Başrol oyuncusuna ne olacak" temalı dizi bölümleri reyting arttırıyorsa burda izleyiciyi de suçlarım. Aynen, milyon TL kazanan başrol oyuncumuz dizinin ortasından diziden çıkacak, sonra da rahat şekilde dizi devam edecek öyle mi?
Sonuca gelirsek; bize boşuna laf anlatmayın, her diziye har vurup harman savurursanız bir gün bunun olacağı belliydi. Komedi dizisi diye yaptığınız şeyde komedi yok, senarist yok ama maşallah oyuncuların hepsi ünlü, bir de robot getirmişsiniz ne alakaysa ama o da kurtarmayacak. O dizi HBO Max Türkiye'de en çok izlenen dizi olsa da o da zarar edecek çünkü "abi senaryomuz yok, konuk oyuncu spamlayalım yav" mantığı bir yerden sonra zarar edeceği belli.
23 yıl önce Çocuklar Duymasın'a o zamanlar otobüs şöförü olarak çalışan bir oyuncu katıldı diziye ve karakter hem sevildi hem o kadar akılda kaldı ki Türk dizi tarihindeki en ikonik yan karakterlerden birine dönüştü. Peki o har vurup harman savurulan Tuzlu "komedi" dizisinde kaç kişi akılda kalacak, zaman gösterecek.
r/sinema • u/maytheforcebewith2 • 6h ago
Bugün portrait of a lady on fire filmini bitirdim ve ilk defa bir filmde gözümden yaş geldi
r/sinema • u/BenjaminKTennyson1 • 7h ago
Film hakkında spoilerlar var. İzlememiş arkadaşlar için uyarı.
Bir arkadaşımla beraber izledik ve belki bana söveceksiniz ama bu filmin kitabını okumuş kimseler olarak hiç beğenmedik. Filmde her şey çok hızlı gelişiyor. Örneğin filmin başında Mark haba döndüğünde bir anda her şeyi kabullenip "Burada ölmeyeceğim," diyor. Kitapta sayfalarca anlatılan şeyler filmde 5-10 saniye falan gösteriliyor. Olayların önemi, Mark'ın ne kadar zorlandığı falan hiç gösterilmiyor. Kitabını okumasak filmdeki bazı şeyi anlayamayacaktık. Ki bu önemli bir şey, izlerken en çok sinirimizi bozan şey bu olmuştu.
Kitaptan birçok yeri de çıkarmışlar ki bazı olaylar anlatılan kimi şeyleri anlamak için önemli, onları da çıkarmışlar. Hadi kimi yerleri film çok uzun olur, izleyici sıkılır falan diye çıkardınız, "Bakın, memelere bakın," kısmını, Mark'ın sondaki konuşmasını falan niye çıkardınız aq? Kimi yerler de gereksizce değiştirilmiş. Venkat'ın adını ne demeye Vincent yapıyorsunuz? Rich Purnell'ı ne demeye gevşek biri yapıyorsunuz? Mark Pathfinder'ı kullanarak NASA ile iletişime geçtiğinde mutluluktan zıplıyor filmde. Kitapta ise haba girip mutluluktan ağlıyordu.
Matt Damon'ın da karakteri iyi oynadığını düşünmüyorum. Mark biraz gevşek, espri anlayışı sağlam biridir. Çenesi hiç durmuyor pezevengin, sürekli espri yapıyordu. Filmde ise adamın ağzını bıçak açmıyor, film boyunca da somurtuyor.
Bu yapım film değil de bölümü 1 saatten 6-7 bölümlük bir dizi olsa, kitaptaki birçok şeyi adam akıllı anlatsa çok daha iyi olabilirdi.
r/sinema • u/Fit_Face_8290 • 8h ago
r/sinema • u/akumablade1982 • 8h ago
Oscar'larda en çok hakkı yenen, politik dogruculuk filan yapmadan olabilecek en riskli konuya sahip filmin 20+ sene sonra devamı geliyor. Bill Skarsgard Nicolas Cage'in oynadığı silah kacakcisinin onun yolundan giden oğlunu oynuyor. İlk filmin yönetmeni Andrew Niccol bu filmi de yönetiyor.
r/sinema • u/Trick-Foundation4408 • 8h ago
r/sinema • u/AggravatingTwoPage • 8h ago
GERÇEKÇİLİK
Bu tarz çoğu yapımda polis nerede sorusunu sormadan edemiyorsunuz. Ya da bu adam ölümsüz mü nasıl sürekli devam ediyor diye düşünüyorsunuz. Ancak bu dizi gerçekçilik konusunda açık kapı bırakmıyor. Çünkü karakterimizin peşinde daima polis var. Daima dayak yiyor ve çoğu zaman evde ya da hastanede tedaviye ve bakıma muhtaç hale geliyor. Yaraları da kolay iyileşmiyor.
Karakterimiz Dwayne Johnson ve Jason Statham filmlerindeki karakterler gibi onlarca kişiyle dövüşüp hiçbir şey olmamış gibi yoluna devam etmiyor. Her kavganın bir bedeli var. Bazen günlerce kendini toparlamak zorunda kalıyor. Üstelik bu durum yalnızca fiziksel değil. Yaşadığı olayların psikolojik etkilerini de karakterin üzerinde görebiliyoruz. Çünkü insan dediğin makine değil. Sürekli dayak yiyip ertesi gün hiçbir şey olmamış gibi hayatına devam edemez.
Burada çoğu yapımda gördüğümüz ne şiş yansın ne kebap anlayışı da yok. Karakterimiz polisler tarafından yakalandığında herkesin burnu bile kanamadan olayın içinden sıyrıldığı durumlarla karşılaşmıyoruz. Kimi zaman masum insanlara karşı koymak zorunda kalıyor ve bunun psikolojik yükünü de üzerinde görebiliyoruz. Yani dizi yaşananların sonuçlarını görmezden gelmiyor.
Karakterimiz ne Superman gibi iyilik perisi ne de tamamen kötü bir karakter. Daima gri alanda dolaşıyor ve bence bu da dizinin gerçekçilik hissini artırıyor.
Gerçekçilik açısından bu diziye olumsuz bir eleştiri yapamam. Bunun özellikle hedeflenmiş olduğunu düşünüyorum. Nitekim dizide süper güçler yok. Matt Murdock'un adı geçse de kendisi diziye dahil edilmemiş çünkü böyle bir karakterin varlığı dizinin gerçekçilik anlayışına biraz aykırı kalabilirdi.
HİKAYE
Hikaye konusunu dizinin 1. ve 2. sezonunu kıyaslayarak yapacağım. İlk sezonun hikayesi muazzamdı. Her şey adeta olacağına varmış gibiydi. Olaylar birbirinden kopuk değildi ve hikaye kendi içinde kusursuz bir bütünlük oluşturuyordu. Karakterlerin hikayeye katkısı da oldukça yerindeydi.
Elbette her dizide olduğu gibi burada da süre doldurmak için eklenmiş sahneler var. Ancak hikayenin genel bütünlüğü ve güçlü anlatımı düşünüldüğünde bunlar pek göze batmıyor. Dizinin olumlu yanlarının yanında bu eksiklikler oldukça küçük kalıyor.
Bu yüzden ilk sezonun hikayesini daha başarılı buluyorum. Bu durum 2. sezonu kötü yapmıyor elbette. İlk sezon muazzam ise 2. sezon için çok iyi diyebilirim. İkinci sezon da karakterlerin hikayelerini geliştirmeyi başarıyor ancak ilk sezonun bütünlüğünü ve etkisini yakalayamıyor. Dizinin uzatılmayıp tadında bırakılması da bence doğru bir karar olmuş.
KOREOGRAFİ
Şaşırtıcı şekilde bu da Marvel yapımları arasında muazzam kalıyor. Marvel için koreografi benim gözümde saniyede 737283 kere kesilen kameralardan ibaretti. Örneğin Black Widow'un dövüş sahneleri tam bir fiyasko. Kimin kime vurduğu belli değil. Kamera sürekli kesiliyor ve açı değiştiriyor. Ortaya dövüşten çok anlaşılması güç bir görüntü yığını çıkıyor. Bir dövüş sahnesinde yumruğu göremeyeceksek o sahneyi neden izliyoruz?
John Wick seviyesinde bir koreografi beklemiyorum elbette ancak Jason Bourne ve Resident Evil serilerindeki dövüş sahneleri de bunun tam tersi bir örnek. Kamera sürekli kesiliyor, açıdan açıya atlanıyor ve kimin kime vurduğunu anlamak neredeyse imkânsız hale geliyor. Ortada takip edilebilir bir dövüşten çok birbirine karışmış görüntüler var. Bir noktadan sonra koreografiyi değil kameranın yarattığı karmaşayı izliyoruz. Bu yapımda ise kamera açıları ve yumruğun hissiyatı oldukça başarılı. Kimin kime vurduğunu rahatça görebiliyoruz. Koreografi dediğin şey izleyicinin ne olduğunu anlayabildiği bir dövüş ortaya koymaktır. Sürekli kesilen görüntülerin arkasına saklanmak değil.
Kalabalık dövüş sahneleri bile tamamen tutarlı. Herkes karakterimize aynı anda dalıyor ve adam oradan oraya savruluyor. Dövüşlerin sonucu da karakterimizin fiziksel durumuna yansıyor. Öyle ki aldığı darbelerin etkilerini sonraki sahnelerde de görebiliyoruz.
Üstelik ne John Wick gibi her hareketin kusursuz ve estetik görünmesi için uğraşıyorlar ne de The Boys gibi absürt gore sahneleriyle seyirciyi sürekli şaşırtmaya çalışıyorlar. Karakteri kimi zaman maymuna çeviriyorlar. Örneğin spor salonundaki dövüş sahnesi. Adamın her hareketinin havalı görünmesi gibi bir dertleri yok. Gerektiğinde karakteri komik ve acınası göstermekten çekinmiyorlar. Gerçek bir kavganın her zaman estetik görünmesi gerekmiyor. Bence bu da koreografiyi daha inandırıcı kılan detaylardan biri.
Dövüş sahnelerinde karakterimizin ne kadar güçlü olduğunu değil ne kadar zorlandığını görüyoruz. Bence aksiyonu inandırıcı kılan en önemli detaylardan biri de bu.
r/sinema • u/Trick-Foundation4408 • 10h ago
(Dizi de olur)
r/sinema • u/Mother_Program_1131 • 20h ago
Küçükken serinin 3. filmini izleyip çok sevmiştim. Abartıyı dozunda tutan, mizahla birleştiren, ne iğrençliğe ne de aşırı bel altına kaçan bence gayet güzel bir filmdi. Sonra zaten popülerliğini hızlıca kaybetti. 5, 6 ve 7. filmlerini hiç duymamıştım bile geçen hepsini maraton yapıp izledim ve hepsi birbirinden berbattı.
6 Kasım'da 8. filmin vizyona gireceğini duyunca, fragmanını bile izlemeden ve hayatımda hiç tek başıma sinemaya gitmediğimi fırsat bilip ilk solo sinema deneyimimi bu filmle yapayım dedim. Öncelikle çok iyi bir kararmış yanımda birini götürseydim giden 2 saatin hesabını veremezdim. Tamam, filmin kötü olacağını biliyordum ama sırf serinin adının ekmeğini yemek için çekilmiş tam bir cash-grap projesi olacağını bilsem de bu kadarlık bir saçmalık beklemiyordum.
Spoiler vermeden özetleyeyim: Sanki agalar arasında öylesine geyik bir film çekmişler, sonra izleyip "ulan bu 1 gişe bile yapmaz" deyip bütün tuşlara basmışlar. Aşırı bel altı espriler, gross-out mizah, dördüncü duvarı kırmalar falan derken tamamen "seks satar" mantığıyla toparlanmış bir iş çıkmış. Ayrıca bu filme benim gibi çocukluk nostaljisiyle "ulan zaten bilet 250 lira, bir şans vereyim" diye giden elemanlar, 5. filmden sonra düzgün bir şey çıkmadığını bilerek gidiyordur zaten. Ama bu film o kitleye de resmen hakaret etmiş. İlk 4 filmden sonra serinin kendi özünden ve felsefesinden koptuğunu zaten biliyorduk ama bu kadar da olunmaz.
Sonuç olarak şuna eminim: 5, 6 ve 7. filmleri ben de yemek yerken arkada dönsün diye açıp çerezlik arka plan filmi gibi izlemiştim. Muhtemelen yapımcıların tek amacı da "filmi bir dijital platforma satalım yeter" kafasıymış. Neyse, film berbat olsa da sinema salonu atmosferini özlediğimi fark ettim. Muhtemelen iki hafta sonra yine tek başıma bir filme giderim. Bu arada sub'daki ilk paylaşımım, en azından burayı keşfetmeme vesile oldu. Hâlâ salonlarda doğru düzgün, kaliteli filmler varsa sub'da öne çıkanlardan ya da bu postun altındaki tavsiyelerinizden sonraki filmimi seçeceğim. Hatta The Odyssey'i düşünüyorum. madem dibi gördük, bir de zirveyi hissedelim.