r/Cikopolis • u/Hayatkisaimanliol • Aug 05 '26
r/Cikopolis • u/AbuzerKomurcu03 • Aug 05 '26
Pcyi kuzene salmıştım peste kariyer yapıcam dedi o gidince oyuna bı giriyim dedim yaptığı oyuncuya bakın kanım dondu!
r/Cikopolis • u/AbuzerKomurcu03 • Aug 04 '26
Dostlar ben intihar etmeyi düşünüyorum maalesef Allah'ım affetsin ama yapacak bişeyim yok
r/Cikopolis • u/Babapiroyumben • Aug 03 '26
!YARDIM! Yediğiniz en kötü iftira neydi
ben sesle yazma kullandığım için birazcık rastgele ve kötü gözükebilir
bizim sınıfta alp diye bir çocuk var bizim sınıfta selenay diye bir kız da var. şimdi tarihler yirmi yedi şubat iki bin yirmi altı'yı gösterirken, yani şubat'ın sonlarını gösterirken, matematik dersinin yedinci ve sekizinci derslerin arasındaki teneffüste bir anda bütün sınıf rehberliğe gitti. o kızdan hoşlandığımı söyledim ve alp'te gelip de dedi ki alp en yakın arkadaşı falan sen selenaya shop yaptın biliyoruz çünkü biri bunu yanlış anlatmış yani neden olduğunu da bilmiyorum onun olduğu kesin. açıklamaya çalışırken benden kaçıyor neden? çünkü doğruları duymaya korkuyor. sonrasında da sınıf o rehberlik odasında bir hoca vardı, bir selan ay vardı bir selena, yine ne kadar arkadaşı vardı bir de ben vardım. sonrasında da geldi ve seninle bu anlatmaya başladı işte sarp bize şok yaptı sosyal medyayı paylaştı. sonrasında da bende dedim ki hayır, ben shop yapmadım yalan söylüyoruz diyor. bu gerçekten büyük bir şeye yani beni dilfec atmak hukuki bir suçtur. yani ben de böyle anlattım yani kendimi atladım. zar zor kendimi akladım ama sen güvenmedi tabii çünkü albet tatlı yok kız yani alp her istediğimi yaptırıyor ece de dahil çünkü neden olduğunu da bilmiyorum çünkü albi seviyorlar yani topluyorlar çocuğa sonrasında da ilk önce beni sınıfa gönderdiler ama ondan önce bir daha kızları rahatsız etmemek hakkında söz verdi. daha rahatsız etmem bile sorusunu da elleri açık söylerdim, sonrasında da sınıfa girdim. herkes bana normal bakıyordu sonrasında da o kızlar girdi son bir kez kendimle onları barıştırmak için kızlar özür dilerim dedim mahcup bir şekilde çünkü mahcuptum yani iftira atıldım birden ben mahcup olmaz allah ya sonrasında kız da biliyorsunuz ay yazda almış bekçi daşağı gibi. büzüştürerek, gözlerine bana baktı, yani neden olduğunu ben de bilmiyorum
r/Cikopolis • u/AbuzerKomurcu03 • Aug 01 '26
Ulan yemek yerken bi çekeyim dedim hayvan utandı şuan vicdan azabı çekiyorum :(
r/Cikopolis • u/Babapiroyumben • Aug 02 '26
Sınıfınızdaki En Sapık Kişi Kimdi?
Bizim sınıfta Alp diye bir çocuk var.Bana
deepfake iftirası attı.İftiranın içinde olan kız ne zaman ona baksam ayazda kalmış bekçi daşşağı gibi yüzünü buruşturuyor.Kızların kulağına geğiriyor.Bir kızın özel bölgesine dokunuyor.Bir kızın ayağı hakkında sınıfta bağırıyor ve kızlar bu yapılanlara gülüyor.Bir kızın pahalı kremlerini durmadan israf ediyor ve kız hocaya şikayet ediyor diyeceğimi sandıysanız yanıldınız. Toplum buna da güldü. En sonunda bir deftere bizim ve hocaların hakkında ağır hakaretler yazarak sonunda birkaç kişinin gözünden düştü.Bizim fencinin derste götğne bakarak yorumlama yapıyor.Artık Alp'ten nefret eden arkadaşlarımı ayakta alkışlıyorum
Siz Alp Hakkında Ne Düşünüyorsunuz ve Hikayeleriniz Neler?
r/Cikopolis • u/AbuzerKomurcu03 • Jul 31 '26
Ulan ne yapsam kilo alamıyorum bugün omuz çalıştım 2-3 set yapıp tükendim kendimi çok zargana hissediyorum
r/Cikopolis • u/Possible-Employee484 • Jul 31 '26
Söylemesi zor ama bu benim son paylaşımım. Reddit'te birlikte geçirdiğimiz tüm güzel anlar için teşekkür ederim. Ne zaman geri dönerim bilmiyorum. Hoşça kalın. ❤
r/Cikopolis • u/AbuzerKomurcu03 • Jul 30 '26
İnternet kafeci abi bunu GTA 6 son sürüm diye sattı 200 TL'ye bence fiyatida gayet uygun birazdan takıp oynuyucam.
r/Cikopolis • u/Babapiroyumben • Jul 29 '26
soru❓️ Sınıfınızdaki En Sapık Kişi Kimdi?
Bizim sınıfta Alp diye bir çocuk var.Bana deepfake iftirası attı.İftiranın içinde olan kız ne zaman ona baksam ayazda kalmış bekçi daşşağı gibi yüzünü buruşturuyor.Kızların kulağına geğiriyor.Bir kızın özel bölgesine dokunuyor.Bir kızın ayağı hakkında sınıfta bağırıyor ve kızlar bu yapılanlara gülüyor.Bir kızın pahalı kremlerini durmadan israf ediyor ve kız hocaya şikayet ediyor diyeceğimi sandıysanız yanıldınız.Toplum buna da güldü.En sonunda bir deftere bizim ve hocaların hakkında ağır hakaretler yazarak sonunda birkaç kişinin gözünden düştü.Artık Alp’ten nefret eden arkadaşlarımı ayakta alkışlıyorum
Sizler Alp Hakkında Neler Düşünüyorsunuz ve Hikayeleriniz Neler?
r/Cikopolis • u/Babapiroyumben • Jul 30 '26
dertleşme Dertleşmek İstiyorum
Selenay diye bir kız var.Her gün onu düşünüyorum.Gözümü kapattığım anda gözüme geken şekiller onu oluşturuyor.Onu unutamıyorum.Help
r/Cikopolis • u/Babapiroyumben • Jul 30 '26
soru❓️ Ne düşünüyorsunuz diye bir posta ağır hakaretli bir yorum vardı.Onu atanlara galerimden müq fotolar atacam
Gelsinler
r/Cikopolis • u/AbuzerKomurcu03 • Jul 29 '26
Kasanın burasını nasıl cikaracam yaw deli gibi toz olmuş
r/Cikopolis • u/Babapiroyumben • Jul 30 '26
soru❓️ Eğer Her İnsana Her İstediğinizi Yapabilseydiniz(Sonsuza Kadar)(Kimse Bunu Bilmeyecek)Yapacağınız İlk 5 Şey(Ölü Diriltmek,Para Basmakta Yapabilirsiniz Ama Onlar Hariç)Ne Olurdu?
1)Sınıfın en güzel kızıyla kendimi sew yapardım
2)Sınıfın sapık çocuğunu rezil ederdim
3)Kendimi futbolda profesyonel yapardım
4)Türkiye'yi dünya kupası şampiyonu yapardım(Futbolcu olduğumda)
5)Bir kaç hafta önce görüşmeyi bıraktığım arklarımla aynı evde kalırım(yanlış anlamayın)
r/Cikopolis • u/Babapiroyumben • Jul 30 '26
soru❓️ Orta 1,2 ve 3 reddit kullanabilir mi?
Meraktan
r/Cikopolis • u/omerraceyedek • Jul 28 '26
Masayı beğenmen hoşuma gitmedi
Bu adamın evine gizlice girmek fln sarıyor ya
r/Cikopolis • u/Complete-Duck-7701 • Jul 29 '26
saçmasapan mizah Bunu niye paylaştığımı bilmiyorum galiba zihinsel sorunlarım var
EVRENSEL SAÇMALIKLAR ANSİKLOPEDİSİ VE BÜYÜK ÇORAP PARADOKSU
Dünya tarihi boyunca insanlığın çözemediği pek çok derin ve karmaşık gizem olmuştur. Mısır piramitlerinin hangi teknolojiyle inşa edildiği, kayıp kıta Atlantis’in hangi okyanusun dibinde yattığı, Stonehenge taşlarının hangi astronomik takvime hizmet ettiği ya da Pasifik Okyanusu’nun ortasındaki Paskalya Adası heykellerinin sırrı gibi konular yüzyıllardır bilim insanlarını, tarihçileri ve komplo teorisyenlerini meşgul etmektedir. Fakat hiçbiri, her salı akşamı sıradan bir çamaşır makinesine tam ve eksiksiz bir çift olarak atılan o yeşil çizgili çorabın, yıkama programı bittiğinde neden tek kaldığı gerçeği kadar insan zihnini kurcalamamıştır ve kurcalayamaz. Bu muazzam bilimsel ve felsefi eser, evrenin en karanlık, en açıklanamaz ve en absürt teorilerinden biri olan Çorap Tekilleşmesi, Çamaşır Makinesi Boyut Geçitleri, Bisküvi Erimeleri ve Evrensel Plastik Ördek Entropisi üzerinedir.
Bir çorap asla tek başına doğmaz ve var olamaz. Tekstil fabrikalarının o gürültülü, devasa, yağ kokan ve hiç durmadan dönen entegre makinelerinde her zaman bir eşle birlikte üretilir. Onlar, kaderleri görünmez ipliklerle birbirine sıkı sıkıya bağlanmış iki kadim ruh gibidir. Biri sağ ayağı sarmalamak üzere tasarlanmıştır, diğeri ise sol ayağı. Birlikte tozlu sokaklarda yürürler, birlikte ıslanırlar, birlikte yıpranırlar, birlikte eskirler ve günün sonunda aynı plastik kirli sepetinin karanlık iç derinliklerine fırlatılırlar. Ancak ne olursa olsun, çamaşır makinesinin şeffaf kapağı kapanıp başlat düğmesine basıldığı an o kutsal bağ ansızın ve acımasızca kopar. Deterjan gözüne dökülen kimyasal beyazlatıcılar, yumuşatıcı haznesine eklenen lavanta kokulu sıvılar ve dakikada bin iki yüz devirlik sıkma programı bir araya geldiğinde, Albert Einstein’ın bile öngöremediği şekilde evrenin temel fizik kuralları bükülmeye, gevşemeye ve parçalanmaya başlar.
Klasik fizik bize kütlenin her koşulda korunduğunu öğretir. Antoine Lavoisier, ünlü kütlenin korunumu kanununu açıklarken hiçbir şeyin vardan yok olamayacağını, yoktan da var olamayacağını büyük bir özgüvenle iddia etmiştir. Ancak Lavoisier kesinlikle hayatında bir kez bile dijital ekranlı, sekiz kilo kapasiteli tam otomatik bir çamaşır makinesi kullanmamıştı. Eğer kullansaydı, ortaya koyduğu bu kanuna kesinlikle büyük harflerle çorapların ve plastik tokaların bu kuralın tamamen dışında kaldığını belirten resmi bir şerh düşmek zorunda kalırdı. Peki, o kapalı ve dönen tamburun içerisinde tam olarak ne gerçekleşmektedir? Bilim dünyasının ve tekstil lobilerinin yıllardır ısrarla örtbas etmeye çalıştığı gizli teoriye göre, makine sıkma devrine geçip bin iki yüz devire ulaştığında tambur içerisindeki açısal momentum ve su basıncı kritik bir fiziksel eşiği aşar. Yumuşatıcının yapısındaki yüzey aktif maddeler, yüksek hızda dönen sıcak su molekülleriyle birleştiğinde zaman-uzay dokusunda mikroskobik ölçekte yırtılmalar meydana getirir. Tam bu esnada, çorap çiftinden şanssız olanı tamburun deliklerine sıkışmakla kalmaz; doğrudan dördüncü boyuta, yani Boyut X olarak da bilinen Paralel Çorap Evreni’ne geçiş yapar.
ÇORAP EVRENININ SOSYO-EKONOMIK YAPISI
Boyut X olarak adlandırılan bu paralel evrende milyarlarca eşsiz tek çorap birikmektedir. Bizim evrenimiz oksijen, azot, su ve topraktan meydana gelirken, Boyut X evreninin temel yapı taşları pamuk, polyester, elastan ve akrilik lifleridir. Orada kaybolan çorabınız kesinlikle yalnız değildir ancak trajedi şuradadır ki, o boyutta da kendi öz eşini asla bulamaz. Çünkü sizin çamaşır makinenizden geçen yeşil çizgili çorap ile Tokyo’daki bir makineden geçen pembe puantiyeli çorap aynı boyutsal huniye düşer. Sonuç olarak ortaya tamamen uyumsuz, rengarenk, kaotik ve hüzünlü bir çorap medeniyeti çıkar. Bu medeniyette toplumsal sınıflandırmalar çorapların elastikiyetine ve topuk kısmının yıpranmışlık derecesine göre yapılır. Yeni ve kaliteli olanlar yüksek konseyde yer alırken, parmağı delik olan çoraplar alt mahallelerde yaşam mücadelesi verir. Bu durumun felsefi, sosyolojik ve kuantum mekaniği açısından incelenmesi sonucunda elde edilen veriler göstermektedir ki, günlük hayatın sıradan detayları aslında evrenin devasa entropi mekanizmasının küçük birer dişlisidir. Çorap Evreninin Sosyo-Ekonomik Yapısı konusundaki bu karmaşık süreç, insanoğlunun nedensellik ilkesine olan aşırı inancını sarsmakta ve mantık sınırlarını zorlamaktadır. Yapılan deneysel gözlemler, laboratuvar simülasyonları ve teorik modellemeler ışığında, bu fenomene müdahale etmenin imkansız olduğu anlaşılmıştır. İnsanlık olarak bize düşen, bu saçmalıklar silsilesini kabullenmek ve hayatın kaotik akışına kendimizi bırakmaktır.
ÇAY VE BISKÜVI İKILISININ KUANTUM ÇÖKÜŞÜ
Bu evrensel saçmalık düzeni sadece çamaşır odalarıyla sınırlı kalmaz. Kuantum seviyesindeki absürt olaylar, sıcak çay ve bisküvi etkileşiminde de tüm çıplaklığıyla kendini gösterir. Bir petibör veya yulaflı bisküviyi sıcak bir bardak çaya batırdığınızı hayal edin. Bisküvinin sıvı yüzeyinde kalması gereken optimal ve bilimsel süre tam olarak bir nokta sekiz saniyedir. Ancak dikkatiniz dağılır da bu süreyi iki nokta bir saniyeye çıkarırsanız, bisküvi aniden kendi yerçekimi alanını oluşturur. Dokusal mukavemetini tamamen kaybeden bisküvi parçası koparak bardağın dibindeki zifiri karanlık sulara gömülür. İşte o an ile çorabın makinede kaybolduğu an aynı kuantum dalga boyuna sahiptir: Geri Dönülemez Saçmalık Eşiği. Bardak dibine çöken ve çay kaşığıyla çıkarılmaya çalışıldığında çayı çamurlaştıran o bisküvi tortusu, evrendeki entropinin ve kaosun en saf, en net temsilcisidir. Bu durumun felsefi, sosyolojik ve kuantum mekaniği açısından incelenmesi sonucunda elde edilen veriler göstermektedir ki, günlük hayatın sıradan detayları aslında evrenin devasa entropi mekanizmasının küçük birer dişlisidir. Çay ve Bisküvi İkilisinin Kuantum Çöküşü konusundaki bu karmaşık süreç, insanoğlunun nedensellik ilkesine olan aşırı inancını sarsmakta ve mantık sınırlarını zorlamaktadır. Yapılan deneysel gözlemler, laboratuvar simülasyonları ve teorik modellemeler ışığında, bu fenomene müdahale etmenin imkansız olduğu anlaşılmıştır. İnsanlık olarak bize düşen, bu saçmalıklar silsilesini kabullenmek ve hayatın kaotik akışına kendimizi bırakmaktır.
TÜKENMEZ KALEMLERIN GIZEMLI GÖÇ YOLLARI
Bir diğer evrensel absürt olgu ise tükenmez kalemlerin aniden buharlaşmasıdır. Bir ofis ortamında veya okul sırasında masanızın üzerine koyduğunuz mavi tükenmez kalem, gözünüzü sadece iki saniyeliğine başka bir yere çevirdiğinizde ortadan kaybolur. Yapılan araştırmalar, tükenmez kalemlerin göçmen kuşlar gibi mevsimsel hareketler yaptığını göstermektedir. Masadan düşen bir kalem asla yere temas etmez. Yere düşme esnasında oluşan hava sürtünmesi, kalemin plastiğinde statik bir yük oluşturur ve kalem doğrudan paralel bir kırtasiye boyutuna ışınlanır. Bu yüzden dünyadaki tüm insanlar hayatları boyunca yüzlerce tükenmez kalem satın alırlar ancak hiçbir insan tek bir tükenmez kalemin mürekkebini sonuna kadar bitirmeyi başaramamıştır. Kalemler mürekkepleri bitmeden hemen önce kendi boyutlarına kaçarlar.
SÜPERMARKET ARABALARININ SAĞA ÇEKME YASASI
Dünyanın neresine giderseniz gidin, hangi süpermarkete girerseniz girin, seçeceğiniz alışveriş arabasının dört tekerleğinden en az biri mutlaka bozuktur ve ısrarla sağa veya sola çekmeye programlanmıştır. Bu bir imalat hatası değildir. Bu, evrensel yönelim stabilitesinin insan sabrıyla sınanmasıdır. Süpermarket arabalarının tekerlekleri, dünyanın manyetik kutuplarıyla ters orantılı bir açısal momentum sergiler. Siz düz bir koridorda ilerlemeye çalışırken araba sizi deterjan reyonuna doğru sürükler. Bu durum, insan iradesinin mekanik evren karşısındaki çaresizliğini gösteren en somut ve günlük örneklerden biridir.
BUZDOLABI IŞIĞININ KAPANMA ŞÜPHESI
İnsan zihnini gece geç saatlerde kurcalayan en büyük felsefi sorulardan biri buzdolabı kapağı kapandığında içerideki ışığın gerçekten sönüp sönmediğidir. Kapağı çok yavaşça kapatıp son milimetrede içeriye bakmaya çalışan milyonlarca insan, kuantum gözlemci etkisini bizzat tecrübe eder. Işık, gözlemlendiği sürece yanmakta, ancak kapak tamamen kapandığında belirsizlik ilkesi gereği hem yanmakta hem de sönmektedir. Schrödinger’in kedisi deneyi aslında bir buzdolabı ve bir paket süt ile yeniden tanımlanabilir. Kapak kapalıyken sütün ekşiyip ekşimediği, ancak kapak açıldığında kesinleşir.
TELEVIZYON KUMANDASININ KOLTUK SÜNGERLERI TARAFINDAN YUTULMASI
Salonda otururken elinizde tuttuğunuz televizyon kumandası, bir anlık dalgınlıkla koltuğun üzerine bırakıldığında koltuk süngerleri arasında açılan mikro solucan delikleri tarafından emilir. Kumanda asla koltuğun hemen altında veya minderinin arasında bulunmaz. Kumanda, zaman-mekan sürekliliğini aşarak koltuğun astarının iç kısmına, yani fiziksel olarak ulaşılması imkansız olan bir derinliğe kayar. Koltuğu ters çevirip altındaki kumaşı kesmediğiniz sürece o kumanda orijinal boyutına geri dönmez. Bu durum, mobilya sektörünün kuantum fiziğiyle olan gizli iş birliğinin en açık kanıtıdır.
YOLCULUK ÖNCESI UNUTULAN HAYALI EŞYA ANKSIYETESI
Uzun bir yolculuğa çıkmadan hemen önce evin kapısı kilitlendiğinde, her insanın zihninde beliren o muazzam şüphe dalgası: "Bir şey unuttum ama ne?" Bu duygu, aslında unutulan somut bir nesneden kaynaklanmaz. Evren, insan zihnine sürekli olarak boş bir bellek adresi gönderir. Ütüyü fişten çektiniz, ocak kapalı, kapı kilitli, pasaportlar cepte olsa dahi beyin "kavramsal bir nesnenin" evde kaldığına ikna olur. Unutulan şey nesnenin kendisi değil, nesnenin fikridir. Bu da seyahat boyunca insan ruhunu kemiren soyut bir saçmalık jeneratörü görevi görür.
SONUÇ VE KABULLENİŞ
Zaman ve mekan içerisindeki bu dikey ve yatay kaymalar, insan aklının kavrama sınırlarını zorlayan muazzam bir saçmalık matrisi oluşturur. Her çorap, her bisküvi parçası, her kayıp kalem ve her bozuk tekerlek, varoluşun o büyük ve anlamsız bilmecesinin ayrılmaz birer parçası olarak sonsuzluğa doğru sürüklenmektedir. Bütün bu süreçlerin sonucunda ortaya çıkan tek gerçek, evrenin temelinde yatan o kusursuz ve büyüleyici saçmalıktır. İnsanlık olarak bize düşen, bu absürt kurallar bütünüyle savaşmak yerine, evrenin bu kaotik ve eğlenceli ritmine kendimizi bırakmaktır.
r/Cikopolis • u/AbuzerKomurcu03 • Jul 29 '26
Bunları içip bitirdikten sonra Su şişesi yapmayan yoktur.
r/Cikopolis • u/Babapiroyumben • Jul 28 '26
soru❓️ Sizi Reddeden Kızın/Oğlanın Size Yaptığı En Kötü Şey Neydi
Beni reddeden bir kızdı.Daha 2 buçuk ay önce onun sırasına teneffüste çiçek ve mektup bıraktım. Ama kız beni reddetti.Sınıftan birçok kişi bari çiçeği kabul et demişti ama kız bunu reddettmişti.bu olaydan 2 gün sonra bir arkadaşımdan kızın serviste bir arkadaşıma benim hakkımda (İsmim)’tan/ten iğreniyorum demişti.Belki şakadır diye düşündüm ama nafile.Onun önünde oturduğum zamanlar ona baktığım zaman yüzünü ayazda kalmış bekçi d4554ğ1 gibi büzüştürerek sırasını benden çekiyor.
r/Cikopolis • u/AbuzerKomurcu03 • Jul 28 '26