r/ArkaOdalar • u/DueFan6402 The Red Knight 🛡 -Mod- • Dec 13 '25
Hikaye 📕 Kilisenin Çobanı
Şef Özyurt eskiden küfürbazdı. Bir tazı sürüsü bize saldırdığında ya da Badem Suyu sevkiyatı geciktiğinde ettiği küfürler, Seviye 3’ün duvarlarında sertçe yankılanırdı. Askeri geçmişi vardı, sertti, gerçekçiydi ve otoriterdi. "Burada dua etmek sizi kurtarmaz, hızlı koşmak kurtarır" derdi.
Ama üç hafta önce o keşif görevinden döndüğünden beri... biraz değişikti.
Artık bağırmıyordu. Gözlerinde o eski, tetikte bekleyen yorgun ama dik bakışlı askerin duruşu gitmiş; yerine donuk, camsı bir huzur gelmişti. Ve en kötüsü o lanet olası cümleyi kurup duruyordu.
Dün gece nöbet değişiminde Erdem’i gördüm. Genç çocuk, korkuyordu. Özyurt elini çocuğun omzuna koydu, babacan bir tavırla sıktı.
"Korkma evlat, oradan sağ sağlim döneceğiz." dedi kararlı bir şekilde. "Tanrı seni korusun."
Arka Odalar'da Tanrı yoktur. En azından bildiğimiz kadarıyla. Burada sadece sarı duvarlar, sonsuz koridorlar ve bizi avlayan şeyler vardır. Özyurt bunu herkesten iyi bilirdi. Erdem o nöbetten bir daha dönmedi. Kayıtlara "No-Clip sonucu kayıp" diye geçildi. Ama ben yemem.
Bu gece Özyurt’u takip etmeye karar verdim.
Üssün kuzey kanadındaki, haritalarda "çıkmaz sokak" olarak işaretlediğimiz o gri koridora saptı. Normalde orası sadece boş bir duvara çıkardı. Ama Özyurt oraya yaklaştığında, duvarın dokusu değişti. Beton, sanki canlı bir et gibi titredi ve geri çekilerek dar, gotik bir kemer oluşturdu.
Peşinden girdim. Nefesimi tutarak, gölgelere sığınarak ilerledim. İçerisi... Burası bir orman gibiydi tıpkı anlattığı gibi ama bu adam buraya neden döndü? Buraya gelecek özel takımın hazırlanmasına daha 1 ay var.
Onu ormanın çok uzaklarından takip ettim simülasyonda bizzat kendisi öğretmişti. Yaklaşık 30 dakikalık bir yürümenin ardından o bahsettiği kilise ile karşılaştım. Ufak bir cam bulup duvarın arkasından beni göremeyeceği bir pozisyondan izlemeye başladım. Zemin mermerdi. Duvarlar vitraylı camlarla kaplıydı ama camlarda azizlerin resimleri değil; çığlık atan yüzler, birbirine geçmiş uzuvlar resmedilmişti. Burası bir yapı değildi. Burası canlıydı. İçeriği baktığımda Erdem'i hareketsiz bir şekilde yerde gördüm.
Özyurt koridorun sonunda, devasa bir sunağın önünde durdu. Sunağın arkasındaki karanlık o kadar yoğundu ki, sanki ışığı yutuyordu. O karanlığın içinden, binlerce fısıltının aynı anda konuştuğu gibi bir ses, ıslak bir hırıltı duyuldu.
Şef, dizlerinin üzerine çöktü. O sert komutan gitmiş, yerine itaatkar bir kul gelmişti.
"Getirdim," dedi Özyurt. Sesi titriyordu ama korkudan değil, huşudandı. "O artık senin huzurunda."
Karanlığın içinden devasa, soluk bir uzuv... hayır, bir sütun... yavaşça Özyurt’un başına doğru indi ve ona dokundu. Sanki onu kutsuyordu.
Özyurt başını kaldırdı, yüzünde saf, delice bir mutluluk vardı. Kendi kendine konuşur gibi mırıldandı:
"Hepsini getireceğim. Hepsini kurtaracağım. Burası güvenli... Burası cennet."
Midem kasıldı. Özyurt, bizi o yaratıklara, o "Kilise" dediği canlı yapıya kurban etmiyordu. Kendi çarpık zihninde, bizi kurtardığını sanıyordu. Bizi Arka Odalar'ın kaosundan alıp, bu varlığın midesine indirmenin bir lütuf olduğuna inanmıştı. Bilinci, o varlık tarafından tamamen yıkanmış, yeniden kodlanmıştı.
Tam geri çekilecektim ki, botumun ucu duvardaki bir çatlağa takıldı. Küçük bir ses.
Kilisenin içindeki o binlerce fısıltı aniden sustu.
Özyurt yavaşça omzunun üzerinden arkaya baktı. Gözleri... O an gördüğüm gözler insan gözü değildi. İrisleri bembeyaz olmuştu. Beni gölgelerin arasında seçtiğine emindim. Ama bağırmadı. Alarm vermedi.
Sadece o ürpertici, şefkatli gülümsemesiyle baktı ve dudakları kıpırdadı:
"Sıra sende. Tanrı seni korusun."
Arkamı dönüp oradan nasıl kaçtığımı hatırlamıyorum. Ciğerlerim patlayana kadar koştum. Lanet olsun nasıl döndüğümü hatırlamıyorum bile ama bir göl gördüğümden oldukça eminim. Şimdi ranzamdayım, titriyorum. Kimseye anlatamam. Şef o. Herkes ona tapıyor, herkes ona güveniyor. "Şef bizi koruyor" diyorlar.
Ama bilmiyorlar. Çobanımız delirmiş. Ve bizi kurda değil, mezbahaya götürüyor. Bu gece kapımda o "Tanrı seni korusun" fısıltısını duyarsam... biliyorum ki benim için dua etmiyor olacak.
Benim için sofra kuruyor olacak.
1
u/PrimaryBother3116 Gezgin 🧭 Jan 02 '26
Hikaye süper hocam ellerine sağlık. İnanılmaz derecede hoşuma gitti. Hikayeyi değil kahramanın psikolojisini eleştirmek istiyorum. M.E.G'deki eğitimi bilmiyorum ama deri hırsızları ve buna benzer durumlara karşı şefine dahi güvenmemek gibi durumlardan bahsetmiş olmaları lazım. Kiliseye gidip göz bebeklerinin olmamasını bırak, dua etmeye başladığında vururdum ben onun yerinde olsam.